Anasayfa arrow Dünyada Dava arrow Yemen'den Dâvâ Haberleri
 [Detaylı_Ara]
Anasayfa
HİLÂFET ÖZEL
Beyanname
Siyâsi Tahlil
Kitaplar
Haber - Yorum
İktibas
Dünyada Dava
Multimedya
Fikir - İnceleme
Kavram
Sohbet
Soru-Cevap
Sizden Gelenler
Linkler
İletişim
Detaylı Arama

 Yazarlar

Editör
Esad Mansur
Esma Sıddık
Fuad Hamidoğlu
Mahmud Gıtal
Mehmed Aydın
Saliha Aydın
Sümeyye AVCI
Tahir Şanlı
Zeynep Afra
Bir Ayet

17/50-51 De ki: "İster tas veya demir ya da kalbinizde büyüttüğünüz başka bir yaratık olun, yine de dirileceksiniz." "Bizi tekrar kim diriltir?" derler; de ki: "Sizi ilk defa yaratan. "Sana başlarını sallayarak: "Ne zamandır bu?" derler. "Yakında olması mümkündür" de.
Kur'an'da Ara
Aranacak kelimeyi giriniz
  
Al-islam.com'a teşekkür ederiz.
Bir Hadis

"Hoşuna gitsin gitmesin Allah'a isyan ile emir olunmadığı müddetçe müslümana dinleyip itaat etmek düşer. Şayet Allah'a isyanla emredilirse ne dinlenir ne de itaat edilir." (Müslim, Buhari, Ahkam, 6611)
Kitap

Siyasi Meseleler [İşgâl Edilmiş Müslüman Beldeler]

Yemen'den Dâvâ Haberleri Yazdır E-Posta
Hizb-ut Tahrir Yemen Vilâyeti
16 Aralık 2005 Cuma

Image1. Mîlâdî 28-30 Haziran 2005 günlerinde San’a’da toplanan İslâm Konferansı Örgütü 32. dönem Dışişleri Bakanları Toplantısı münâsebetiyle, 02.07.2005 günü Hizb-ut Tahrir / Yemen Vilâyeti’nin şebâbı “Batı’nın Külleri ve Ümmetin Ğulleri San’a’da Buluşuyorlar” başlıklı beyannâmeden 8.000 adet dağıttılar.

2. 12.07.2005 günü Hizb-ut Tahrir / Yemen Vilâyeti’nin şebâbı “Kalıcı Vergiler Toplamak İslam’da Haramdır, Aslolan Genel Satışlar Vergisini Azaltmak Değil Kaldırmaktır!” başlıklı beyannâmeden binlerce adet dağıttılar. Tüccarlara ve şirketlere dağıtım sırasında birçok büyük tüccarlardan, özellikle şer’î yönden incelenmesinden dolayı büyük ilgi gördü. Ta’z’daki tüccarlara onu dağıtan kardeş Ramzî ise tutuklandı.

3. 22.07.2005’te, Cumâ Namazı’ndan sonra ve Genel Satışlar Vergisi’ni protesto eden göstericiler üzerine güvenlik güçleri tarafından ateş açılan kanlı Çarşamba ve Perşembe’nin ardından Hizb-ut Tahrir / Yemen Vilâyeti’nin şebâbı, “Laikliği Benimsemek, Ölümcül Dozun Sebebidir” başlıklı beyannâmeyi, Yemen kentlerinin büyük mescidlerinde, ordudan binlerce asker ile tepeden-tırnağa silahlarla donatılmış, tanklar ve zırhlı araçlarla da desteklenmiş güvenlik birimlerinin varlığına rağmen tüm cesâretlerini ve güçlerini ortaya koyarak mücâdeleci bir üslup ile dağıttılar. Ancak şebâb, îman ve cesâret bakımından onlardan daha güçlü idi. Nitekim güvenlik birimleri kendilerini tartakladığı halde şebâb insanlar arasında dağıtımı sürdürdü. Bunun üzerine beyannâmeyi okuyan ve üzerlerinde taşıyan insanlardan birçoklarını tutukladılar. Özellikle Yemen Savunma Bakanlığı kapısına bakan Câmi’-uş Şuhedâ’da askerler ve rütbeli subaylar, beyannâmenin kopyalarından alıp mescidin ve bakanlığın çevresinde toplanmış bir halde okuyorlardı. İşte böylesine yoğun bir güvenlik çemberine rağmen onlar, Ta’z’daki Cami’-ul Kuveyt’te beyannâme dağıtan Üstâz Muşîr Hezâ’a’dan başkasını yakalamaya güç yetiremediler.

4. Yaklaşık bir hafta sonra, Ta’z’daki güvenlik birimleri, Ta’z’ın ez-Zeyle’î bölgesine bir askerî operasyon ve silahlı milis saldırısı düzenleyip evlere zorla girerek şebâbdan bir kısmını tutuklamaya kalkıştılar. Ancak kadınlar ve çocuklar, tüm güçleriyle onlara karşı koyup bu casusları evlerine girmekten men ettiler. Hatta onlardan bir kadın vardı ki [Kalaşnikof] silahını güvenlikçi adamların suratlarına doğrultup onlara şöyle dedi: “Hanginiz eve girmek istiyor, bakalım?” Böylece onları korkutunca geri dönüp gittiler. Doğrusu o, hakikaten mü’mine bir kadın idi. Bu, 03.08.2005 günü meydana geldi. Yine de şebabdan ikisini tarım arazilerinde buldular. Onlar, Üstâz Sâdık Mebrûk ile Mûsâ Muhammed Nâşir idi. İki gün sonra da bu saldırılar sürdü ve takviye güçler ile Üstâz ‘Abduh Nâşir Ahmed tutuklandı. Bunun üzerine kadınlar güvenlikçi adamların yüzlerine karşı şöyle bağırdılar: “Hizb-ut Tahrir’in şebâbı, hatta onların ayakkabıları bile, sizden ve devletinizden daha hayırlıdır!” Sonra da mazlum tutukluyu almaya gelen araçların önünde toplandılar. Fakat güvenlik birimleri, beraberlerindeki tutuklu ‘Abduh Nâşir’i alarak kadınlar topluluğundan kaçırabildiler.

5. Aranan şebâb, çekişmeler sırasında evlerinde idiler. Fakat o mü’mine kadının direnişi sayesinde dışarı çıkabildiler. Bununla beraber güvenlik birimlerinin göstericilerin üzerine ateş açmasına ilişkin mezkur beyannâmenin dağıtımından dolayı aranan şebâbın tutuklanması için sürdürülen izleme ve takip devam etti.

Diğer taraftan Hizb-ut Tahrir, yoğun bir medya kampanyası başlattı ve insan hakları örgütlerinin başkanları, İnsan Hakları Bakanı ve Temsilciler Meclisi’nin İnsan Hakları Komitesi ile görüşmeler düzenledi. Kendilerine beyannâmeler sunularak bölge halkının, şu ifadelerin yer aldığı mektupları iletildi:


--------------------------------------------------------------------------------

“Biz, Ta’z kentinin el-Mudîriyye ez-Zeyle’î halkı olarak, size şu şikâyetlerimizi bildiriyoruz: …Halkımız, kadınlarımız ve çocuklarımız üzerindeki eziyeti kaldırın! Nitekim birçok askerî birlik ve silahlı milisler evlerimize saldırıp ailelerimizi korkutmuşlardır. Bu barbarları durduran kadınlarımız olmasaydı, bu çirkinliklerini sürdüreceklerdi. Bu olay, 03.08.2005 günü meydana geldi. Onların evlerimize saldırmalarının gerekçesi, Hilâfet’i kurmaya çağıran Hizb-ut Tahrir’in üyeleri olan gençlerin varlığı idi. Sizden, Ta’z’daki Siyâsî Güvenlik Müdürü’nün yürüttüğü bu zulmü kaldırtmanızı, haksızlıkla tutuklanmış olanları serbest bıraktırmanızı, hurumâta yönelik tâcizlerin, tecâvüzlerin ve tâkibatları sona erdirmenizi rica ediyoruz ve zâlimi zulmünden vazgeçiresiniz ve mazlum üzerinden de zulmü kaldırasınız diye size Rasulullah [SallAllahu ‘Aleyhi ve Sellem]’in şu kavlini hatırlatıyoruz:

İster zâlim ister mazlum olsun, kardeşine yardım et!

İmza:

Ta’z ili el-Mudîriyye ez-Zeyle’î halkından kardeşleriniz


--------------------------------------------------------------------------------

6. Halka yönelik baskılar nedeniyle İnsan Hakları Bakanlığı, Merkezî Siyâsî Güvenlik Birimleri Başkanı’na bir mektup göndererek kendisinden tutukluların serbest bırakılmasını ve haksız tâcizlere ve tutuklamalara son verilmesini talep etti.

7. Hûd İnsan Hakları Örgütü de Merkezî Siyâsî Güvenlik Birimleri Başkanı’na, İnsan Hakları Bakanı ve Genel Temsilcisi’ne birer mektup göndererek herhangi bir yasal gerekçe ve eylem suçlaması olmaksızın gerçekleştirilen, anayasalarına ve kanunlara aykırı bu tâcizleri ve baskıcı eylemleri kınadı.

8. eş-Şûrâ Gazetesi, 10.08.2005 tarihli 516. sayısında “[Hizb-ut Tahrir ile ilişkili oldukları suçlamasıyla Ta’z’da tutuklanmalarından sonra] Ahâli, evlatlarının serbest bırakılması için harekete geçti” başlıklı bir haber yayınladı. Haberde şöyle denildi: “Siyâsî güvenlik birimleri geçen 3 Ağustos Çarşamba günü, kentteki el-Mudîriyye ez-Zeyle’î evlatlarından üçünü, İslâmî Hilâfet’in kurulmasına dâvet eden Hizb-ut Tahrir ile ilişkili oldukları suçlamasıyla tutuklamak üzere bölgede askerî bir operasyon düzenledi. Daha önce de bölgedeki siyâsî güvenlik birimleri el-Mudîriyye’nin evlatlarından ikisini aynı gerekçe ile tutuklamışlardı. el-Mudîriyye ahâlisinden bir grup tarafından gazetelere gönderilen mesajda, zâlimâne olarak tanımladıkları bu tutumlardan dolayı bölgenin mâruz kaldığı dehşetin, korkunun ve hakâretin boyutları, herhangi bir yasal gerekçe veya eylem suçlaması olmaksızın tutuklananların mâsumiyeti vurgulanarak gözler önüne serildi. Yine mektuplarında bölgedeki siyâsî güvenlik başkanından tutukluları serbest bırakmasını ve tâcizlere son verilmesini talep ederek hurumâta saldırılmamasını ve bu tavırlar yüzünden bölge halkı, kadınlar ve çocuklar üzerinde hissedilen baskıların kaldırılmasını istediler.”

9. en-Nehâr Gazetesi de 11.08.2005 tarihli 169. sayısında “Zorbalık” başlıklı bir haber yayınladı. Haberde şöyle denildi: “Silahlı ve sivil giyimli güvenlik birimleri geçen Çarşamba günü, İslâmî Hilâfet’i kurmaya dâvet eden Hizb-ut Tahrir ile ilişkili olan kişiler bulunduğu gerekçesiyle Ta’z ilinin ez-Zeyle’î bölgesindeki birçok eve zorla girdiler. Birçok vatandaş sivil toplum kuruluşlarına, İnsan Hakları Bakanlığı’na, insan hakları örgütlerine ve Temsilciler Meclisi’nin İnsan Hakları Komitesi’ne başvurarak baskıların kaldırılmasını ve Hizb-ut Tahrir ile ilişkili oldukları suçlamasıyla siyâsî güvenlik tarafından tutuklanan Sâdık ‘Alî Mebrûk, Mûsâ Muhammed Nâşir es-Sâni’, ‘Abduh Nâşir es-Sâni’, Muşîr ‘Abduh Muhammed Hezâ’a ve Ramzî Ahmed Hayder’in serbest bırakılmasını talep etti.”

10. Daha sonra Hizb-ut Tahrir, “Siyâsî Güvenlik Birimleri, Hem Anayasayı ve Yasaları Çiğniyor, Hem de Hizb-ut Tahrir’den Onlara Uymalarını İstiyor!” başlıklı bir basın açıklaması dağıttı. Açıklamada yönetim sistemine ve güvenlik birimlerine, ideolojisi İslam olan siyâsî bir parti olarak Hizb-ut Tahrir’in düşüncesi, metodu ve gâyesi hatırlatılarak, “Tüm dünya şâhittir ki Hizb-ut Tahrir, ideolojisi İslam olan siyâsî bir partidir. Siyâset onun ameli ve İslam onun ideolojisidir. İşte bu nedenle kurulduğu 1953 yılından beri hiçbir maddî şiddet eylemi işlememiştir” denildi. Yine “Diğer taraftan, bu ülkede misyonerist, masonik ve siyonist fikirlerin yayılmasına, zehirlerini akıtmalarına, şerir işlerini gerçekleştirmelerine hiçbir kısıtlama konulmayıp güvenlik birimlerinin bunlara karşı kılları kıpırdamazken İslâmî fikirlerin ve hükümlerin yayılması engellenmiş değil midir?” diye sorularak Allah [Subhânehu ve Te’alâ]’nın şu kavli hatırlatıldı:

Onlar doğruluk yolunu görürlerse onu yol edinmezler. Fakat azgınlık yolunu görürlerse hemen ona saparlar. Bu, onların âyetlerimizi yalanlamalarından ve onlardan gâfil olmalarından dolayıdır. [el-‘Arâf 146]

Son olarak Yemen halkı ve özellikle ülkenin etki sahipleri; bu zulüm karşısında yerlerinde oturmamaya, Dâvâ taşıyıcılarını desteklemek üzere harekete geçip Râşidî Hilâfet’i kurmak üzere Hizb-ut Tahrir ile birlikte çalışmaya ve zâlimlerin zindanlarında tutulan tutukluları ve diğer tüm mazlumları serbest bıraktırmaya dâvet edildi.

Hizbin Ta’z’daki şebâbı da benzer şekilde Siyâsî Güvenlik Müdürü Faysal el-Bahr ile bölge vâlisi Ahmed ‘AbdAllah el-Hicrî’ye mektuplar göndererek Ümmetin, muhlis evlatlarını tutuklayarak giriştikleri bu sorumsuz ve keyfî tutumlarını kesinlikle unutmayacağını kendilerine açık bir dil ile ifade ettiler.

11. Hizb-ut Tahrir’in ve halkın bu girişimlerinden sonra güvenlik birimleri 09.08.2005 günü, kardeşlerden Sâdık Mebrûk, Mûsâ Muhammed Nâşir ve ‘Abduh Nâşir Ahmed’i serbest bıraktılar. Fakat Muşîr ‘Abduh Muhammed Hezâ’a ve Ramzî Ahmed ‘Abduh Hayder, bölgedeki siyâsî güvenlik zindanlarında kaldı.

Allah [Subhânehu ve Te’alâ]’dan hepsini kurtarmasını ve İkinci Râşidî Hilâfet’in kuruluşunu çabuklaştırmasını niyâz ediyoruz.

Ve’s Selâmu ‘Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakâtuh,

 

 Image
  Hizb-ut Tahrir
  Yemen Vilâyeti

H. 05 Receb 1426
M. 11 Ağustos 2005

 

 

< Önceki   Sonraki >
20 Kasım 2008 Perşembe
22 Zilkade 1429

Tarihin En Büyük Hilâfet Konferansı Gerçekleştirildi

.:: ALINTI ::.
 
Laik değerlerin kadınlara yeni eziyeti
Asma Saleem | 26.10
 
Kapitalizmin son aşaması: Birleşik devletçi devletler topluluğu
Kaan Benli | 24.10
 
İslam Medeniyeti ve Bilim
| 18.10
 
Halifeye ne kadar ödeme yapılır?
Abdul Kareem | 12.05
 
Filistin'in Tibet'ten eksiği ne?
| 23.04
 
FATİH SULTAN MEHMED'İN AYASOFYA VAKFİYESİ
| 15.04
| Anasayfa :: Yazarlar :: Beyan /Bildiri :: Basın Açıklamaları :: Siyâsi Tahlil :: Kitap :: Haber - Yorum :: Linkler :: İletişim |