Anasayfa arrow Yazarlar arrow Fuad Hamidoğlu arrow Amerika'lı yazar, 'İslam Devleti' fikrine dikkat çekti
 [Detaylı_Ara]
Anasayfa
HİLÂFET ÖZEL
Beyanname
Siyâsi Tahlil
Kitaplar
Haber - Yorum
İktibas
Dünyada Dava
Multimedya
Fikir - İnceleme
Kavram
Sohbet
Soru-Cevap
Sizden Gelenler
Linkler
İletişim
Detaylı Arama

 Yazarlar

Editör
Esad Mansur
Esma Sıddık
Fuad Hamidoğlu
Mahmud Gıtal
Mehmed Aydın
Saliha Aydın
Sümeyye AVCI
Tahir Şanlı
Zeynep Afra
Bir Ayet

37/147 Onu, yüzbin veya daha çok kişiye peygamber olarak gönderdik.
Kur'an'da Ara
Aranacak kelimeyi giriniz
  
Al-islam.com'a teşekkür ederiz.
Bir Hadis

"...Cihad, Allah beni gönderdiği günden, ümmetimin sonuncusu deccal ile savaşasıya kadar yürürlüktedir. Zalimin zulmü ve âdilin adaleti bunu geçersiz kılmaz." Ebu Davud, k. Cihâd, 2170
Kitap

Siyasi Meseleler [İşgâl Edilmiş Müslüman Beldeler]

Amerika'lı yazar, 'İslam Devleti' fikrine dikkat çekti Yazdır E-Posta
islamdevleti.org
15 Temmuz 2006 Cumartesi
Image 'Vakti gelen Hadaret'

'Eğer 'İslam Devleti' fikri Müslüman halka egemen olursa, o zaman yeryüzünde en güçlü ordu bile onu durduramaz.'

ÖNSÖZ

ABD'nin üç ayrı eski devlet başkanları (R. Nekson, Grean Ford ve Ronald Reagen)'nın yüksek müsteşarı, ünlü gazeteci ve Amerikan başkanlığının adayı Patrick J. Buchanan, 23.06.2006 tarihinde ve 'Vakti gelen bir düşünce' başlıklı bir yazı yazmıştı. Buchanan, yazısında hayat nizamı olan İslam'ın hayat ortamında tekrar hakim olmasının sadece bir 'an meselesi' olduğunu açıkça ifade ediyor. Ayrıca Müslümanların da komünizm, kapitalizm ve milliyetçilik gibi İslam'a alternatif olarak sunulan fikirleri deşifre ettikleri, İslam'ın da kendi problemlerinin tek çözümü olduğu ve Müslümanların artık dinlerini ikame edip onu toplumda hakim kılmak istedikleri ifadeleri de yer alıyor. Yazar, ABD'nin sahip olduğu güç ve ordulara rağmen işe yaramayacağını söylüyor. Çünkü ABD, bu asırda gelecek olan hadaratı (İslam'ı) engelleyememektedir. Şimdi okurlara, makalenin orijinalini bozmamak ve manayı ihlal etmemek kaydıyla tercümesini sunuyoruz:

1938'de katolik ve derin bakışıyla ünlü bir ingiliz, bir yerlerde bazı bulutlar toplanıp dağılırken, ufkun öbür ucunda geri dağılmamak üzere toplanıyordu. Bu sözler, kıvrak zekaya sahip olan yazarın adı Hilary Bilok'a ait. Şöyle diyordu Bilok: (Ben, İslam'ın her an mücadele ve çatışma ortamına tekrar girebileceğini görürüm. Çocuklarımız veya torunlarımız Batı ile bin seneden fazla hüküm süren ve ezeli düşman olan İslam arasındaki bu çatışmanın yeniden canlanmasına tanık olacaklar).

Avrupa'da hırıstıyanlık biterken, İslam geçmişte de olduğu gibi 21. y.y'ı sarsacak şekilde yeniden canlanmaktadır. Gerçek şu ki biz; hem Irak'ta sünni ve şiilerin mücahit direnişçilerine ve aynı zamanda Afganistan'da sürekli prestij/itibar kazanmakta olan Taliban hareketine karşı çatışmak üzere Amerikan ordusu olarak savaşırken, Müslümanların Allah'a yalvarıp yakararak, O'na daha da bağlandıklarını görürüz. Bütün bunlar ünlü yazar Victor Hogo'nun şu sözlerini aklımıza getiriyor: Bir güç ne kadar olağan üstü olursa olsun, vakti gelmiş bir fikrin doğmasını engelleyemez.

Düşmanlarımızın/karşıtlarımızın bize karşı verdikleri mücadelenin gayesi çok yücedir. Zira onlar; Allah'tan başka ilah olmayıp, Muhammed’in de O’nun peygamberi olduğuna, İslam'ı temsil eden Kur'an'ın da Allah'a ve cennete giden tek yol olduğuna, toplumun işlerinin de şeriata göre yürütülmesinin gerektiğine inanmaktalar. Bunların hepsini İslam Nizamı'nı karşılıyor. Müslümanlar bir çok başarısız tecrübelerden sonra yegane çözümün kendi dinleri olan İslam olduğunu anlamışlardır. Başkası değildir. İşte bu gaye ve fikrin karşısında alternatif olarak biz artık hangi fikir ortaya koyabiliriz? Amerikalılar, özgürlüklerin insan saygınlığına uygun olduğuna, demokrasi ve serbest piyasa gibi kriterlerin de herkes için yegane mutluluk kaynağı olduklarına inanırlar. Tıpkı Batı'da ve Asya kıtasının bir kısmında olduğu gibi (ancak bu İslam'a taban tabana aykırıdır).

Müslümanlara gelince; laik Mustafa Kemal Atatürk geldiğinde birçok köklü değişiklik yapmıştı. Bu nedenle de milyonlarca Müslüman İslam'a alternatif olan Batı hadaretini benimsemek zorunda kalmışlardı. Zira Türkiye, yönetildiği İslam'dan uyaklaştırılarak soyutlanmıştı. Ancak biz bugün çok farklı bir manzaranın karşısındayız. On milyonlarca Müslüman Batı hadaretini red ederek, berrak ve saf olan asıl kökleri İslam'a dönmeye başladılar. Yine gerçek şu ki, İslam'ın sebatlık ve dayanıklılık sıfatları kişiye hayranlık bırakır. Nitekim Osmanlı İmparatorluğunun (!) iki asır içinde uğradığı yenilgilere ve Kemal Atatürk’ün Hilafeti ilga etmesine rağmen, İslam canlı bir şekilde kalmayı başardı. İslam, yönetime ulaşmayı başaran ve Batı yaşamından etkilenen birçok nesillerin karşısında direndi. Yine yönetimde Batı'ya bağlı olan Mısır, Irak, Libya, Etopya/Habeşistan ve İran gibi ülkelerdeki kral ve yöneticilere büyük bir dayanıklılık gösterdi. İslam bununla yetinmeyip, komünizmi kolayca çürütüp 1967'de oluşan Nasıri hareketini de büyük bir yenilgiye uğrattı. (Nasıri hareketi; Mısır yöneticisi olan Cemal Abdulnasır'a nispeten koyu Arap milliyetçiliğine dayanan bir hareket idi -mütercim-). Ayrıca İslam, Arap dünyasında yayılan vatancılık bağından çok daha dayanıklı olduğunu bir kez daha kanıtladı. Şu anda İslam'ın, dünyanın son güçlü devleti olan ABD ile çatıştığını görüyoruz.

Yazar Buchanan özet olarak sözlerine şöyle devam ediyor: “Bugün İslam yayılırken, ABD'nin Fas'tan Pakistan'a kadar uzanan İslam âlemindeki imajı çok kötüdür. Bunu Amerika çok iyi bilmesi gerekir. Yine İslam âlemindeki yöneticiler lüks bir hayat yaşarken, kendi vatandaşları ise aşırı fakirlik içinde kıvranmaktadırlar. İşte bu yüzde Müslümanlar; İslam âlemindeki geniş çapta yayılan ABD'nin nüfuzu, Allah'ın kendilerine verdiği nimet ve servetleri çalmak üzere var olan bir varlık olarak görmektedirler. Bununla yetinmeyen ABD, Müslümanları aşağılayan ve Filistinlilere zülüm yapan 'İsrail'i de desteklemektedir. Bu yüzden İslamcılar (!) insanların desteğini ve güvenini kazandılar.

Yazar Buchanan çok anlamlı bir şekilde soruyor: 'Bütün bunlardan sonra kazandık diye nasıl söyleyebiliriz?'. Devamla; “Eğer 'İslam Devleti' fikri Müslüman halka egemen olursa, o zaman yeryüzünde en güçlü ordu bile onu durduramaz.

Makalenin sonunda Buchanan şu soruyu sorar: “Acaba bütün bunlardan sonra yeni bir siyasete ihtiyaç duymuyor muyuz?”

Makalenin tümünü okumak için tıklayabilirsiniz

Arapça metninden tercüme: Fuad Hamidoğlu
13.07.2006

< Önceki   Sonraki >
20 Kasım 2008 Perşembe

Tarihin En Büyük Hilâfet Konferansı Gerçekleştirildi

.:: ALINTI ::.
 
Laik değerlerin kadınlara yeni eziyeti
Asma Saleem | 26.10
 
Kapitalizmin son aşaması: Birleşik devletçi devletler topluluğu
Kaan Benli | 24.10
 
İslam Medeniyeti ve Bilim
| 18.10
 
Halifeye ne kadar ödeme yapılır?
Abdul Kareem | 12.05
 
Filistin'in Tibet'ten eksiği ne?
| 23.04
 
FATİH SULTAN MEHMED'İN AYASOFYA VAKFİYESİ
| 15.04
| Anasayfa :: Yazarlar :: Beyan /Bildiri :: Basın Açıklamaları :: Siyâsi Tahlil :: Kitap :: Haber - Yorum :: Linkler :: İletişim |