Anasayfa
 [Detaylı_Ara]
ALLAH'IN DİNİNİN KORUNMASI -3- Yazdır E-Posta
Tahir Şanlı
21 Ocak 2012 Cumartesi

"Sen Allah'ın dinini koru ki, Allah da seni korusun. Allah'ın dinini koru, O'nu yanında bulursun."

3. Bölüm

1-  Peygamberler vasıtası ile dinin hayata indirilmesi ve korunması:

Allahu Teala bu dini Resulu Hz. Muhammed Sallallahu Aleyhi Ve Sellem'e vahyederek insanlara ulaştırmıştır. Bu dinin ilk muhatabı Resulullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellem'dir. Bu hususta Allahu Teala şöyle buyurdu:

إِنَّا أَوْحَيْنَا إِلَيْكَ كَمَا أَوْحَيْنَا إِلَى نُوحٍ وَالنَّبِيِّينَ مِن بَعْدِهِ

"Nuh'a ve ondan sonra gelen Peygamberlere vahyettiğimiz gibi sana da vahyettik..." (Nisa 163)

Resulullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellem Allah'tan aldığı bu dini insanlara ulaştırmak ve yerine getirmekle sorumlu kılınmıştır. Bu din kemale erene kadar/tamamlana kadar Allah onu bu yolda korumuştur. Allahu Teala şöyle buyurdu:

يَا أَيُّهَا الرَّسُولُ بَلِّغْ مَا أُنزِلَ إِلَيْكَ مِن رَّبِّكَ وَإِن لَّمْ تَفْعَلْ فَمَا بَلَّغْتَ رِسَالَتَهُ وَاللّهُ يَعْصِمُكَ مِنَ النَّاسِ

"Ey Peygamber! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan, O'nun verdiği peygamberlik görevini yerine getirmemiş olursun. Allah, seni insanlardan korur..." (Maide 67)

Tirmizi, Hakim ve Ebu Naim'in tahriç ettikleri bir rivayette Hz. Aişe şöyle diyor. "Allah seni insanlardan korur" ayeti nazil oluncaya kadar Peygamber (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem) sahabeler/gözetleyiciler tarafından korunurdu. Bu ayet inince, "Artık gidin, beni Allah korumuştur" diye buyurdu.

Yine Taberani, Ebu Naim, ibn-i Merduye ve ibn-i Asakir'in naklettiği bir rivayette de ibn-i Abbas şöyle diyor: "Rasulullah'ı (muhafızlar) koruyordu. Amcası Ebu Talib her gün Beni Haşim'den bir kişiyi Rasulullah'ı korumak için gönderirdi. Bir gün Rasulullah (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem) amcasına dedi ki: "Ey amca, artık Allah beni korumuştur; benim senin gönderdiğin kişilere ihtiyacım yoktur."

Resulullah'ın görevi insanların dinlerini, ahiretlerini korumaktı. Bu dine davet ederek insanları şirkten, nifaktan, küfürden korumak için gayret göstermiş, hayattan cahiliyetin izlerini silmek için bunlarla savaşmıştır. İnsanları Allah'ın dinine davet ederek ateşe düşmekten koruma gayreti içinde olmuştur. Çünkü bu emir Allahu Teala'dan gelmişti:

وَاخْفِضْ جَنَاحَكَ لِمَنِ اتَّبَعَكَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ

 "Sana tabî olan müminlere kanadını indir." (Şuara 215)

وَاخْفِضْ جَنَاحَكَ لِلْمُؤْمِنِينَ "... İnananlara karşı kanadını indir, onları koru, onlara karşı mütevâzı ol." (Hicr 88) emirleri gereğince hem dünyada hem de ahirette cehennemin ateşinden müminleri korumak istiyordu.

Resulullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellem Allah tarafından koruma altına alınmıştır. Bu korumanın ne amaçlı olduğu etrafındaki sahabeleri tarafından çok iyi biliniyordu. Onun için canlarını ortaya koyarak Allah'ın Resulünü koruyor, ona zarar gelmesinden korktukları gibi ona itaatsizlikten sakınıyorlar, onu kızdıracak her şeyden uzak durmaya çalışıyorlardı. Bu ise dinin mükemmel bir şekilde hayatta uygulanmasını getiriyordu. Resulün varlığında din bu şekilde korunmuştur. Çünkü onlar Resule dokunacak bir zarardan dolayı dünyada ve ahirette Allah'ın kendilerini hüsrana uğratacağından korkuyorlardı. Çünkü o Allah'ın Resulü idi, Allah'ın dinini getirmişti ve Allah ona ve onun getirdiklerine değer verene değer vereceğini, ödüllendireceğini bildirmişti.

Ayrıca onlar peygamberlik vakıasını çok iyi kavramışlardı. Peygamberliğe gelecek bir zarar ve ya peygamberlik vasıflarına aykırı bir düşünce, bir eylem dini korumasız kılma, dini tahrif etme ve saldırı anlamına gelmektedir. Dini korumasız kılmak ve dini ortadan kaldırmak isteyenler her dönemde peygamberlere karşı acımasız bir şekilde saldırmışlardır.

Resulullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellem'in hastalandığı haberi çıkınca peygamberlik iddiasıyla ortaya çıkan kişilerin ilki Esved ül- Ansi'ydi. Sahte peygamberler içinde andığımız Müseyleme iddiasını Hz. Muhammed'e mektup yazıp ortaklık teklif edecek kadar tırmandırmıştı. Yine peygamberlik iddiasında bulunan Gulam Ahmed'e göre; kendisinin Allah tarafından gönderilen bir elçi olması, Hz. Muhammed'in (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem) son peygamber olmasına zıt olmadığı iddiasında bulunmuştur. Sahte peygamber olarak kamuoyunda meşhur olmuş ancak peygamber değil "resul" olduğunu iddia eden İskender Evrenesoğlu günümüzde vahy aldığını iddia edenlerden bir tanesidir. Bütün bunlar aslında vahye saldırıdır.

Bundan dolayı vahyi korumak peygamberlerin asli görevleri arasındadır. Onu korumak için hayatlarını ortaya koymuşlardır. Bu yolda peygamberlerin çektikleri zorluklar sayılmakla bitmez. Günümüzde de şahsına olmasa da peygamberlik vakıasına (vahiy alma konusuna vahiy aldıklarını iddia ederek) saldırılar olmaktadır.

-Günümüzde peygamberin bir postacı görevi yaptığını onun dışında peygamberden gelen rivayetlerin bağlayıcı olmadığını (sünnetin/hadislerin delil olmadığını) iddia eden bozuk zihniyetli şahıslar türemiştir.

-Peygamberin içtihat yaptığını iddia eden düşünceler maalesef birçok İslami kitaplar arasında yer edinmiştir. Bu vahiyde zan oluşturma hedeflidir.

Derin bir araştırmanın sonucunda görülecektir ki her dönemde ve her peygamber Allahu Teala'nın koruması altında olmuştur. O vahy kapısına Allahu Teala insanların müdahale etmesini önlemiştir. Bundan dolayı da sahabe Resulün Sallallahu Aleyhi Ve Sellem'in üzerine çok titriyorlardı. Allah onlardan razı olsun.

Dün sahabenin yaptığı ne ise bu günde Müslümanların yapması gereken odur. Bu gün Resule sahip çıkmak onun getirdiği dine sahip çıkmak demektir. Resulü korumak demek; onun mübarek na'şını demir parmaklıklar arkasında korumak demek değildir. Onun getirmiş olduğu vahye sahip çıkmaktır. Resulü güller arasına hapsetmek onu korumak demek değildir. Resulullah'a olan bağlılık, sevgi, onu koruma ancak getirmiş olduğu nizamı hayatta eksiksiz bir şekilde uygulamakla olur. İman eden herkesin koruması gerekli olan alan budur. Resulullah'ın cismen hayatta olmaması onun getirdiklerini uygulamamak gibi bir sebep doğurmaz. Onun getirdikleri hayattadır ve onların korunması hakkında Allahu Teala'dan gelen kati talep vardır. Allahu Teala şöyle buyurdu:

وَمَا آتَاكُمُ الرَّسُولُ فَخُذُوهُ وَمَا نَهَاكُمْ عَنْهُ فَانتَهُوا وَاتَّقُوا اللَّهَ إِنَّ اللَّهَ شَدِيدُ الْعِقَابِ

"Rasul size ne getirdi ise onu alın, sizi neyden nehyetti ise ondan kaçının. Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah'ın cezası şiddetlidir." (Haşr 7)

Onu korumak isteyenler getirdiklerini korudukları müddetçe sahabeler gibi Resulullah'ı korumuş olurlar.

Resulullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellem peygamberliğinin gereği olarak vahyi olduğu gibi insanlara ulaştırmıştır. Önüne çıkan bütün engellemelere karşı hiç tavizsiz bir şekilde mücadelesini vererek bütün saldırılara, zorluklara direnerek Allah'ın dinini korumuştur. Allah'ın Resulünün ahirete irtikalinden sonra, günümüze kadar onun getirdiklerine eksiksiz bir şekilde sahip çıkıldı. Bu şekilde Allahu Teala bu dini muhafaza etmiştir.

Resulullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellem dinin korunmasını en önemli bir mesele olarak ele almıştır. Bunun önemini sürekli hatırlatmış ve ümmetini gece gündüz uyarmaya çalışmıştır. Şöyle buyurmuştur:

"Allah'ı ko­ru ki, O'nu önünde bulasın. Rahat zamanında (Allah'ın hükümlerini yerine getirmek suretiyle) Allah'a karşı iyi ol ki, sıkıntılı zamanlarında da Allah sa­na iyilik yapsın..." (Tirmizi)

İslam ümmeti Resulullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellem'den gelenleri yerine getirdiğinde hükümleri uygulamakla kendisini ve dini koruma altına almış olur.

2-  Sahabelerin elleri ile dinin korunması:

Sahabeler bu dinin hayatta uygulanmasında model insanlardı. Bu din onlar üzerinden hayata inişini ve ilk tatbikini gerçekleştirmiştir. Onlar da bu dine olan sadakatlerini her şeylerini ortaya koyarak göstermişlerdiler. Üzerlerine düşen görevlerini Resulullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellem hayatta iken de yaptılar daha sonrasında da yerine getirdiler. Onların bu çalışması ile din hayatta şeklini buldu. Çalışmaları asla boşuna gitmedi. Allah bu dini onların elleriyle korudu.

Hükümlerin tavizsiz uygulanmasından tutun da ta Kur'an'ın korunmasına kadar sahabelerin gayretleri vardır. Kur'an'ı Kerim, Sünnet ve Sahabenin icması onlar eli korunmuş ve günümüze kadar gelmiştir. Onlar emanet aldıkları bu dini bir sonraki nesle hiç eksiksiz ulaştırmış ve o günden bu güne kadar da korunmaktadır. Onun için Allahu Teala onları Kur'an'da övdü:

رَّضِيَ اللَّهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُ "...Allah onlardan, onlar da Allah'tan râzı olmuşlardır..." (Beyyine 8)

Onlar Resulullah ile buldukları yolda sebat ettiler, Allah Teala ile olan anlaşmalarından hiç dönmemişlerdir. Resulullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellem'e verdikleri sözden hiç vazgeçmediler. Allah'a cennet ve rızası karşılığında mal ve canlarını feda edeceklerine dair ahitleşmede bulunmuşlar ve sonra da bu ahitlerinde sadakat göstermişlerdir. Onlar aldıkları mesajları dünyanın dört bir yanına ulaştırmak için âdeta birbiriyle yarış yapıyordu. Din adına bildiklerini hem yaşıyor, hem de cihana yaymaya çalışıyorlardı. Bundan dolayıdır ki Allah'u Teala daha onlar hayatta iken onlardan razı olduğunu bildirmiştir.

Onları tebliğ görevini yerine getirdikleri gibi ellerinde kılıç cihad görevini de yerine getirmişlerdir.

Örnek sahabelerden biri olan Mus'ab Radıyallahu Anh'ın hayatı Bedir'e kadar hep dini tebliğ etmekle geçti. Bu bir tebliğ dönemiydi ve o gün sahabeye düşen vazife de dini tebliğ etmekti. Kılıç dönemi geldiğinde Mus'ab Radıyallahu Anh Uhud'da dini koruma mükellefiyetini yerine getirmek için kılıca sarılıyordu. Ve Mus'ab Radıyallahu Anh Uhud'ta şehit düşmüştür.

Övgüye mazhar olan sahabenin tümü aynı ruh ve şuuru taşıyordu. Onların bu gayretleri ile Allah dinini korumuştur. (Allah onlardan razı olsun.)

3-  Bireylerin eli dinin korunması:

İman eden her Müslüman imanını korumakla mükelleftir. İmanı korumak insanların elinde olan bir şeydir. Onu korumak için insan inandıklarına tam teslim olmalıdır.

قَالَتِ الْأَعْرَابُ آمَنَّا قُل لَّمْ تُؤْمِنُوا وَلَكِن قُولُوا أَسْلَمْنَا وَلَمَّا يَدْخُلِ الْإِيمَانُ فِي قُلُوبِكُمْ وَإِن تُطِيعُوا اللَّهَ وَرَسُولَهُ لَا يَلِتْكُم مِّنْ أَعْمَالِكُمْ   

     (14)شَيْئًا إِنَّ اللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ  

إِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ الَّذِينَ آمَنُوا بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ ثُمَّ لَمْ يَرْتَابُوا وَجَاهَدُوا بِأَمْوَالِهِمْ وَأَنفُسِهِمْ فِي سَبِيلِ اللَّهِ أُوْلَئِكَ هُمُ الصَّادِقُونَ

Bedeviler, «imân ettik» dediler. De ki: Siz imân etmediniz, belki İslâm'a girdik (zahiren teslimiyet gösterdik) deyin. İmân henüz kalblerinize girmedi. Eğer Allah'a ve Peygamberine itaat ederseniz, amellerinizden (iyi işlerinizin karşılığında) hiçbir şey eksiltmez. Şüphesiz ki Allah, çok bağışlayan ve çok merhamet edendir.

Müminler ancak o kimselerdir ki, Allah'a ve Peygamberine iman etmişlerdir; sonra (imanlarında) şüpheye düşmemişler ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla savaşmışlardır. İşte böyle kimseler, imanlarında sadık olanlardır." (Hucurat 14-15)

Görüldüğü gibi Allahu Teala tam teslimiyet istiyor.

Hükümlerden bir kısmı bireylerin içtimaı hayatını düzenlemekle alakalıdır. Bazı hükümler doğrudan kişinin nefsine yönelik hükümlerdir. Bunlar tatbik edildiğinde bireyler korunduğu gibi toplumsal yapıda korunmuş olur. Aynı anda dinin o hükümlerini de korumuş olurlar. Allahu Teala şöyle buyuruyor: 

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا قُوا أَنفُسَكُمْ وَأَهْلِيكُمْ نَارًا  "Ey iman edenler; kendinizi ve çoluk çocuğunuzu, yakacağı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun..." (Tahrim 6) ayetinde geçtiği gibi. Hzhttp://www.islamseli.com/images/smilies/nokta.gif Ali Radıyallahu Anh bu âyetle ilgili olarakhttp://www.islamseli.com/images/smilies/virgul.gif "Yani aile fertlerinize 'hayır olan şeyleri' öğretin (böylece onları cehennem ateşinden korumuş olursunuz)http://www.islamseli.com/images/smilies/nokta.gif" demiştir.

İman eden bir kişi Al­lah'ın koyduğu helâl ve haram sınırlarını hakkıyla korur... Bu sı­nır­ları asla çiğnemediği gibi, başkalarının çiğnemesine de ke­sin­likle razı olmaz ve çiğnetmemek için bütün imkânlarıyla çalı­şır.

Ebu'd-Derda Radıyallahu Anh'ın rivayetiyle Rasulullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellem şöyle buyurur:

"Allah, bazı şeyleri farz kılmıştır, onları kaçırmayın. Bazı sı­nırlar çizmiştir, onları çiğnemeyin. Birçok şeyleri de unutmadan münezzeh olduğu hâlde sükût etmiştir. Onlara, kendinizi zor­la­mayın. Allah'tan bir rahmet olarak, o ruhsatları kabul edin." (Taberânî)

Elbette ki bu koruma Allah'ın çizmiş olduğu sınırlarını korumak, O'nun hü­küm­leriyle amel etmek ve gerek ferdî hayatını, gerek ailevî ha­yatını, gerekse toplumsal hayatı O'nun rızasına uygun düzen­lemekle olur...

"Allah'ın korumasına karşılık yalnızken kendilerini koruyanlar."(Nisa 34)

"Kim akrabalık bağını korursa..." (Ebu Davut)

"Kim dilini korursa Allah onun çirkin taraflarını örter." (Tabarani)

"Bir kadın, beş vakit namazını kılar, Ramazan orucunu tutar, kocasına itaat eder ve iffetini korursa cennete girer." (Ahmed b. Hanbel)

"Yarım hurma ile de olsa, sadaka vererek, kendinizi cehennemden koruyunuz." (Müslim, Nesâî, İbn Mâce)

 Ve daha bunlara benzer birçok hükümden bahsedebiliriz. Kişiler bu hükümleri yerine getirmekle sadece kendilerini ateşten korumakla kalmaz dinin hükümlerini de korumuş olurlar. Bunu yapanları Allahu Teala koruyacağını vadetmiştir.

Devam edecek...

 

ALLAH'IN DİNİNİN KORUNMASI -2- 04.01.'12
ALLAH'IN DİNİNİN KORUNMASI 12.12.'11

 

< Önceki   Sonraki >
Paylaş Paylaş
| Anasayfa :: Yazarlar :: Beyan /Bildiri :: Basın Açıklamaları :: Siyâsi Tahlil :: Kitap :: Haber - Yorum :: Linkler :: İletişim |