Anasayfa
 [Detaylı_Ara]
Yazdır E-Posta
Abdullah İmamoğlu
16 Ocak 2012 Pazartesi

MODEL ALINACAK BİR DEVLET VARSA BU T.C. DEVLETİ DEĞİL,

NÜBÜVVET METODU ÜZERE RAŞİDÎ HİLÂFET DEVLETİ'DİR.

 

Tunus'ta başlayıp diğer İslâm Beldelerine sıçrayan " Arap Baharı" adı verilen devrim hareketleri İslâm Beldeleri ve Müslümanlar üzerinde olumlu ve de olumsuz çok ciddi değişikliklere sebep olmuştur. Takriben bir senedir devam edegelen bu devrim hareketleri halen gündemde birinci sırayı almaya devam etmektedir.

Tabii bu sırada Tunus Devleti'nin diktatörü Zeynel bin Ali devrilmiş, hatta kaçmak zorunda kalmış, Mısır diktatörü kayıtlara tutuklu devrik olarak geçmiş, Libya lideri Kaddafi'nin ise âkibeti hüsranla sonuçlanmıştır.

Şüphesiz bu devrimlerin Müslümanlar nezdinde olumlu ve olumsuz yönleri mevcuttur. Çok kısa olmak kaydıyla bu yönlere temas etmek suretiyle asıl konumuza geçmek istiyorum.


 Devrimlerin Olumlu Ve Olumsuz Yönleri


Devrimin Olumlu Yönleri:

1-  Malum olduğu üzere Müslümanlar, baskıcı rejimin çatısı altında yıllardır hep ezilen olmuşlar, türlü baskılara maruz kalmışlardır. İslâm Ümmeti bu kıyamlarla/devrimlerle kronik hastalık haline gelmiş olan " bizden bir şey olmaz ya da biz hiç bir şey elde edecek durumda değiliz bir şeyi başarmaya gücümüz yok ya da artık başa gelen çekilir bu demir yumruk rejime katlanmaktan başka çaremiz yok" gibi düşüncelerinden kurtulmuştur. Yani Müslümanlar bulundukları ölüm uykusundan uyanmaya muktedir olduklarını ispatlamışlardır. Başka bir deyimle, Müslümanlar bu kıyamla şunu dillendirmişlerdir aslında; " Ey! Zâlim ve diktatör yöneticiler sizin gücünüz ne olursa olsun eğer ki ben isteyim sana, zulümlerine ve ordularına karşı kıyama kalkma gücüne ve enerjisine sahibim."

Müslümanların ölüm pahasına da olsa dikta yöneticilerine kafa tutmaları hatta bunlardan bazılarını alaşağı etmeleri takdire şayân bir davranıştır. Allah onların amellerini zâyi etmesin (amin).

2- Devrimlerin olumlu yönlerinden biriside, Müslümanlar devrim evresinde إِنَّمَا ٱلۡمُؤۡمِنُونَ إِخۡوَةٌ۬   "Muhakkak ki Müminler kardeştir" âyet-i celîlesinde de beyan edildiği gibi kardeş olduklarını hatırlamışlar, yaşlısı- genci, kadını-erkeği zulme karşı tek vücut olmuşlardır. Rasul SallAllahu Aleyhi ve Sellem'in مَنْ أصْبَحَ وَلمْ يَهْتَمّ بِأمْرِ الْمًسْلِمِينَ فَلَيْسَ  مِنَّا "Kim Müslümanların işlerini, dertlerini önemsemeksizin sabahlarsa bizden değildir." hadisine icabet ederek;

Yine Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem'in, الْمُؤْمِنُ لِلْمُؤْمِنِ كَالْبُنْيَانِ يَشُدُّ بَعْضُهُ بَعْضًا وَشَبَّكَ بَيْنَ أَصَابِعِهِ "(parmaklarını birbirine kenetleyerek) Müminler birbirlerine kenetlenmiş bir binanın tuğlaları gibidirler." (Buhari) hadisi ve diğer şer'î nasslar gereğince hareket ederek kardeş olduklarını fiili olarak vakıaya yansıtmışlardır. Müslümanlar vahdaniyet şuurunun varlığını tek vücutta kıyam yaparak ispatlamışlardır. Buda kardeşlik adına birlik ve dirlik adına çok hayırlı bir gelişmedir.

Bu devrimlerin Müslümanlar namına sağladığı olumlu yönler ana hatlarıyla bunlardır.


Devrimin Olumsuz Yönleri:

1- Müslümanlar sûni değişikliklerle avutulmuşlardır. Her ne kadar mevcut diktatörler alaşağı edilse de sistemin bâkîliği devam etmektedir. Yani diktatörlerin devrilip alaşağı edilmeleri, Müslümanların arzulamaları gereken değişim ve inkılap değildir ve de olmamalıdır. Çünkü vakıaya objektif bakan kimse, dikta yöneticilerin gitmesiyle hiç bir şeyin değişmediğini görecektir. Olayın hakikati da budur zaten....

İslâm beldelerinde tahakkuk eden diktatör devrimlerin ve değişimlerin arzulanan köklü değişim olmadığını altını çizerek vurgulamak istiyorum. Yapılan sûnî değişiklikler Müslümanların açmış duygu yelkenlerinin inmesine sebep olmuştur.

Bir zâlim yöneticinin devrilip yerine diğer bir zâlim liderin gelmesi, filim senaryosunda bir aktörün ölüp onun yerine başka bir aktörün getirilmesidir. Senaryo aynı, senaristte aynı... Değişen hiç bir şey yok. İşte Müslümanların dikkat etmesi gereken olumsuz yönlerden bir tanesi budur.

2-  Yıkılan dikta rejime alternatif İslâm gösterilmemiştir. Değişimin adresi İslâm olmamıştır. Kafir ülkeler, Müslümanların kıyama kalkışını tedirginlik içerisinde izlemişlerdir. Müslümanların gerçekleştirdikleri kıyamların belki kendilerinin de sonu olabileceği korkusu aslında onları yiyip bitirmiştir. Müslümanların gerçekleştirdikleri üstün devrime, kafir Amerika başta olmak üzere diğer şer odakları alternatif olarak Demokrasi ve Özgürlük yemini attılar.

Yani inkılap maalesef köklü olmamış, küfrün yerine İslâm gelmemiştir. Yukarıda da ifade ettiğim gibi, Şer güçler Müslümanların kıyamına alternatif olarak Demokrasi ve Özgürlük rezaletini sundular ve üzücüdür ki Müslümanlar Demokrasi ve Özgürlük fikirlerine kolayca kandılar.

Kısacası kafirler, dikta aktörlerin yerine ılımlı ve yumuşak yüzlü aktörler getirerek Müslümanların enerjisini heder etmişlerdir. Değişim ve inkılap isteği, enerjisi, kafirlerin bu düzenbazlığıyla zayi edilmeye çalışılmaktadır.

İşte bu son noktadan da hareketle, dış güçler başta Amerika Devleti olmak üzere Müslümanların esasi hedefe -ki bu İslâmî hayatı yeniden icat edecek olan Hilâfet Devleti'nin ikamesidir-   ulaşmalarını engellemek en azından geciktirmek için ellerinden gelen azamî gayreti göstermektedirler. Bunlardan en barizleri ise ılımlı İslâm (!) partilerinin icadı ve Başbakan Erdoğan'ın Arap baharı beldelerine/devrim beldelerine düzenlemiş olduğu "laiklik turu"dur. Erdoğan'ın düzenlemiş olduğu "laiklik turu" ve laiklik mevzuları esas konumuzu teşkil etmediği için üzerinde durmak istemiyorum.

Ama inkar edilmez bir gerçek var ki oda gerek ılımlı İslam'ı (!) savunlar olsun gerekse Erdoğan'ın laiklik turu olsun hepsi, Müslümanları hakiki çözüme yönelmekten uzak tutmaktır. İlave olarak Müslümanların enerjilerini yanlış yerlere kanalize etmektir. Kurulması an meselesi olan (inşaAllah) Hilâfet Devleti üzerinde yoğunlaşılmasını önlemektir asıl gayeleri... Ha!  Onlar istemese Allah vadini tamamlayacaktır oda ayrı bir mesele tabi....

Tunus'ta, Libya'da ve de Mısır'da İslâmî hareketler/partiler ve cemaatler seçim arenasına çıkıp Müslümanları güya temsil etmişlerdir.

Gerek seçim kampanyalarında gerekse seçimin akabinde parti liderleri hep daim Türkiye'nin demokratikleşmesini gündeme taşımışlar ve her fırsatta AK Partisine ve sisteme olan hayranlıklarını dile getirmişlerdir. Sadece seçim arenasında yarışan parti liderleri değil, gelişen olayları değerlendiren uzman ve bilirkişilerde T.C. Devleti'nin örnekliliğini gündemlerine taşımışlardır. Türkiye'nin kendileri içinde model ülke olduğunu seçim malzemesi yaparak Müslümanların AK Partisine ve mevcut sisteme özenmeleri hedeflenmiştir. T.C. Devleti ve AK Parti'nin kendileri için model olduğunu beyan eden bazı açıklamaları aktarmak istiyorum. Açıklamalardan bazıları şöyledir:

"Türkiye'nin, İslam ülkeleri için önemli bir örnek oluşturduğunu belirten Tunus'un yeni Başbakanı Hammadi Cibali, demokratik ve parlamenter sistem konusunda Türkiye'yi model alacaklarını söyledi. Türkiye'nin bütün ülkeleri ve kıtaları birbirine bağlayan çok stratejik bir köprü ülke olduğunu ifade eden Hammadi Cibali, gelişmekte olan Türkiye'nin bugün bütün dünya için örnek olduğunu belirtti. Cibali, Arap Baharı'nın doğum yeri olan Tunus'un da ileride Arap alemi için örnek olacağını bildirdi." (Pressmedya 13-12-2011)

Libya Vatan Partisi Kurucu Genel Başkanı Abdullah Benun, ülkedeki seçimler öncesi Türkiye'yi ziyaret etmek istediğini belirterek, "Siyasi olarak AK Parti ve Başbakan Erdoğan'ın ekolünü örnek alıyorum" dedi. (ajanslar)

23 Ekim günü Kahire Semiramis Hotel'de düzenlenen "Democratization and Legal-Constitutional Changes in Turkey and Egypt" ("Türkiye ve Mısır'da Demokratikleşme ve Anayasal Değişiklikler: Karşılaştırmalar ve Dersler") konulu Konferansın açılış konuşmasını yapan Yovm El Seba gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Velid Mustafa, Mısır'da yaşanan devrimi ilk destekleyen ülkenin Türkiye olduğunu hatırlatarak, ekonomik ve siyasi alanda başarı kaydeden Türk tecrübesinden yararlanmak gerektiğini söyledi. Türkiye modelini Mısır için isteyen çok sayıda Mısırlı entelektüel bulunduğunu ifade eden Mustafa, "Bu nedenle bu konferansı düzenleyerek Türk modelini analiz etmek istedik" diye konuştu.

Dr. Velid Mustafa, Mısır'ın bütün dünya halklarına ilham veren bir model olduğunu belirterek, "Türkiye'nin demokratik dönüşüm deneyimine şapka çıkarıyoruz, bunun olumlu etkileri, başarıları, ekonomik ve politik meyveleri çok açık görülüyor. Türkiye'deki siyasi yönetim, bu alandaki harika başarılarından dolayı insaflı halkların, Arap ve dünya ülkelerinin beğenisini kazandı".

Türkiye'deki siyasi yönetimin, kendi modelinin, laiklik ile İslâm dini arasında denge yaratabilen üçüncü bir akım olması itibariyle Arap dünyasında gördüğünü kaydeden Mustafa, hem Avrupa hem de İslâm dünyasının buna hayran kaldığını ifade etti. (Stratejik Düşünce Enstitüsü 27-10-2011)

Görüldüğü üzere İslâmî cemaat/parti liderleri, kanaat önderleri her platformda T. Devleti'ni ve laiklik yönetimini örnek devlet ve yönetim şekli olarak göstermektedirler.

Peki, gerçekten de T.C. Devleti ve yönetim şekli, devrime imza atmış kahraman Müslümanlara gösterilecek doğru bir adres midir? Her platformda tavsiye edilecek ve örnek gösterilecek bir devlet midir? Daha doğrusu T.C. Devleti'nin yönetim şekli ne kadar İslâmî dir? Hayati ehemmiyet taşıyan ve üzerinde durulması lazım gelen nokta burasıdır.

Örnek alınması tavsiye edilen devletin adı; Türkiye Cumhuriyeti. Devletin yönetim şekli/nizâmı; Laiklik ve saç ayağı olan Demokrasi....

Bakıldığında aslında, Müslümanlara küfür ve zulüm adres olarak gösterilmekte ve Müslümanların bu zulümde ortak olmaları istenilmektedir. Halbuki Allah Azze ve Celle bırakın zulmün bir parçası olmayı meyletmeyi dahi yasaklıyor.  Şöyle buyuruyor ayet-i kerîmesinde: 

وَلَا تَرْكَنُوا اِلَى الَّذٖينَ ظَلَمُوا فَتَمَسَّكُمُ النَّارُ وَمَا لَكُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ مِنْ اَوْلِيَاءَ ثُمَّ لَا تُنْصَرُونَ

"Ve asla zulümde ısrar edenlerden yana eğilim göstermeyin. Yoksa, (ahirette) ateş size de dokunur; ve Allah'tan başka koruyucunuz olmadığına göre, o zaman (O'nun tarafından da) yardım edilmez size!" (Hud suresi 113)

Devletin adı ve yönetim şekli bile Müslümanların akidesiyle ve ölçüsüyle örtüşmeyen bir devlet ve yönetim şekli olduğunu izah etmeye yeterlidir aslında... Öyle ya laikliğin İslâm ile neresi örtüşsün ki? Laiklik, dinin hayata müdahale hakkının verilmediği yönetim şeklinin adıdır. Yani laiklik İslâmî değildir ve İslâm ile asla bağdaşmaz.  Allah Celle Celâluhû şöyle buyuruyor: 

أَفَحُكۡمَ ٱلۡجَـٰهِلِيَّةِ يَبۡغُونَ‌ۚ وَمَنۡ أَحۡسَنُ مِنَ ٱللَّهِ حُكۡمً۬ا لِّقَوۡمٍ۬ يُوقِنُونَ

"Onlar hâlâ cahiliye hükmünü mü arıyorlar? Kesin bilgiyle inanan bir topluluk için hükmü Allah'tan daha güzel olan kimdir?" (Maide 50)

Düşünebiliyor musunuz kardeşlerim,

- Sen kalk değişim arzulayan, İslâm'a susamış Müslüman ülkenin Müslüman halkına Laikliği örnek olarak göster!

- Sen kalk, T.C. Devleti'nin laiklikte ve demokratikleşmede kat ettiği ilerlemeyi örnek göster!

- Sen kalk, İslâm'ın ve Müslümanların özünde olmayan, asla bağdaşmayan laikliği ve demokrasiyi ilke edinmiş T.C. Devleti'ni Müslümanlara model olarak lanse et!

- Kısacası bu Müslümanların mahallesinde salyangoz satmayı tavsiye etmeye benzer....

Başlığımızda da ifade ettiğim gibi, Müslümanlar için özenti duyulacak tek devlet vardır ki oda Nübüvvet metodu üzere Raşidî Hilâfet Devleti'dir. Model alacaksa birileri Hilâfet Devleti'ni model almalı.... Yarışılacaksa Allahu Teâlâ'yı razı etme uğrunda yarışılmalı ve sarf edilecekse olağanca efor rıza-i ilâhî'nin tahakkuku için harcanmalı/sarf edilmeli. Şeytan'ın avaneleri olan laiklik ve demokrasi için değil. Allahu Teâlâ'nın buyurduğu gibi hayırda ve takva olan işlerde yarışılmalı:

تَعَاوَنُوا عَلَى الْبِرِّ وَالتَّقْوٰى وَلَا تَعَاوَنُوا عَلَى الْاِثْمِ وَالْعُدْوَانِ وَاتَّقُوا اللّٰهَ اِنَّ اللّٰهَ شَدٖيدُ الْعِقَابِ

"İyilik ve (Allah'ın yasaklarından) sakınma üzerinde yardımlaşın, günah ve düşmanlık üzerine yardımlaşmayın. Allah'tan korkun; çünkü Allah'ın cezası çetindir." (Maide, 2)

Ama maalesef bugün Müslümanların yegâne kurtarıcısının Erdoğan'ın olduğu yaygarası koparılmaktadır. Demokratik yolda ilerlemekte (sözde) üstün başarı (!) sağlayan başta Başbakan Erdoğan olmak üzere T.C. Devleti Müslümanlara şirin gösterilmektedir. Birileri Türkiye ve AKP Hükümeti'ni örnek göstere dursun.

Halbuki işin hakikati böyle midir?

Kellaa!!  Böyle değildir. T.C. Devleti, Müslümanların özlem duyacağı bir devlet ve yönetim nizâmı değildir. T.C. Devleti'nin yönetim şekli laikliktir. Ve laikliğin hükmü haramdır, zulümdür, câhiliye kokuşmuşluğudur...

Oysa birileri çıkıp Müslümanlara model bir devlet gösterecekse ya da önerecekse bu ancak Rasulullah'ın vâd ettiği Raşidî Hilâfet Devleti olmalıdır. Raşidî Hilâfet Devleti, İslâm'ın yönetim nizâmının adıdır. Allah'ı razı edecek mütekâmil manada Dini tatbik edecek yegane devlettir. Müslümanların özüyle örtüşen, İslâm'ın ve Müslümanların değerlerini sahiplenen devletin adıdır Raşidî Hilâfet...

İşte çalışmaya değer iş bu devletin ikâmesi için uğraşmaktır. لِمِثْلِ هَذَا فَلْيَعْمَلْ الْعَامِلُونَ

"Çalışanlar bunun için çalışsınlar." (Saffât 61)

 

Abdullah İmamoğlu

< Önceki   Sonraki >
Paylaş Paylaş
| Anasayfa :: Yazarlar :: Beyan /Bildiri :: Basın Açıklamaları :: Siyâsi Tahlil :: Kitap :: Haber - Yorum :: Linkler :: İletişim |