Anasayfa arrow Yazarlar arrow Mahmud Gıtal arrow ERGENEKON, MOSSAD, PKK ÜÇGENİNDE ULUDERE OLAYLARI
 [Detaylı_Ara]
Anasayfa
Haber - Yorum
HİLÂFET ÖZEL
Siyâsi Tahlil
Kitaplar
İktibas
Dünyada Dava
Multimedya
Fikir - İnceleme
Kavram
Sohbet
Soru-Cevap
Sizden Gelenler
Linkler
İletişim
Detaylı Arama

 Yazarlar

Editör
Esad Mansur
Esma Sıddık
Fuad Hamidoğlu
Hakan Bolat
Mahmud Gıtal
Mehmed Aydın
Necati Erdem
Salih Çelik
Saliha Aydın
Sümeyye AVCI
Tahir Şanlı
Yasin İbn-u Ali
Zeynep Afra
Bir Ayet

43/17 Ama Rahman olan Allah'a isnat ettiği kız evlat kendilerinden birine müjdelenince, o kimsenin içi gayzla dolarak yüzü simsiyah kesilir.
Bir Hadis

Buhari Aişe (r.anha)'den şunu rivayet etmektedir: "(Hırsızın) eli, çeyrek dinar ve daha fazlası (değere sahip mallar) için kesilir. " (Buhari, K. Hudud, 6291)
Kitap

Siyasi Meseleler [İşgâl Edilmiş Müslüman Beldeler]

ERGENEKON, MOSSAD, PKK ÜÇGENİNDE ULUDERE OLAYLARI Yazdır E-Posta
Mahmut Gital
16 Ocak 2012 Pazartesi

Siyasi Analiz
MAHMUD GİTAL

28 Aralık 2011'de 60 katırla yola çıkan çoğu çocuk 38 insanın ölümü ile yaşanan olaylar, Türkiye tarihinde diğer olaylar gibi uzun yollar sonra açıklanacak bir dosya halinde faili meçhul cinayetler gibi rafa kaldırılacaktır. Devlet'in halkı ile paylaşmaya korktuğu bu bilgileri saklama hakkının olup olmadığı ise ayrı bir konu.

Biz burada olayların sonucuna bakarak perde arkasında nelerin döndüğüne gücümüz nispetinde değinmek istiyoruz.

1- Irak sınırına çok yakın bir mesafede bulunan Uludere bölge halkı (Gülyazı köyü) geçimini katırlarla taşıdıkları mallarla, koruyuculuk yaparak sağlamaktadır. Devletin uzun süredir bildiği, içerisinde köy korucularının bulunduğu bu taşımacılık yeni değildir. Gümrük kapısının olmadığı bölgede insanlar geceleri sınırdan sigara, tütün, çay, mazot gibi ürünler geçirmektedirler. Aralıklarla askerlerin kontrol ettiği bölge PKK'nın geçiş güzergahı olmadığı da bilinmektedir.

Uludere, genelde BDP-PKK eksenine alet olmayan bir ilçe. PKK yapılanmasına alet olamayan Uludere halkı, son 1 yıldır KCK'nın kepenk kapatma ve eylem yapma faaliyetlerine de katılmıyor. İlçede PKK etkinliği kırılmış, genelde olay olmuyor. Bu hal diğer bölgeler için PKK açısından iyi bir örnek teşkil etmemektedir. Şiddetle halkı kazanma senaryosu burada devreye giriyor. Bu kazanım (!) düşecekleri tuzaktan habersiz, üzerlerine bombalar yağdırılarak öldürtülen/katledilen insanlar üzerinden elde edilmek istenen bir kazanım... Eğer yanımda olmazsanız sizleri TC.'nin hedefi haline getiririm denebilecek ve TC. devletini zora sokmak için bölge halkını öldürebilecek kalleşçe bir senaryo. Velhasıl öyle de olmuştur. PKK'nın telsiz konuşmaları bu senaryonun ipuçlarını vermekte.

Uludere 'de yapılan operasyona PKK'lıların sevindiği telsiz konuşmalarının bir bölümü basında yayınlandı. Basında geçen konuşmalardan kıs alıntılar:

Andok: Heval Nasılsın

Murat: Nasıl olayım daha iyi hiç olmamıştım.

Andok: Nasıl olaydan arkadaşların moralleri

Murat: 5 Karakol bassak bu kadar etki etmezdi herhalde.

TRTHaber'den alınan bilgiye göre, kan donduran konuşmada teröristler güvenlik güçlerinin artık operasyon yapamayacağını müjdeliyor. (haberciniz.biz, TRTHaber.com)

Uludere Kaymakamı Naif Yavuz'a yönelik saldırı planında da parmağı olan örgütün bu işi daha önceden ayarladığı anlaşılmakta. 

Yılmaz Kürdo: Roza biz işi hallettik (Uludere olayını kast ederek) siz işinizi yapmıyorsunuz.

Roza: Arkadaşlara (sözde Yüksekova sorumlusu İskender'e hitaben) söyledik yapamamışlar polis uyanık davranmış. (habervitrini.com)

TRT'nin öncesini ve makaslayarak bir kısmını basına verdiği bu konuşmalardan anlaşılıyor ki; PKK Uludere olayında devleti oyuna getirmiştir. Şöyle ki; bu geçiş bölgesi PKK'nın geçiş bölgesi olmadığı halde bu gurubun içerisinde PKK'nın liderlik kadrosunda bulunan bir kişinin geçeceği bu telsiz görüşmelerinde geçmiştir. PKK bu ismi bilinçli olarak vermiştir. İşte bunun öncesinde servis edilen haberlerden bazıları şöyle:

Mehmet Baransu'nun iddialarının ciddiye alınması gerektiğini düşünüyorum. Zira, kendisi belgelerle konuşuyor. Söz konusu belgelere göre, MİT'ten Genelkurmay'a, 28 Aralık 2011 günü giden notta, "Kestirme cihazlardan elde edilen yer tespit bilgilerine göre Fehman Hüseyin'in sınırdaki kalabalık grup içinde olduğu tespit edilmiş olduğu" bilgisi yer alıyor.

Örgüt, Fehman Hüseyin'in, o kalabalık grubun içinde olduğu bilgisini yayarak Türkiye'ye istihbarat tuzağı kurmuş ve o masum gençleri yok yere kurban seçmiş olabilir. (yenisafak.com.tr)

"Türkiye, PKK'nın bu sinsi oyununa çok çabuk aldandı. Kamuoyu PKK'nın bu sinsi planına çok çabuk aldandı. Onu da geçtim, yazarlarımız çizerlerimiz bu olaya çok çabuk aldandı.

Ama gerçekler bir bir ortaya çıkmaya başlıyor.

Peki, bu olayda BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın parmağı varmıydı?

Sosyal medya araçlarına göre evet.

Ama şöyle de bir gerçek var. Sosyal Medya'da herkes adına hesaplar açıp, farklı şekilde kullanabiliyor. Belki, kendisinin hesabıdır, belki de PKK'lılar tarafından Demirtaş adına açılan hesaptır bilinmez ama burada da ciddi bir soru işareti var.

O soru işareti ise olay olmadan bir saat önce bu hesaplardan propaganda girişimleri.

pkk-1

Yukarıdaki belgede görüldüğü gibi, bu olayı organize eden ögütün Propaganda timi zamanlama hatası yaptı.

İşte o kirli senaryo...

PKK, TSK'ya bilgi sağlayan kanallara, büyük bir misilleme eylemi için bir grup örgüt üyesinin Türkiye'ye katırlarla giriş yapacağını sızdırdı. TSK'nın gelecek grubu süratle imha edeceğinin farkında olan örgüt, propaganda kanallarına ise hazır olunmasını, bildirilecek zamanda başta Facebook olmak üzere sosyal paylaşım sitelerinden ‘Kürtler katlediliyor' şeklinde yayın yapılmasını istedi. İşte tam bu noktada örgütün propaganda timi büyük bir zamanlama hatası yaparak saldırının gerçekleşmesinden saatler önce, 17.05'te Facebook'ta BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş adına ‘Türk uçakları Kürt köylüleri vurdu' şeklinde yaygaraya başladı. Saldırının henüz gerçekleşmediğinin öğrenilmesi üzerinde Hollanda'dan servis edilen paylaşım hemen iptal edildi.

Derin provokasyonu deşifre eden olay şöyle gelişti:

BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş adına açılmış Facebook adresi incelendiğinde 28 Aralık saat 17.05'te "İnsanın ülkesi yoksa insan insanlığın serserisi olur (TC Ordusu Uludere'de köylüleri vurdu: 20'den fazla ölü var...)" şeklinde bir ileti yayınlandığı görülüyor.

Artık gerisini güvenlik güçlerimiz halledecek. Bu ülkenin istihbaratı bu gerçeği çok kolay birşekilde ortaya çıkarıp, kamuoyuna servis edeceğinden hiç mi hiç şüphemiz yoktur." (sonsayfa.com)

Bütün bu bilgiler ışığında yapılan değerlendirmelere göre PKK içinde çift taraflı çalışan istihbarat ajanları (derin Ankara-PKK ilişkisi dediğimiz ilişki) yanlış bilgilerle uçakları bu köylülere yönlendirdi. Böylece bir taşla kuş katliamı yaptılar. Barzani'ye yakın bir aileyi bombalatarak hem Türkiye ile birlikte hareket edip PKK'yı Kuzey Irak'tan çıkın diye sıkıştıran Barzani'ye ayağını denk al mesajı verdiler, hem de son bombalamalarla sıkışan örgüt bir üstünlük kazandı ve hava bombardımanları ve Heron görüntülerinin sorgulanmasını sağladı. (ensonhaber.com)

Katliamlar üzerinden nemalanmak isteyen bir örgüt; PKK... Olay sonrası cenazelere sahip çıkılması, cenazelerin üzerine PKK bayraklarının açılması, binlerce kişinin propaganda için bölgede toplanması ve arkasından saldırılacak hedefe var güçleri ile yüklenmeleri kendilerini ele veriyor. Bu amelleri bu halkın yanında olmadığının, bu işleri menfaatleri için yaptıklarının açık emareleridir. 

Yukarıda sıraladığımız gibi buna benzer diğer belgelerden yola çıkarak, bu işi organize edip, istihbaratı zaafa düşürüp, devlet üzerinde baskı yaparak PKK bölge halkına tesir etmek, devleti zora sokmak istemiştir. Burada açıkça TC devleti oyuna gelmiştir. Bu senaryonun birinci bölümü idi.

2- Bu olaydan hemen sonra "istihbarat zafiyeti" var denilerek MİT'e yüklenilmiştir. Biliyoruz ki, MİT bünyesinde köklü değişikliklere gidilmektedir. Bu hem teknik açıdan hem de görev tanımlamasını belirleme açısından gerçekleşmektedir. MİT'in başına getirilen Hakan Fidan dalında uzman birisi. Değişikliklerle ilgili şu açıklamalarda bulundu

3- Fidan, devletin istihbaratla ilgili tüm birimleri olan MİT, Emniyet, Genelkurmay ve Jandarma arasında koordinasyonu sağlamak için Milli İstihbarat Koordinasyon Kurulu oluşturulduğunu açıkladı.

4- ‘Genelkurmay' yerine ‘Gölbaşı'

5- İstihbarat köyü

6- Fidan, Gölbaşı'ndaki GES tesislerini de modern bir istihbarat köyüne çevireceklerini belirtti...

7- İç ve dış istihbarat ayrıldı

8- Kendi döneminde yapılan değişiklikleri MİT'in teşkilat şeması üzerinde anlatan Fidan, iç ve dış istihbarattan sorumlu ayrı müsteşar yardımcılıkları olduğunu belirterek "MİT'te şu andaki yapılanma, hem aynı çatı altında olmanın hem de birbirinin faaliyet alanını etkilemeden otonom çalışmanın avantajlarını bir arada taşıyor" dedi. (utkucakirozer.wordpress.com)

Bu değişikliklerle MİT içerisinde mayalanmış olan MOSSAD yapılanması dağıtılıyor. Daha önceden de bilindiği gibi MİT'in başına Hakan Fidan'ın getirilmesine en fazla karşı çıkan MOSSAD olmuştu.

"Haaretz'e göre Fidan'ın atanmasına yönelik İsrail istihbarat ve güvenlik yetkililerinin kaygıları iki sonuç doğuracaktı: "Birincisi; iki ülke arasındaki istihbarat değişimi zarar görecektir. İkincisi; İsrail, kendisine düşman ülke veya örgütlerin eline geçebileceği kaygısıyla Türkiye'ye bilgi aktarımını sınırlandıracaktır." (anayurthaber.com)

MİT yeni yapılanmasını daha çok dış istihbarat alanına kaydırmak istemektedir. Bu ise bölgede diğer istihbaratlarla (MOSSAD'la) çatışacağı anlamına gelir. Onun için Uludere olayında doğrudan MİT suçlanmış ve bazı kesimler tarafından Hakan Fidan'ın istifası istenmiştir. Bu da gösteriyor ki bu olayların arkasında PKK-MOSSAD işbirliği var, herkes kendi amaçları doğrultusunda hedef seçmiştir. Yerli basın da bu konuda çok iyi hazırlanmıştı. Olaylar aynı anda dünyaya servis edildi.

Taraf'tan Mehmet Baransu, daha sonra - hedefi şaşırtmak ve sulu bulandırmak için - Uludere istihbaratının ısrarla MİT'ten geldiğini yazarak, "MİT ile TSK'nın ortaklaşa bir operasyon ile kendi vatandaşını öldürdüğünü" ima etmişti. (http://www.habercim.net)   Bu senaryonun ikinci perdesidir. Yani MİT başkanı bu olayla MOSSAD tarafından doğrudan hedef alınmıştır.

3- Devletin Ergenekon mücadelesi devam etmektedir. Bu hem ordu içerisinde hem de sivil alanda yapılmaktadır. Kökleri cumhuriyetin kuruluşunda yatan Ergenekon'cu kesim hala devlet içerisinde çok güçlü konumdadır. Özelliklede ordu içerisinde... Yargı ve ordu içerisinde çekişmenin saklanacak bir tarafı kalmamıştır. Bölgede ordu içerisinde ve bölgeden bazı kişilerin Ergenekon'la bağlantıları vardır. Bu kişiler bölgede istikrarın oluşmasına karşıdır. İstikrar oluştuğu takdirde kaçakçılık vs. yollardan elde edilen milyarlarca dolarlık gelir ellerinden uçup gidecektir.  O bölgelerde bu yolla zengin olanlar bilinmektedir.

Bombaların hedefi olan Encü ailesinin çok ama çok ilginç ilişkileri var. Aile medyada da yer aldığı gibi korucu bir aile. Korucubaşı Dirbaz Encü diye bilinen kişinin resmî adı Naif Encü. Encü ailesinin yarısından fazlası Zaho'da yaşıyor. Dirbaz Encü'nün bölgede JİTEM'le birlikte çalıştığına ilişkin çok yoğun bilgi var. Dirbaz Encü Roj TV tarafından sıkça hedef gösterilmiş bir kişi ve aile de böyle bir aile. İlginçtir aynı Roj TV şimdi bu aileye sahip çıkıyor...

Dirbaz Encü'nün askere derin saygısı olduğu ve bölgede ne kadar üst düzey yetkili varsa hemen hepsini bilip ahbaplık ettiği biliniyor. Bölgeden gelen iddialara göre Dirbaz Encü'nün Cem Ersever'den Yeşil'e, Levent Ersöz'den Mustafa Bakıcı'ya bölgede görev yapmış ilginç komutanlarla dostlukları var. Dirbaz Encü'nün en yakın olduğu kişi de Silopi'deki korucubaşı Koçero Saluci -ki kendisi Ergenekon davalarında gözaltına alınmış biri...

Dahası, Ergenekon sanığı Levent Ersöz'ün firari iken Şırnak'ta Dirbaz Encü ve Koçero Saluci ile toplantı yaptığı ve faili meçhuller konusunda susmaları yönünde onları ikaz ettiği de iddialar arasında... (ensonhaber.com)

Ergenekon bölgede hala aktif haldedir. Askeri bağlantıları olduğu gibi örgüt bağlantıları da vardır. Bu gibi eylemler onları ortak noktada buluşturmaktadır. Önlerindeki engel ise açılım politikası ile bölgeye istikrar getirmek, Ergenekon'a bir son vermek isteyen devlettir. Böyle olunca burada darbe yiyen devlet olmuştur.

"TSK'ya, Uludere'de bir olta attılar ve maalesef TSK bu oltayı yedi." Terör Daire Başkanı Ali Rıza Kuğu'nun bu süreçte büyük ihmali oldu...

Kuğu, yukarıda aktardığım sürece göre gerekli koordineyi yapabilseydi kesinlikle bu elim hadisenin önüne geçilirdi.

Kuğu bu işi başaramamış, kendisine söylenilen "grubun kaçakçı da olabileceği" bilgisini üstlerine iletmeyerek, kazaya davetiye çıkarılmıştır.

Bir grubun terörist grup olup olmadığı kararını Genelkurmay Başkanlığı'nda bu birim, dolayısıyla Tuğgeneral Kuğu vermektedir. (http://www.aktifhaber.com)

"Olayın başından beri çok tuhaf durumlar söz konusu. Örneğin çetecilik ve karanlık işlere karşı tutumuyla tanındığı söylenen tugay komutanı dört günlük izin alıp Ankara'ya gidince olmuş bu olay. Olay sonrasında tugay komutan vekili valiye yanlış bilgi vermiş. Dahası ölenlerin bazılarının üstünden Öcalan tişörtü çıktı şeklinde yanıltıcı bilgi verilmiş. (Bu arada internette ânında yayılan ölenlerin facebook fotoğrafları diye sunulan ve aslında ölenlerin PKK sempatizanı olduğu propagandası yapan iddiayı hatırlatırım. O iddiayı kim yaydı? Acaba psikolojik harekât amacıyla kurulan internet siteleri yayında ve internet andıcı halen yürürlükte mi? Bu kadar kısa zamanda ve etkili bir kampanya nasıl yapıldı ayrıca araştırılması gereken bir konu.) Daha vahimi köylüler kaçağa gidince İHA da çağrılmış ve köylülerin gidiş ânından itibaren kayıt altına alınmış. Edindiğim bilgilere göre kaçakçılar top atışı yapılınca bir araya toplanmışlar. Bu kaçakçıların "biz kaçakçıyız PKK'lı değiliz" mesajıymış. PKK'lıların top atışları karşısında tutumu böyle olmaz, daha çok dağılarak farklı alanlara yayılıp top atışlarını anlamsız kılmaya çalışırmış." (haberyurdum.com)

Sürekli açık olan sınır nedense olay günü askerler tarafından kapatılıyor ve gidenlerin geri dönüşü engelleniyor. Ve karşı tarafta kalanlar üzerine daha sonra uçaklar bombaları bırakıyor.

Türk Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel hedefte, istifa etmeli...

Cengiz Çandar: "Uludere katliamı'nın faturası çıkmak zorunda. Birileri, ‘fatura'yı ödemeli. Yaygın biçimde, Genelkurmay Başkanı'nın, Hava Kuvvetleri Komutanı'nın ve İçişleri Bakanı'nın istifa etmesi gereği üzerinde duruluyor.

BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş şöyle dedi: Madem geçmiş Genelkurmay başkanları siyaseti yönlendirdiği için tutuklanıp içeri atılıyorsa mevcut Genelkurmay Başkanı, AKP'nin atadığı aynı şeyi yapıyor... Genelkurmay Başkanı ve Başbakan 35 çocuğun katledilmesinden sorumludur... O gün operasyon emrini veren Ankara'daki Genelkurmay'dır. Dolayısıyla Ankara'ya kadar uzanan bir sorumluluk silsilesi olduğu açıktır. (f5haber.com)

Sebahat Tuncel (BDP) ve Levent Tüzel (bağımsız) ile Mersin milletvekili Ertuğrul Kürkçü'nün de katıldığı gösteride bir konuşma yapan Kürkçü, "Bence bu olayda bir tek terörist var. O da devletin kendisinden başkası değil" dedi. Kürkçü, Genelkurmay Başkanı Necdet Özel, İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin'in istifa etmeleri gerektiğini belirtti." (imc-tv.com)

Uludere'den beni arayan CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu öfkesini şöyle dillendirdi: "Hükümet bu katliamı sanki basit bir iş veya trafik kazasıymış gibi tarif ediyor. Eğer askerin hatasıysa idari sorumluluğu askere aittir, Genelkurmay Başkanı istifa edebilir. Peki, siyasi sorumluluğu kim üstlenecek? Tabii ki hükümet üstlenmeli. (ilkehaber.com)

Bütün bunlar gösteriyor ki olayın arkasında, üçüncü senaryo, askerin içerisinden Ergenekon kanadı bombalama fiilinin gerçekleşmesinde bilfiil bulunmuş ve istihbarat yönlendirmesinde hata yapılmasını sağlamıştır. Arkasından ortaya çıkan üçüncü hedef Genelkurmay Başkanı Necdet Özel'in istifasıdır. Çünkü yeni Genelkurmay Başkanı da devlet politikası doğrultusunda taviz vermeden ordu içerisinde mevcut olan Ergenekon yapılanmasının çökertilmesine destek vermektedir.

Yani Ergenekon, MOSSAD, PKK üçgeninde yürütülen, TC. ile olan çatışmada olan yine masum insanlara olmuştur.  Yıllardır süren bu çatışmalarda, ölen binlerce kişi üzerinden yürütülen kirli çatışmada zarar gören sadece bölge halkı değildir. Geniş çerçevede, bölgede yaşayanları tümünü etkilemektedir. Ne PKK'nın "Kürt milliyetçiliği' çığırtkanlığı, ne TC'nin bölgede devlet yapılanması çözüm olarak gözükmemektedir. Saten PKK'nın bölgede çözüm istediği de yok. O taşeron şirketler gibi çalışmaktadır. Siyasi üretkenliği olmadığı gibi her devletin istihbaratı ile işbirliği yapabilmektedir. Bu bölge halkının yanında olmaktan çok parayı ve menfaatçi olmayı öne çıkartır.  

Bu tip olaylarla ne PKK bölge halkının sempatisini kazanacak, ne de Tayyip Erdoğan göğsünü siper ederek MİT'i ve Genelkurmay Başkanı'nı kurtararak TC. devletini çözümsüzlüklerden kurtarabilecektir. Çünkü yanlış siyasi çözümler yeni çözümsüzlükleri doğuracaktır. Her kesim bu halkın mayasına uygun olmayan argümanlarla çözüm peşindedirler. Oysa bu bölgenin insanı Müslümandır ve onun derinliklerinde İslam vardır. Bütünleştirici sadece bağ İslam'dır. Bölgedeki sinsi oyunları bozup tümü ile ortadan kaldıracak olan demokratik açılım değil ancak Hilafettir.  Bunun dışındaki bir çözüm İslam coğrafyası için asla düşünülemez...

Paylaş Paylaş
| Anasayfa :: Yazarlar :: Beyan /Bildiri :: Basın Açıklamaları :: Siyâsi Tahlil :: Kitap :: Haber - Yorum :: Linkler :: İletişim |