Anasayfa
 [Detaylı_Ara]
Yazdır E-Posta
Esad Mansur
14 Ocak 2012 Cumartesi
DEVRİM VE NUSRET

-2-

ESAD MANSUR

Devrim İle Cihad Arasındaki Fark:

Bizde belli mefhumlar vardır; her durum tek başına sınırlandırılıp baş edilir. İşgalci ve saldıranlara karşı Müslümanların direnişi ve müdafaası devrim olarak adlandırılmaz, ancak cihad olarak adlandırılır. Buna göre "Cezayir devrimi" diye söylemek yanlıştır. Cezayir'deki cihad demeliyiz. Kafirler ve ayanları İslam'ı mefhumu olan cihadına dikkati çekmemek için o adlandırmayı ortaya attılar. Oysa bu mefhum; Müslümanları ve memleketlerini savunup kafir düşman ve işgalcilerden kurtarıp onların pisliklerini temizlemek, tekrar İslam hakimiyeti ve Müslümanların otoritesini getirip yerleştirmeyi gerektirmektedir. Cezayir İslam'la yönetiliyordu, otoritesi Müslümanların ellerindeydi, sömürgeci oradaki İslam hâkimiyetini ve Müslümanların otoritesini üzerinden kaldırıp yerine laikliğe dayalı, demokratik, kapitalist sistemini ve kendi nüfuzunu yerleştirmek ve orayı da sömürmek için işgal etti.  İnsanlar sömürgecileri çıkartıp İslam nizamına dönmek için cihad ederek ortaya çıktılar. Fakat sinsi üslupları kullanan sömürgeciler nasıl hareket edeceğini bildi; kendi kültürüyle beslenen ve yetişen ajanları parlatıp lider haline getirdi, cihadı milli veya vatancı mücadeleye dönüştürdü ondan sonra oradan askeri gücüyle çekilip bunlara yönetimi teslim etti. Böylece bu memleketleri koyduğu sistem ve tayin ettiği yöneticilerle kendi nüfuzu altında bıraktı. Bu yöneticiler hala Batı sistemleriyle memleketi yönetmektedir. İşte; Fransızlar memleketi işgal edince zorla İslam nizamını kaldırtıp kendi yerine bozuk nizamları ve kokuşmuş kültürlerini yerleştirdiler. Nitekim bu bozuk nizam ve kokuşmuş kültür fesad, bozgunculuk, ahlaksızlık ve kötülüğü ve zulmü yaymaktadır. Cezayir halkı kalkıp bu düzene karşı ayaklanınca ve yerine İslam nizamını getirirlerse memlekette bir devrim yapmış olurlar ve böylece hayırlı iş yapmış olurlar. Sömürgecilerin kültürüyle yetişen ajanlar halkın liderliğini üstlenirlerse ve bu sömürgeciler memleketten askeri kuvvetlerini çekince kültürel, fikri, siyasi ve iktisadı şekillerle memlekete egemenliğini sürdürür. Zira bu alanlarda ajanlarını yerleştirir. Bu üslup her işgale uğrayan İslami memlekette uygulandı. İşgalcilere karşı cihad başlar başlamaz cihadı milli mücadeleye veya vatanı müdafaaya dönüştürülür. Halifenin emriyle Müslümanlar kendi emniyetlerini ve İslam nizamlarını korumak üzere işgalci İngilizler, Fransızlar ve Yunanlılara karşı mallarıyla ve canlarıyla cihadı başlatınca bu gayeyle Halifenin emriyle gönderilen Mustafa Kemal ihanet yapıp İngilizlerle işbirliği yaparak Hilafeti yıkıp yerine Cumhuriyeti kurdu, İslam sistemini kaldırıp yerine küfür sistemini getirdi, en büyük şeyden en küçük şeye kadar hayatın, devletin ve toplumun her alanında kendi adının taşıyan inkılapları yaptı. Hatta dili değiştirdi, İslam'ı kılık kıyafetleri yasakladı, soyların bilinmemesi için asıl soyadlarını kaldırıp her aileye ayrı soyadı getirdi. Memlekette İslam'ın her izini silmeye çalıştığı gibi küfrün her görüşünü yaymaya başladı. Bütün bu çirkin işleri sömürgeci kafirlerin yardımlarıyla yaparak halkın iradesine ve arzusuna aykırı hareket etti. Hatta halk ona ve kurduğu tağut sistemine karşı ayaklandı. Bu ayaklanmayı susturmak için halkı ezdi ve onbinlerce veya yüzbinlerce masum Müslümanı vahşice katletti. Bu nedenle Mustafa Kemal'in yaptığı şey devrim sayılmaz. Çünkü yaptığı iş halkın iradesine ters düşmektedir. Daha doğrusu halkın iradesini kendi ayakları altına koyup ezdi. Halkın istediği sistemi zorla kaldırıp halkın istemediği sistemi getirdi ve kaba kuvvet kullanarak yerleştirmeye çalıştı. Böylece Türkiye'de her kötülüğü yaydığı gibi diğer İslam memleketleriyle birlikte dünyada birinci devlet iken onu sömürgeci kafir Batıya bağlı zayıf ve kukla bir devlet haline getirdi.  İngilizler Filistin'i işgal ederek yahudileri oraya yerleştirip onlara devlet kurdurunca Müslümanlar cihad başlattılar. İngilizler Müslümanları cihad mefhumundan uzaklaştırmak için ajanlarına Filistin Kurtuluş Örgütü kurdurdu. Onu milli, vatancı ve İslam'dan uzak laik boyasıyla boyadılar. Bu Örgüt sömürgecilerin planını ve hedefini gerçekleştirmek şeklinde kurulmuştur. Ki Yahudilerin varlığını tanımak, Batı sistemlerine dayalı bir devletçik kurmak ve İslam'la savaşmak gibi sömürgecilerin sinsi amaçlarını yerine getirecek işleri gerçekleştirsin.

Böylece sömürgeciler sinsi üsluplarıyla kendilerine karşı başlatılan cihadı bozmak ve kendi planlarını uygulamak üzere her işgal ettiği Müslüman memlekette milli, vatancı mücadeleye devrim adı vererek laik boyasıyla boyuyordu.

Bazı Devrimleri Sergilemek:

Bu konu hakkında bizi ilgilendiren belli neticelere varmak için özetle bazı devrimleri sergilemek istiyoruz.  Bu şekilde devrimlerin tabiatını ve bunlarda ne olup bittiğini öğrenelim. Zira bütün devrimlerde benzer noktalar vardı.

a-   İran Devrimi:

İran devriminde iki rol oynandı; biri memleket üzerine Amerikan-İngiliz çatışması ve diğeri halkın Şah'ın zulmünden ve istibdadından insanların rahatsızlık göstermesidir.

Geçen yüzyılın ellili senelerinde Amerikan-İngiliz çatışması başlamıştır. Gizlice Amerika'yla işbirliği yapan "Musaddak devrimi" adı alan hareket ortaya çıktı. Fakat Amerika kendi şirketlerinin İran'a girmesine mukabil Şah'ın dönmesi üzerine İngiltere'yle anlaşınca onu rezil etti. Nitekim ABD geleceği düşünerek, şirketleri oraya girdiği takdirde yerleşik işler yapabilir ve varlığını daha fazla sabit hale getirir. Bu nedenle Şah'a karşı çıkan hareketleri hep destekledi. Geçen yüzyılın yetmişli senenin sonunda olaylar alevlenince İslami hareketler yanında sol, milliyetçi, liberal hareketler gibi her tür hareket devrime sokulmaya başladı. Ancak Humeyni'nin şahsiyeti daha fazla parladığı, cazibeliyi arttığı, karizmatik şahsiyete sahip olduğu için insanlar onun şahsiyeti etrafında toplanmaya başladı. Diğer siyasi kişiler böyle şahsiyete sahip olamadıkları için Humeyni devrimin lideri oldu. Ayrıca Amerika Humeyni'yle anlaşınca onun arkasında durdu. Zira İngiltere'ye bağlı olan Şah'ı düşürebilmek için Humeyni'nin diğerlerinden daha ziyade halka liderlik edebilme kabiliyeti olduğunu gördü. Zira ABD o sıralarda Şah'ı düşürüp İran'dan İngiliz nüfuzunu kaldırabilmek ve onun yerine geçebilmek için dini istismar etme üslubunu benimsemişti. Şah kuvvet kullanarak devrimi ezip yok etmek isteyince ABD ona baskı yapıp orduyu tarafsız hale getirerek onu engelledi. Şah'ı memleketi terk etmeye mecbur etti. Şah mecburen yönetimi geçici olarak Şahbur Bahtiyar'a teslim edip İran'dan ayrıldı. Fakat ABD Şahbur Bahtiyar'ı Fransa'dan dönen Humeyni'ye yönetimi teslim etmesi için zorladı.

b-  Amerikan Devrimi:

"Amerikan devrimi" 1773'te protesto olaylarıyla başladı. Sömürgeci İngilizler bu müstemlekelerin sakinlerine ağır vergi koymaya ve zalim kanunlarını uygulamaya bağlayınca sakinleri dayanamayıp protesto hareketi başlattılar. Sömürgeciler buna sakinleri zorlamak için kuvvet kullanmaya başvurunca 1775'te protesto hareketi silahlı harekete dönüştü. 1783'te Bağımsızlıkla sonuçlandı. İngiltere mecburen onlara bağımsızlık hakkı verip oradan çıktılar.

Başlangıçta Fransızlar devrimi gizlice desteklediler, devrim güçlenince ona açıkça desteklemeye başladılar. Zira müstemlekeler üzerinde İngilizlerle rekabet yaparak savaşıyorlardı. Nitekim İngilizlere karşı Kanada üzerinde girdiği yedi senelik savaştan yeniden yenik olarak çıktılar. İşte Britanya İmparatorluğunun zalim icraatlarına karşı bir devrim olarak sayıldı. Nitekim devrimi yapanlar bu imparatorlukla beraber geldiler ve onun vatandaşları sayıldılar. Protesto hareketleriyle başlamışsa da devrime doğru gelişti. Neticesi oradan İngiltere'yi kovmak, imparatorluğun egemenliğinden kurtulmak, bağımsız yepyeni bir devlet kurmak ve yeni bir sistem getirmektir. Bu sistem ne kadar sömürgecilerin fikri olan kapitalizme dayalı olsa da geliştirilmiş yepyeni bir sistem sayılır. Britanya orayı bir müstemleke olarak kaybetmişse de onu fikren veya ideolojik olarak kaybetmedi. Buna rağmen Amerika'da meydana gelen bu olay devrim olarak sayılır. Çünkü bu memlekette eskiye nazaran değişik bir hal ve yepyeni bir düzen getirdi. Amerika İngilizlere ait bir müstemleke iken bağımsız bir devlet oldu. Böylece yeni bir sistemle yeni bir otorite meydana geldi. İngilizlerin krallık sistemlerine ters olan bir cumhuriyet sistemi getirdi.  İngiltere'nin ve sair Batı dünyasının inandığı demokratik kapitalist fikrine dayalı olsa da dünyada ilk cumhuriyet sayılır.

c-   Fransız Devrimi

Fransız devrimi kralın ve sisteminin zulmüne karşı protesto hareketleriyle 1789'da başladı. Kanlı harekete dönüştü. 1792'de anayasal krallık sistemi kurmak üzere anlaşmaya varıldı. Fakat bu devrim tekrar alevlendi, bunun neticesi kralı idam etmek ve 1794'te cumhuriyet sistemi kurmak üzerine anlaşmaya varıldı. Aynı anda geçici bir idare hükümeti oluşturuldu. Bu sisteme eski dönem için herhangi bir iz kabul etmeyen "tutucu cumhuriyet" isim verildi. Bu yeni sistem yıkılan eski sistemden tam farklı bir sistem olarak ortaya çıktı. Ancak bir süreden sonra devrimci hareket sakinleşti ve gerilmeye başladı. Bu esnada "ılımlı burjuvacılar" adı alan kişiler tekrar ortaya çıkıp devrime hile yapıp orduyla anlaşarak yönetime el koydular. Nitekim 1799'da asker olan Napolyon Bunabert'in komutanlığıyla İdare Hükümetini devirdiler ve ılımlı anayasa adı alan anayasayı ortaya çıkartıp uygulamaya başladılar. Bunabert'i Cumhurbaşkanı olarak tayin ettiler. 5 sene sonra da Fransız Senato Meclisi Napolyon Bunabert'i imparator olarak tayin etmeyi onayladı. Zira bu durum; Napolyon Bonapart Paris'te emniyet gücünün başında bulunurken devrimi ve ondan sonra 1795'te kralcıların yürüttüğü zıt devrime karşı İdare Hükümetini korumakla ünlü olduktan sonra meydana geldi. 1797'de memleketin fiili lideri oldu. 1815'te Napolyon Bonabart'ın yenilgisinden sonra tekrar cumhuriyet sistemi memlekete döndü.

d-  Rus Devrimi:

1905'te, hürriyet ve demokrasiyi istemek üzere, Petersberg'te 200 bin insanın katılmasıyla protesto hareketiyle başladı. Çar'a ait emniyet güçleri bunu dağıtmak ve susturmaya çalışırken yüzlerce kişiyi öldürdü. Yine de pahalılık ve işsizlik gibi iktisadı vaziyete ve 1. Cihan savaşa katılmayı protesto etmek üzere işçiler ve askerlerin maddi güç kullanmadan meydana ve sokaklara dökülmesiyle devrim tekrar alevlendi. Ancak Çar güçleri bunları ezip susturdu. 1917'nin ilk aylarında tekrar alevlendi. Fakat bu sefer 15.3.1917'de Çar tahtan vazgeçip Prens George Levavof'e yönetimi teslim etti. Buna rağmen protesto ve grev hareketleri durmadı. Lenin liderliğinde Komünistler devrimi kendi taraflarına çekebildiler ve yönlendirme imkan bulabildiler. Zira onlar ideoloji sahibi idi ve yönetimi ele geçirmeyi hedef ediniyorlardı. Levavof'un hükümetini düşürdüler. Onun yerine başka hükümet oluşturuldu. Fakat orduyu kendi taraflarına kazandıktan sonra bu son hükümeti ve Çar'ın yönetimini düşürebildiler. Aynı senenin Kasım ayında zaferlerini kutladılar. İşte; bu hareketi silahlı devrime dönüştürdükten ve orduyu kazandıktan sonra Çarlık sistemini yıkıp yerine başka bir sistem kurabildiler. Çar'ı ve ailesini de idam ettiler. Almanya 1. Cihan savaşında Rusya'nın İngiltere ve Fransa'yla yaptığı ittifaktan çıkartılmasını sağlamak için Lenin'e yardım ederek bir rol oynadı. Sosyalist rejimi kabul etmeyenler zıt devrimi başlattılar. İngiltere ve Fransa onlara yardım etti. Fakat Komünistlerin liderliğindeki yeni rejim 1920 senesinde bu zıt devrimi yok edebildi.        

e-   İngliz Devrimi:

Devrimi çalmak, ona sokulmak veya  onu yolundan saptırmak gibi sarf edilen söylemler 1642'de alevlenen İngiliz devriminde tam olarak görülür. Bu devrim 1646'ye kadar devam etti. Hedeflerini gerçekleşmeden Kral Charles kaçtı. 1648'de tekrar alevlendi, fakat bu sefer bu Kral tekrar tahtına dönmüştü. 1649'de bu Kral idam edildi ve onun oğlu II. Charles sürgün edildi. Lord Oliver Cromwell bu devrime sokulup ona liderlik etti. Halkın ve devrimcilerin istedikleri gibi Krallığın ilgasını ve cumhuriyetin kurulmasını sağlamlaştırmadı. Yetkileri sınırlı olan krallık sistemini kabul etmesiyle beraber kral ailesi, soylu ve zengin ailelerin egemenliğini kaldırtmadı. Devrimin gerçekleştirdiği bazı hususlar yerleşmedi. Kargaşa ve ıstıraplar 1689'a kadar sürmüştü. Bu senede Kral II. James azledildi. İngiliz parlamentosu tarafından Hukuklar Bildirisi çıkartılıp ilan edildi. Bu bildiri şunları içerdi:

-Kralın taca sahip olmasında Allah'tan değil halkı temsil eden İngiliz parlamentodan kaynaklanır.

- Parlamentonun onaylanması olmaksızın Kral hiç bir kanunu ilga edemez, durduramaz ve yeni kanun çıkartamaz ve bir ordu oluşturamaz.

- Fikir ve ifade hürriyeti parlamento için korunur.

Devam edecek...

----------------------------

Devrim ve Nusret 12.12.'11

 

< Önceki   Sonraki >
Paylaş Paylaş
| Anasayfa :: Yazarlar :: Beyan /Bildiri :: Basın Açıklamaları :: Siyâsi Tahlil :: Kitap :: Haber - Yorum :: Linkler :: İletişim |