Anasayfa arrow Yazarlar arrow Tahir Şanlı arrow ALLAH'IN DİNİNİN KORUNMASI -2-
 [Detaylı_Ara]
Anasayfa
Haber - Yorum
HİLÂFET ÖZEL
Siyâsi Tahlil
Kitaplar
İktibas
Dünyada Dava
Multimedya
Fikir - İnceleme
Kavram
Sohbet
Soru-Cevap
Sizden Gelenler
Linkler
İletişim
Detaylı Arama

 Yazarlar

Editör
Esad Mansur
Esma Sıddık
Fuad Hamidoğlu
Hakan Bolat
Mahmud Gıtal
Mehmed Aydın
Necati Erdem
Salih Çelik
Saliha Aydın
Sümeyye AVCI
Tahir Şanlı
Yasin İbn-u Ali
Zeynep Afra
Bir Ayet

15/58-60 Söyle cevap vermişlerdi: "Biz şüphesiz suçlu bir millete gönderildik. Lut'un ailesi bunun dışındadır. Karısı hariç hepsini kurtaracağız. Karısının geride kalanlardan olmasını gerekli bulduk."
Bir Hadis

Sirkat haddi Yüce Allah'ın; "Hırsızlık yapan kadın ve erkeğin ellerini kesiniz." (Maide: 38) ayetine göre elin kesilmesidir.
Kitap

Siyasi Meseleler [İşgâl Edilmiş Müslüman Beldeler]

ALLAH'IN DİNİNİN KORUNMASI -2- Yazdır E-Posta
Tahir Şanlı
04 Ocak 2012 Çarşamba

"Sen Allah'ın dinini koru ki, Allah da seni korusun. Allah'ın dinini koru, O'nu yanında bulursun."

2. Bölüm

Bunun dışında Allahu Teala'dan talep şeklinde gelen bir koruma türü vardır.

İslam bir bütündür. Yani o akidesi ile Şer'i hükümleri ile bir bütünlük arzeder. Bu bütünlük içerisinde, uygulamada her alanın nizamlar içerdiğini, uygulama metodunun olduğunu görürüz. Mükelleflerin hükümleri tatbik etme keyfiyetleri en ince ayrıntılarına kadar açıklanmıştır. Bu hükümleri Allahu Teala'nın istediği şekilde tatbik eden insanlar sürekli var olmuştur. Yani namaz hükmünü ihlaslı bir şekilde tatbik eden kişiler daima mevcuttur. Buna benzer diğer hükümler hepsi böyledir. Yani Allah'ın dininde eksiklikte yoktur, kuralsızlıkta yoktur. Durum böyle olunca kıyamete kadar baki kalacak olan bu dinin uygulayıcılarını Allah daima var etmiştir ve edecektir de... Bu dinin her alanı için geçerli bir kuraldır. Ki böylece din ya uygulamada veyahut ta tatbik edilmeyen hükümlerin yeniden hayata döndürülmesi için mücadele veren kişilerin dava edinmeleri ile hayatta korunmuştur. İşte bu korunma ve koruma türünde talep vardır.

Korunmanın türü iki şekilde gerçekleşmektedir.

1- Korunması gereken düşüncenin zihinlerde muhafaza edilmesi. Ki hafız, hıfzetme de koruma içeriklidir. Hıfzetmekle koruma altına alınan fikirler ayni zamanda hıfzeden kişi tarafından dava haline dönüştürülebilir. Böylece Allah hükümlerini korumuş olur. Örneğin; Kur'anı hıfzeden kişi Kur'an'nın ehemmiyetini anlayarak ona sahip çıkması gibi. Allahu Teala şöyle buyurdu:

إِنَّا نَحْنُ نَزَّلْنَا الذِّكْرَ وَإِنَّا لَهُ لَحَافِظُونَ

"Şüphesiz zikri (Kur'an'ı) biz indirdik ve onun koruyucuları da elbette biziz." (Hicr 9) Burada "zikir"den kastın din, sünnet olduğunu söyleyen ulama olduğu gibi Kur'anı Kerim olduğunu söyleyen alimler de vardır. Vahy denildiğinde de her ikisini/Kitap ve Sünneti'de içerir.

İbni Hazm der ki; "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in din konusunda konuştuğu her söz, Allah'tan bir vahiydir. Bunda şüphe yoktur. Allah'tan inen vahyin hepsinin "indirilmiş bir zikir"(Hicr 9) olduğu konusunda şeriat ve lügat alimleri ittifak etmişlerdir. Vahyin hepsi korunmuştur. Allah'ın korumasını üstlendiği her şeyin, zayi edilmeyeceği garantilenmiştir. Aksi halde Allah'ın kelamı, yalan olurdu. Peygamber Sallallahu Aleyhi Ve Sellem'in din konusunda konuştuğu şeylerin zayi edileceğine ve aralarına batılın karışacağına dair hiçbir yol yoktur. Buraya bir yol bulunsaydı, Allah Teala'nın; "O zikri biz indirdik, Onun koruyucusu da elbette biziz." kavlinin yalan olması gerekirdi ki, bunu Müslüman söylemez...

Korunması vaad edilen zikr'i, Kur'an'a hamledenlerin delili yoktur. Zikir, Allah'ın Kur'an'dan, Kur'an'ı açıklayan ve vahiy olan sünnetten, peygamberine inen her şeye verilen bir isimdir. Zira Allah Teala; "Onları açık delillerle ve kitaplarla gönderdik, sana da zikri indirdik ki, kendilerine indirileni insanlara açıklayasın, ta ki düşünüp öğüt alsınlar. " (Nahl 44) ayetiyle Rasulullah'ı Kur'an'ı açıklamaya da memur kılmıştır." (İbni Hazm İhkam(1/117-118) Sıbai Sünnet(s.157)

Ayette geçen Kur'an'ın korunmasından kasıt onu zayi olmaktan korumadır. Bir başka görüşte burada Kur'an'ın mushaf olarak veya zihinlerde korunmasının kastedilmediği ancak mucize yönü ile korunmasıdır. İnsanları bir peygambere ulaştıracak olan tek mucize Kur'an'ın kendisidir. Bundan dolayı diyebiliriz ki Kur'anı Kerim'in mucizeviliği korunmuştur. Ki bu koruma ilahi bir korumadır. Bu yönünü Allahu Teala kendi üzerine almış insanlara bırakmamıştır. Ayeti kerimede Allahu Teala şöyle buyurdu:

لَا يَأْتِيهِ الْبَاطِلُ مِن بَيْنِ يَدَيْهِ وَلَا مِنْ خَلْفِهِ تَنزِيلٌ مِّنْ حَكِيمٍ حَمِيدٍ

 "Ona ne önünden ne ardından (asla) bâtıl yaklaşamaz. O, Hamîd, herkes tarafından öğülen; Hakîm, hikmet sahibi olan Allah'dan indirilmedir." (Fussilet 42)

بِلِسَانٍ عَرَبِيٍّ مُّبِينٍ (194) عَلَى قَلْبِكَ لِتَكُونَ مِنَ الْمُنذِرِينَ(193) نَزَلَ بِهِ الرُّوحُ الْأَمِينُ

 "Uyarıcılardan olasın diye Ruhu'l-emîn (Melek Cebrail) onu senin kalbine açık-seçik Arap diliyle indirmiştir." (Şuara 193-194-195)

O ilk indiği günden beri hiç bozulmadan, hiçbir harfi, kelimesi, cümlesi değişmeden günümüze kadar gelmiştir. İnsanlardan onu bozmak, onun bir benzerini getirmek isteyenler olmuştur. Fakat asla bunu başaramamışlardır. Allahu Teala onlara meydan okuyor:

فَلْيَأْتُوا بِحَدِيثٍ مِّثْلِهِ إِن كَانُوا صَادِقِينَ

"Eğer iddialarında samimi iseler Kuran'ın benzeri bir söz meydana getirsinler."  (Tur 34)

Kur'an bu yönü ile Allahu Teala'nın koruması altındadır. İnsanlar getirmekten aciz kaldıkları acizliğinin gereği teslim olur ve iman eder. İman ettiği şeyi ise korur. Tatbik ve uygulama yönü ile insanlara bırakıldığını da burada ekleyelim.

Resulullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellem'den sonra onu kaybolmaktan, tahriften, unutulmaktan koruma görevi sahabededir. Onlar Kur'anı muhafaza ettiler, topladılar, kendilerinden sonrakilere naklettiler. Bu şekilde Allahu Teala sahabelerin eli ile Kur'ân-ı Kerîm'i unutulmaktan, tahriften, ihmalden korumuştur. Bu aynı şekilde Vahyin korunması manasınadır ki; burada Sünneti te unutmamak gerekir. İbni Kayyım bu konuda şunları söyler; "Cenabı Hak size gücünüzün yetmediği bir şey yüklemez" ayetine binaen Allah'ın kullara bilmedikleri mechul bir şey veya imkansız bir şeyi farz kılması mümkün değildir. Rasulullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellem'e ittiba ve itaatin mükemmel manasının gerçekleşmesi için sünneti seniyye kıyamete kadar mahfuz, korunmuş olarak kalacaktır ve kıyamete kadar devam edecektir demektir bunun manası. Allah Azze ve Celle kevni emriyle Kur'an-ı Kerim'i koruma noktasını garanti altına, kefaleti altına aldığı gibi insanlardan hiç kimse bunu korumasa bile Allah'ın Kur'an'ı koruduğu gibi, aynı şekilde Kur'an'ın şerhi hüviyetindeki sünneti seniyyeyi de, Kur'an'ı , Sünneti himaye eden sünneti seniyye için gayret sarfeden alimleri vasıtasıyla koruma altına almıştır. Hamedani Teysir(3/204) Kasımi Kavaid(s58) Sıbai Sünnet(s157) Şafii Risale(s53) HucciyetusSünne(s334) Ebu Zehv Hadis(s11) Allahu Teala başka bir ayeti kerimede şöyle buyurmuştur:

لَا يَأْتِيهِ الْبَاطِلُ مِن بَيْنِ يَدَيْهِ وَلَا مِنْ خَلْفِهِ  "Ona önünden de ardından da batıl gelemez..." (Fussilet 42)

Bu ayetle de Allahu Teala dinin korunmasında rolü olan (ki burada sahabe kastedilmekte) güvenirliliğini ortaya koymaktadır.

2- Hayatta tatbik etmek, uygulamak ve korumak ta bu çerçevededir. Örneğin; Halifenin İslam'ın emirlerini uygulaması ile hem din korunmuş olur hem de hilafeti altında tebaa korunmuş olur.

Bu din insanlara indiği için yine bu dini Allah insanlar eli ile koruyacaktır. Dinin korunması genel anlamda bütün insanları ilgilendirdiği gibi özel olarak Müslümanları ilgilendirir.

Hükümlere bakıldığında ise dini koruyanların belirginlikleri vasfedilmektedir. Peygamberler, sahabeler, Müslümanlar, müminler, Salihler, Allah'ın dostları, alimler, yöneticiler, cihad eden askerler, kitleler gibi...  Bunların hepsi muhatap oldukları hükümleri uygulamakla Allah'ın emirlerini yerine getirmiş olurlar. Bununla kendilerini ateşten korudukları gibi dini de korumuş olurlar. Bunlara kısaca şu başlıklar altında değinelim:

Devam edecek...

 

ALLAH'IN DİNİNİN KORUNMASI 12.12.'11

 

< Önceki   Sonraki >
Paylaş Paylaş
| Anasayfa :: Yazarlar :: Beyan /Bildiri :: Basın Açıklamaları :: Siyâsi Tahlil :: Kitap :: Haber - Yorum :: Linkler :: İletişim |