Anasayfa arrow Sizden Gelenler arrow Yazı arrow Allah için sevmek Allah için buğz etmek
 [Detaylı_Ara]
Anasayfa
Haber - Yorum
HİLÂFET ÖZEL
Siyâsi Tahlil
Kitaplar
İktibas
Dünyada Dava
Multimedya
Fikir - İnceleme
Kavram
Sohbet
Soru-Cevap
Sizden Gelenler
Linkler
İletişim
Detaylı Arama

 Yazarlar

Editör
Esad Mansur
Esma Sıddık
Fuad Hamidoğlu
Hakan Bolat
Mahmud Gıtal
Mehmed Aydın
Necati Erdem
Salih Çelik
Saliha Aydın
Sümeyye AVCI
Tahir Şanlı
Yasin İbn-u Ali
Zeynep Afra
Bir Ayet

37/1-5 Sıra sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir.
Bir Hadis

Yine Nebi (sav)'den rivayet edilen bir başka hadis ise şöyledir: "Sizden öncekiler, aralarında şerefli ve itibarlı biri hırsızlık yaptığı zaman onu bıraktıkları, zayıf biri hırsızlık yaptığında ise elini kestikleri için helak oldular." (Ahmed b. Hanbel, Baki Müs. Ensar, 24134) Aişe (r.anha) rivayet ediyor:
Kitap

Siyasi Meseleler [İşgâl Edilmiş Müslüman Beldeler]

Allah için sevmek Allah için buğz etmek Yazdır E-Posta
Vuslat N. Avci
17 Aralık 2011 Cumartesi

Âlemlerin Rabbi olan Allah'a hamd olsun. Salât ve selam Resullerin Efendisi ve muttakilerin İmamına, onun âli ve ashabına, onun davetini yüklenip yolunu takip eden, düşüncelerine İslami akideyi esas alan, amellerinden şer'i hükümleri ölçü ve kaynak kabul edenlerin üzerine olsun.

Sevmek ile buğz etmek nedir, ne anlama gelir?

Sevmek; sevgi ve bağlılık duymak; muhabbet beslemek... Birine sevgiyle bağlanmak, gönül vermek; yerini, koşullarını uygun bulmak, hoşlanmak...

Buğz: Birini sevmemek, birisi hakkında gizli ve kalbî düşmanlık beslemek, başkasına kin duymak, nefret etmek... İnsan hayata geldiği günden itibaren duyguları düşünceleri tek tek yerleşmeye başlar, bunlardan birisi ise sevmeyi ve nefret etmeyi öğrenmektir. Kimileri sevgi ile büyür yaşar, kimileri ise nefretle. Sevgi ve nefretin ortak bir yönü vardır. İkisi de kullanıldıkça ve paylaşıldıkça artar. Sevgi sevgiyi, nefret ise nefreti doğurur. Sevilmeyen sevgiyi, nefret edilmeyen nefreti bilmez. Kimisi Sevgiyi bir şeye tapmak ile anlatır, kimisi şarkılarda mırıldar. Kimisi nefret eder hiç bir sebebi yokken, kimisinin gözü kararmıştır nefretten. Herkes için sevmek ve nefret etmek farklıdır. Kimi dozunu kaçırmıştır, kimisi hiç becerememiştir.

Anne ve Baba, Evlat, Arkadaşlık, Kardeşlik Sevgisine bakacak şaşırtıcı neticeleri gözlemlemekteyiz.

Türkiye'de 2000-2004 yılları arasında;

-353.000 çift boşanmıştır.

-14.000 çocuk evden kaçmıştır.

-10.000 çocuğunda uyuşturucu bağımlısı olduğu tespit edilmiştir.

-2007'de 16 yaşındaki genç, birlikte olduğu sevgilisi Esra Dönmez'i hamile kaldığı ortaya çıkmasın diye Kemerle boğarak öldürmüştü.

-2009'da İstanbul'da kafasını keserek çöpe atılan liseli Münevver'in sevgilisinin evinde testere ve kan izleri bulunmuştu...

-Cinayetler, Tecavüzler, kaçırmalar ve buna benzer birçok olaylar bulunmaktadır.

-Anne ve babasını öldüren evlatlar ya da kendi evlatlarını lime lime doğrayan anne ve babalar...

-Kimisi sevmediği için öldürüyor, kimisi sevdiği için öldürüyor.
Kimisi evde sevgisizlikten kaçıyor kimisi aşırı nefretten. Sevgileri ve nefretleri belirleyen ölçü ne yazıktır ki menfaat üzerine olmuştur.

Anne baba tarafından istekler yerine getirildiği müddetçe sevilmekte, getirilmediğinde zaman ise nefret edilmektedir.

Arkadaş kendisine yardım ettiği müddetçe sevilmektedir. Ya da iyi günde yanında olmaktadır.

Herkes çıkarı olan yol üzerine sever ve o yol üzerine nefret eder. Sevgisi bittiği yerde kini başlar nefreti başlar düşmanlığı başlar.  Bu tür sevginin ve nefretin kaynağı elbette ki kapitalizmin amellerdeki kıymet derecelerinden kaynaklanmaktadır. Kapitalizmde amellerde asıl olan menfaat olduğu için menfaatin bulunduğu yerde sevgi ve bağlılık, menfaatin bittiği yerde ise ayrılık ve nefret başlar. Onlara göre mutluluk, insanın her türlü ihtiyacının en üst seviyede karşılanması ile elde edilmektedir. Oysa bu toplumlar gerçek mutluluğun tadını bilmemektedirler. Yaptıkları davranışlarla sürekli olarak düşmanlık, sıkıntı ve tedirginlik içerisinde yaşamaktadırlar.

Bir Müslüman peki ne yol üzerine sevmeli ne için nefret etmeli?

Kimleri sevmeli kimlerden uzak durmalı buğz etmeli?

Müslüman'ın temel vazifelerinden biri de Allah için sevmek, Allah için buğz etmektir. Başka bir ifadeyle Allah'ın sevdiğini sevmeli, sevmediğine buğz etmelidir.

İslam'da menfaat çıkarı için kişi sevilmez, ya da buğz edilmez. Kişi ancak Allah rızası için sevilir. Allah rızası içinde buğz edilir.

Müslüman kimleri sevmez?

Müslüman Allah'ın düşmanlarını sevmez, Rasulullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellem'in düşmanlarını sevmez, Ümmet'in düşmanlarını sevmez.

Peki, Allah bu konu da bizlere ne buyurmuştur:

"Ey iman edenler! Yahudi ve Hıristiyanları dostlar edinmeyin! Onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden kim onları dost edinirse, şüphesiz o da onlardandır. Muhakkak ki Allah, zalim bir kavme hidayet etmez." (Maide: 51)

"(Resulüm!) De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyunuz ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın." (Al-i İmran, 31)

Rasulullah ise bizlere şöyle buyurmaktadır... Ebu Zer'den Radiyallahu Anh'dan rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellem; Amellerin (Allah'a) en sevimli olanı Allah için sevmek ve Allah için öfkelenmektir." buyurmuştur. (Sünen-i Ebu Davud)

Bizler Allah'ın ayetlerini duyduk itaat ettik diyen kullar olmalıyız, bizlerin kılavuzu Rasulullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellem'in Sünneti olmalı.. Allahu Teala bizlere Allah için sevmemizi onun için buğz etmemizi emretmiştir:

"İmanın en sağlam kulpu Allah için dostluk ve Allah için düşmanlıktır." (Ebu Davud)

Bu sevginin nasıl olmasını öğrenmek için ise kılavuzumuz Rasulullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellem'i takip etmek gerek.

-Allah için sevmek ve Allah için buğz etmek mü'minin en faziletli hasletlerindendir. Hazreti Ibn-i Abbas Radiyallahu Anh Peygamber Efendimizin Sallallahu Aleyhi Ve Sellem Hazreti Ebu zer'e şöyle dediğini rivayet etti:

"Ya Ebu zer, imanın hangi rüknü daha sağlamdır?"

"Allah Resulü daha iyi bilir." deyince Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi Ve Sellem:

"Allah için dost olmak, Allah için sevmek ve Allah için buğz etmektir." (Ebu Davud) buyurdu.

- Rivayet edilir ki: Cenab-ı Hak Musa Aleyhisselam'a vahy edip: "Ey kulum Musa, benim için acaba hangi ameli yaptın?" diye sordu. Musa (as)'da  "Ya Rab, senin için namaz kıldım, oruç tuttum, zekât verdim" der. Bunun üzerine Yüce Allah: "Namaz senin için delildir, oruç senin için bir kalkan, sadaka ise senin için (kıyamet gününde) bir gölge, zekât ise senin için bir nurdur. O halde bütün bunlar senindir, benim için hangi ameli yaptın?" buyurur. Musa (as): "Ya Rab, sırf senin için olan bir ameli bana öğret" der. Yüce Allah da: "Ey Musa! Acaba benim bir dostuma hiç dost oldun mu? Acaba benim için bir düşmana hiç düşman oldun mu?" buyurur. Bunun üzerine Hz. Musa, amellerin en faziletlisinin Allah için sevmek ve Allah için buğz etmek olduğunu anlar.

Hz. Mu'az İbnu Cebel Radıyallahu Anh anlatıyor: Resûlullah Aleyhissalâtu Vesselâm buyurdular ki; "Allah Teala hazretleri buyuruyor ki: "Benim celalim adına birbirlerini sevenler var ya! Onlar için nurdan öyle minberler vardır ki, peygamberler ve şehidler bile onlara gıbta ederler." (Tirmizi)

Allah'a iman eden, Allah'tan korkan, Allah'ı seven Müslüman, Peygamberi canından çok sever.

Enes Bin Malik Radiyallahu Anh'ın rivayetine göre Rasulullah Efendimiz söyle buyrulmuştur:

"Kimde şu üç şey bulunursa imanın tadını tatmış olur.

-Allah ile Resulullah kendisine evladından, anasından, babasından ve nefsinden daha sevgili gelmesi,

-Sevdiğini Allah için sevmesi, buğz ettiğine Allah için buğz etmesi,

-Küfre dönmekten ateşe atılacakmışçasına korkmak ve hoşlanmamak."

Allah için buğz konusunda yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

"Zulmedenlere de meyletmeyin! Yoksa ateş size dokunur! Hem sizin, Allah'tan başka hiçbir dostunuz yoktur; sonra size yardım edilmez." (Hud, 113)

Hz. Ömer Radıyallahu Anh anlatıyor: Resûlullah Aleyhissalâtu Vesselâm buyurdular ki: "Allah'ın kulları arasında bir grup var ki, onlar ne peygamberlerdir ne şehitlerdir. Üstelik Kıyamet günü Allah indindeki makamlarının yüceliği sebebiyle peygamberler de, şehitler de onlara gıpta ederler." Orada bulunanlar sordu: "Ey Allah'ın Resulü! Onlar kim, bize haber ver!" "Onlar aralarında ne kan bağı ne de birbirlerine bağışladıkları bir mal olmadığı halde, Allah'ın ruhu (Kur'an) adına birbirlerini sevenlerdir. Allah'a yemin ederim, onların yüzleri mutlaka nurdur. Onlar bir nur üzeredirler. Halk korkarken, onlar korkmazlar. İnsanlar üzülürken, onlar üzülmezler. Ve şu ayeti okudu: "Haberiniz olsun Allah'ın dostları var ya! Onlara ne korku var ne de onlar üzülecekler" (Yunus 62) Ebu Davud

Müslüman bütün iman kardeşlerini, imanları dolayısıyla sever.

"Biriniz kardeşini (Allah için) seviyorsa ona sevdiğini söylesin"
(Ebu Davud, Tirmizi)

Hz. Enes Radıyallahu Anh anlatıyor: "Rasulullah Aleyhissalâtu Vesselâm'ın yanında bir adam vardı. Derken oradan birisi geçti. (Aleyhissalatu Vesselam'ın yanındaki):"Ey Allah'ın Resulü! dedi, ben şu geçeni seviyorum" "Pekiyi kendisine haber verdin mi?" diye Aleyhissalatu Vesselam sordu "Hayır!" deyince, "Ona haber ver!" dedi. Adam kalkıp, gidene yetişti ve: "Seni Allah için seviyorum!" dedi. Adam da: "Kendisi adına beni sevdiğin Zât da seni sevsin!" diye mukabelede bulundu" (Ebu Davud)

Amellerimiz sırf Allah rızası için olmalı, ben bunu Allah için seviyorum demeyi öğrenmek büyük bir erdemliliktir. Bunun içinde İslam kardeşlerimizi sevmemiz, onları Allah rızası için ziyaret etmemiz, Allah rızası için yardım etmemiz gerekir. "Dostunu severken ölçülü sev, günün birinde düşmanın olabilir. Düşmanına da buğzunu ölçülü yap, günün birinde dostun olabilir." (Tirmizi)

Konumuzu Hz. Davud'n duası ile kapatmak istiyorum:

"Davut Aleyhisselam'ın duasından birisi şöyle idi: "Allah'ım, senden senin sevgini ve seni sevenleri sevmeyi ve senin sevgine beni ulaştıracak amelleri dilerim. Allah'ım, senin sevgini, nefsimden çoluk çocuğumdan ve soğuk sudan daha sevgili kıl."  (Tirmizi, Ebu Davud)


Vuslat N. Avci

< Önceki   Sonraki >
Paylaş Paylaş
19 Mayıs 2012 Cumartesi
28 Cumâde'l Âhira 1433
Fikirlerden
İSLÂM İLE YÖNETMEYEN HERKES YA FASIKTIR YA KAFİRDİR

İslâm, kendisinden önce gelen yahudilik, hıristiyanlık ve diğer dinlerden farklıdır. Allahu Teâla İslâm'ı, kendisinden bütün beşeri hayatın tüm problemlerine çözüm içeren bir nizamın çıktığı aklî bir akide üzerine kurulu bir ideoloji kılmıştır. Nitekim Allah, müslümanlara hayatlarının bütün işlerinde onunla yönetmelerini ve onu yönetime getirmelerini/hakim kılmalarını zorunlu ve farz kılmıştır. Hayatlarının herhangi bir işinde dahi olsa İslâm dışında bir şeyle yönetmelerini ya da yönetime getirmelerini de onlara haram kılmıştır. İslâm'dan başkası ile yöneten veya İslâm'dan başkasını yönetime getireni/hakem kılanı Kıyamet günü azaba müstehak kılmıştır. Bu, yani günahkâr olması, eğer o kişi, İslâm'dan başkasının İslâm'dan daha üstün olduğuna inanmıyorsa geçerlidir. Eğer o kişi, İslâm'dan başkasının İslâm'dan daha üstün olduğuna inanıyorsa o zaman kafir olur. Allahu Teâla şöyle buyurdu: 

"Kim Allah'ın indirdiği ile yönetmezse, işte o kimseler kafirdirler." (Maide: 44)

Hizb-ut Tahrir Kültüründen

| Anasayfa :: Yazarlar :: Beyan /Bildiri :: Basın Açıklamaları :: Siyâsi Tahlil :: Kitap :: Haber - Yorum :: Linkler :: İletişim |