|
Müslümanlar kendilerine karşı oynan derin, çirkin, iğrenç oyunların farkına vardığında oynanan tiyatro biter.
Demokrasinin doğduğu yer olarak bilinen İngiltere hala bir krallıkla yönetilmektedir. Ve herkes de bu demokrasi krallığından (!) gayet memnundur.Ve İngilizlerin ezici çoğunluğu bundan gurur duyarlar. Muhalifleri varsa da yok sayılacak kadar az ve cılız bir ses bile değildir.
İspanya Krallıkla yönetilen demokratik bir ülkedir. Demokrasi boğası Arenanın dışına atlayınca Kral matador olarak sahaya çıkar elindeki can yakıcı sivri kılıcı tribünlere atlayan boğayı sahaya çekmek için ustaca kullanır.
Hollanda Krallıkla hala övünen bir ülkedir. Avuç içi kadar olan bu ülke hayatından memnun olarak zenginliğin, refahın tadını çıkarmaktadır.
Danimarka Krallığı onlara Vikinglerin efsanevi tarihini hatırlatır. Birçok krallıklar gibi onun da devlet yönetiminde fazla bir etkinliği olmasa da, devletin tepesinde sembolik de olsa yeri geldiğinde söz sahibi bir otoritedir.
Belçika’da keskin Flamen ve Valon çekişmesine rağmen Kral kendi yerini korumakta, dünyada birçok saygın ülke krallıkla yönetilmekte. Krallar devletin tepesinde en saygın bir kurum olarak kalmaktadır.
Osmanlıyı kuran ve altı yüzyıl yöneten Osmanoğulları’nı kim, neden hain olarak suçladı, ülkesinden çıkardı? Çoluk çocuk, kadın ihtiyar demeden hepsine karşı savaş açtı? Hepsi ser sefil gurbette öldüler cenazelerine bile sahip çıkamadık? Yeni doğan Osmanlı çocukların suçları neydi? Firavun gibi peşlerini bir türlü bırakmadık?
Kemalist statükonun meşhur yalan ve iftiralarına kandık, onlara inandık, onları hep hain olarak andık.
Halifeliği düşmanlarımızın isteği doğrultuda kaldırdık. İslam ülkelerinin herhangi birinde bir Halifenin olmasına önce biz karşı çıktık?
Sembolik de olsa Hilafet makamı önce neden yerli münafıkları, diktatörleri, işbirlikçileri, içimizdeki İslam düşmanlarını rahatsız ediyor şimdi anlıyor muyuz?
Hilafeti kaldırıp demokrasiyi Truva’nın sahte atı gibi İslam ülkelerine sokarak her ülkeyi diktatörlerle donatan işgalci, sömürgeci güçlerin zalim sultanların, cani diktatörlerin, askeri rejimlerin demokrasinin nereleri bağdaşıyor?
Ne yazık ki, işgalciliğe ve emperyalizme karşı mücadele veren İslam ülkelerindeki birçok fikir akımları ve aydınlar da bilerek veya bilmeyerek düşmanlarının ağzıyla laf üretiyorlar ve konuşuyorlar?
Çeşitli bahanelerin arkasına gizlenerek, değişik mazeretler üreterek Hilafete karşı çıkmak İslam düşmanlarının işidir.
İstanbul’da oturan bir halifenin iki dudağı arasında çıkacak bir fetva veya emirle Afganistan, Pakistan, Hindistan, Malezya, Endonezya… Asya ve Afrika ve Avrupa’daki Müslümanların buna Lebbeyk (emret) demesi elbette hiçbir İslam düşmanının işine gelmez.
Müslüman ülkelerde Hilafete karşı çıkanlar, erkekçe, dürüstçe, adam gibi İslama, islam kültür ve medeniyetine karşı olduklarını söyleyemeyecek kadar korkak, ikiyüzlüler veya resmen İslam karşıtı olan içimizdeki Müslüman görünen münafıklardır.
Bir asırdır kuşatması altında olduğumuz batı demokrasisine göre; Krallıklar, diktatörlükler, papalık, Siyonist din devleti, komünist devlet anlayışı, faşizm demokrasiye ve demokratik anlayışa uygun oluyor da, Müslümanların kendi aralarında özgür iradeleriyle seçecekleri bir halifeye ve İslam devletine sahip olmaları neden öcü gibi görülüyor, gösteriliyor, düşman olarak algılanıyor?
Demokrasi halkın kendi seçtiği yönetim biçimi değil mi?
Müslümanlar kendilerine karşı oynan derin, çirkin, iğrenç oyunların farkına vardığında oynanan tiyatro biter.
Ortadoğu’daki gençlik ayaklanmalarının içinden çıkan bir kıvılcım, bir gün tüm İslam alemini saran bir aydınlanma/diriliş hareketine dönüşeceğine inanıyorum.
Hz. İbrahim’in göklerde aradığı, Hz. Musa’nın Tur dağında gördüğü o kutsal ışık, Hz. Muhammedin karanlıklar üzerine doğan bir güneş gibi dünyamızı aydınlatması elbette islam düşmanlarını huzursuz edecek..
Düşmanlarınızı rahatsız eden en büyük şey, sizin her konuda onlara muhtaç olmadan dimdik ayakta durabilme gücünüz ve bu dinamizminizin sürekliliğidir.
Sizi ancak özünüzden çıkan bir dinamizm/ bir diriliş hareketi ayakta tutabilir. Başka yerlerden devşirilen, ithal edilen, bünyenize yabancı fikir, düşünce ve ideolojiler değil.
Arif Altunbaş / haber7 |