Anasayfa arrow İktibas arrow Sudan nereye sürüklenmek isteniyor?
 [Detaylı_Ara]
Anasayfa
Haber - Yorum
HİLÂFET ÖZEL
Siyâsi Tahlil
Kitaplar
İktibas
Dünyada Dava
Multimedya
Fikir - İnceleme
Kavram
Sohbet
Soru-Cevap
Sizden Gelenler
Linkler
İletişim
Detaylı Arama

 Yazarlar

Editör
Esad Mansur
Esma Sıddık
Fuad Hamidoğlu
Hakan Bolat
Mahmud Gıtal
Mehmed Aydın
Necati Erdem
Salih Çelik
Saliha Aydın
Sümeyye AVCI
Tahir Şanlı
Yasin İbn-u Ali
Zeynep Afra
Bir Ayet

35/30 Çünkü Allah bu kimselerin ecirlerini tam verir ve lütfu ile arttırır. Doğrusu O, bağışlayandır, şükrün karşılığını bol bol verendir.
Bir Hadis

"Sizden biri doğruyu duyduğunda veya gördüğünde onu söylemeye insanlara olan korkusu engel olmasın." (Müslim, Buhari)
Kitap

Siyasi Meseleler [İşgâl Edilmiş Müslüman Beldeler]

Sudan nereye sürüklenmek isteniyor? Yazdır E-Posta
Arif Altunbaş
16 Temmuz 2011 Cumartesi

ImageMüslüman bir devlet ve nüfusa sahip olması, ülkesinde Petrol ve zengin hammadde kaynakları bulunmasından dolayı şer güçlerin sürekli hedefi.

Arif  Altunbaş

Birinci Dünya savaşında Osmanlının yıkılışından sonra işgal edilen birçok İslam ülkesi emperyalist batılıların siyasi, kültürel, ekonomik boyundurukları altına alınarak sömürgeleştirildiler.

Osmanlı topraklarında milliyetçilik hareketleri yabancılarca desteklenip güçlendirildi. Osmanlıya karşı iç muhalefetler silahlandırılarak, ayaklanmalar, isyanlar organize edildi. Kardeşi kardeşe kırdırdılar. Kardeş kardeşi boğazlarken, emperyalist işgalçi güçler başta; İngiltere, Fransa, İtalya gibi devletler Osmanlı topraklarını işgal edip aralarında paylaştılar.

Osmanlı yıkılıp halifelik kaldırıldıktan sonra bu topraklar işgalcilerle iş birliği yapan kabileler arasında paylaştırıldı veya; halkların bağımsızlık mücadeleleri karşısında çekilmek zorunda kaldılar.

İngiliz emperyalizmine karşı Mehdi hareketinin önderliğinde bağımsızlığını savaşla kazanan ülkelerden birisi de Sudan. Bağımsızlığını kazanmasının ardından işgal güçleri Sudanın peşini bir türlü bırakmadılar.  

Siyasi iradeleri, askeri güçleri ve ekonomik yapılarının zayıf olması ve ülkedeki kabile ve iktidar kavgaları yabancıların arayıp da bulamadığı fırsatlardı. Güney ve kuzey Sudan arasında batı devletleri ve Kiliselerin desteğiyle yıllardır sürdürülen iç savaş nihayet ülkenin BM kararıyla ikiye ayrılmasına kadar devam etti ve bundan sonra da devam edeceğe benziyor.

Bu çatışma ve savaşlarda binlerce insan öldü, ülke ikiye bölündü ama, batılıların Sudan ile, Sudanlılar ile olan savaşı bitmedi. Sudan 09.07.2011 de resmen güney ve kuzey olmak üzere ayrı başşehirleri, iki ordusu, iki yönetimi ve sınırları olan iki ayrı devlet oldu.

Güney Sudanlılar Hıristiyanlar ve yerli Afrika dinleriyle, az da olsa Müslümanlardan oluşuyor. ABD’nin ve AB’nin nüfuz alanı, arkalarında bu güçler duruyor.

Kuzey Sudan müslüman, ABD ve batı emperyalizmine karşı olmakla tanınıyor. Çin ile dirsek temasında, kendini emperyalist güçlere karşı korumak adına sırtını Çin’e dayamış durumda. Müslüman bir devlet ve nüfusa sahip olması, ülkesinde Petrol ve zengin hammadde kaynakları bulunmasından dolayı şer güçlerin sürekli hedefi.

ABD ve Çin’in gövde gösterisine sahne olan dünyanın stratejik noktalarından önemli bir yer burası. Bir tarafta, dünya deniz trafiğinin önemli bir yükünü taşıyan Kızıldeniz, bir tarafta Sudan petrolleri, bir tarafta Afrika’nın can damarı Nil havzasının ve Afrika’nın en büyük yüzölçümüne sahip olan Sudanın, aşağı Nil ülkelerinin ve Mısırın kontrol edilmesi, İslam’ın Afrika içlerine yayılma yollarından birinin de buradan geçmesi İslami hareketlerin önüne geçilmesi planı dolayısıyla dünya hegemonyasını elinde tutmek isteyen emperyalist güçlerin kolayca terkedemeyeceği Basra Körfezi gibi stratejik bir bölge.

İki ayrı devlete ayrılan Sudan arasında paylaşılamayan tek şey, % 80’i Güney Sudan topraklarındaki petrol yatakları. Zaten çoğu sorunların kaynağı bir isyan dalgası olarak buradan fışkırıp ülkeyi yıllardır kana buluyor.

Ne ABD, ne AB ülkeleri ve onların gayri meşru çocuğu İsrail bundan sonra bu bölgeyi rahat bırakmayacağı, kanayan yaraları sürekli kaşıyacağı gün gibi ortada .

Şimdiye kadar Sudan’a ve Sudanlılara gün yüzü göstermeyen şer güçler bundan sonrada onu rahat bırakmayacaklar. Ta ki ülkenin başına kendi standartlarına, çıkar ve isteklerine uygun bir lider ve rejim getirilinceye kadar.

Basit iç çekişmeleri bırakıp Sudanın geleceği için şimdiden bir yumruk olmalı, uzun ve yorucu bir mücadeleye hazırlanmalı, ülkelerini savunmaları için ekonomik, askeri ve siyasi olarak güçlenmeleri, uzun ve kanlı mücadele geçmişlerinden dersler çıkarmak zorundalar.

Ne yazık ki, güçlülerin Hakim zayıfların da Mahkum olduğu adaletsiz bir dünyada yaşıyoruz. Adaletin zalimlerin elinde bir silah olarak kullanıldığı acımasız bir dünyada.

haber7

< Önceki   Sonraki >
Paylaş Paylaş
19 Mayıs 2012 Cumartesi
28 Cumâde'l Âhira 1433
.:: son 30 günün ::.
| Anasayfa :: Yazarlar :: Beyan /Bildiri :: Basın Açıklamaları :: Siyâsi Tahlil :: Kitap :: Haber - Yorum :: Linkler :: İletişim |