|
2 Mayıs salı günü bizzat ABD Başkanı Barak Obama tarafından açıklanan ve çok büyük bir başarı olarak lanse edilen haber şu şekilde haber kanallarına yansıdı: Obama: "Adalet yerini buldu." ABD Başkanı Barack Obama, El Kaide lideri Usame Bin Ladin'in ABD güçlerinin düzenlediği bir operasyonda öldürüldüğünü açıkladı. Obama, Beyaz Saray'da yaptığı açıklamada, Bin Ladin'in öldürülmesi konusunda, "Adalet yerini buldu" dedi ve ABD'nin İslam ile savaşta olmadığını ve asla olmayacağını vurguladı.(CNN-Türk/02.05.11) Bu haber birden dünyanın bir numaralı konusu oldu. Kimileri neden şimdi, neden on yıl sonra diye kendi kendine soru sormaya başladı. Kimileri acaba gerçektende öldümü veya hiç yaşıyor muydu, yani çoktan ölmüştü de şimdimi gündeme getirdiler diye kuşku duymaya başladı. Ardından gelen açıklama ve yapılan haberlerin aklı başında olan her insan için bir safsatadan öte geçmeyen, hatta çok yüzeysel ve gülünç olan haberlerle karşılaşmaya başladık. Örneğin; cesedi ile alakalı 3 Mayıs günü şöyle bir haber yayınlanmaya başladı: Amerikan AP haber ajansına göre, ABD'li bir yetkili, askeri operasyonla öldürülen Usama Bin Ladin'i "denize gömdük" dedi. Ajans haberini, üst düzey yetkililerin Bin Ladin'in cenazesinin İslami kurallara ve geleneklere göre uygulanacağını bildirdiğini anımsatarak, bu İslami kurallara göre de cenazenin 24 saat içinde defnedilmesi gerektiği yorumuyla duyurdu. ABD'Lİ YETKİLİ: "CENAZEYİ KABUL EDECEK ÜLKE BULMAK ZOR OLACAKTI."
Amerikan AP haber ajansı, ABD'li bir yetkilinin, askeri operasyonla öldürülen "Usama Bin Ladin'i denize gömdüklerini" söylediğini bildirdi. (Radikal) Bu haberi birçok televizyon kanalı ve gazete manşetlerinde görmek mümkün... İnsan bu tür haber karşısında gülmemesi mümkün mü?!. On yıldır aradığın ve tüm İslam alemini kan gölüne çevirdiğin, ülkeleri işgal ettiğin ve tüm bunların müsebbibi olarakta Usame bin Ladin'i yakalıyorsun. Ardından bunu dile getirirkende aciziyetini pekiştirecek bir tavır takınarak açıklama yapıyorsun. Yok, neymiş Bin Ladin'in cenazesinin İslami kurallara ve geleneklere göre defnedilmesi için ortaya konulan 24 saat sınırı geçtiği için ve onu defnedecek bir ülke bulamadıkları için, okyanusta bilinmeyen bir kordinatla denize atılmış. Böyle bir açıklamayı veya daha doğrusu bahaneyi insanın hafsalası almıyor. Şimdi dile getirilmesi gereken şu gerçek aslında bizi ilgilendiren soru. Neden şimdi böyle bir olay gündeme getirilmek istendi? Ve neden bununla beraber birçok kafa karıştırıcı olay arka arkaya gerçekleşti? Örneğin; Kuzey Afrika ve Ortadoğu'da gerçekleşen ayaklanmalar esnasında bu ülkelerin göbeğinde bulunan ve kendi bünyesinde bölünmüş olan Hamas ve El-Fetih örgütleri neden barışma gereği duydular. Sanki İsrail için böyle bir uzlaşmanın sözde ülkelerinde bir iç kargaşanın engellenmesi ve buna paralel olarak Filistin'in komşuları olan ülkeler ve diğer İslam beldelerinin Gazze bahanesi ile siyaset yapmaları engellenmek istenmiş olabilir. Ve yine Filistin'in komşusu olan Mısır halkının Gazze sınırının kaldırılmasını ve Mısır askerinin müdahil olmasını istemiş olmalarının önüne geçilmekde istenilmiş olabilir. Ardından Suriye'deki kargaşa yine o sözüm ona sözde devletin kuşkulanmasına, tedirginlenmesine sebeb olduğu düşünülebilir. Fakat asıl sorgulanması gereken soru ABD'nin dört, beş aydır İslam beldelerindeki bu ayaklanmalardan sonra böyle bir operasyonu gerçekleştirmiş olmasıdır. Neden bu ilişkilendirme diye ek bir soruda sorulabilir. Burada bunun birçok sebeb ve nedenleri olabilmekle beraber, asıl görülmesi gereken hakikat şu şekildedir: Dünya'nın süper gücü olarak bilinen ve her yıl silah sanayisi için yaklaşık 700 milyar dolar harcıyan bir ülke, başarı olarak veya zafer olarak dile getirdiği husus bir kişinin öldürülmesi. O öldürülen kişi ise bir kaç kişiyi etrafında bulunduran ve ellerinde sadece kaleşnikovdan başka silahı olmayan bir guruptan ibaret. İnsan bu manzara karşısında şu hakikatı anlamakta hiçde zorlanmamış olsa gerek. Ya bu sözde süper güç diye kendini tanıtan ABD çok cılız, korkak ve aciz olan bir devlet. Ya da onlar zahiren güçlü olsalar bile, bir kaç Müslüman'ın dik duruşu karşısında hiçbir başarı elde edemeyen ve zelil olan bir ülke olarak ortaya çıkıyor. Her iki açıdanda onların son çırpınışlarını çağrıştıran bir hakikat olarak bu karşımıza çıkıyor. Sanki 2001 yılında başlatılan bir siyasi senaryo şimdi bitirildi veya bitirilmek zorunda kalındı. Ardından ise şimdi başka bir senaryo çizilmek isteniyor. Şayet bir senaryo sonlanmış ise yerine oluşturulacak yeni senaryo ne olacak sorusunu doğuruyor. Acaba Müslümanların duyarlılığı daha ciddiye alınarak onları sakinleştirecek bir oyunmu oluşturulmak isteniyor? Onların daha gür dile getirmiş oldukları İslam nizamı, hilafet sözcüklerini manüpüle edecek bir takım pilan ve tezgahlar mı oluşturulmak isteniyor? Bu oyunun oynanabilmesi için ise Usame bin Ladin ve El Kaide gurubu veye fikri bu senaryo için bir engel teşkil etmiş olduğu için bitirilmek istenmiş olabilir? Yani birçok konu ve soru ile karşı karşıyayız. Bu ve buna benzer birçok sorunun cevabını hepbirlikte günler ve haftlarda göreçeğiz. Lakin Müslüman bu oyunlara gelmemeli ve Rabbimizin bizden istemiş olduğu mücadelesini sonuna kadar sürdürmenin gayreti içerisinde olmalı. Ya Rab onların tuzağını onların başına musallat eyle, biz Müslümanlara ise nusretini tez zamanda göster. (Amin.) Kardeşiniz; Mehmet Aydın |