|
‘23 Nisan' çocuk bayramı olarak bilinir ve bu yüzdende bir takım kutlamalar yapılır. Her 23 Nisan'da çocukları sevindirmek ve mutlu etmek (!) için hediyeler sunulur, eglenceler düzenlenir ve liderlerin uğruna tüm hilelere başvurdukları, binbir entrika çevirdikleri 'yönetim koltuğu' çocuklara bir kaç saatliğine devredilir. Ve sözde çocuklara verilen önemi göstermek için çeşitli törenler yapılır. Küfür sisteminin her bayramında olduğu gibi 23 Nisan'da da bilindik faaliyetler görülür. Hatta kendilerini İslam Alimi zanneden bir takım devletin hocaları, küfür devlete hizmet etmek için hutbelerde 23 Nisan'ın konusunu ele alırlar. 23 Nisan neyin tarihidir? Çocuk bayramı diye kutlanılan bu bayram aslında neyin bayramı? Bu sorulara bizi ilgilendiren kısmından kısaca yanıt verelim.. 23 Nisan 1920'de Türkiye iradesini temsil eden ilk Büyük Millet Meclisi açıldı ve bu tarih Türkiye'nin egemenliğinin ilân edildiği tarihtir. Çok geçmeden Mustafa Kemal, 23 Nisan 1924'te ‘23 Nisan' gününün bayram olarak kutlanılmasına karar vermesinden 5 yıl sonra, yani 23 Nisan 1929'da bu bayramın "Hakimiyeti Milliye Bayramı" olarak çocuk bayramı olmasını resmen ilan etmiştir. Ve bu tarihten sonra her 23 Nisan günü Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı günü olarak kutlanmaya başlanılmıştır. Evet, çıkış tarihinde de görüldüğü gibi 23 Nisan'daki maksat çocukları eğlendirmek sevindirmek değildir. Aslında bu bayram bizim kara tarihimizin kutlandığı bir bayramdır. Çünkü 23 Nisan'ın dayandığı tarih 1920 yılında egemenliğin kâfirlerin ve onlara ajanlık edenlerin ellerine geçmesine dayanmaktadır. 1924'te İslam Devleti'nin resmen kaldırılmasıyla bu gün rahat bir şekilde bayram olarak ilan edildi. Egemenliğin manasını açacak olursak; Egemenlik, Hakimiyettir. Yani kanun koyma yetkisi de diyebiliriz. İşte bu yetki 1924'te resmen kâfirlerin eline geçti böylece onlar insanları aciz akıllarından çıkardıkları nizamla yönetmeye başladılar. Oysa egemenlik, yani kanun koyma yetkisi yalnızca ve sadece Şari' (Allah'a)ye aittir. Bu kısa açıklamadan sonra ortaya çok acı bir tablo çıkıyor. Bu tarihi kutlayanlar sadece Kemalistler veya laikler değil aynı zamanda Müslümanlarda kutlamaktadırlar ne yazık ki. Çocuklarının 23 Nisan kutlamalarına katılmaları için kendi elleriyle hazırlayıp 23 Nisan kutlamalarına gönderilmekte. Tabi Müslümanların bu konuda bilinçsiz oldukları da bir hakikat. İngilizlere ajanlık eden ve aslının yahudilerden geldiği Mustafa Kemal, İslam Devleti'ni ortadan kaldırıp egemenliği eline geçirdi. Asıl değinmek istediğimize gelecek olursak; Mustafa Kemal 23 Nisan'ı sözde çocuklar arasında mutluluk, sevgi ve dostluk getirmesi için çocuklara armağan etmiş. Peki, 23 Nisan bayramı çocuklara (daha doğrusu çocuklarımıza) neleri verdiğini, getirdiğini, bu bayramla evlatlarımızın nasıl bir duruma sokulduğunu ve çocuklarımız için 23 Nisan'ın ne demek olduğunu üç madde halinde sıralayalım; 1. 23 Nisan; Çocuklarımızın Devletsiz Bırakılması demek! Devlet, çocuk için anne baba konumundadır. Nasıl ki bir çocuğun başına bir şey geldiğinde anne, babanın yüreği yanar ve çocuğunun üzerindeki sorunu kaldırmak için adeta çırpınır, işte devlette bundan daha fazla güce sahiptir. Hiç bir çocuğa en ufak bir zararın gelmesine asla izin vermez. Onları tüm kötülüklerden korumaya çalışır. Ve bunun içinde gerekiyorsa servetini harcamaktan çekinmez. Tabi herhangi bir devletten değil İslam Devletinden bahsediyoruz çünkü diğer bütün devletler sadece menfaatlerine göre hareket etmektedirler. Birazcık yardım ediyor olsalar dahi yine onu da menfaatleri gereği yapmaktalar. Bununla ilgili çok acı örnekler vermek mümkün. Örneğin sadece Türkiye'de çocuk kayıp sayısı akıl almaz şekilde gün geçtikçe çoğalıyor. Geçen sene (2010) Ocak ayında Emniyet Genel Müdürlüğü, Türkiye'deki toplam kayıp çocuk sayısını açıkladı. Kayıtlara göre 1016'sı kız olmak üzere 1661 çocuğun kayıp olduğu veya kaçırıldığı ortaya çıktı. Çocuklara insanın kanını donduracak bin bir çeşit işkenceler yapılıyor. Buda ya yuvalarda, okullarda öğretmenler tarafından ya da hasta, merhametsiz aileler tarafından yapılıyor. Yine yapılan bir araştırmaya göre, 2010 yılında 7 bin çocuk tecavüze uğradı ve son 10 yılda cinsel istismara uğrayan çocukların sayısı ise en az 250 bin. Bir olayda tam 14 kişi 4 küçük çocuğa tecavüz etmişlerdi. Hatta çocuklar öyle bir duruma getirilmiş ki, çocuklara tecavüz edenler çocuklar oluyor. Bununla ilgili Siirt'te olan olayı hatırlatmak istiyorum; Bir okulun öğrencileri 13,14 yaşlarında bir kızın zorla çıplak resimlerini çekip 'Bize çocuk getir' dediler. Kız bunu yapmayacağını söyleyince resimleri ailesine göstereceklerini ve ailesine zarar vereceklerini söylemeleriyle kız kabul etti. İlk olarak, henüz iki yaşında olan amcasının oğlunu götürüp 8 erkek öğrenciye teslim etti. 14 yaşlarında olan bu çocuklar iki yaşındaki bebeğe teker teker tecavüz ettikten sonra derede boğmaya teşebbüs ettiler ve öldüğünü zannederek bıraktılar. Diğer gün kendilerine küçük kız çocuğu getirmelerini istediler. Kız bu kez diğer amcasının üç yaşındaki kızını götürdü. 8 öğrenci yine sırayla tecavüz edip boğarak öldürdüler küçük yavruyu. Bu tecavüz olaylarından sadece bir ikisi... Oysa bir senede 5 binin üzerinde çocuğa tecavüz ediliyor. Bunların yanı sıra istatistiklerin verilerini incelediğiniz zaman dehşet verici bir tablo ile karşılaşacaksınız. Dayak yiyen, evsiz olan, günlerce ağzına bir lokma ekmek almayan ve bu yüzden bir kuru ekmek çaldığı için hapishanelerde işkence gören kaç çocuğumuz var kim bilir?? Peki bütün bu yaşanan acı vakıalarının sebebi nedir? Bunun yanıtı çok açık ve net bir şekilde ortada. Bu çocukların başında onları koruyacak bir devlet yok. 1924'te İslam Devleti'nin kaldırılmasıyla çocuklar devletsiz bırakıldı. Ve devletsiz olan çocuklarımız ne acıdır ki bugün bu durumdalar. 2. 23 Nisan; Atatürk Sevgisinin Aşılanması ve kendi Tarihlerinden Nefret Ettirilmesi demek! Küfür sisteminin kurulması ardında eğitim-öğretim yerlerinde de İslam'i dersler kaldırılıp küfür sisteminden çıkan dersler verilmeye başlanıldı. Okullarda verilen eğitim sonucunda çocuklar Türk olmakla gurur duymaya (milliyetçilik), Türkiye Cumhuriyetini sevmeye başladılar. Hatta Türkiye Cumhuriyet'ini veya Mustafa Kemal'i sevmemenin adeta bir şirk olarak öğretildi. Ve bunun yanı sıra Şeriat kapkaranlık, korkunç bir düzen olarak gösterildi. Okullarda yahudi Mustafa Kemal'in Osmanlı'nın rahatına düşkün olduğunu, devleti dileği gibi yönettiğini, devletinin sorunlarının yüz üstü bırakıldığını hatta devletin İngilizler, Fransızlar, Yunanlılar ve İtalyanlar tarafından paylaşıldığını, buna da Halife'nin ses çıkarmadığı ve Mustafa Kemal'in düşmanları ülkeden kovup huzur ve mutluluk getirdiği gibi yalan silsilesinden oluşan bir eğitim verilmekte. Bütün bunları başaran (!) Mustafa Kemal böyle güzel (!) ve huzurlu (!) bir dünyayı çocuklara hediye etmiş!
3. 23 Nisan; İslam Akidesi bağından kopartılması/uzaklaştırılması demek! Çocukların başta devletsiz kalmaları ve okullarda İslam'ı kötüleyen, Milliyetçilik, bencillik gibi fikirlerin aşılandığı bir küfür eğitimi almaları İslam'dan tamamen uzaklaşmaları sonucunu doğuruyor. Resulullah ‘Çocuklarınız 7 yaşına geldiklerinde namaz öğretin' (Ebû Davut, Salât, 26, h.no: 495) diye emretmekte. Peki 7 yaşında kaç çocuk namaz kılmasını biliyor?? Ama sorsanız sanatçıları tek tek saymasını bilirler. Rasulullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellem'in hayatından habersizler ama Mustafa Kemal'in uydurulmuş olan hayat hikayesini çok rahat bir şekilde anlatırlar. Çünkü okullarda gördükleri eğitim bu yönde. Okullarda kesinlikle İslam'i bir eğitim verilmiyor. Din dersi diye tabir ettikleri ders ise İslam'ın fikirlerini değil devletin fikirlerini taşımakta. Bu yüzden çocuklarımız küçücük yaşta zinaya, alkole, eroine başvuruyorlar. Küfür veya kavga edip adam öldürmeye yöneliyorlar. Anne babalarının haklarını hiçe sayıyorlar. Toplumda konuşulmayacak, korkulacak bireyler haline geliyorlar. Ama bütün bunlara rağmen 23 Nisan kutlanılıyor. Her yerde aynı cümle duyuluyor; ‘bugün 23 Nisan neşe doluyor her insan' Neşe dolan kim? Hangi insan, hangi çocuk yaşamından memnun?? Neşe dolan sadece kâfirler ve onlara yaranmaya çalışanlar, onlarla kardeş olanlar değiller mi? Asıl 23 Nisanı kutlayanlar onlar değiller mi? Neyin kutlamasını yapılıyor peki?? Çocukların İslam'dan kopartılmasının, zihinlerinde bulunan biraz İslam, biraz laiklik, biraz Kemalizm gibi sahip oldukları karmakarışık fikirlerinin ve en önemlisi İslam Devleti'nin yıkılışının kutlaması değil mi? İnsanın içi neşeyle değil acıyla doluyor. Bir günlüğüne çocuklara göstermelik bir değer verildiği, güya bir günlüğüne yönetimin çocuklara devredildiği bu sahte bayram insanın içini acıyla dolduruyor. Çünkü çok iyi biliyoruz ki tüm bu sahtekârlık bittikten sonra çocukların kuru bir ekmek çaldıkları bahanesiyle hapse atılmaya, mayına bastıkları için ölmeye, işkence görmeye, fiziksel şiddete uğramaya, sokaklarda çalıştırılmaya devam edecekler. Çocuklar yıllardır boğuştukları sorunlarla yüz yüze kalmaya devam edecek ve onların her zamanki gibi tüm hakları görmemezlikten gelinecek, yok sayılacak... Değerli Kardeşlerim!
23 Nisan bilindiği gibi masumane bir kutlama değildir. Kâfir ve yandaşları İslam Devleti'nin yıkıldığı ve Müslümanları İslam'dan uzaklaştırdıkları için kadehlerini tokuşturmaktalar. Bizlerinde bu kutlamalara katılmamız onların sevinçlerine ortak olmak anlamını taşımaz mı? Rabbim en yakın zamanda İslam Devletini kurmayı nasip ettiğinde çocukların asıl bayramı o gün olacaktır. Çünkü asıl o gün çocuklarımız sıcacık yuvalarında karınları tok, bütün sapıklıklardan uzak rahat bir şekilde yatacaklardır. Çocuklarımız asıl o gün huzur ve mutluluğa erişip neşe dolacaklardır.
Sümeyye AVCI |