|
Tarih 16 Mart 1988... Müslümanlar yine bir ‘kimsesiz bırakılmışlığın' bir ‘sahipsiz kalmışlığın' acı bir faturasını ödüyor... Yer: Irak, Halepçe...
Mücrim Saddam Hüseyin'in, adına El-Enfâl Harekâtı verdiği, kıyım harekâtı dahilinde Müslümanların mazlum evlatlarından ‘Kürtlerin' hedef tahtasına konulduğu operasyon... Irak ordusunun Kuzey Cephesi Komutanı olan Korgeneral Alî Hasan al-Majîd al-Tikritî (Kimyasal Ali diye bilinir), Saddam Hüseyin'in emri üzerine Halepçe'ye zehirli gaz bombaları yağdırdı. Bu saldırı neticesinde binlerce Müslüman katledildi ve daha sonraları ‘özürlü doğumlar' v.b. neticelerle kimyasal silahların etkisi devam etti. Bugün yıldönümünü andığımız bu katliam, Müslümanlar açısından alışık olunmadık bir durum değildir. Nitekim daha önce de, ondan sonra da benzeri katliamlara Müslümanlar maruz kalmışlardır. 2 Şubat 1982'de Suriye Hükümeti'nin Müslüman Kardeşler'in Hama şehrinde başlattığı ayaklanmayı bastırmak için onbinlerce Müslüman'ı katlettiği Hama Katliamı; İsrail Teröristinin faili olduğu Sabra ve Şatilla Katliamı ve yine ‘‘İsrail'in 1000'den fazla Filistinli Müslüman'ı şehid ettiği Cenin katliamı... İşte tüm bu katliamlar onyıllardır ‘sahipsiz kalmışlığımızın' birer acı neticeleridir. Müslümanlar ne zaman ki Rasulullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellam'in şu hadisinde bildirmiş olduğu hakikati unuttular: "Muhakkak ki imam (halife) bir kalkandır, onun arkasında savaşılır ve onun ile korunulur. " (Müslim K. Imara Bab 9 H. No: 1841) İşte o zaman zalimlerin pençesinde savunmasız bir vaziyette kaldılar. Zira Halife Rasulullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellam'in bildirdiği üzere ‘halife kalkandır' ve Müslümanların zalim eller karşısındaki koruyucusudur. Halife'dir Müslümanlara uzanan zalimin elini kıracak olan... Ve maalesef Müslümanlar 88 senedir kendilerini koruyup kollayacak bir halifeden ve Hilafet'ten mahrum bir vaziyetteler. Halepçe'de, Cenin'de ve diğer tüm İslâm topraklarında Müslümanlara yaşatılan acıların son bulması ancak Müslümanlara koruyucu olacak olan bir halifenin nasbedilmesine bağlıdır. Dolayısıyla Hilafet'in varlığı, Halepçe'de ve diğer beldelerde yaşanan zulümlerin son bulması için kaçınılmazdır... لِمِثْلِ هَٰذَا فَلْيَعْمَلِ الْعَامِلُونَ "Çalışanlar işte böylesi bir kurtuluş için çalışsınlar" (es-Saffat 61) 
|