Anasayfa arrow Sizden Gelenler arrow Şiir arrow 'Pâdişah hem zâlim, hem deli' dedik!..
 [Detaylı_Ara]
Anasayfa
Haber - Yorum
HİLÂFET ÖZEL
Siyâsi Tahlil
Kitaplar
İktibas
Dünyada Dava
Multimedya
Fikir - İnceleme
Kavram
Sohbet
Soru-Cevap
Sizden Gelenler
Linkler
İletişim
Detaylı Arama

 Yazarlar

Editör
Esad Mansur
Esma Sıddık
Fuad Hamidoğlu
Hakan Bolat
Mahmud Gıtal
Mehmed Aydın
Necati Erdem
Salih Çelik
Saliha Aydın
Sümeyye AVCI
Tahir Şanlı
Yasin İbn-u Ali
Zeynep Afra
Bir Ayet

23/90 Hayır; Biz onlara gerçeği getirdik ama, onlar yalancıdırlar.
Bir Hadis

Sirkat haddi Yüce Allah'ın; "Hırsızlık yapan kadın ve erkeğin ellerini kesiniz." (Maide: 38) ayetine göre elin kesilmesidir.
Kitap

Siyasi Meseleler [İşgâl Edilmiş Müslüman Beldeler]

'Pâdişah hem zâlim, hem deli' dedik!.. Yazdır E-Posta
Esma Sıddık
08 Ekim 2010 Cuma

Garp'ın ağına düşmüş Osmanlı devletini var gücüyle ayakta tutmaya ve bu zehirli ağdan kurtarmaya  çalışan 105. Halife, II. Abdülhamid, bazı yazarlar ve şairler tarafından yerden yere vurulduktan sonra, Garp'ın şirin maskesi düşüp, korkunç çehresi ortaya çıkınca, feryadlarla aranır hale gelir.

İşte bu duygular içerisinde, Sevr anlaşmasını imzalayanlardan Rıza Tevfik Bölükbaşı'nın kaleme aldığı bir şiir.

 

Sultan Abdülhamid Han'in Ruhâniyetinden Istimdat

Nerdesin şevketlim, Sultan Hamid Han? 
Feryâdım varır mı bârigâhına? 
Ölüm uykusundan bir lâhza uyan, 
Şu nankör............ bak günâhına. 

Târihler ismini andığı zaman, 
Sana hak verecek, ey koca Sultan; 
Bizdik utanmadan iftira atan, 
Asrın en siyâsî Padişâhına. 

'Pâdişah hem zâlim, hem deli' dedik, 
İhtilâle kıyam etmeli dedik; 
Şeytan ne dediyse, biz 'beli' dedik; 
Çalıştık fitnenin intibahına. 

Dîvâne sen değil, meğer bizmişiz, 
Bir çürük ipliğe hülyâ dizmişiz. 
Sade deli değil, edepsizmişiz. 
Tükürdük atalar kıblegâhına. 

Sonra cinsi bozuk, ahlâkı fena, 
Bir sürü türedi, girdi meydana. 
Nerden çıktı bunca veled-i zinâ? 
Yuh olsun bunların ham ervâhına! 

Bunlar halkı didik didik ettiler, 
Katliâma kadar sürüp gittiler. 
Saçak öpmeyenler, secde ettiler. 
.................. pis külâhına. 

Haddi yok, açlıkla derde girenin, 
Sehpâ-yı kazâya boyun verenin. 
Lânetle anılan cebâbirenin 
Bu, rahmet okuttu en küstâhına. 

Çok kişiye şimdi vatan mezardır, 
Herkesin belâdan nasîbi vardır, 
Selâmetle eren pek bahtiyardır, 
Harab büldânın şen sabahına. 

Milliyet dâvâsı fıska büründü, 
Ridâ-yı diyânet yerde süründü, 
Türkün ruhu zorla âsi göründü, 
Hem Peygamberine, hem Allâh'ına. 

Lâkin sen sultânım gavs-ı ekbersin 
Âhiretten bile himmet eylersin, 
Çok çekti şu millet murada ersin 
Şefâat kıl şâhım mededhâhına.

Esma Sıddık

< Önceki   Sonraki >
Paylaş Paylaş
19 Mayıs 2012 Cumartesi
28 Cumâde'l Âhira 1433
Fikirlerden

HİZB-UT TAHRİR'İN GAYESİ VE İŞİ

Hizb-ut Tahrir'in gayesi, İslâmî hayatı tekrar başlatmak ve İslâm davetini aleme taşımaktır. Bu gaye, müslümanları bir İslâm ülkesinde (Dâr-ül İslâm'da) ve bir İslâmî toplumda İslâmî bir hayata tekrar döndürmektir. Bu hayatta ve toplumda, hayatın bütün işleri şer'î hükümlere göre yürütülür, Hilâfet Devleti olan bir İslâmî devletin gölgesinde bakış açısı helal ve haram olur. Hilâfet Devleti'nde müslümanlar, kendilerini Allah'ın Kitabı ve Resül'ün Sünneti ile yönetmeleri ve İslâm'ı bütün aleme nur, hidayet risaleti/mesajı olarak taşıması için dinlemek ve itaat etmek üzere bir halifeye biat ederler.

Hizb-ut Tahrir'in işi, fasid/bozuk toplum vakıasını değiştirmek ve İslâmî bir topluma dönüştürmek için siyasî yolla İslâm davetini yüklenmektir/taşımaktır. Toplumun değişimini de onda var olan fikirleri değiştirip İslâmî fikirleri yerleştirmek, onda var olan duyguları Allah'ın razı olduğundan razı olunan, Allah'ın gazablandığından gazablanıp kızgınlık gösterilen bir hale gelecek şekilde İslâmî duygulara dönüştürerek, onda mevcut olan ilişkileri İslâmî hükümler ve çözümlere göre seyreden İslâmî ilişkilere dönüştürerek yapmak istemektedir.

Hizb-ut Tahrir Kültüründen

| Anasayfa :: Yazarlar :: Beyan /Bildiri :: Basın Açıklamaları :: Siyâsi Tahlil :: Kitap :: Haber - Yorum :: Linkler :: İletişim |