Anasayfa arrow Yazarlar arrow Zeynep Afra arrow BATIYA UYMAK!
 [Detaylı_Ara]
Anasayfa
HİLÂFET ÖZEL
Siyâsi Tahlil
Kitaplar
Haber - Yorum
İktibas
Dünyada Dava
Multimedya
Fikir - İnceleme
Kavram
Sohbet
Soru-Cevap
Sizden Gelenler
Linkler
İletişim
Detaylı Arama

 Yazarlar

Editör
Esad Mansur
Esma Sıddık
Fatih Babayiğit
Fuad Hamidoğlu
Hakan Fikret
Mahmud Gıtal
Mehmed Aydın
Minhac
Necati Erdem
Salih Çelik
Saliha Aydın
Sümeyye AVCI
Tahir Şanlı
Zeynep Afra
Bir Ayet

24/54 De ki: "Allah'a itaat edin; Peygambere itaat edin." Eğer yüz çevirirseniz, bilin ki o Peygamber, kendisine yükletilenden ve siz de kendinize yükletilenden sorumlusunuz. Eğer O'na itaat ederseniz doğru yolu bulursunuz, Peygambere düşen sadece, apaçık tebliğdir.
Kur'an'da Ara
Aranacak kelimeyi giriniz
  
Al-islam.com'a teşekkür ederiz.
Bir Hadis

Buhari Aişe (r.anha)'den şunu rivayet etmektedir: "(Hırsızın) eli, çeyrek dinar ve daha fazlası (değere sahip mallar) için kesilir. " (Buhari, K. Hudud, 6291)
Kitap

Siyasi Meseleler [İşgâl Edilmiş Müslüman Beldeler]

BATIYA UYMAK! Yazdır E-Posta
Zeynep Afra
30 Temmuz 2010 Cuma

Bugün Müslümanların zihniyetlerine baktığımızda çok karışık bir kültüre sahip olduklarını görmekteyiz. Biraz adetlerden, biraz İslam'dan ve biraz batıdan derken tam bir bulmacaya dönen zihinlerden çok karmaşık ve neticesi insanı tatmin etmeyen, mutlu etmeyen ameller neşet etmektedir.

Zihniyet olayları, vakıayı bir ideolojiye göre yorumlamaktır. Nefsiyetse organik ve içgüdüsel ihtiyaçları doyurma şeklidir.

Zihni bulanmamış bir Müslüman sadece İslam kültürüne sarılarak bundan çıkan insanın aklını ve kalbini tatmin eden, fıtratına da uyan amelleri yapmaktadır. Bugün en çok İslam'ı yaşamaya engel olan engebe zihinlerdeki İslam'ın safi İslam olmamasıdır. Kültürün ve medeniyetin karıştırılması ve İslam'dan olmayan şeylerin İslam'a katılmasıdır. Bunları daha netleştirecek açıklayacak olursak;

Hadaret (kültür); hayat hakkındaki fikirlerin toplamıdır. Düşünce, akide, yaşama şekli gibi manevi değerleri kapsar. Mesela; İslam bir kültürdür. Kadın erkek ilişkisi, mutluluğa bakış, amellerde ölçü, ekonomik nizam, yasa, hüküm vs. Batının hayat hakkındaki fikirlerin toplamı da batı kültürüdür. Bir Müslüman İslam ve batı kültürünün ayrımını ve farkını gördükten sonra, kültürün el sürülmeyecek, değiştirilmeyecek sadece tabi olunacak daire olduğunu bilir.

Medeniyet; Hayat işlerinde kullanılan somut maddi şekillerdir. Eşya, uçak, madde, araba, mobilya gibi maddi değerleri kapsar. Değiştirilip, geliştirilecek olan dairedir. Ve bunlar bir millete bir topluma has değildir yani özel değildir, bütün insanlığa hastır.

Bir Müslüman kafirlerin kültürünü taklit edemez, bu caiz değildir. Evrim teorisi, Hıristiyanlık inancı, yönetim, ekonomik sistem, kadın erkek ilişkisi.... Bunlar kültürdür bu nedenle alınamaz. Medeniyet ise alınabilir. Bugün bazıları kravat, şapka takan, evine koltuk ve tv alan Müslümanları yadırgar.

Osmanlı zamanında alimler hadaret ve medeniyetin ayrımını yapamadıkları için batıdan matbaanın alınmaması gerektiğini düşünmüşlerdir. Ve bu düşünce Osmanlı devleti için çok pahalıya mal olmuş ve gerilemesine sebebiyet vermiştir. Oysa Efendimiz (sav) böyle yapmamıştır. Müslümanları kafirlerin yanına göndermiştir sırf kılıç yapmayı öğrensinler, ilmi alsınlar diye. Nitekim Resulullah (sav) buyuruyor ki; "İlim Müslüman'ın yetik malıdır, nerde bulursa olur."

Efendimiz medeniyet noktasında bize böyle yapmamızı söylüyor. Hadaret noktasında ise; "Siz onlara o kadar benzeyeceksiniz ki, kertenkele deliğine bile girseler gireceksiniz."

Ve böyle yapanın onlardan olacağını, bir topluma benzeyenin onlardan olacağını bildiriyor.

Günümüzde insanların düştüğü en büyük yanlışlardan biri de işte bu hadaret ve medeniyet meselesi. Bir Müslüman'ın hadaret ve medeniyet ayrımını yapabilmesi demek, İslam'ı tanıması demektir, onun şer'i ve akidevi konularda hataya düşmemesi demektir. İslam demek kültür ve hayat biçimi demektir. Müslüman bunu bilirse neyi alacağını, neye uyacağını ve hangi kötülükten de uzak duracağını yani hangi yolda yürüdüğünü ve nereye gittiğini çok iyi bilir. Eğer kişi İslam'a batının düşünüşünü ve yaşayışını bilerek ya da bilmeden karıştırıyorsa hayatını çıkmaz sokaklara sıkıştırıp kalmıştır. Eğer bayram geldiğinde bayramlar tekbirlerle değil de aynı batının bayramları gibi kutlanıyorsa, hatta batının bayramları bayram ediniyorsa, anneler her gün değil de bir gayrimüslimin annesinin ölüm yıldönümünde anılıp, bakım evlerine koyuluyorsa, iki insanın izdivacı batının balolarını aratmayacak şekilde olduysa, Müslüman çocukları besmele-i şerif'ten önce hip-hop müziğini öğrenip, Noel babanın geyiklerinin gelmesini bekliyorsa, kadınlar erkeklere özenip İslam'ın kadına ve erkeğe verdiği vazifelerini bir kenara atarak batının modellerini rehber ediniyorsa, erkeklerde kadının emanet olduğunu unutup, madde peşinde koşuyorsa işte bunlar ve maalesef çok daha fazlası Müslümanların zihinlerinde normalleşip hatta onların parçası olmuşsa işte batı hedefine ulaştı demektir. Peygamber Efendimizin de bahsettiği kertenkele deliği işte budur...

Batı ne demişti; yine dilleriyle bu gerçeği içlerinde gizlemeyerek açığa vuranlardan bir diğeri daha İngiliz Dışişleri Bakanı, İkinci Dünya Savaşı'ndan önce İngiliz Başbakanına kısaca şöyle hitap ediyor: "Şu durumda Türkiye artık öldü ve tekrar asla doğmayacak. Çünkü biz onun ahlaki gücünü, Hilafet'i ve İslam'ı yok ettik." İngiliz Başbakanı Lord Curzon'un, 24 Temmuz 1924 Lozan Antlaşması'ndan sonra Lordlar Kamarası önündeki konuşmasından.

İslam devletinin yıkılmasından daha 10 sene bile geçmemişti ki; 1932 senesinde Cumhuriyet gazetesinin tertiplediği güzellik yarışmasını Keriman Halis kazanmıştı. Aynı yıl Belçika'nın Spa şehrinde 28 ülkenin katılmasıyla dünya güzellik yarışması düzenlendi. Yarışma gününde jürinin önünde kızlar birer birer geçip giyimleriyle, bakışlarıyla, tebessümleriyle puan toplamaya çalıştılar. Jüri salona geçip, puan değerlendirmesi yapmak istedi. Başkan kürsüye geçerek: - Sayın jüri üyeleri, bugün Avrupa'nın Hıristiyanlığın zaferini kutluyoruz. 1400 senedir dünya üzerinde hâkimiyetini sürdüren İslamiyet artık bitmiştir. Onu Avrupa bitirmiştir. Bir zamanlar sokağı bile, pencere arkasından seyredebilen Müslüman kadınların temsilcisi Türk güzeli Keriman, mayo ile aramızdadır. Bu kızı, zaferimizin tacı kabul edeceğiz, onu kraliçe seçeceğiz. Ondan daha güzel varmış, yokmuş bu önemli değil... Bu sene güzellik kraliçesi seçmiyoruz. Bu sene İslam'ı yenmenin zaferini kutluyoruz. Avrupa'nın zaferini kutluyoruz. Bir zamanlar Fransa'da oynanan dansa müdahalede bulunan Kanuni Sultan Süleyman'ın torunu işte mayo ve sutyen ile önümüzdedir. Kendini bizlere beğendirmek istemektedir. Biz de bize uyan bu kızı beğendik. Müslümanların geleceği böyle olması temennisiyle Türk güzelini dünya güzeli olarak seçiyoruz. Fakat kadehlerimizi Avrupa'nın zaferi için kaldıracağız." Böylece Keriman Halis dünya güzeli seçildi. Resimleri gazetelerde basıldı. Hatta kartpostal yapılarak satıldı, elden ele dolaştı."( wikipedıa)  

Bizler Efendimiz (sav) sözünü hatırlayarak, bize tuzak kuranlara karşı İslam'a tekrar var gücümüzle yapışmamız lazım.

Müslümanlardan bazıları İslam dışı kültürden etkilenmiş olsa da İslam kültürü başka kültürlerden asla etkilenmemiştir ve bununla birlikte korunmuştur.  Fakat İslam dışı kültürden faydalanmıştır. Şer'i bilgilerse kesinlikle etkilenmemiştir.

Ülkemizdeki batı naracılarına bakacak olursak onlar, batıyı bir çocuktan bile daha az bilenlerdir. Kafalarında bir batı ilahı vardır ve ne görseler batı marifeti diye tuttururlar, her güzelliği batıya atfederler her utanılacak çamuru da İslam'a yapıştırırlar.

Oysaki bir Müslüman eğer batıyı tanıyorsa onun savunacak yeri olmadığını ve baş düşmanı olduğunu çok iyi görür.  

Batı hiç bir ahlaki ve ruhani değeri sahip olmamakla beraber her türlü kötü alışkanlığı, namussuzluğu normal bir hayat parçası olarak görür ve batının hayattaki tek amacı da sadece hayattan zevk almaktır.

Kafir batının İslam beldelerine ihraç ettiği işte bu insan hayatını komaya sokacak olan kültür, bazılarının İslam'la arasında alaka olduğunu iddia etmesine rağmen İslam'la tamamen çelişki halindedir. Müslümanların vahiyle hiç bir alakası olmayan bu hayat bakışını, bu necis nizamı, insanı batağa çeken bu kültürü benimsemeleri şöyle dursun sempati duyması dahi haramdır. Düşünelim, nasıl olurda erkekle erkek, kadınla kadının evlenmesini doğal karşılar bir Müslüman! Ne çabuk unuttuk Lut kavminin akıbetini! Nasıl olurda böyle bir sapıklığı bünyesinde barındıran bir kültürü tıbbı öne sürerek savunur batı naracıları... Anne ve kız kardeşleriyle ilişki kuranlar, ülkesini sadece gayri meşru çocuklarla dolduranlar, her şeyi normal gören hayvani yaklaşımlar neticesinde de aile kavramını yok edenler sürüsü...

İslam'la bir bağlantı kurabiliyor musunuz bu örneklerle. Oysaki onlar kendi kültürlerini pazarlarken İslam'ın kurumlarıyla kendi kurumlarının ve kültürünün çok benzediğini söyleyerek sundular. Müslümanlarda tıptan, eczacılıktan, ziraattan, sanayiden vb. faydalanacaklarına, bunu karıştırdılar ve yönetimde demokrasiye ve ekonomide de kapitalizme meylederek Allah'ın koymuş olduğu şer'i hükümlerden maalesef uzaklaştılar.

"Ey iman edenler! Kendi dışınızdakileri sırdaş edinmeyin. Çünkü onlar size fenalık etmekten asla geri durmazlar, hep sıkıntıya düşmenizi isterler. Gerçekten, kin ve düşmanlıkları ağızlarından (dökülen sözlerinden) belli olmaktadır. Kalplerinde sakladıkları (düşmanlıkları) ise daha büyüktür. Eğer düşünüp anlıyorsanız, âyetlerimizi size açıklamış bulunuyoruz"  (Al-i İmran 118)

Batının haçlı savaşlarından beri durmadığını misyoner faaliyetlerle, savaşlarla Müslümanlara neler yaptığını güneş gibi açık görebilmekteyiz. En çok gözümüzün önünde Filistinin, Irakın, Afganistan'ın şuan ki haksız mücadelesine batının kendi halkları bile ses çıkarmaya başlamaktadır.

Bizler artık zihinlerimizi örten o kara örtüyü çekip atmalıyız. Ve kafirin bu hunharca yaptığı zulmü görmeliyiz ve onların hep içlerinde sakladığı o dev korkuyu artık yüzlerine çarpmalıyız.

Evet, onlar İslam'dan çok korkuyor. Ve artık korku zamanının geldiğini, Müslümanların İslam'ın kuvvetiyle tekrar can ve güç bulduğunu, İslam hükümlerinin Müslümanları tekrar hayata döndürdüğünü, artık sadece halis İslam kaynağından kana kana içip, sel olup onların üzerine taşacağımızı ve hiç bir pislik kalmayıncaya kadar süpüreceğimizi göstermenin zamanıdır artık...

Velhamdulillahi rabbulalemin...

Zeynep Afra

< Önceki   Sonraki >
Paylaş Paylaş
| Anasayfa :: Yazarlar :: Beyan /Bildiri :: Basın Açıklamaları :: Siyâsi Tahlil :: Kitap :: Haber - Yorum :: Linkler :: İletişim |