|
Ey, Aziz Hz. Muhammed (sav.) ehli! La İlahe İllallah derken acaba gerçek anlamda bu kelimenin anlamını biliyor muyuz? Ya da bildiğimizi sanıp ta sınırlıyor muyuz? Çünkü bu kelime bir kişinin Müslüman veya kafir olması ile alakalı olup akidevi bir konudur. (Akide; Bir Fikrin doğruluğu noktasında istenilen akli tastirdir. Manasını kabul etmek (benimsemek) ve razı olmakla alakalıdır. Kelimeyi tevhidin içeriğini kabul etmeyen kişi İman etmiş sayılmaz. Kaldı ki kabul etmiş olsa bile razı olmasa iman etmemiş ya da eksik iman etmiş olur. "Onlardan bir kısmı O'na iman etti. Bir kısmı da O'ndan yüz çevirdi. Çılgın alevli ateş olarak (onlara) cehennem yeter." (Nisa 55) "Hayır, Rabbine andolsun ki, aralarında çıkan anlaşmazlıklarda seni hakem yapıp, sonra da verdiğin hükümden dolayı içlerinde hiçbir sıkıntı duymadan tam bir teslimiyetle teslim olmadıkça İman etmiş olmazlar." (Nisa 65) Her bir Müslüman La İlahe İllallah derken yada çocuklarına öğretirken bu Tehvid kelimesinin neler içerdiğini gerçek anlamda kavramış ya da idrak etmişler mi acaba?! Yoksa halkı Müslüman olan ülkelerdeki yöneticiler ve toplum üzerindeki güç/yetki sahipleri Tevhid kelimesini sınırlandırarak mı topluma sunmuştur?! Evet, İslam yönetimi olan Hilafet yıkıldıktan sonra Allahu Teala'nın egemenliğini tanımayan laikler. Siyasi olan tevhidi sınırlandırarak demişlerdir ki; ‘Allah'tan başka ilah yoktur.' Onların anlayışına göre ilahtan kasıt ise burada kendisinden başka bir Allah daha yoktur manasını içerir. Peki bu akidevi olan söz yanlış mıdır?! Hayır doğrudur ama Tevhid kelimesini sınırlandırmışlar gerçek manasından saptırmışlardır. Hâlbuki Tevhidin içi siyasi olmakla birlikte amelide siyasiyi içerir. Kelimeyi Tevhidin topluma böyle sunulması ise (laik putperestler tarafından) şundan kaynaklanmaktadır: 1. Müslümanları uyutmak ve İslam devletinin kurulmaması, 2. Kapitalizm ideolojisinin bekası için, 3. İslam'ın Tevhid anlayışını ortadan kaldırması, 4. İslam'ın bir ideoloji olmadığını ve hayatta yerinin olmadığını, 5. Egemenliğin Allah'a değil de kula tanınması, 6. İslam ile siyaset olunmaması, 7. İslam'ı Hıristiyanlık ve diğer dinler gibi ruhaniyetçi yapmak, 8. Allah'ın kelimesinin yeryüzünde hakim ve egemen olmaması, 9. Küfür ile mücadele edilmemesi içindir. "Onlar, ağızlarıyla Allah'ın nurunu söndürmek istiyorlar. Kâfirler istemese de Allah, nurunu tamamlayacaktır." (Saf 8) Bir inanmış Müslüman'ı anında harekete ve eyleme geçirecek olan fikirler, inançla (akidevi) alakalı olan fikirlerdir. Misal vermek gerekirse burada iki örnek verilebilir: 1. ALLAH BİRDİR, 2. ALLAH KANUN KOYUCUDUR. İki fikrin arasında gök ve yer kadar fark vardır. Hatta daha fazladır. 1. "Kim tâğutu reddedip Allah'a iman ederse, muhakkak ki, kopması mümkün olmayan sapasağlam kulpa yapışmış olur." (Bakara, 256) 2. misal ise ‘Allah kanun koyucudur' denildiğinde; göğün de yerinde hakimiyeti, egemenliği ve kulları için kanun koyucunun, hayat nizamını belirleyenin Allah olduğu anlaşılır. Müslüman olana da akitleşmiş olduğu ‘La İlahe İllallah Muhammedun Resulullah' sözünün gereği bir hayat tarzı yaşamasıdır. Allahın kanunlarının uygulanması ve icra edilmesi ancak İslam devletinin var olmasıyla mümkün olduğunu anlayan bir Müslüman haliyle de Kelimeyi Tevhidin siyasi olduğundan dolayı amelide siyasi olacağı için siyasi bir cemaat/hizb ile siyasi amel etmesi farz olur. Ta ki hedefimiz olan İSLAM DEVLETİNİ KURANA KADAR. Halkı Müslüman olan ülkelerde devletler kendi egemenliklerinin/ideolojilerinin ayakta kalması, hüküm sürebilmeleri için akidevi olan/inançla alakalı fikirleri ele alarak, kendi çıkar ve menfaatleri doğrultusunda tebaasını kontrol altına alır, onları kendi ideolojilerine göre sekilendirmeye, fikri boyutta bilgilendirmeye çalışırlar. Yıllardan beri hep bu metot üzerine hareket etmişler ve başarılıda olmuşlardır kısmen. Çünkü, kapitalizm ideolojisinin bugün ayakta kalmasının tek nedeni; sağlıklı olmadığı halde tebaasını kendi ideolojilerine/fikirlerine göre toplumu kanalize etmesi ve yetiştirmesinden kaynaklanmaktadır. Bu fikirlerden bir tanesi ise ‘La İlahe İllallah Muhammedun Resulullah' olan kelimeyi tevhiddir. Çok geniş manası olan, Kelimeyi Tevhidin tefsiri olan Kur'an bugün dar bir kalıbın içine koyularak ve sınırlandırılarak topluma sunulmuştur. Halbuki ‘La İlahe İllallah Muhammedun Resulullah' denildiği zaman bir Müslüman'ın gözlerinde şimşeklerin çakması kafirlerin ise beyinleri çatlaması lazımdır. Ne yazık ki bugün Müslümanlar bir sözden ibaretmiş gibi söylemekten bile aciz hale getirilmiştir. ‘La ilahe İllallah Muhammedun Resulullah' derken bir Müslüman neler demiş, neleri kabul etmiş ve neleri reddetmiş oluyor ona bir bakalım. 1. Allah'tan başka kanun koyucu olmadığını, 2. Allah'tan başka bir ilahın olmadığını/O'nun tek olduğunu, 3. Allah'ın evvelden ve sonsuza denk tek mağbut olduğu, 4. Yalnızca kendisine ibadet edilen, 5. Her şeyin üstünde bir sevgi ile sevilen/ çok aşırı sevilen, 6. Egemenliğin kayıtsız şartsız yalnızca kendisine ait / has olduğunu, 7. Yalnızca kendisinin Otorite sahibi olduğunu, 8. Yalnızca kendisine tapılan, 9. Yalnızca kendisinin aziz ve kutsal olduğunu, 10. Nizam ve hukuku belirleyen, 11. Eşi ve benzeri olmadığını, 12. Rızkın tek sahibi ve yarattığı bütün canlılara rızkı kendisi verenin, 13. Her şeyin yegane sahibi, 14. Her şeyin tek yaratıcısı, 15. Hayat nizamını belirleyen, 16. Bütün güzel sıfatların kendisinde olması, 17. Kanun koyan, hüküm çıkaran hükmeden, yöneten, yönlendiren, 18. Hüküm ve kanun koyma hakkını kullarına tanımadığını ve yalnızca kendi kanunlarının geçerli olduğu, 19. Yalnızca kendisine boyun eğilen, 20. Rabliği ve melikliği de içinde bulundurandır, 21. Yüceltilen, Kendisinden korkulan ve ihtiyaç duyulandır. ‘La İlahe İllallah Muhammedun Resulullah' demek kişinin hayatını baştan sona değiştirmesi ve tevhide göre şekillenmesidir. Kur'anın birçok yerinde ilah kavramı geçer. Ama hepsi bir birinden farklı bir şekilde geçer bunlardan bazıları şunlardır: "Ey Muhammed! Senden önce gönderdiğimiz her Peygambere; Benden başka ilâh yoktur, Bana ibâdet/kulluk edin diye vahyetmişizdir." (Enbiyâ, 25) "Onlar 'ı bırakıp bilginlerini ve rahiplerini rablar (ilahlar) edindiler ve Meryem oğlu Mesih'i de. Oysa onlar tek olan bir İlah'a ibadet etmekten başka bir şeyle emrolunmadılar. O'ndan başka İlah yoktur. O bunların şirk koştukları şeylerden Yücedir." (Tevbe Suresi 31) "Dediler ki: "Sen bizi ilahlarımızdan çevirmek için mi bize geldin? Şu halde eğer doğru söylüyorsan tehdit ettiğin şeyi bize getir." (Ahkaf Suresi 22) "Ve onların kalpleri üzerine onu kavrayıp anlamalarını engelleyen kabuklar kulaklarına da bir ağırlık koyduk. Sen Kur'an'da sadece Rabbini "bir ve tek" (İlah olarak) andığın zaman 'nefretle kaçar vaziyette' gerisin geriye giderler." (İsra Suresi 46) "Allah "iki ilah edinmeyiniz, o tek bir ilahtır, yalnız benden korkunuz" dedi." (Nahl 51) "Gördün mü o kendi hevâsını (istek ve arzularını) ilâh/tanrı edinen kimseyi. Şimdi onun üzerine sen mi bekçi olacaksın?" (Furkan, 43) demektedir. İslâmî ıstılahta İlâh, şu anlamlara gelir: "Otorite sahibi, kanun koyan, kendisine ibadet edilen, tapınılan- rızık veren, hesaba çeken, kendisine ihtiyaç duyulan." İlâhlık ve otorite birbirini gerektirir. İlâh denildiğinde, aklımıza, hayatımız için kanun koyan, nizam ve hukuk belirleyen ve kayıtsız şartsız hâkimiyet sahibi Allah (c.c.) gelmelidir. Hasan Nur |