Anasayfa arrow Yazarlar arrow Esma Sıddık arrow O gün, acının rengi maviydi...
 [Detaylı_Ara]
Anasayfa
HİLÂFET ÖZEL
Siyâsi Tahlil
Kitaplar
Haber - Yorum
İktibas
Dünyada Dava
Multimedya
Fikir - İnceleme
Kavram
Sohbet
Soru-Cevap
Sizden Gelenler
Linkler
İletişim
Detaylı Arama

 Yazarlar

Editör
Esad Mansur
Esma Sıddık
Fatih Babayiğit
Fuad Hamidoğlu
Hakan Fikret
Mahmud Gıtal
Mehmed Aydın
Minhac
Necati Erdem
Salih Çelik
Saliha Aydın
Sümeyye AVCI
Tahir Şanlı
Zeynep Afra
Bir Ayet

9/1-2 Allah'tan ve peygamberinden, kendileriyle antlaşma yaptığınız müşriklere ihtardır: Yeryüzünde dört ay daha dolaşabilirsiniz. Allah'ı aciz bırakamayacaginizi, Allah'ın inkarcıları rezil edeceğini bilin.
Kur'an'da Ara
Aranacak kelimeyi giriniz
  
Al-islam.com'a teşekkür ederiz.
Bir Hadis

"Hiç biriniz elinin emeğinden daha hayırlı bir şey yememiştir." (Buhari)
Kitap

Siyasi Meseleler [İşgâl Edilmiş Müslüman Beldeler]

O gün, acının rengi maviydi... Yazdır E-Posta
Esma Sıddık
04 Temmuz 2010 Pazar

ImageGazze abluka altında. Bitmez Filistin'in çilesi. Topraklarında, sularında çığlıklar... 

 

Artık Filistin Ümmetin sadece kanayan yarası değil, aynı zamanda Ümmetin küfre ve zulme karşı verdiği mücadelenin sembolü haline gelmiştir. Ümmet, için için yanmaktadır. Ümmetin ateşinin sömürgeci kafirleri ve onların ajanlarını içine çekip yakması ve yok etmesi an meselesidir. İşte bu, kafirleri kara kara düşündürmektedir. Acilen bir çözüm ve çözümü uygulayacak bir kurtarıcı gerekmektedir...

Bu tehlike karşısında ABD kolları sıvar. Bölgede ayağını sabitleştirebilmek ve hâkimiyetini arttırabilmek için, kendine karşı yapılan ayaklanmalara bir son vermesi gerekmektedir.  Bunun için Orta Doğu'ya yeni bir düzen getirilmesi gerektiği düşüncesindedir. Bu yeni düzenin ana fikri; artık sömürme işini doğrudan kendisinin yürütmeyeceği fakat bunun yerine menfaatlerini onun adına gözetecek maşalar bulup işi onlara devredeceği şeklindedir.  

Bu düzene geçiş planı hazırlanır. Hedef; Orta Doğu'da ki problemleri çözüyormuş gibi görünüp, imajını düzeltmek ve bu şekilde Müslümanların ateşini almaktır. Aynı zamanda, kendinin şekillendirdiği bir kurtarıcının arkasında Müslümanları toplamak ve böylelikle, onların "Ümmet" vasfıyla birleşmelerini engellemek, hedefin esaslarındandır.       

Son zamanlarda meydana gelen siyasi olaylar dikkatle ve kronolojik sıraya göre izlendiğinde, bu planın detayları ve yürürlüğe konulduğu açıkça görülecektir.

1. ABD Orta Doğu'da barış istediğini açıklar, bağımsız bir Filistin devletinin kurulması için hummalı bir çalışma içerisine girer. Zira bu, bir nebzede olsa Müslümanların ateşini alacaktır. Aynı zamanda Müslümanlara, ılımlı İslam fikrini benimsemeleri çağrısında bulunulur. ABD'nin yürüttüğü bu çalışmalar diğer devletlerden büyük destek görür. Biri hariç... Bağımsız Filistin devleti fikri İsrail'in hiç hoşuna gitmemiştir. Siyasi alanda etkili birçok ülke İsrail'e baskı yapmaya başlarlar. 

2. Diğer taraftan İran'ın sahip olduğu işlenmemiş uranyum Batı'da tedirginliğe yol açar. Sahip olduğu nükleer silahlardan dolayı İran'a yaptırımlar uygulanmakta, siyasi baskı yapılmaktadır. Bu baskıyı en ağır şekilde yapan ABD'dir. Fakat ne ilginçtir ki nükleer silahları İran'a satan ABD'nin bizzat kendisidir. Siyasi arenanın kör noktasında İran'la çeşitli anlaşmalar yapan yine ABD'dir. ABD'nin bu baskısı aslında göstermeliktir. Kendisinin ve BM'in yüklendikleri bu göstermelik baskı görevi, Avrupa'ya, İran'a fiziki müdahale kapılarını kapatmaktadır. Bu şekilde bölgede egemen güç olarak sadece kendisi kalmaktadır. Aynı zamanda ABD, 'arsız çocuğunu' bir nebze kontrol altında tutabilmek içinde İran'ı kullanmaktadır. Zira İsrail ABD'nin planlarına aykırı hareket etmekte, Ümmetin ateşinin alevlenerek büyümesine nedendir.  

İran ise kendine biçilen rolü oynamaktadır. Kâh iç siyaseti gereği yerde kül bırakmamakta, kâh menfaati gereği kapalı kapılar ardında el sıkışmaktadır.        

3. ABD Başkanı Barack Obama, 20 Nisan tarihinde Brezilya devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva ve Tayyip Erdoğan'a bir mektup gönderir. Mektup özetle, Türkiye ve Brezilya'nın aracılığı ile İran'ın bir yıl içinde 1,200 kilogram uranyumu Türkiye'ye göndermesi karşılığında da yeni yakıt alması gerektiğini bildiriyordu. İran'a talepler kabul ettirilir. Ardından Erdoğan Obama'ya cevaben bir mektup gönderir. Başbakanlık Basın Merkezi'nden Erdoğan'ın mektubuyla ilgili yapılan açıklama şöyle:
"Başbakan Erdoğan cevabı mektubunda İran'ın nükleer programı konusunda geçtiğimiz hafta Tahran'da yapılan anlaşmanın detaylarına ilişkin bilgi aktarmıştır." 

4. İsrail Başbakanı Netanyahu'nun, ABD Başkanı Barack Obama'nın daveti üzerine Ortadoğu barış süreci açısından kritik önem taşıdığı belirtilen bir ziyaret için Washington'a gitmesi planlanır. Netanyahu'ya  bağımsız bir Filistin devletinin kurulması için baskı yapılacaktır. İsrail ise bundan son derece rahatsızdır.

5. Gazze'ye insani yardım için Mavi Marmara gemisi ile 3 yük gemisi yola çıkar, Kıbrıs'ın güneyinde diğer gemiler ve yolcular beklenir. Hedef; Gazze'ye uygulanan ablukayı kırmak ve Filistinlilere insani yardım götürmek.

İHH İnsani Yardım Vakfı Başkanı Bülent Yıldırım: "Dış İşleri Bakanlığımız, Avrupa Parlamentosu, Fransa Dış İşleri Bakanlığı ve daha birçok ülkeden hareketimizi destekleyen açıklamalar yapıldı" şeklinde açıklama yaptı.

Yani tüm resmi makamlar ve otoriteler bu yardım filosundan ve hedefinden haberdardır.

Hamaslı Başbakan İsmail Haniye, abluka uygulamasının uluslararası bir karar doğrultusunda alındığını, şimdi aynı şekilde uluslararası bir konvoyla kırılacağını belirtir. Haniye, Ortadoğu bölgesinde stratejik değişikler yaşandığını, bu stratejik değişikliklerin liderliğini de Türkiye'nin yaptığını sözlerine ekler.

6. Beklenen yolcular ve gemiler gelir, Mavi Marmara'nın da içinde bulunduğu filo Gazze'ye doğru yola çıkar.

7. Hatay'ın İskenderun İlçesi'nde Modern Evler Mahallesi'ndeki Deniz İkmal Destek Komutanlığı'na gece 00.30 sıralarında TEM Otoyolu'ndan roketatarlı saldırı düzenlenir. 5 asker şehit olur. Birçok askerde yaralanır.

8. İsrail sularına 72 mil açıklıkta, yani uluslararası sularda, İsrail askerleri Gazze filosundaki Türk gemilere saldırır. Allah'ın (cc), kendilerini Kur'anı Kerim'de damgaladığı tüm vasıfları kuşanarak, silahsızlara, kadınlara, çocuklara ve yaşlılara saldırır yahudiler. Mavi denizin üzerinde, mavi gök kubbenin altında, sıkışır kalır Mavi Marmara. O gün, mavidir acının rengi...

Zalimin mazluma saldırısına, mazlumu katline şahitlik eder tüm dünya. Müslümanlar ayaklanır. "Cihad! Orduları çıkarın kışlalarından!" nidaları yükselir. Her Müslüman tek başına Filistin olur, her biri tek başına Ümmet olur. Böyle Ümmeti hangi güç yok edebilir!

Bu nidalara karşın liderlerin cevapları büyük bir hayal kırıklığına yol açar.   

Türkiye Cumhuriyeti: "Hiç kimse bu olay sebebiyle İsrail'e savaş ilan etmemizi beklemesin. Böyle bir şey olmaz. Mümkün de değil, doğru da değil" der.

BM: "Kınıyoruz," der.

İKÖ: "Kınıyoruz," der.

Yani İsrail kınanır ama sadece kınanır. Tek ülke hariç. Nikaragua hükümeti, yaptığı bir açıklamayla, "İsrail'le tüm diplomatik ilişkilerini resmen kestiğini" bildirir.

Bazıları Ümmetin beslediği duyguların zıttı duygulara sahiptirler. Müslüman'a yardım edebilmek için zalimden, kafirden izin alınması gerektiğini ısrarla savunurlar. Arap liderler, bu olay hakkında Müslümanların lehine tek bir söz dahi söylemezler. Daha farklı kaygılar beslerler.

Mesela, Ürdün Kralı Abdullah'ın eşi Kraliçe Rania, İngiliz The Independent'a yazdığı makalede, Müslümanların korunmaları ve intikamlarının alınması gerektiğini değil,  bu saldırının bölgede aşırı dincileri güçlendirmesine yol açma riskinin bulunduğundan bahsetmektedir:

''İsrail'in izlediği siyaset Orta Doğu'da aşırı dinciliği kuvvetlendirir. Bölgede eğilim tersine dönmezse saldırının ve uzlaşma karşıtı siyasetlerin devamının en acı kurbanlarından biri itidallilik olacağından endişeliyim.'' 

9. Netanyahu Obama ile yapacağı görüşmeyi iptal eder. Böylelikle İsrail'in neden Gazze filosunun kendi sularına girmesini bekleyemediği anlaşılır. Bu olay sayesinde gündemi değiştirdiğini ve ABD'nin baskısından kurtulacağını düşünür. Fakat düşündüğü gibi olmaz. Tüm dünyada halklar İsrail'e karşı öfkelerini açık seçik gösterirler. İsrail'e baskılar artar. 

10. Hatay'ın İskenderun İlçesi'nde görev yapan Anadolu Episkoposluğu ve Havarisel Vekilli Luigi Padovese, evinde uğradığı bıçaklı saldırıda öldürülür. Türk medyasından aynı ses yükselir: "Bu saldırıyı İsrail'in yaptığına dair kuşkuların olduğu, İsrail'in kendi lehine gündemi değiştirmek istediği, İskenderun'da ki saldırıyla da İsrail'in bağlantısı olabileceği" haberleri yapılır. Bu cinayetle İsrail, en azından Avrupa'da kendi lehine bir hava oluşturmaya çalışmıştır fakat başarılı olamamıştır. Sanki gizli bir el, Avrupa'da bu olay üzerinde konuşan ağızları susturur.

11. İsrail iyiden iyiye kızar, siyasi satranç oynamaya karar verir. Rum basını, bir grup İsrailli'nin, ''Türkiye'nin Kıbrıs'ta işgalci olduğu'' tezini savunmak için KKTC açıklarına bir gemi seferi düzenlemeyi planladığını yazar.  

12. BM Güvenlik Konseyi, İran'a nükleer programı nedeniyle yeni ve sıkı yaptırımlar getiren karar tasarısını kabul eder. Çünkü oylamada 12 ülke "evet", 2 ülke "hayır" ve bir ülke çekimser oy kullanmıştır. Türkiye ve Brezilya "hayır" oyunu kullanan ülkelerdir.  Türkiye'nin bu tutumu tüm dünyada büyük yankı uyandırır. Türk medyası: "Türkiye ABD'ye kafa tuttu, sözünün ardında durdu," şeklinde haberler yapar. Araplar ise Türkiye'yi, haklının yanında duran mert yönetimiyle, mert bir ülke olarak görürler. Zaten T.C. yönetimi son zamanlarda Orta Doğu'da kahramanlaşmıştır. "Son padişah, son Halife" şeklinde unvanlar yapıştırılır Başbakan Tayyip Erdoğan'a. Ayrıca siyasi analistler bu konuda da gelişmeler olabileceği, yani sahte bir Hilafet'in kurulabileceği beklentisi içerisindedirler.  

13. İran satrançta bir hamle yapar. İran, Gazze ye yardım gönderebileceğini belirtir. Ayrıca, Devrim Muhafızları donanmasının filoya eşlik edeceğini duyurur.

14. T.C.'de, PKK saldırılarında art ardına askerler öldürülür. Gözler yine İsrail'e çevrilir.  

Sonuç; ABD'nin İran'la göstermelik nükleer silah kavgasında ve Gazze ablukasının kırılması çalışmalarıyla Türkiye kahramanlaştırılır. Yani ABD'nin kurtarıcısı bulunmuştur. Ümmet Türkiye'nin arkasında birleştirilmeye çalışılır. Zira Türkiye tarihi ve şuan ki yönetiminin sosyal statüsü buna bir hayli müsaittir. Kendisine verilen bu rolden Türkiye memnundur. Çünkü Türkiye global siyasi arenada artık daha fazla söz sahibi olmayı istemektedir. Zaten, stratejik ve halkı bunu hissetmese de, ticari olarak Türkiye dünyada önemli bir yere sahiptir. Bazı ürünlerin ihracı, büyük ölçüde Türkiye'nin elindedir.

Bilindiği gibi Türkiye'de Amerikan, İngiliz ve Ulusçu güç bulunmaktadır. Amerikan ve Ulusçu güç, ABD'nin kendilerine çizdiği rolden ve imajdan bir hayli memnundurlar. Dolayısı ile Türkiye'ye verilen rolü, Türkiye yönetiminin oynamasını desteklemektedirler. 

Görüldüğü gibi tüm devletler kendi dertlerindelerdir. Hedeflerini gerçekleştirmeye çalışmaktadırlar. Bu uğurda da Müslümanları kullanmaktadırlar. Acıyı tüm şiddetiyle yaşayan ise sevdiklerinin canına kıyılan Müslümanlardır. Onları, Ümmeti düşünen ve "Ordular nerede?!" çağrılarına, bir Halife'nin dışında yanıt veren kimseler olmayacaktır.

Hilafet devletinin dışında hiç bir devlet ordularını kışlalarından çıkarmayacaktır.

Ümmet bu tuzaklara düşmeyecektir inşaAllah, Allah (cc) ise tuzak kuranların en hayırlısıdır!

 

Esma Sıddık

< Önceki   Sonraki >
Paylaş Paylaş
| Anasayfa :: Yazarlar :: Beyan /Bildiri :: Basın Açıklamaları :: Siyâsi Tahlil :: Kitap :: Haber - Yorum :: Linkler :: İletişim |