Anasayfa arrow Yazarlar arrow Hakan Fikret arrow HİZB-UT TAHRİR'İN KİTLESEL ÇALIŞMASINDA BAŞARININ ANAHTARI "ALTIN AMELİ KAİDE"
 [Detaylı_Ara]
Anasayfa
HİLÂFET ÖZEL
Siyâsi Tahlil
Kitaplar
Haber - Yorum
İktibas
Dünyada Dava
Multimedya
Fikir - İnceleme
Kavram
Sohbet
Soru-Cevap
Sizden Gelenler
Linkler
İletişim
Detaylı Arama

 Yazarlar

Editör
Esad Mansur
Esma Sıddık
Fatih Babayiğit
Fuad Hamidoğlu
Hakan Fikret
Mahmud Gıtal
Mehmed Aydın
Minhac
Necati Erdem
Salih Çelik
Saliha Aydın
Sümeyye AVCI
Tahir Şanlı
Zeynep Afra
Bir Ayet

5/49 O halde, Allah'ın indirdiği kitap ile aralarında hükmet, Allah'ın sana indirdiği Kur'an'ın bir kısmından seni vazgeçirmelerinden sakın, heveslerine uyma; eğer yüz çevirirlerse bil ki, Allah bir kısım günahları yüzünden onları cezalandırmak istiyor. İnsanların çoğu gerçekten fasıktırlar.
Kur'an'da Ara
Aranacak kelimeyi giriniz
  
Al-islam.com'a teşekkür ederiz.
Bir Hadis

Rasulullah (sav) Yemen'e Muaz b. Cebel'i gönderirken ona söylediklerinden bir kısmı şudur: "Sen Kitab ehli olan bir kavme gidiyorsun. Kendilerini ilk davet ettiğin şey Allahu Teâlâ'ya ibadet olsun. Bunu kabul ederlerse Allahu Teâlâ'nın, zenginlerinden alınıp, fakirlerine verilmek üzere zekatı farz kıldığını haber ver. Eğer kabul eder ve itaat ederlerse onlardan al, en iyi mallarını almaktan çekin. Mazlumun duasından sakın. Çünkü onun duasıyla Allah arasında herhangi bir perde yoktur." (Buhari, K. Tevhid, 6824)
Kitap

Siyasi Meseleler [İşgâl Edilmiş Müslüman Beldeler]

HİZB-UT TAHRİR'İN KİTLESEL ÇALIŞMASINDA BAŞARININ ANAHTARI "ALTIN AMELİ KAİDE" Yazdır E-Posta
Hakan Fikret
18 Mayıs 2010 Salı
- 1 -

Hizb-ut Tahrir kurulduğundan ve harekete geçmesinden bu zamana kadar en tehlikeli aşamaları en zorlu dönemleri Allah (C.C.)'nün muvaffakiyeti ile nihai hedefine ulaşmak için yol almaya devam etmektedir. Bu meşakkatli yolda; kendisini var eden İslam Akidesi ve çözümleri ile Rasul (s.a.v)'den aldığı metodunu partisel teşekkülünde cisimleştirdi. Yine mevcut bozuk vakıayı diraset, tefekkür ve istikra ederek, İslam Akidesi ve çözümlerinden istinbat ettiği fikirleri, kaideleri, mefhumları Allah azze ve cellenin el Fettah sıfatının tecellisi ile fikriyatını genel düşünceden kurtarıp- külli fikre sabitledi. Kalkındırmak istediği vakıayı batıl fikirlerden kurtarıp, vakıa ile ilgili hükümlerinde delil ve karineleri arasında mutabıklığı sağlayarak görüşlerini-fikirlerini-benimsemelerini netliğe ulaştırdı. Yine bozuk vakıanın olumsuzlukları ve zorlukları karşısın da duygularını fikre dönüştürerek ne istediğini net bir şekilde belirtip, hedefine ulaşma keyfiyetini sınırlandırıp fikri kalkınmayı sağladı. Aynı zamanda düşüncelerini, uygulama metodunu ve hedefini Nebisi Muhammed (s.a.v)'in minhacı üzerine oluşturmayı başardı. İman etmiş olduğu fikirleri ve benimsediği metodu, bozuk vakıada dakik düzenleyerek çalışmış olduğu toplumlarda kitleleşmeyi başardı. Kullandığı vasıtaları karmaşıklıktan kurtarıp, metodunu her türlü kapalılıktan, belirsizlikten uzaklaştırarak siyasi amelleri ile mezcederek el- Bari el-Raşit olan Rabbil Alemi'nin rahmeti sayesinde Salih kitleleşmeye de nail oldu. (Hamd münezzeh olan Allah dır.)

İşte Hizb-ut Tahrir bu kitleleşmesi sayesinde (akide ve metodu) bütün beşeri Nizamlara meydan okuyarak nice zalimlerin zulmüne, etrafından hiç eksik olmayan batı kültürü ile sırtlanlaşmış hainlerin vahşiliğine maruz kalmış ve kalmaktadır. Hizb-ut Tahrir;

 أَحَسِبَ النَّاسُ أَن يُتْرَكُوا أَن يَقُولُوا آمَنَّا وَهُمْ لَا يُفْتَنُونَ "Seninle hareket eden kimseler, imtihandan geçirilmeden sadece "İman ettik" demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sandılar."(Ankabüt/2) ayetin mefhumu değiştirmek istediği vakıada yakinen görmediği sürece Cenab-ı Hakkın nusretine nail olamayacağını bilmektedir... Onun için, hiçbir zaman kendine yapılan zulmün etkisinde kalarak, mevcut bozuk vakıadan etkilenmeden- şaşırmadan, gaflete düşmeden metodundan ve hedefinden zerre kadar ödün vermeden yoluna devam etmektedir. Varlığını ortadan kaldırmak için kafirler ile ortak olan zalim-münafık-fasık ve hainleri hiçbir zaman hasım olarak kabul etmemiş onları Allah ve Resulü'nün emirleri doğrultusunda hak ettikleri şekilde muhasebe etmeye ve fasit amellerini ortaya çıkarmayı şiar edinerek zalime hak sözü partisel bütünlükte korkmadan söylemeyi salih amel edinmiştir. Zira Resulü Muhammed (s.a.v.)'den tahricen;

"Şehidlerin efendisi Hamza b. Abdulmuttalib ve zalim imama ma'rufu emredip münkerden nehyettiğinden dolayı öldürülen adamdır."

Ve kendisine de düşman olarak sömürgeci kafir devletleri düşman edilmiştir. وَلاَ تَتَّبِعُواْ خُطُوَاتِ الشَّيْطَانِ إِنَّهُ لَكُمْ عَدُوٌّ مُّبِينٌ "... Şeytanın peşine düşmeyin; zira şeytan sizin açık bir düşmanınızdır." (Bakara/168)

Bu doğrultuda varlığını,  hayat nizamında-siyasetinde barizleştirmek isteyen Hizb-ut Tahrir,  sömürgeci kafirler tarafından da düşman olarak belirlendi. Yerli ajan ve maşaları sayesinde bu Salih kitlenin gençlerine karşı tutuklamalar, işkenceler, öldürmeler, işten kovmalar, ülkelerinden sürmeler, fitne ve iftiralar ile Hizbe ve gençlerine saldırılmaktadır. Çalışmakta olduğu İslam ümmetinin varlığına da kültürel, siyasi, askeri saldırarak karşısına birçok zorluğu çıkararak nihai hedefine ulaşmaması için elinden geleni ardına koymaktadır.

إِنَّ الَّذِينَ كَفَرُواْ يُنفِقُونَ أَمْوَالَهُمْ لِيَصُدُّواْ عَن سَبِيلِ اللّهِ فَسَيُنفِقُونَهَا "Şüphesiz ki Kâfirler mallarını, (insanları) Allah yolundan alıkoymak için harcıyorlar. Daha da harcayacaklar." (Enfal/36)

Bütün bu zorluklar karşısında Parti benimsemiş olduğu Altın Ameli Kaidesi ile (Fikir+Amel+Hedef+İmani Atmosfer) kendi varlığını korumuş-parçalanması mümkün olmayan bir partisel bütünlüğü sağlayarak, lider edindiği akidesinden fışkıran fikri kaidesini hizbi kültür ile birleştirip; ameli fikrini hedefi doğrultusunda sınırlayarak nüvesinde imanı atmosferi oluşturmuştur. Ve hedefini gerçekleştirmek için çalışma sahası olan İslam ümmetinin içinde, kapsamlı ve köklü bir şekilde fikri ve duygusal inkılâbı ortaya çıkarmak için var gücüyle çalışarak, ümmetin içinde itibar edilen bir faktör haline gelmiştir. Yine toplumla yüz yüze gelecek vasfa ulaşarak, çalıştığı toplum içinde-topluma yapması gereken işleri uyanık ve şuurlu bir şekilde göstererek ümmetin sorumluluğunu üslenmeye hak kazanır hale gelmiştir. Ümmetin içerisinde bulunduğu bozuk vakıayı çözüme götürecek fikri kalkınmayı ve çözüm olan Rasid-i Hilafet'in ikamesini İslam beldelerinde hatta kafir beldelerde bile kamuoyu haline getirmiş ve nusret için el-Mukaddim, el-Cami, el-Mucib olan Allah (C.C)'dan yardımı niyaz eder duruma gelmiştir. .. (Hamd münezzeh olan Allah (C.C)' dır.)

İşte Parti'nin bütün bu vasıfları ve hedefinde kat ettiği yolu Hizb-ut Tahrir'e ve onunla birlikte çalışanlara kazandıran hareket kaidesi  "Altın Ameli Kaide" önemi hakkında ve daveti taşıyan müminlerin hayatlarına bir an önce infaz edilmesinin keyfiyeti hakkında durmak istedim. Zira artık nusretin talep edildiği bu günlerde gençlerin iman ettiği fikirleri yaşadıkları toplumlarda var etsinler ve güçlerini son haddine kadar bu farziyeti hayatta hâkim kılmak için harcasınlar.

وَمَا النَّصْرُ إِلاَّ مِنْ عِندِ اللّهِ الْعَزِيزِ الْحَكِيمِ "Zafer, yalnızca mutlak güç ve hikmet sahibi Allah katındandır." (Al-i İmran 126)

وَيَنصُرَكَ اللَّهُ نَصْرًا عَزِيزًا  "Ve sana şanlı bir zaferle yardım eder." (Fetih 3)

 

Devam edecek...

Sonraki >
Paylaş Paylaş
| Anasayfa :: Yazarlar :: Beyan /Bildiri :: Basın Açıklamaları :: Siyâsi Tahlil :: Kitap :: Haber - Yorum :: Linkler :: İletişim |