Anasayfa arrow Yazarlar arrow Abdullah İmamoğlu arrow ALLAH'TAN HAKKIYLA KORKAN ÂLİMLER
 [Detaylı_Ara]
Anasayfa
HİLÂFET ÖZEL
Siyâsi Tahlil
Kitaplar
Haber - Yorum
İktibas
Dünyada Dava
Multimedya
Fikir - İnceleme
Kavram
Sohbet
Soru-Cevap
Sizden Gelenler
Linkler
İletişim
Detaylı Arama

 Yazarlar

Editör
Esad Mansur
Esma Sıddık
Fatih Babayiğit
Fuad Hamidoğlu
Hakan Fikret
Mahmud Gıtal
Mehmed Aydın
Minhac
Necati Erdem
Salih Çelik
Saliha Aydın
Sümeyye AVCI
Tahir Şanlı
Zeynep Afra
Bir Ayet

7/136 Bu sebeple onlardan öc aldık, ayetlerimizi yalan sayıp umursamadıkları için onları denizde boğduk.
Kur'an'da Ara
Aranacak kelimeyi giriniz
  
Al-islam.com'a teşekkür ederiz.
Bir Hadis

"...Cihad, Allah beni gönderdiği günden, ümmetimin sonuncusu deccal ile savaşasıya kadar yürürlüktedir. Zalimin zulmü ve âdilin adaleti bunu geçersiz kılmaz." Ebu Davud, k. Cihâd, 2170
Kitap

Siyasi Meseleler [İşgâl Edilmiş Müslüman Beldeler]

ALLAH'TAN HAKKIYLA KORKAN ÂLİMLER Yazdır E-Posta
Abdullah İmamoğlu
10 Ocak 2010 Pazar

Bilindiği üzere İslâm âlimlerinin İslâm dünyasındaki yeri şüphesizki çok farklıdır. Onlar tarih boyunca İslâm Ümmeti için karanlıkta yanan ve karanlığı aydınlatan kandil olmuşlardır. Allah Subhânehu ve Teâlâ İslâm âlimleri hakkında şöyle buyurmuştur:

إِنَّمَا يَخْشَى اللَّهَ مِنْ عِبَادِهِ العُلَمَاءُ  "Kulları içinde ancak âlimler Allah'tan korkar." [Fâtır 28]

Rasul SallAllahu Aleyhi ve Sellem ise âlimlerin farklı oluşunu, konumlarının ehemmiyetini şu sözleriyle beyan etmiştir:

العُلَمَاءَ وَرَثَةُ الأَنْبِيَاءِ  "Âlimler Enbiyâ'nın vârisleridir." [Ebû Dâvud ve Tirmizî, Ebû'd Derdâ Radıyallahu Anh kanalıyla tahriç ettiler]

Âlimlerin konumu ve diğer insanlara kıyasla nasıl bir değere sahip oldukları naslarda saraheten beyân edilmiştir.  Maalesef bugün İslâm âlimlerinden istenilen İslâmî tutumu müşahade edemiyoruz, bu gerek hüküm verme alanında olsun gerekse öncülük alanında...  Şüphesizki bundan muttaki âlimler istisnadır. Allah onları İslâma hizmetlerinde ve katkılarında müdâvim kılsın. (Amin)

Malum olduğu üzere son günlerde gündemi işgal eden hususlardan birisi de El Ezhar şeyhi Tantavî'nin, Mısır yönetiminin ABD-İsrail adına Gazze sınırında inşaa ettiği ihanet duvarına destek fetvasıdır. Şeyh Tantavî; "Gazze ablukasını derinleştiren duvarın inşaatının gerekli olduğu ve buna karşı çıkanların günaha gireceği (!) yönünde"  bir bildiri yayınlamıştır. Daha önce Fransa'da vuku bulan başörtüsü mezusunda da verdiği fetvaylada Müslümanların tepkisine yol açmıştı.

Bırakın bu âlim kisvesine bürünmüş eşhaslardan İslâmî tutumu sergilemeyi, hayrın öncüsü olmayı - esefle ifade ediyoruzki- çağdaş tâğutların isteği doğrultusunda hizmet ve fetvalar verir olmuşlardır.

Âlim kisvesine bürünen bu eşhasların nassların beyân ettiği âlimlerden çok berî olduğu gayet açıktır... Âlimlerin nasıl bir duruş sergilemeleri gerektiğine ilişkin çok şeyler söylemek mümkün... Lakin muttakî âlimin sergilemesi gerken İslâmi tavrın nasıl olduğuna ışık tutan bir rivâyetle mevzuyu açıklığa kavuşturmak istiyorum ve rivâyetin mevzunun anlaşılması açısından kâfi olduğunu düşünüyorum.

Ahmet İbn Hanbel'in amcası İshak bin Hanbel şöyle der; Bir gün Ahmet bin Hanbel'in bulunduğu hapishaneye girdim ve ona şöyle dedim: "Ebû Abdullah! Arkadaşların icâbet ettiler. Hapiste ve zulum altında bir tek sen kaldın." Ahmet ibn Hanbel şöyle cevap verir: "Ey amcacığım! Âlim takiyyeye icâbet ederse, câhil de zaten câhil ise hak nezaman açığa çıkar?" buna mukabil İshak sustu. Bunun üzerine İmam Ahmet dediki: "Habbab'ın rivâyet ettiği hadisi ne çabuk unuttunuz?

Rasul Sallallâhu Aleyhi ve Sellem şöyle buyuruyor: " Sizden öncekiler testereyle taranıyor sonra bu onu dininden vazgeçirmiyordu." İbn İshak (amcası) dedi ki; "biz ondan umûdu kestik". Bunun üzerine İmam Ahmet dedi ki; "Hapse aldırmıyorum, hapis ve evim aynı. Kılıçla öldürülmeyi de önemsemiyorum. Ancak ben kırbaç ve sabredememekten korkuyorum." Hapiste bulunanlar bunu duyunca Ahmet bin Hanbel'e şöyle dediler: "Tasalanma yâ Ebû Abdullah! Sadece iki kırbaç... Sonra diğerlerinin nereye vurulduğunu bile bilmezsin." İmam Ahmet bunu duyunca rahatladı.

İlmiyle, duruşuyla ve öncülüğüyle Rasullah'ın haber verdiği Peygamberin vârisi âlimler bu tür âlimler olsa gerek. Allah'tan hakkıyla korkan/muttakî âlimlere müjdeler olsun.

Rabbim bizleri âyet-i kerîme'de de buyrulduğu üzere; ...يَحْمِلُوهَا كَمَثَلِ الْحِمَار... "...kitap yüklü bir merkep..." (Cuma 5) olmaktan muhafaza buyursun.

Rabbim İslâm Ümmeti'ne hayrı, hakikatı ve Allah'ın hükümlerini hatırlatacak muttakî âlimler ikrâm etsin.

Rabbim bizlere zamanında Basra kadılığı yapmış, Basra'nın büyük âlimlerinden Ubeydullah bin Hasan el- Anber'in yanlış fetvasından ötürü sarf ettiği "Hak'ta kuyruk olmam, bâtıl'da baş olmaktan bana daha sevimlidir"  sözüyle hem-hal olmayı nasip etsin...

Rabbim bizlere İslâm ordularını hayır dualarıyla uğurlayan, karşılayan hayırlı âlimleri nasip etsin... Amin.

Kalbî duygularıma tercüman olan Abdurrahîm Karakoç'un "Vasiyet" adlı şiirinden mısralarla sözlerimi noktalıyorum.

 

İmansız askerin, korkak paşanın 

Bir boyuna bir de enine tükür.

Kaçarken vurulup yere düşenin

Bir leşine bir de kanına tükür.

Ölürsende hak yedirme, hak yeme

Aka kara, karaya da ak deme

Adâletten ayrılırsa mahkeme

Bir hâkime bir de kânuna tükür.

Bırak hesabını ölüm kalımın

İnanmışsa zülmü ne ki zâlimin

Manâyı reddeden sözde âlimin

Bir ilmine bir de fenine tükür.

Abdullah İmamoğlu

< Önceki   Sonraki >
Paylaş Paylaş
| Anasayfa :: Yazarlar :: Beyan /Bildiri :: Basın Açıklamaları :: Siyâsi Tahlil :: Kitap :: Haber - Yorum :: Linkler :: İletişim |