Anasayfa arrow Yazarlar arrow Esma Sıddık arrow Salih Amel
 [Detaylı_Ara]
Anasayfa
HİLÂFET ÖZEL
Beyanname
Siyâsi Tahlil
Kitaplar
Haber - Yorum
İktibas
Dünyada Dava
Multimedya
Fikir - İnceleme
Kavram
Sohbet
Soru-Cevap
Sizden Gelenler
Linkler
İletişim
Detaylı Arama

 Yazarlar

Editör
Esad Mansur
Esma Sıddık
Fatih Babayiğit
Fuad Hamidoğlu
Hakan Fikret
Mahmud Gıtal
Mehmed Aydın
Minhac
Necati Erdem
Saliha Aydın
Sümeyye AVCI
Tahir Şanlı
Zeynep Afra
Bir Ayet

87/13 O, orada ne ölecektir ne de dirilecektir.
Kur'an'da Ara
Aranacak kelimeyi giriniz
  
Al-islam.com'a teşekkür ederiz.
Bir Hadis

Sirkat haddi Yüce Allah'ın; "Hırsızlık yapan kadın ve erkeğin ellerini kesiniz." (Maide: 38) ayetine göre elin kesilmesidir.
Kitap

Siyasi Meseleler [İşgâl Edilmiş Müslüman Beldeler]

Salih Amel Yazdır E-Posta
Esma Sıddık
05 Ocak 2010 Salı

الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ طُوبَىٰ لَهُمْ وَحُسْنُ مَآبٍ "İman edip salih amel işleyenlere ne mutlu! Güzel dönüş ye­ri de onlarındır." (Rad 29)

Bu ayeti-i kerime ile Allah (cc) salih amel işleyenleri müjdelemekte ve onlara cenneti vaad etmektedir. Aynı ayet bizlere salih amelin Allah (cc) katında ne kadar kıymetli olduğunu göstermektedir.

Salih amel kavramı, saf ve berrak bir şekilde, mefhum olarak nefislere yerleştirildiği takdirde dünya ve ahirette kazandıracakları, Kur'an ve Sünnetin ışığında gözler önüne serilmektedir.   

Amel kelimesi arapçadan gelmiştir ve iş, eylem anlamını taşımaktadır. Salih kelimesi ise aynı şekilde arapça kökenli olup yararlı, takvalı, Allah'ın (cc) emir ve yasaklarına uygun, anlamını taşımaktadır. Dolayısıyla salih amel; amaca uygun yani İslam'ın emir ve yasaklarına paralel, kişiye ahiret saadetini sağlamaya, Allah'ın rızasını kazandırmaya elverişli olan, Allah (cc) katında en üst derecede değer ifade eden, takvalı davranışlar, anlamına gelmektedir. Nitekim Nisa suresi 69. ayette Allah (cc) şöyle buyurmuştur:

وَمَنْ يُطِعِ اللَّهَ وَالرَّسُولَ فَأُولَٰئِكَ مَعَ الَّذِينَ أَنْعَمَ اللَّهُ عَلَيْهِمْ مِنَ النَّبِيِّينَ وَالصِّدِّيقِينَ وَالشُّهَدَاءِ وَالصَّالِحِينَ "Kim Allah'a ve Rasûle itaat ederse, işte onlar Allah'ın kendile­rine nimetler verdiği peygamberler, sıddîklar, şehidler ve salihlerle birliktedirler. Onlar ne güzel arkadaştırlar!"

Kehf suresi  46. ayette Allah (cc) şöyle buyurmuştur:

الْمَالُ وَالْبَنُونَ زِينَةُ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا ۖ وَالْبَاقِيَاتُ الصَّالِحَاتُ خَيْرٌ عِنْدَ رَبِّكَ ثَوَابًا وَخَيْرٌ أَمَلًا

"Mal ve oğullar dünya hayatının süsüdür. Ama bakî kalacak olan salih amellerdir. Rabbinin nezdinde sevapça da hayırlıdır­lar, emelce de hayırlıdırlar (ümit bağlamaya daha layıktırlar)."

Taberi ve Kurtubi ayette bahsı geçen `salih amel` kavramının kapsamı hakkında: "Salih ameller bütün ibadetler ve amellerdir," demişlerdir. İbn Abbas ise: "Söz ve fiil türünden olsun, ahirete kalan her türlü amel, salih ameldir," demiştir.

Evet, Allah (cc) katında, kıymetinden hiç birşey yitirmeden, baki kalacak olan ancak ve ancak salih amellerdir. Müminlere düşen görev, dünya hayatının geçici süslerine kapılmadan, ahirete yönelik, cennette kazanabilecekleri mertebeleri belirleyecek olan salih ameller biriktirmektir. Amelin salih olması büyük bir önem taşımaktadır.

Burada incelenmesi gereken nokta ise, bir amelin nasıl `ahirete kalabileceği` yani, nasıl `salih amele` dönüştürülebileceğidir.

Kur'an-ı Kerim'de doksan küsür yerde  zikredilen salih amel, doğrudan veya dolaylı yoldan emredilmiştir. Salih amelden bahseden ayetlerin çoğunda, önce `iman`  meselesine değinilmiştir. İman şart koşulmuştur. Söz konusu ayetler genellikle, "İman edip, salih amel işleyenler..." şeklinde başlamaktadır. Bu bir irşattır. Yüce Allah,  amellerin imansız kabul olunmaya­cağını beyan etmektedir. Ve Allah'a iman eden bir insanın bu imanını, kulluk bilinci ile hayatının her alanında Allahu Teala'ya itaat şeklinde yansıtması yönünde bir ikazdır. Ancak bu şekilde Allah (cc) kulunun amellerini kabul edip, karşılığını verecektir. 

فَأَمَّا الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ فَيُوَفِّيهِمْ أُجُورَهُمْ وَيَزِيدُهُمْ مِنْ فَضْلِهِ  "İman edip salih ameller işleyenlerin ecirlerini tam olarak verecek ve onlara lütfundan daha fazlasını da ihsan edecektir." (Nisa 173)

Kul iman nuru ile aydınlanmasının ardından salih amele doğru ilk adımını atmış olur. Fakat amellerin `salih amele` dönüştürülebilmesi o kadarda kolay bir iş değildir. Amelin salih olabilmesi için iki önemli şart vardır.

Bunlardan birincisi; ihlastır. İhlas Arapça bir kelime olup, saf ve halis olmak, karışık ve şaibeli olmamak anlamına gelmektedir. Allah (cc) kullarından ihlaslı davranmalarını istemiştir.

وَادْعُوهُ مُخْلِصِينَ لَهُ الدِّينَ "Dini Allah'a has kılarak O'na ibadet edin." (Araf 29)

Peygamber (s.a) şöyle buyurmaktadır: "Yüce Allah buyuruyor ki: Ben ortakların en hayırlısıyım. Her kim Benimle bir baş­kasını ortak koşarsa o (ortak koştuğu şey) Benim ortağıma aittir. Ey insan­lar, amellerinizi yüce Allah'a halis kılınız, çünkü yüce Allah ancak kendisi için ihlasla yapılan şeyi kabul eder. Bu, Allah için ve akrabalık içindir demeyi­niz. O takdirde o akrabalık için olur. Ondan Allah'a ait hiçbir şey olmaz. Bu Allah için ve sizin hatırınız için, demeyiniz. O takdirde o sizin hatırınız için olur ve ondan yüce Allah için hiçbir şey olmaz."

Ayetten ve hadisten de anlaşıldığı gibi ihlâs, gerek kalben, gerek bedenen, gerekse madden Allahu Teala'ya itaati,  ancak saf ve samimi bir şekilde, tereddütsüz,  halis bir niyetle yapmakla kazanılabilir. Yapılan amelden sadece Allah rızasının beklenmesi ve sırf O'nun beğenisinin umulması, halkın veya belirli kişilerin teveccühünü almak gibi başka bir gaye gözetilmemesi durumunda kişi ihlaslı bir iş yapmış olur. Yani esasında ihlas kalbin halidir.

Buradan anlaşılmaktadır ki kişinin niyeti azami derecede önemli ve kazanılacak sevap ve günahlar ile yakından ilgilidir.

Ebû Hureyre'den (ra): Allah Resûlü (sav) şöyle buyurdu: "Şüphesiz Allah biçimlerinize ve sözlerinize bakmaz işlerinize ve kalblerinize bakar." (İbn Mâce)

Mü'minlerin emîri Ebü Hafs Ömer ibni Hattab Radıyallahu anh, Resülullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellem'i şöyle buyururken dinledim, dedi: "Yapılan işler niyetlere göre değerlenir. Herkes yaptığı işin karşılığını niyetine göre alır."

Ahmed İbni Hanbel, Ebü Davud, Tirmizî, Darekutnî gibi büyük alimler, bu hadisle, İslamiyet'in üçte birini anlamanın mümkün olduğunu söylemişlerdir. İmam Şafiî, bu hadisin yetmiş ayrı konuyla ilgisi bulunduğunu, bu sebeple de onu din ilminin yarısı saymak gerektiğini belirtmiştir. İmam Buharî ise, kitap yazanlara bir nasihatte bulunarak, eserlerine bu hadisle başlamalarını tavsiye etmiştir.

Abdullah İbni Ömer'in alim ve zahid oğlu Medine'nin yedi fakihinden biri olan Salim, halife Ömer İbni Abdülaziz'e yazdığı mektupta şöyle demişti:

"Şunu iyi bil ki, Allah Teala'nın kuluna yardımı, kulun niyeti kadardır. Kimin niyeti tam olursa, Allah'ın ona yardımı da tam olur. Niyeti ne kadar azalırsa, Allah'ın yardımı da o kadar azalır."

Burada vurgulanan nokta, yapılan bir amelin herkesin takdirini kazanan bir itaat görünüşü bakımından kusursuz olabileceği fakat o amelin kabulunun ancak ve ancak samimi bir niyetle ve sadece Allah'ın rızasını kazanmak maksadıyla yapılması durumunda mümkün olacağıdır.

İnsanların takdir ve teveccühünü kazanmak düşüncesiyle yapılan amellerin Allah katında hiçbir kıymeti yoktur. Yapılan amelleri Allah katında değerli kılan kulun ihlası yani samimiyetidir. Mesela; insanlar beni görsün ve takdir etsin diye namaz kılmak, zekat vermek, gizli şirk derecesinde büyük bir günahtır. Fakat gösterişi aklından geçirmeyen bir mü'minin, başkalarını o ibadeti yapmaya teşvik etmek niyetiyle herkesin göreceği bir yerde namaz kılıp zekat vermesi faziletli bir davranıştır. Böyle bir mü'min hem görevini yapmış hem de ihlasından dolayı ayrıca sevap kazanmış olur.

İhlasa dayanmayan, sadece gösteriş için yapılan amellerin Allah katında hiçbir değerinin olmadığını Peygamber Efendimiz (sav) ibretli bir misalle ortaya koymuştur.

Bir hadis-i şerife göre kıyamet gününde bir şehid hakkında hüküm verilecektir. "Allahu Teala ona ne yaptığını sorar:

- Senin uğrunda çarpıştım, şehid edildim, der. Fakat Allah (cc) ona:

- Yalan söyledin. Sana cesur adam desinler diye çarpıştın, buyuracak ve o adam yüz üstü sürüklenerek cehenneme atılacaktır.

Daha sonra ilim öğrenip öğreten ve Kur'an okuyan bir kimse getirilecek. Ona da ne yaptığı sorulacaktır.

- İlmi öğrendim ve öğrettim. Senin rızanı kazanmak için Kur'an okudum, der. Allahu Teala ona:

- Yalan söyledin. İlmi, sana alim desinler diye öğrendin. Kur'anı ise, güzel okuyor desinler diye okudun. Nitekim öyle de denildi, buyuracak. O adam da yüz üstü sürüklenerek cehenneme atılacaktır. Hadis-i şerifin devamında zengin bir kimsenin huzura getirileceği, onun da malını Allah rızası için harcadığını söyleyeceği, ona, "cömert adam" desinler diye malını sarfettiği söyleneceği ve diğerleri gibi onun da cehenneme atılacağı belirtilmektedir." (Müslim, İmare 152)

Ali (ra) şöyle buyuruyor: "Allah'a ibadet edenler üç gruba ayrılırlar: Bir grubu uhrevî sevaplara ulaşmak için Allah'a ibadet ederler bu (ibadet tarzı) tüccarların ibadetidir. Bir grubu azaptan korktukları için Allah'a ibadet ederler bu da kölelerin ibadetidir ve bir grubu ise Allah'ın nimetlerine şükretmek için ibadet ederler, ve bu ise özgür kimselerin ibadetidir."

Kısaca ihlasın anlamı, yapılan işin insanların görmelerini istemek düşünce­sinden arındırılması ve sadece Allah'ın (cc) rızasının umulması, demektir.

Amellerin salih vasfını kazanabilmesi için gerekli olan ikinci şart ise ihsandır.
İhsan Arapça bir kelimedir ve faydalı fiil işlemek, yapılan işin hakkını vermek anlamını taşır.  

وَأَنْفِقُوا فِي سَبِيلِ اللَّهِ وَلَا تُلْقُوا بِأَيْدِيكُمْ إِلَى التَّهْلُكَةِ ۛ وَأَحْسِنُوا ۛ إِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ الْمُحْسِنِينَ "Allah yolunda infak edin, kendinizi kendi elinizle tehlikeye atmayın, işlerinizi iyi yapın. Şüphesiz Allah muhsinleri (iyi iş yapanları) sever."  (Bakara 195)

Yahya'dan (ra):  Cibril'in (as) ihsan nedir sorusununa Allah Resûlü (sav) şöyle cevap verdi: "İhsan, Allah'a sanki O'nu görüyormuşsun gibi ibadet etmendir. Zira, sen O'nu görmesen de O seni kesinlikle görür." (Buhari)

Allah (cc) kullarından iman ve ihlaslı bir şekilde itaatın yanı sıra bu itaatın ihsanla yapılmasını istemektedir. Evet, bu hadisle ihsanın hangi anlamı taşıdığı, hayatımıza nasıl yansıması gerektiği ve Allahu Teala'nın emirlerini fiiliyata dökerken nasıl bir duruş sergilenmesi gerektiği çok net bir şekilde açıklanmaktadır. Allahu Teala'yı görüyormuşcasına...!

İhsanlı bir amel Allahu Teala'nın beğenisini kazanmak için özveri ile yapılmış bir ameldir. Amel, ancak özenilerek tabiri caizse kaliteli bir şekilde yapıldığında ihsanlı bir amel olur. Dolayısı ile ihsan fiillerde aranan bir vasıfdır.

Amelin salih olabilmesi için ihsanın gerekli bir unsur olduğu Maide suresi 93. ayette daha net görülmektedir. Söz konusu ayeti kerimede salih amel ve ihsan bir arada zikredilmiştir.

لَيْسَ عَلَى الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ جُنَاحٌ فِيمَا طَعِمُوا إِذَا مَا اتَّقَوْا وَآمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ ثُمَّ اتَّقَوْا وَآمَنُوا ثُمَّ اتَّقَوْا وَأَحْسَنُوا ۗ وَاللَّهُ يُحِبُّ الْمُحْسِنِينَ "İman edip salih amel İşleyenlere, sakınır, iman eder ve salih amel İşledikleri, sonra da sakınıp iman ettikleri, sonra yine sa­kınıp İhsanda bulundukları takdirde, yaptıklarından dolayı bir vebal yoktur. Allah, ihsan edenleri sever." (Maide 93)

Kurtubi, Allah'ın (cc): "Sonra yine sakınıp ihsanda bulundukları takdirde... Al­lah ihsan edenleri sever" buyruğunu şu şekilde izah etmiştir: "İhsan eden ve sakınan (muttaki) kimse­nin, salih ameller işleyip iman eden muttaki kimseden daha faziletli olduğu­na delildir. Fazileti ise, ihsanı dolayısıyla ona verilecek olan ecir iledir."

Amelde ihsan vasfının elde edebilmesi için daima, yapılan bütün amellerin Allahu Teala'nın karşısına çıkartılacağını ve yalnızca O'nun beğenisine sunulacağını unutmadan, fiiliyata geçirmek istenilen tüm amellerin şekilcilikten uzak, özenilerek yapılması gerekmektedir.  

İhlas ve ihsan ayet ve hadislerde bu şekilde açıklanmıştır. Dikkatle incelendiğinde ihlas ve ihsanın birbirini tamamlayan iki kavram olduğu görülecektir.  İhlâs ve ihsanla yapılan amel esasında inciye benzer. Ne kadar küçük olursa olsun o yine de çok değerlidir ve değerindende asla birşey kaybetmez.

Ancak ihlas ve ihsanla yapılmış amel, salih ameli yani Allahu Teala'nın isteğine uygun, gereği, tüm şartları yerine getirilmiş ameli doğurur.  Salih amel, insanın hayatının merkezine İslam'ı oturtması ve hayatını Allahu Teala'nın emir ve yasaklarına göre düzenlemesi/dizayn etmesi halinde oluşur. Allahu Teala ile irtibat kurmak, ardından sürekli bu irtibatın bilincinde olmak, Rab'ın (cc) emir ve yasaklarına tereddütsüz ve titizlikle bağlanmak ve bununla birlikte Allahu Teala'nın doğru ve güzel olarak gösterdiğini ihlas ve ihsanla hayata geçirmektir, salih amel.  

Kul, bu dünyada ektiğini ahirette biçecektir. Fakat salih amel işleyenler, amellerinin meyvesini bu dünyada toplamaya başlayacaklardır. Nitekim Nahl suresi 97. ayette,  Allah (cc) salih amel işleyen Müminlere, güzel bir yaşam standardı, sabit ve istikrarlı bir hayat vaad etmektedir: 

 مَنْ عَمِلَ صَالِحًا مِنْ ذَكَرٍ أَوْ أُنْثَىٰ وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَلَنُحْيِيَنَّهُ حَيَاةً طَيِّبَةً ۖ وَلَنَجْزِيَنَّهُمْ أَجْرَهُمْ بِأَحْسَنِ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ "Erkek olsun, kadın olsun kim mümin olduğu halde salih amel işlerse Biz, şüphesiz ona çok güzel bir hayat yaşatırız. Ve bun­ları elbette işlediklerinin en güzeli ile mükâfatlandıracağız."

Güzel bir yaşam standardının yanı sıra salih amel işleyenlere bereketli rızık vaad etmiştir Allah (cc):

لِيَجْزِيَ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ ۚ أُولَٰئِكَ لَهُمْ مَغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَرِيمٌ "Allah'ın, iman edip salih amel işleyenleri mükâfatlandırması için (her şey o kitapta tespit edilmiştir.) İşte onlar için bir bağışlanma ve bereketli bir rızık vardır." (Sebe 4)

Yani salih amel işleyenlerin hayatları kolaylaştırılacaktır:

وَأَمَّا مَنْ آمَنَ وَعَمِلَ صَالِحًا فَلَهُ جَزَاءً الْحُسْنَىٰ ۖ وَسَنَقُولُ لَهُ مِنْ أَمْرِنَا يُسْرًا "Her kim de iman eder ve salih amel işlerse, ona mükâfat olarak daha güzeli var. (Üstelik) ona emrimizden kolay olanı söyleyeceğiz." (Kehf 88)

Allahu Teala'nın salih amel işleyen kullarına vaadleri bu kadarla bitmiyor. Nur suresi 55. ayette Allah (cc) yeryüzünde otoriteyi vaad etmekte, üstelik bu vaadi bir yeminle adeta mühürlemekte ve bunun yolunun salih amelden geçtiğini buyurmaktadır:

وَعَدَ اللَّهُ الَّذِينَ آمَنُوا مِنْكُمْ وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَيَسْتَخْلِفَنَّهُمْ فِي الْأَرْضِ كَمَا اسْتَخْلَفَ الَّذِينَ مِنْ قَبْلِهِمْ وَلَيُمَكِّنَنَّ لَهُمْ دِينَهُمُ الَّذِي ارْتَضَىٰ لَهُمْ وَلَيُبَدِّلَنَّهُمْ مِنْ بَعْدِ خَوْفِهِمْ أَمْنًا ۚ يَعْبُدُونَنِي لَا يُشْرِكُونَ بِي شَيْئًا ۚ وَمَنْ كَفَرَ بَعْدَ ذَٰلِكَ فَأُولَٰئِكَ هُمُ الْفَاسِقُونَ "Allah, İçinizden iman edip, salih amel işleyenlere vaad etti ki: "Onlardan öncekileri halife yaptığı gibi -andolsun ki- onları da muhakkak yeryüzünde halife kılacak. Kendileri için seçip be­ğendiği dinlerini onlar için iktidar yapacak, önceki korkuları­nı güvene çevirecektir."

Bugün Ümmeti Muhammed'in içerisinde yaşadığı korkulu durumu Allah (cc) mutlaka sonlandıracak ve vaadini mutlaka yerine getirecektir. Fakat bu vaad ancak, "İman edip salih amel işleyenlerin..." elleriyle gerçekleşecektir. Müslümanların büyük bir özlemle bekledikleri "güven" ortamı yani İslam dininin yeryüzüne hakim olup, bir halifenin kalkan gibi Ümmetin önüne geçip Ümmeti koruması, ayetten de anlaşıldığı üzere, yapılan amellere salih özelliğinin kazandırılmasından geçmektedir. Bundan dolayı salih amel meselesi, "Hüküm ancak Allah'ındır" (Enam 57) buyruğunun farkında ve "Aralarında Allah'ın indirdiği ile hükmet" (Maide 49) emrinin hayata döndürülmesi için çalışan, Ümmetin derdiyle dertlenmiş, İslam davasının taşıyıcıları için ayrı bir önem arz etmektedir. Dava taşıyıcıları bu meseleyi nefislere sağlam bir şekilde oturtmalı ve işledikleri her bir amelin salih amel vasfını alması için çalışmalıdırlar.   

Bir diğer ayeti kerimede Allah (cc) salih amel işleyenleri bizzat koruyacağını vaad etmektedir:

   وَهُوَ يَتَوَلَّى الصَّالِحِينَ "O bütün salih kullarını görüp gözetir (korur)." (Araf 196)

Salih amel kişinin duasının kabul olunmasınada vesile olabilir. İnsan daha önceden yapmış olduğu salih bir amelden dolayı, sıkıntı anlarında Allah'ın izniyle sıkıntılarından kurtulabilir.

Bu hususta müttefekun aleyh olarak nakledilen hadis meşhurdur. Pek uzun olan bu hadiste kısaca şu olay anlatılır: "Üç kişi yağmurdan korunmak için bir mağaraya girerler ve mağaranın ağzına bir taş yuvarlanıp mağaranın kapısı kapanır. Duadan başka çareleri yoktur. Onlardan birisi anne-babasına hürmette en ufak bir kusurda bulunmadığını, diğeri çalıştırdığı işçinin hakkına son derece riayet ettiğini ve kendi uhdesinde kalmış olan işçinin hakkını yine onun namına çalıştırıp büyük bir meblağ:olarak yıllar sonra ona verdiğini, öbürü ise her türlü imkân ve uygun bir ortam mevcut olduğu hâlde zina etmediğini, bütün bunları da sadece Allah rızası için yaptıklarını söyleyerek o sıkıntının giderilmesini dilerler. Sonunda Allah'ın izniyle tas yuvarlanır gider ve onlar da kurtulur" (Buhârî, Edeb, 5; Müslim, Zikir, 100).

Allah (cc) salih amel işleyenlerin, dinin direği, maneviyatın zirvesi olan namazı kıldıkları ve maddiyatın zirvesi olan zekatı verdiklerini buyurmaktadır1. Marufu emretme ve münkeride nehyetme2 özelliklerininde olduğu bildirilmektedir. Aynı zamanda iman edip salih amel işleyenler, sabredenlerdendirler3. Onlar Rablerine gönülden boyun eğerler4. Onlar halkın en hayırlısıdırlar5 ve tüm insanlık hüsranda iken kurtuluşa erecek olanlarda onlardır6.  

Kurani Kerim'de salih amelin ahiretteki boyutu da detayları ile anlatılmaktadır.
Allahu Teala'nın karşısında hesap verilirken Allah (cc) salih amel işleyenlere, tükenmeyen7 ve büyük8 mükafaatlar verecektir. Onların günahlarını da affedecek9 ve örtecektir10. Ardından Allah (cc) onları, serin gölgelerin altına, cennete koyacaktır11. Orada, altından ırmaklar akan, cennetin yüksek köşklerine yerleştirecektir12. Aynı zamanda Allah (cc) onlara saraylar13, konaklar14 ve bahçeler15 verecektir. Ve onların cennetteki arkadaşları salihler olacaktır16. Ne mutlu onlara!

Allah salih amel işleyenlerden olmayı nasip etsin! Amin!

Kaynak:

1: Bakara 277

2: Ali-İmran 114-115

3: Kasas 80

4: Hud 23

5: Beyyine 7

6: Asr suresi

7: Fussilet 8

8: Maide 9

9: Fatır 7

10: Teğabün 9

11: Nisa 57

12: Ankebut 58

13: Yunus 9

14: Secde 19

15: Şura 22

16: Ankebut 9

 

Esma Sıddık

< Önceki   Sonraki >
Paylaş Paylaş
| Anasayfa :: Yazarlar :: Beyan /Bildiri :: Basın Açıklamaları :: Siyâsi Tahlil :: Kitap :: Haber - Yorum :: Linkler :: İletişim |