|
بِسْـــمِ اللهِ الرَّحْمٰـــنِ الرَّحِيـــم Hizb-ut Tahrir Ukrayna'dan Açıklama 11 Eylül 2009 tarihinde Ukrayna İçişleri Bakanlığı Kırım Özerk Cumhuriyeti Emniyet Müdürlüğü: 10.09.2009 tarihinde Kırım Kirovskye Bölgesinde ikamet eden Hizb-ut Tahrir mensupları, cami imamının izni olmaksızın ibadet yapılan Juravki Köyü Seyiteli Camiinin içerisine sızdı. Yerel halkın ibadethaneyi terketmelerini talep etmesinin ardından çıkan anlaşmazlık toplu arbedeye dönüştü. Fiziksel karşı konum sonucu Kırım Tatar asıllı 8 kişi, farklı derecelerde yaralandı. Çatışmaya sebep olan şahıslar tespit edildi ve gözaltına alındı. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı. Kırım Özerk Cumhuriyeti Parlamentosu ve Kırım Özerk Cumhuriyeti Bakanlar Kurulunun sergiledikleri; "Kırım'daki milletlerarası barış ve uyumu yıkabilecek bir takım tarikatların Kırım Yarımadasına sızması ve örgütlenmesini bazen hoş gören, hiç bir tedbir almayan ve yasallaşmalarına yardımcı olan tutum ve tavırları, Kırım Emniyet Müdürlüğünü şaşırtmaktadır" şeklinde açıklama getirdi. Aşağıdaki gerçekler, Kırım Emniyet Müdürlüğünün söz konusu açıklamasının, düpedüz yalandan ibaret olduğunu kanıtlamaktadır: 1. "Kirovskye Bölgesinde ikamet eden Hizb-ut Tahrir mensupları, cami imamının izni olmaksızın ibadet yapılan Juravki Köyü Seyiteli Camiinin içerisine sızdı..." Cami Allah'ın evidir ve içine sızmak zorunda bırakacak kadar kimsenin şahsi mülkiyeti dahilinde olamaz. Söz konusu tarihte Juravki Köyü Seyiteli Camiinde iftar (Ramazan ayında gün boyu tutulan orucun açılması) veriliyordu. İftarı köyün saygıdeğer sakinlerinden Hacı İsmet Ağa Memetov düzenledi. İftarın düzenlenmesi konusu, bir hafta öncesinde Dini Cemiyet Başkanı Hacı Asan Ağa Asanov'a onaylatıldı ve toplu kılınan bir namaz sırasında ilan edildi. Yerel Meclis Başkanı Şevket Ağa Kiyamov, Dini Cemiyet Başkanı Asan Ağa Asanov, yerli ve misafirlerden oluşan yüzü aşkın erkek, kadın ve çocuğun düzenlenen iftarda yer almaları; etkinliğin onaylatılmış ve koordine edilmiş olduğunu ve barışsever niteliği taşıdığı göstermektedir. 2. "Yerel halkın ibadethaneyi terketmelerini talep etmesinin ardından çıkan anlaşmazlık, toplu arbedeye dönüştü..." Yaşanan bir arbede miydi? Gerçekler, olay tanıklarının ifadeleri ve Kırım Müslümanlarının geçirdikleri Ramazan ayını aydınlatmak amacı ile iftara davet dilen Vozrojdeniye (Yeniden Diriliş) Gazetesi muhabirlerinin çekmiş oldukları video kayıtları; yaklaşık 20 kişilik bir gurubunun cinayet yapmak üzere anlaştıklarını ve iftara katılan insanlara planlı saldırı düzenlediklerini açıkça göstermektedir. Yaklaşık 20 kişinin cop, demir çubuk ve hatta baltaları ile yemek dağıtan sekiz kişi üzerine aniden saldırması, kavga ve arbede olarak tarif edilebilir mi? Bu, gaddarlıkla ve utanmazca düzenlenen bir dayak atma olayı olarak değerlendirilebilirdi, fakat saldırganların kullandıkları aletler ve dövüş sırasında attıkları "Onları parçalayın!" , "Onları öldürün!" sloganları göz önünde bulundurulursa, planlanan eylemin cinayet olduğu anlaşılmaktadır. Belki de planlanan cinayet, sadece camide bulunan insanların çığlıkları duyarak dışarı atılmalarının sayesinde önlenmiş oldu. Olay yerine derhal polis ve ambulans çağırıldı. Olay yerine intikal eden emniyet görevlileri, mağdurların ve yüzden fazla olay tanığının vermiş oldukları ifadelere dayanarak doğru bilgiyi hızlı şekilde elde eden ilk insanların arasında yer aldılar. Tek kelime ile ertesi sabah, Kırım Emniyet Müdürlüğü, açıkça yanlış bilgi vermenin toplumun ve kanunun karşısındaki sorumluluğunu hissetmeden olayı tamamen saçma bir şekilde tasvir ederek söz konusu açıklamayı yaptı. 3. "Kırım Özerk Cumhuriyeti Parlamentosu ve Kırım Özerk Cumhuriyeti Bakanlar Kurulunun sergiledikleri... bir takım tarikatların Kırım Yarımadasına sızması ve örgütlenmesini bazen hoş gören, hiç bir tedbir almayan ve yasallaşmalarına yardımcı olan tutum ve tavırları; Kırım Emniyet Müdürlüğünü şaşırtmaktadır..." Anlaşılan, Kırım Emniyet Müdürlüğü, "bir takım tarikatlar" ifadesi altında Hizb-ut Tahrir Partisini kastediyor. Bir kez daha hatırlatıyoruz: Hizb-ut Tahrir, kurulduğu 1953 yılından bu yana ideolojik ve siyasi faaliyetler yürütmektedir ve amaçlarına ulaşmak için hiç bir zaman şiddete başvurmamış ve bunu Ukrayna'da dahil bütün dünyada birçok kez beyan etmiştir. Hizb-ut Tahrir, ideolojisi İslam, ameli ise siyaset olan bir siyasi partidir. Dünyanın birçok ülkesinde global bir şekilde temsil edilen Hizb-ut Tahrir, Allah'ın indirdiğiyle hükmedecek ve İslami daveti bütün dünyada bütün insanlığa yayacak Hilâfet'i tekrar varlık sahasına geri getirmek yolu ile İslami yaşam tarzını yeniden hayata kazandırmak amacını taşır. Hiçbir şiddete başvurmadığı herkesçe bilinen Hizb-ut Tahrir, devleti kurma yönünde Rasulullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellem'in takip ettiği metodunu izler. Hizb-ut Tahrir'in devleti kurma yönünde yürüttüğü faaliyetleri, kendisinin belirlediği bazı İslam beldelerinde odaklanmıştır. Ukrayna dahil, söz konusu ülkelerin dışında kalan Müslüman veya Müslüman olmayan devletlerde sadece ideolojik, fikrî ve aydınlatıcı faaliyetler sürdürülmektedir. 4. "ve yasallaşmalarına yardımcı olan tutum ve tavırları.." Ne yazık ki, devlet organları, Hizb-ut Tahrir'in yasallaştırılması konusunda sadece yardımcı olmamakla kalmayıp aynı zamanda bunu her türlü şekilde engellemeye çalışmaktadırlar. Bir sivil toplum teşkilatının fiilen var olması ve ülkenin hukuksal alanına girmek için çaba sarfetmesine rağmen devletin bu sorunu çözmek için gerekli hukuksal mekanizmalara sahip olmadığı ve çaba sarfetmediği bu durum; ülkede hukuksal nihilizme yol açmaktadır. 5. "Kırım'daki milletlerarası barış ve uyumu yıkabilecek..." Hizb-ut Tahrir'in dünyadaki varoluşu boyunca faaliyetlerinin ideolojik ve siyasi çerçevelerin dışına çıktığı olaylara hiç rastlanmadığını adli makamlardan ve emniyet güçlerinden daha iyi şekilde kim bilebilir? Hizb-ut Tahrir'in Ukrayna'da ve ayrıntılı olarak Kırım'da yürüttüğü çalışmaları, Ukrayna yasalarının dışına çıkmamış ve ülkedeki istikrarı sarsacak sonuçlara yol açmamıştır. Bir takım güçler tarafından örgütümüze karşı devamlı olarak provokasyonların düzenlendiği, emniyet güçleri tarafından gayet iyi bir şekilde bilinmektedir. Buna rağmen bizler, hiç bir zaman hiç bir provokasyona karşılık vermedik. Son yaşanan provokasyon, bunun açık bir örneğidir. Yoksa emniyet yetkilileri, dövülme olaylarını içeren provokasyonların başlamasını mı istiyor? Bugün itibarı ile polis, bu tür provokasyonları önlemekle kalmayıp, tam tersi, olayları hoş görüyor. Juravki köyünde yaşanan son olaylar karşısında polisin sergilediği tuhaf "örtücü ve koruyucu" tutumu, bir kez daha bunun bir örneğini oluşturdu. Yukarıda belirtilen bilgilere dayanarak şu sonuç akla geliyor- ya yerel yönetim organları, gerçek suçluları ve onlarla olan ilişkilerini örtbas etmek için Kırım Emniyet Müdürlüğüne açıkça yanlış bilgileri aktardı; ya da bu olay, polisin Kırım Yarımadasında çatışmaların çıkmasında çıkarları olan güçlere, daha doğrusu, belki de Kırım'da meydana gelen provokasyonların arkasında duran şahıslara yapmış olduğu bir hizmettir. Hizb-ut Tahrir'e yönelik provokasyonların etrafındaki durumun kontrol altından çıkması halinde sorumluluk, Ukrayna İçişleri Bakanlığı Kırım Emniyet Müdürlüğü üzerinde olacaktır. Çünkü polis, bu tür olaylarda seyirci kalmakta veya bunlara yüz vermektedir. Bütün olup bitenlerin esas sorumluluğu, Kırım Müftüsü Emir Ali Ablayev'e aittir. Çünkü müftü, sadece Hizb-ut Tahrir değil, aynı zamanda diğer İslami hareket ve teşkilatlarla ilgili yaptığı sorumsuz açıklamalarında ve retoriğinde Müslümanları ve İslami örgütleri birbirine düşürmeye çalışmaktadır. Asıl bu tür hareketler ve çağrılar, Kırım'daki milletlerarası barış ve uyumu yıkabilecek sonuçlara yol açıyor. Üstelik halkın Müslümanları birleştirmesi için seçtiği bir insandan bunları işitmek oldukça şaşırtıcıdır. Bundan dolayı Mübarek Ramazan ayında dövülen Müslümanların kanı, her türlü vicdan ve Allah korkusunu yitiren Emir Ali Ablayev üzerinde rezalet lekesi olarak kalacak. Ey, Kırım Müslümanları! Bugün bizlere Hizb-ut Tahrir'in Kırım Müslümanlarının arasında yabancı fikirler yaydığına dair açık yalanlar benimsetmeye çalışılıyor. İslam, Kırım Tatarları için yabancı sayılır mı? Bugün bizlere Hizb-ut Tahrir'in, Müslümanları bölmeye çalıştığına dair açık yalanlar benimsetmeye çalışılıyor. Bunun yanı sıra İslam'a ve Müslümanlara karşı kin besleyenler, "radikal İslam" ve "ılımlı İslam" terimlerini kullanıyor. Şüphesiz ki İslam, kendisine yakıştırmaya çalışılan vasıflardan temiz ve Efendimiz Resulullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellem'in getirdiği gibidir. Bugün bizler, İslam'ın Allah'ın Celle Celaluhu merhameti ile yeni bir itkiye kavuşarak topraklarımızda süratli bir şekilde yeniden dirildiğine tanık olmaktayız. Halkımızın kendi kaynağı ve geçmiş şanına, yani İslam'a dönüşüne karşı çıkıldığına görgü tanığıyız. Bundan dolayı bizler, meydana gelen olayları görmezden gelerek aramızda fesat çıkarmak isteyen bir takım insanlarla sessizce mutabık kalamayız. Onların entrika ve komplolarına gelemeyiz. Hizb-ut Tahrir'in Rasulullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellem'in takip ettiği metodunu izleyerek hiçbir şiddete başvurmadan bütün dünyada İslami yaşam tarzını yeniden hayata kazandırmak amacı ile İslamî davet gerçekleştirdiği, bütün dünyada bilinmektedir. يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ اسْتَجِيبُواْ لِلّهِ وَلِلرَّسُولِ إِذَا دَعَاكُم لِمَا يُحْيِيكُمْ "Ey iman edenler, size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah'a ve Resulüne icabet edin." (8/24)  Hizb-ut Tahrir Ukrayna
| H. 24 Ramazan 1430 M. 14 Eylül 2009 | | | |
| hizb.org.ua |
|