|
Güney Akım Doğalgaz Projesi, Avrupa'ya gaz tedarikinde geçiş güzergâhı olan Ukrayna'yı ve başarı şansı az olmakla birlikte gerçekleşmesi ihtimal dâhilinde olan Nabucco projesini devre dışı bırakmaya yönelik ciddi bir Rus girişimi olarak karşımızda durmaktadır. Projeye göre Rus doğalgazı, Rusya'dan başlayıp Karadeniz'in ikibin metre altından Bulgaristan'a ulaşıp buradan iki kola ayrılacak. Birinci kol Yunanistan üzerinden İtalya'ya, ikinci kol ise Sırbistan ve Macaristan üzerinden geçerek Avusturya'nın Baumgarten limanına ulaşacaktır. Rusya hâlihazırda Avrupa'nın en büyük gaz tedarikçisi durumunda. Avrupa bugün enerji ihtiyacının %50' sini ithal etmekte ve tahminlere göre bu rakam 2030 yılına kadar %70'lere ulaşacak. Geçtiğimiz yıllarda Rusya ile Ukrayna arasında (Rusya'nın Ukrayna'da iş yapan Hintli firmaların önünü kesmek amacı ile) çıkan gaz krizleri Avrupa ülkelerini alternatif gaz yolları aramaya itti zira Rusya'dan Avrupa'ya giden gazın %80'i Ukrayna üzerinden geçmektedir. Bu alternatif yollardan biride 2002 yılında Türkiye tarafından daha doğrusu Amerika tarafından ortaya atılan Nabucco Projesi. Bu projeye göre ise, Hazar ve Ortadoğu bölgesinde bulunan doğalgazın, beş koldan (Türkmenistan, Azerbaycan, İran, Irak ve Mısır ) Türkiye'ye, oradan Bulgaristan'a Bulgaristan dada iki kola ayrılarak birinci kolun Romanya ve Macaristan üzerinden Avusturya'ya, ikinci kolun da Yunanistan üzerinden İtalya'ya ulaştırılması öngörülmektedir. Böylece güney akım projesi ile Nabucco projesinin birbirine rakip iki proje olduğu net olarak ortaya çıkmaktadır. Nabucco hattına gaz tedariki, varsayımlara göre Azerbaycan, Türkmenistan, İran, Irak ve Mısır'dan karşılanacak ve yıllık 37 milyar metreküp'lük bir gaz akışı sağlanacak. 2000 km' si Türkiye topraklarından geçecek olan Nabucco hattından, TC geçiş ücreti almayacak fakat vergi gelirlerinin %60' ına sahip olacak. Bununda yaklaşık yıllık getirisi tahminlere göre 450 milyon Euro civarındadır. Nabucco projesi, Avrupa'ya doğalgaz tedarikinde Rusya'yı devre dışı bırakmaktan ziyade, doğalgazdaki Rus tekelini kırmaya yönelik bir proje olarak sunuluyor. Fakat bu proje Rusya'nın, Ortaasya devletleri üzerindeki baskısını kırmaya yönelik siyasi bir girişimdir. Nabucco projesi gerçekte bir Amerikan projesidir ve 2002 yılından beri ağır aksak ilerleyen ve Avrupa'nın özellikle Almanya'nın çekinceler koyarak yavaşlatmaya çalıştığı bu proje, Rusya- Gürcistan savaşı ve son Rusya - Ukrayna doğalgaz kriziyle hızlı bir ivme kazanmıştır. Avrupa için Nabucco, Rusya'dan gelecek olan doğalgazda sıkıntı yaşamaması için bir taktik proje niteliğini taşımaktadır. Nabucco'nun gerçekleşme ihtimali Rusya'yı alternatif yollar inşa etmeye zorlamaktadır. Bu da gaz tedarikinde sorun yaşamak istemeyen Avrupa'nın işine gelen bir husustur. Bu sebeple Avrupa, Nabucco'ya ne evet nede hayır demektedir. Aynen Türkiye'nin AB üyeliğine ne evet nede hayır dediği gibi. ABD'ye göre Nabucco projesi ve buna bağlı olarak Türkiye'nin Avrupa'ya petrol ve gaz tedarikinde güvenli bir enerji köprüsü olması projesi, hem Ortaasya devletlerini Rus baskısından kurtaracak, hemde Türkiye'yi AB'ye daha çok yaklaştırmak suretiyle, Türkiye'de demokratikleşmeye daha doğrusu Amerikanlaşmaya karşı muhalefetin odak noktası haline gelen Kemalistleri büyük ölçüde dahada etkisizleştirecektir. Türkiye'nin, Avrupa için güvenli bir enerji köprüsü olması ve hazar havzasında bulunan gaz ve petrolü Rusya'dan bağımsız bir şekilde Avrupa pazarlarına ulaştırabilmesi durumu, soğuk savaş sonrası dış siyasetini enerji üzerine kuran Rusya açısından arzulanabilir, tahammül edilebilir bir durum değil. Zira doğalgaz kaynaklarına sahip olma ve Hazar geçişli boru hattı projelerinin tamamı ABD ve Rusya'nın, SSCB sonrası oluşan ve BDT diye tabir edilen Ortaasya ülkeleri üzerinde hâkimiyet kurma çabasının bir aracıdır. Bu bağlamda Amerika Sovyet sonrası kurulan bağımsız devletlerde Soros destekli renk renk devrimlerin yapılmasını içeren bir politika takip etmiştir. ABD, hem Odessa- Brody petrol boru hattı ile Merkez Asya Trunk doğalgaz boru hatları güzergâhındaki Ukrayna, hemde Bakü- Tiflis- Ceyhan güzergâhındaki Gürcistan üzerinde etkili olmaya çalışmaktadır. Buna mukabil Rusya ise, Amerika'nın kışkırtmasıyla Güney Osetya'ya inen Gürcistan'a sert bir darbe vurdu ve Ukrayna'yı her sene gazı kesmek suretiyle tehdit ve tedirgin etmektedir. Rusya, Sahalin adasında bulunan zengin petrol ve doğalgaz yataklarının işletilmesinde büyük hisseye sahip olan Shell'in elinden bu yatakların denetimini almıştır ve bu yataklarda %50' den fazla hisseye sahiptir. Rusya, Kazakistan ile doğalgaz alımı konusunda bir anlaşma imzalamıştır ve bu anlaşmaya göre Kazakistan, Rusya'ya sattığı doğalgazın miktarını 2010 yılından itibaren iki katına çıkaracaktır. Rusya, Baltık denizi altından direkt Almanya'ya ulaşacak Kuzey Avrupa doğalgaz projesini hayata geçirerek, Ukrayna ve Polonya'yı by- pass etmiştir. Sırbistan Petrol Sanayi şirketinin %51' i satın alınmıştır. Rusya Türkmenistan gazının taşınması amacıyla geçen yıl Özbekistan'la yeni bir boru hattının yapımıyla ilgili anlaşma imzalamıştır. Yine geçen sene, Burgaz ile Yunanistan'ın Dedeağaç limanı arasında İstanbul boğazını by- pass edecek petrol boru hattı anlaşması imzalanmıştır. Son olarak bu sene Azerbaycan'la yapılan ve Azeri gazının, Avrupalı müşterilerin aldığı fiyattan alımına ilişkin Rusya- Azerbaycan arasında yapılan anlaşma ve Türkmenistan'la yapılan anlaşma ve daha birçok Rus girişimi Amerika'ya karşı cevap niteliğindedir ve Rusya'nın Amerika ile olan mücadelesini bırakmayacağına yönelik işaretlerdir. Nabucco projesine iştirak eden şirketler aynı zamanda Güney Akım Projesi'ne de imza atmış durumda. Bütün bunlar ve daha birçoğu Türkiye'nin enerji koridoru olma iddiasına darbe vuran Rus girişimleridir. En son olarak Rusya'nın, Güney Akım Projesi'ne Türkiye'yi daveti de bu girişimlerden birisidir. Aslında Rusya bu davetiyle Türkiye ile alay etmektedir. Nabucco projesine doğalgaz temininde şu andaki konjonktür açısından büyük sıkıntılar bulunmasına rağmen, ABD ve Türkiye'nin projedeki ısrarı, projenin siyasi oluşu savını güçlendirmektedir. Şu an için ABD ile arasında birçok sorun var gibi gözüken İran ve Amerika ve uşakları açısından istikrara kavuşması umulan Irak, Nabucco projesine gaz temini açısından çantada keklik gözükmektedir. Bununla beraber umut edilen şey Ortaasya gazının da, proje bittikten sonra bir şekilde Nabucco hattına dahil edileceğidir. Fakat unutulmaması gereken bunun sadece bir umut olduğudur. Umut ise fakirin ekmeğidir nede olsa. İşte böyle! Üzerinde Rusya'nın, ABD'nin ve Avrupa'nın çatıştığı meta olan petrol'ün, gaz'ın ve bunların geçiş güzergâhlarının, bahsi geçen ülkelere baktığımız zaman tamamen İslâm topraklarında olduğunu görürüz. Bunun için tarihin yapraklarını birkaç kez çevirmemiz yeterlidir. İşte Azerbaycan, Türkmenistan, Kazakistan, Türkiye, İran, Irak, mısır, Bulgaristan, Yunanistan, İtalya, Romanya, Macaristan ve kapılarına dayandığımız Avusturya. Ve daha nice kaynaklarımızın olduğu birçok İslâm toprağı. Özetle dünyanın hidrokarbon'a bağlı enerji arzının %75'i İslâm topraklarındadır. Bunun cabası geçiş güzergâhları da İslâm topraklarındadır. Fakat gelin görün ki topraklarımızı elli küsur parçaya ayıran batının, kendi laik ve demokratik nizamına göre başımıza diktiği uşak yöneticiler böyle bir vizyona sahip değildir. Şayet bu yöneticiler topraklarımızı ve servetlerimizi birleştirecek olan İkinci Râşidi Hilâfet Projesi'ne destek verselerdi vizyonları genişler ve buna dair misyonları, Kahhar olan Allah katında ve Müminlerin nezdinde bir değer arz ederdi. Petrol ve doğalgaz, Allah Resulü(sav)' in "Müslümanlar üç şeyde ortaktır: Su, mera ve ateş." Hadisi şeriflerinde belirttiği "ateş" kapsamında ve herhangi bir insanın veya şirketin tek başına sahip olamayacağı tarzda, maden cinsinden iki enerji kaynağıdır ve şer'i ahkâma göre kamu mülkiyetindendir. Herhangi bir fert, topluluk veya devlet bu mülkiyete sahip olamaz, olmamalıdır. Bunları mülk edinmek Allah'u Teâlâ'nın bütün Müslümanlara verdiği bir hakkı gasp etmektir. Biz Müslümanların hakkı olan Petrol ve Doğalgaz, Hilafet'in yıkılması sonrası kurulan ve Müslüman ümmetin maslahatlarını gözetmeyen ajan, uşak ve karton devletimsi varlıklar tarafından çarçur edilmekte, peşkeş çekilmektedir. Sırf Amerika'nın ve Avrupa'nın teveccühünü kazanmak için, onların ihtiyaçlarını karşılayacak petrol ve doğalgaz boru hattı projeleri tasarlanmakta ve hayata geçirilmektedir. Bu maddi servetlerimiz yönündendir. Fikri servetlerimiz yönünden ise durum bundan farksız değildir. Yine sırf Amerika'nın ve Avrupa'nın teveccühünü kazanmak için kendi fikri servetlerimize yüz çevirdik. Hâlbuki biz fikri yönden de tarihin gelmiş geçmiş en zengin ümmetiyiz. Nüfus yönünden de durum farksızdır. Ki, tarihin gelmiş geçmiş en kalabalık ümmetiyiz. Ahiret yönünden de vakıa farksızdır. Ki Rabbimiz, bunlardan kat be kat fazlasını ebediyen sahip olmak üzere bizlere vaat etmiştir. Komünistlerin zincirlerinden başka kaybedecekleri bir şeyleri yoktu. Fakat bizlerin canımızı vermek suretiyle kazanacağımız çok şeyler vardır. Allah'ın izni ile ebeden ve daimen... Mesut Şahin Köklü Değişim Dergisi |