Anasayfa arrow İktibas arrow Irak'ta savaşın altıncı yıldönümü: ABD'nin en büyük mağlup kültürüdür
 [Detaylı_Ara]
Anasayfa
HİLÂFET ÖZEL
Siyâsi Tahlil
Kitaplar
Haber - Yorum
İktibas
Dünyada Dava
Multimedya
Fikir - İnceleme
Kavram
Sohbet
Soru-Cevap
Sizden Gelenler
Linkler
İletişim
Detaylı Arama

 Yazarlar

Editör
Esad Mansur
Esma Sıddık
Fatih Babayiğit
Fuad Hamidoğlu
Hakan Fikret
Mahmud Gıtal
Mehmed Aydın
Minhac
Necati Erdem
Salih Çelik
Saliha Aydın
Sümeyye AVCI
Tahir Şanlı
Zeynep Afra
Bir Ayet

23/15 Sizler, bütün bunlardan sonra olursunuz.
Kur'an'da Ara
Aranacak kelimeyi giriniz
  
Al-islam.com'a teşekkür ederiz.
Bir Hadis

Nafi'den rivayet edildiğine göre: Ömer bana dedi ki; Rasul (s.a.v)'i şöyle derken işittim: "Kim Allah'a itaatten elini çekerse kıyamet günü kendisi için hiçbir delil olmadığı halde Allah'ın huzuruna çıkar." (Müslim: H. No: 1851)
Kitap

Siyasi Meseleler [İşgâl Edilmiş Müslüman Beldeler]

Irak'ta savaşın altıncı yıldönümü: ABD'nin en büyük mağlup kültürüdür Yazdır E-Posta
islamdevleti.org
21 Mayıs 2009 Perşembe

Amerika'nın işgalinin üzerinden altı yıl geçti. Afganistan işgalini başlatmasından bir yıl sonra başlayan işgalin her ikisi de sürmektedir. Bu bölgeler Amerika ve onun müttefikleri tarafından trajediler ve zor hayat koşulları ile değişti. Müslüman dünyanın bakışları karşısında birçok diğer yerde Irak, Afganistan'da insanlar için bu durum sabit günlük gerçekler oldu.

-Kamuoyu yoklamalarına, düşünce araştırma guruplarına göre; geçen süre içerisinde bir milyon üzerinde Iraklı öldürüldü.

-BM genel komisyonuna göre; Irak içerisinde ve dışarıda birçok Iraklı yerlerinden oldu. 2.3 milyon Iraklı mülteci durumuna düştü.

-Bir milyonun üzerinde kadın ya boşadı veya çeşitli nedenlerle yalnızlığa terk edildi. (Irak Bakanlığı Planlama raporları 2007'nin ortasında).

-Çocukların 28%'i Clinton ve Bush'un dönemlerinde BM yaptırımları nedeniyle kötü beslenmeye mahkum edilmiştir. (Oxfam raporu - 2007 Temmuz)

-350 nükleer bilim adamı ve çeşitli alanlarda görev yapan 200 üniversite profesörü Amerikalı işgal kuvvetleri ve onunla işbirliği yapan İsrail istihbaratı Mossad tarafından öldürüldü. (Raportör; 10 12 2007 'Al Bayyna Al Jadidah' gazetesi)

-İşsizlik oranı, 60% ila 70% arasındadır. Iraklının 43%'ü bir günde bir dolardan daha az bir gelirle yaşamaya çalışıyor. (Oxfam'ın raporuna göre)

Bu olanların yanında ülke siyasi ve tarikatlara, etnik/milliyetçi ve değişik düşüncelere bölünmüştür. Tarikat mensupları, dini merkezler kaçırma, öldürme, bombalanma ve işkenceye maruz kalmıştır. Böylece her taraf karıştırılmıştır. Suçüstü yakalanan faillerin bir kısmının ortaya koyduğu neticeye göre bunların arkasında Amerikalıların olduğu ispatlandı.

Suçlulara (!) emsali görülmemiş bir şekilde Amerika aşırı kuvvet, uluslararası yasaklanan silahlar kullanarak tutuklara işkence yapmaktadır. Tüm dünyayı sarsan (Guantanamo ve Bagram'da olduğu gibi). Ebu Gureyb skandalını da unutmamak gerekir.

Irak'ta yaşamın diğer alanlarından herhangi birisini; sanayiyi, tarımın beğenildiğini tartışmadık. Elektrik, yolları, tesisleri, sular, köprü kurmalar, posta, hastaneler gibi hususlarda ilerlemeler görmedik. İstila ile atılan çeşitli sloganlarda; demokrasiyi yaymak, Özgürlükleri korumak, terörizmle mücadele etmek, zulüm ön plana çıkmıştır.

Hepsinden ziyade Amerika bir takım kuklalarını yerleştirdi. ABD ajan liderlerle yönetir ve Müslümanların yaşamlarının kontrolünü onlarla sağlar. Onlar insanlarını ele veriyor, ülkelerini bölüyor ve Amerika'nın yapacaklarını yerine getireceklerini taahhüt ediyorlar. İşte bu, Amerika'nın Irak ve yöneticilerin istediği demokratik modeldir.

Amerika, herhangi bir insan değerini kapitalizmden üstün tutmayan batı uygarlığın bozuk ve adil olmayan şu anki lideridir. Acımasız Nazi liderlerine benzeyen George W. Bush ABD kongresinin onayı olmadan bu gaddar kampanyasını başlatamayacaktı. Amerikalı insanlar katliamların ardından sonunda uluslararasında ve Bush'un ülkeyi kötüye götürdüğünü, batı uygarlığı bozduğunu gördü.

Amerika, Irak'ın çektiği gibi çekiyor. Irakta yaptıklarının bedelini ödüyor.  Amerika, sebep sonuç ilişkilerinden psikolojik olarak, mali açıdan, askerî, stratejik ve fiziksel olarak çekmektir. Bunun en tepesinde de kendi uygarlığının çöküşünden çekiyor;

Bağdat veya Washington

Yaralılar;

- 4260 askerin öldüğü ve 32 000 dolayında askerin yaralandığı (Pentagon'a göre) açıklanmıştır. Bağımsız raporlara göre yaklaşık olarak 28 000 ölü ve 48 733 yaralı (ciddi yaralananlar) (Amerikalı Veteran merkez tarafından yapılan bir çalışmaya göre, Morgantown-2007)

Psikolojik olarak;

- Amerikalı Veteran Merkez tarafından yapılan çalışma; 12,422 askerin ciddi psikolojik sorunlar yaşadığını bahsetti. Yaşadıkları bazı olaylardan dolayı zihinsel kargaşa onların yaşamlarını bozdu ve onların ailelerini tehlikeye attığını ortaya koydu. Bu askerlerdeki şikâyetlerden; hafıza bozukluğu, bunalım, kabus ve uykusuzluk gibi bazı şikayetler raporlarda yer aldı. California üniversitesinde araştırmacılar tarafından yapılan bir çalışma 12/03/2007'de yayımladı. Irak'tan dönen ABD askerlerinin bir çeyreğinin ve Afganistan'dan dönen askerlerin bir kısmının zihinsel bozukluklar çektiğini ortaya koydu. Bunlar bir akıl hastasının çektiğinden fazlasını çekmektedir.

İntihara kalkışanlara gelince; bir araştırmaya göre (ABD Ordusu tarafından hazırlandı); bir yılda intihar eden askerlerin sayısı 121, yapmaya kalkışanlar 21 00 askerdir.

Mali açıdan;

Amerikalı Nobel ödülü sahibi Joseph Stiglitz'in 2008'de Amerika'da bir kitabı yayınlandı. Kitapta Irak'ın işgalinin 2017'ye kadar Amerikalılara en az 3 trilyon dolara malolacağına yer verildi. Global mali krizin sebeplerinden bir tanesi de Amerika tarafından dünyada Müslümanlara karşı yürütülen savaşın bir sonucudur. Böylece mali yönden dünya liderliğinde büyük bir darbe yemiştir.  Amerikan dolarının revaçta olduğu bir dönemden doların gücü ve uluslararası mali politikasının güven yitirerek tartışılır hale geldiği görülmektedir.

Askeri açıdan:

Askere alınan acemilerin yüzde 30'u ilk 6 ayda hizmeti bırakıyor. Bu da savunmada standartların düşmesine neden oluyor. Askeri uygunluk kayboldu, performans bakımından yaşlandı, gebelik arttı, alkol, ilaç kullanımı yayıldı. Artan yaralılar, harcamalardaki kötü kullanım savunma harcamalarını artırdı. Savunma harcamalarının kapatılabilmesi için çaba sarf edilmektedir. Hizmeti terk edenlerin yanında çeşitli nedenlerle vukuatlar artmıştır. Bu askerlerin sayısı 5500'e ulaştı. Ordunun yedek asker konusunda sıkıntısı olup düşüş yaşanmaya başlandı. (Amerikalı siyasal çalışmalar enstitüsü tarafından yayımlanan bir rapora göre).

İşgal esnasında oluşturulan uluslararası askeri koalisyon da çöktü. O işgale 31 ülkeyle başladı, şimdi sadece 4 ülke kaldı.

ABD ordusunun günden güne tükendiğini, bazı ABD askeri komutanlarının ABD'nin yeni bir savaşa liderlik edemeyeceğini ve yeni bir savaş da başlatamayacakları çeşitli açıklamalarda dile getiriliyor.

Tek taraflı bir şekilde dünyayı yönetmek istemesi planlarını yıktı ve de uluslararası durumunun altını kazdı. Bu durum sömürüde yarışan diğer devletleri de cesaretlendirdi. Afrika, Orta Asya ve Latin Amerika'da sömürgeciler için yeni alanlar oldu.

Amerika'nın ikilemi:

Birleşmiş Milletlerin önceki genel sekreteri Kofi Annan tarafından şöyle ifade edildi: "Amerika bir ikilemdedir, bu haliyle kalamaz."

Bu görüşlerden en önemlisi uygarlıklarının etki altında kalarak çökmekte olduğudur. Kapitalizmin cilalanmış çirkin yüzü gözükmeye başladı. Bu vahşi savaşın sonucu olarak tüm dünya kapitalist batının bir çözüm bulamadığı ekonomik krizden çekiyor. Bu, tümüyle bir çöküşe doğru yönelen batı uygarlığının iflasıdır. Kapitalist batının nüfusundan ve onun tekrarlanan krizlerinden kurtulmak uluslararası bir talebe dönüştü.  

Uygarlıkların bu uluslararası çatışması sürerken İslam'ın kapitalist gerilemeye karşı bir alternatif olarak adım adım büyüyor olmasıdır.

Batının maddi üstünlüğü ve çökmeye yüz tutmuş ideolojisi İslam'ı durduramaz. Batı, fiziksel kuvvet kullanarak Müslüman dünyayı baskı altına almayı başaramadı. Onun yerine Müslüman topluluklarını uyandırdı. Afrika'da ayrıma uğrayan zenci batının yaklaşımını gördü, ondan nefret ederek İslam ve Müslümanlar için batıdan kurtulmanın gerekliliğini gördü. Onların yaşamlarında İslam'ın önemi ortaya çıktı ve sonuç olarak daha hızlı bir adımla dinlerinin kuvvetli bir lider olarak tüm dünyaya geri dönüyor olduğunu gördü.

Resulullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellem bir hadiste;

"Ümmetimden hak üzere savaşıp da galip gelen bir topluluk, kıyamete kadar var olacaktır." buyurmuştur.

Bush terörle savaşını ilan ettiği zaman o, bu savaşın global bir savaş (Haçlı savaşları) olduğunu söyledi. Bush İslam'ın geri gelişini (halifeliğin tekrar kurulmasını) engellemek, İslam'ın kültürel misyonunun evrenselliğinin önüne geçmek istemiştir. Bush bu noktada; "Global imparatorluk" tanımlamasını yapmıştır. Yine Bush İslam'ın, uluslararası olarak ilerliyor olduğunu ima ederek bu savaşın önleyici bir savaş olduğundan bahsetti. Üzerine bir vecibe bilerek bu kuvvetin (İslam'ın) kuvvetlenmeden vurulması gerektiğini ortaya koydu.

İslam'a karşı savaşta batı kazanmak için karar aldı. Müslümanların tekrar hükümran olmasının engellenmesi gerekiyordu. Aynı şekilde Müslümanlarda bu savaşı kendilerinin kazanması gerektiğine inanmaya başladı. Allah'tan zaferin geleceğine imanları vardı.

İslam'ın tekrar muzaffer olması için ise Resulullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellem'in yolunu izlemek gerekir. Eğer Müslümanlar buna uymazlarsa batının sebep olmuş olduğu bugünkü trajik koşulları yenemeyecektir. Batının işbirlikçilerinden kendilerini kurtarmaları gerekir. Orduların gücünü ellerinde tutan hükümdarları indirerek bu orduları harekete geçirmelidirler. Ancak o zaman birçok şey başarılabilir. Ayrıca halifelik için gerekli olan önkoşullar hazırlanmalıdır.

İslam'la yönetilmek için özlem duyan ümmet şunlara önem vermelidir:

- Müslümanlar hilafetin geri gelmesi için buna uygun siyasal bir parti ile çalışmalıdırlar.

- Bu partiyi desteklemeye yardım edecek ordu veya gücün ortaya çıkarılmasıdır. Aynen Medine'den gelen Ensar'ın Resulullah'a destek vermesi gibi. Medine'de kurulan devletle İslam bütün dünyaya ışık tuttu. Yapılan cihadlarla dünyanın bir çok bölgesine İslam davası ulaştırıldı.

Ümmet bu gün o yardımı, desteği verecek kuvvet ehlini beklemektedir. Bu destek ortaya çıktığında Allah mutlaka vaadini gerçekleştirecektir. Allahu Teala şöyle buyurdu:

"...İşte o gün müminler Allah'ın lütfettiği zafere sevineceklerdir." (Rum 4)

 

*Bu makale Arapça yayın yapan "Al Wai" dergisinden çevridir.

Mayıs' 2009/C.Evvel 1430

< Önceki   Sonraki >
Paylaş Paylaş
10 Eylül 2010 Cuma
1 Şevval 1431
.:: son 30 günün ::.
| Anasayfa :: Yazarlar :: Beyan /Bildiri :: Basın Açıklamaları :: Siyâsi Tahlil :: Kitap :: Haber - Yorum :: Linkler :: İletişim |