Anasayfa arrow İktibas arrow Direniş Filistin'in hakkı
 [Detaylı_Ara]
Anasayfa
HİLÂFET ÖZEL
Siyâsi Tahlil
Kitaplar
Haber - Yorum
İktibas
Dünyada Dava
Multimedya
Fikir - İnceleme
Kavram
Sohbet
Soru-Cevap
Sizden Gelenler
Linkler
İletişim
Detaylı Arama

 Yazarlar

Editör
Esad Mansur
Esma Sıddık
Fatih Babayiğit
Fuad Hamidoğlu
Hakan Fikret
Mahmud Gıtal
Mehmed Aydın
Minhac
Necati Erdem
Salih Çelik
Saliha Aydın
Sümeyye AVCI
Tahir Şanlı
Zeynep Afra
Bir Ayet

26/94-95 Onlar, azgınlar ve İblis'in adamları, hepsi, tepetakla oraya atılırlar.
Kur'an'da Ara
Aranacak kelimeyi giriniz
  
Al-islam.com'a teşekkür ederiz.
Bir Hadis

"Rasul (s.a.v)'e zorluk ve kolaylıkta, işitmek ve itaat etmek üzere; emir sahipleri ile çekişmeyeceğimize, her nerede olursak olalım muhakkak orada hakkı uygulayacağımıza veya hakkı söyleyeceğimize Allah yolunda hiç kimsenin kınamasından korkmayacağımıza dair biat ettik." (Buhari Kitabu'l Ahkam c.8 S.122 Bab 43, Müslim c. 6 s. 14, Nesei c.2 s.180)
Kitap

Siyasi Meseleler [İşgâl Edilmiş Müslüman Beldeler]

Direniş Filistin'in hakkı Yazdır E-Posta
Saad Muhyu
23 Ocak 2009 Cuma

Savaşın tozu dindi ve İsrail’in kanlı kampanyasının, Batı’yla eşgüdümlü olduğu mesajı veren bir sahne ortaya çıktı. Avrupa’nın belli başlı altı ülkesinin liderinin İsrail Başbakanı Ehud Olmert’le buluşması, Gazze üzerindeki ablukanın artırılması amaçlı İsrail çabalarını destekleme taahhüdü vermeleri ve ardından gözle görülür bir ustalıkla savaşın önemli insani boyutunu es geçmeleri bu eşgüdüme işaret ediyor. Daha önce de Şarm el Şeyh’te düzenlenen zirvede yine aynı liderler İsrail’in Gazze’deki savaşının uzantısı veya tamamlanmasından başka şekilde yorumlanamayacak bir adımla, filolarını ve teknik ekiplerini Gazze kıyılarına konuşlandırmak için büyük planlar yapmışlardı.

Gerçekten eşgüdümlü bir çaba. İsrail Dışişleri Bakanı Tzipi Livni’nin Washington’da imzaladığı 2,5 sayfada yer alan Amerikan-İsrail anlaşma protokolünün ayrıntılarının, sadece Gazze kapılarının kontrolü için İsrail’e Amerikan teknolojik yardımını içermediğini, aynı zamanda Arap Körfez’i, Sudan ve Gazze’ye komşu ülkeler de dahil Hamas’a silah desteğinin geçebileceği bütün geçitler üzerinde Batı’nın askeri kontrolünü de içerdiğini hatırlarsak, bu izlenim daha da derinleşiyor.
Ayrıca bu protokol ABD’nin gelişmiş elektronik dinleme cihazları da dahil istihbarat ve askeri gücünün, Gazze sınırının karadan ve denizden izlenmesi için İsrail’in tasarrufuna konulmasını, ABD’nin NATO müttefiklerini Kızıldeniz, Akdeniz, Aden Körfezi, Hint Okyanusu ve Doğu Afrika’da deniz devriyelerinin güçlendirilmesine katmasını içeriyor.

Peki bu maddeler, dolaylı araçlarla da olsa Hamas’a yönelik gerçek bir Amerikan savaşının ilanından başka bir anlama gelir mi? Avrupa’nın da bu anlaşmaya zımnen katılması, NATO müttefiklerinin askeri-diplomatik önlemleriyle İsrail operasyonunu taçlandırmasına dair bir Batı-İsrail anlaşması dışında ne anlama gelir?

2006’daki Lübnan savaşıyla senaryo aynı, ancak bu kez BM Güvenlik Konseyi ve Lübnan’la ilgili 1701 sayılı kararın bir yenisi olmaksızın tekrarlanıyor. Batılı müttefikleri BM Güvenlik Konseyini atlatmaya itebilecek sebeplerse, Hamas yanlısı Filistinlilerin ve belki de İsraillilerin, Filistin’de çok uluslu bir gücün varlığını reddetmesi ve muhtemel Rus vetosundan kaçınmak istenmesi.

Ne var ki sonuç aynı. Zira 1701 sayılı karar aslında sadece BM gücü UNIFIL’in Güney Lübnan’a konuşlanmasını kolaylaştırma amaçlıydı. UNIFIL de çoğu NATO kuvvetlerinden oluşan bir güç. Fakat Batı’nın bu yoğun önlemlerinin Hamas’ın silahlanmasını gerçekten engellemesi mümkün mü? Belki bu önlemler Hamas’ın silahlanmasını Hizbullah’ın silahlanmasından daha zor kılabilir, ancak bunu ne karadan ne denizden imkânsız bir iş haline getiremez.

Dahası, Batılılar’ın unuttuğu bir başka konu var: İşgal altındaki her halkın işgalcilere direnme hakkı. Doğal olarak Amerikalılar İngiliz işgalciye direnmelerinin tarihi bir hata olduğunu dile getirmedi veya Avrupalılar, 2. Dünya Savaşı’nda Nazi işgalini reddetmelerinin stratejik bir hata olduğunu fısıldamadılar.

Üstün güce sahip Batı, daha az güçlü bir direniş örgütünü ablukaya alıyor ve saldırganı saldırısından dolayı ödüllendiriyor. Yeni dünya düzeni barışının ne kadar da parlak bir modeli gerçekten... (Saad Muhyu, Birleşik Arap Emirlikleri gazetesi Haliç, 22 Ocak 2009)

radikal

 

< Önceki   Sonraki >
Paylaş Paylaş
03 Eylül 2010 Cuma
24 Ramazân 1431
.:: son 30 günün ::.
| Anasayfa :: Yazarlar :: Beyan /Bildiri :: Basın Açıklamaları :: Siyâsi Tahlil :: Kitap :: Haber - Yorum :: Linkler :: İletişim |