Anasayfa arrow Multimedya arrow Resim arrow Bu Katliamların Hesabını Kim Soracak?
 [Detaylı_Ara]
Anasayfa
Haber - Yorum
HİLÂFET ÖZEL
Siyâsi Tahlil
Kitaplar
İktibas
Dünyada Dava
Multimedya
Fikir - İnceleme
Kavram
Sohbet
Soru-Cevap
Sizden Gelenler
Linkler
İletişim
Detaylı Arama

 Yazarlar

Editör
Esad Mansur
Esma Sıddık
Fuad Hamidoğlu
Hakan Bolat
Mahmud Gıtal
Mehmed Aydın
Necati Erdem
Salih Çelik
Saliha Aydın
Sümeyye AVCI
Tahir Şanlı
Yasin İbn-u Ali
Zeynep Afra
Bir Ayet

81/19-21 Bu Kuran, arşın sahibi katında değerli, güçlü, sözü dinlenen ve güvenilen şerefli bir elçinin getirdiği sözdür.
Bir Hadis

Yine Nebi (sav)'den rivayet edilen bir başka hadis ise şöyledir: "Sizden öncekiler, aralarında şerefli ve itibarlı biri hırsızlık yaptığı zaman onu bıraktıkları, zayıf biri hırsızlık yaptığında ise elini kestikleri için helak oldular." (Ahmed b. Hanbel, Baki Müs. Ensar, 24134) Aişe (r.anha) rivayet ediyor:
Kitap

Siyasi Meseleler [İşgâl Edilmiş Müslüman Beldeler]

Bu Katliamların Hesabını Kim Soracak? Yazdır E-Posta
İslamdevleti.org
19 Ocak 2009 Pazartesi
Bu Katliamların Hesabını Kim Soracak?
Sayfa 2
Sayfa 3
Sayfa 4
Sayfa 5

ImagefotoKATLİAMDA SON HALKA: GAZZE

Müslümanlara Yönelik Bu Vahşî Katliamlara Sömürgeci Kâfirlerin Uşak Yöneticileri Değil Ancak Râşidi Hilâfet Devleti Son Verir, Ey Müslümanlar!

Gaspçı Yahudi varlığı çetesi, bütün dünyanın gözü önünde güpe gündüz Gazze'ye vahşîce saldırarak geçmişteki cürümlerine bir yenisini daha ekledi. Ortalığı adeta ceset tarlasına ve kan gölüne çeviren bu vahşî saldırı sonucunda, üçte biri çocuk olmak üzere 1300'den fazla kişi şehit oldu ve 5000'den fazla kişi yaralandı.

Bu vahşî saldırının, Yahudi varlığı Başbakanı Ehud Olmert'in bir hafta önce Amerika üzerinden Türkiye'yi ziyaret etmesinin akabinde yapılmış olması gayet manidardır!

Daha bir hafta önce Amerikan beslemesi bu Yahudi varlığının Başbakanın ellerini sıkarak onunla hem-dem olan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, Yahudi varlığı'nın Gazze şeridine düzenlediği saldırıyı çok üzücü bulduğunu ifâde edip, "Son olayı sorumsuzluk olarak görüyorum." diyerek kıytırık bir tepki vermesi doğrusu düşündürücüdür. Başbakan Erdoğan'ın ise, "Olmert'i aramaya gerek duymuyorum." deyip devreye girmesi için Birleşmiş Milletleri araması kelimenin tam anlamıyla siyasi bir intihardır! Zîra Birleşmiş Milletler Örgütü, olaya ilişkin yaptığı açıklamada bu saldırının sorumlusunun Hamas olduğunu ifâde ederek bu vahşî saldırıyı kınamaya bile gerek duymamıştır. Kaldı ki Birleşmiş Milletler Örgütü'nün ne halt olduğunu yani Sömürgeci Kâfirlerin özellikle Müslümanlara yönelik politikalarının bir vasıtası olduğunu sağır sultan bile duymuştur. Bunun böyle olduğunu görmezlikten ve duymazlıktan gelen bu yöneticilere yazıklar olsun! Böyle yöneticiler olmaz olsun, Allah onları katletsin, kahretsin! Nasıl da döndürülüyorlar!

Türkiye yöneticilerinin, Yahudi varlığı'nın yaptığı bu saldırılara karşı, kışlalarda ellerine pranga vurulmuşçasına bekletilen ordumuzu, vahşî Yahudi varlığının üzerine gönderip varlığını yok etmek olması gerekirken, bu olayın üzücü olduğunu söyleyerek bu katliamı destekleyen Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'ni aramalarıyla kâfirin ekmeğine yağ sürmüşler ve azim ecdatları Salâhaddin Eyyubi ile Halife II. Abdulhamid'in ekinlerini helak etmişlerdir. Zahirdir ki bu yöneticiler; stratejik ortakları gasıp Yahudi varlığını ve efendisi Amerika'yı incitmemeyi, Filistin'deki Müslüman kardeşlerimizin kanlarına tercih etmişlerdir. Damarlarında bir damla kan olsaydı, en azından Yahudi varlığı ile olan tüm siyasi ve askerî ilişkilerini derhal keserler ve elçiliğini kapatırlardı.

Ey Müslümanlar!

Artık bıçak kemiğe dayanmış ve kıytırık tepkileriyle bu aşağılık Yahudi varlığının, Filistin'deki Müslümanlara vahşîce saldırmasına cesâret veren bu uşak yöneticileri alaşağı etmenin zamanı gelmiştir. Bunun yolu ise, sadece meydanlara dökülerek bu vahşî saldırıya karşı nefret duygularınızı dile getirip ardından hiçbir şey olmamışçasına evlerinize çekilmeniz değildir. Bilakis bunun yolu, Sömürgeci Kâfirlerin Müslümanların kalbine zehirli bir hançer olarak sapladığı bu metamorfoz Yahudi varlığını kökünden söküp atacak, Yahudilere şeytanın vesveselerini unutturacak İkinci Râşidi Hilâfet Devleti'ni kurmak üzere çalışan muhlis kardeşlerinizle birlikte çalışmaktır. O halde sizleri kendisi ile korunacağınız ve arkasında savaşacağınız bir Halîfe'yi çıkarmak amacıyla çalışan Hizb-ut Tahrir ile beraber çalışmaya davet ediyoruz.

إنما الإمام جنّة يقاتل من وراءه ويتقى به "İmâm [Halîfe] kalkandır, onun arkasında savaşılır ve onunla korunulur."

Image

Image

Image

Image

Image

Image

Image

Image

Image

Image



< Önceki   Sonraki >
Paylaş Paylaş
19 Mayıs 2012 Cumartesi
28 Cumâde'l Âhira 1433
Fikirlerden
İSLÂM'IN KÂMİL BİR ŞEKİLDE TATBİKİ BİR İSLAM DEVLETİ OLMAKSIZIN MÜMKÜN DEĞİLDİR
Allah'ın indirdiği ile yönetmek ve hayatın bütün işlerinde İslâm'ın hükümlerini hakim kılmak bir devlet olmaksızın mümkün değildir. İslâm, devleti şeriatın hükümlerinin tatbiki için bir metod kılmıştır. Nitekim Resül (sav) Mekke-i Mükerreme'den, Medine-i Münevvere'ye hicretinden itibaren devlet kurmuştur. Devlet kurulduktan sonra da teşrî ayetleri ve hayat problemlerine çözümler ard arda inmeye başlamıştır. Resül (sav) de kendisine inen hükümleri, inmesiyle birlikte hemen tatbik ediyordu. Ta ki Allah dinini tamamlayıp şu ayeti indiresiye kadar:

"Bugün size dininizi ikmal ettim/kemale erdirdim. Üzerinize nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm'dan razı oldum." (Maide: 3)

Resülullah (sav), Rabbisinin risaletini/mesajını alıp insanlara tebliğ eden bir Resül'dü ve Allah'ın kendisine indirdiğini içinde tatbik ettiği bir devletin reisi ve yöneticisi idi.

Resül (sav)'in Yüce Dostu'na göç etmesinden sonra, Raşidî Halifeler Devleti geldi. Bu devlette, halifeler Allah'ın indirdiği nizamların, yasaların hepsini tatbik ediyorlardı. Allah'ın indirdiği ile yönetim onlardan sonra İslâm Devletinde devam etti. Ta ki 1. Dünya Savaşı'nın sonunda İslâm'ın, müslümanların düşmanı kafir İngiltere Devleti'nin emri ile yahudi asıllı kafir ve İngiliz ajanı M. Kemal'in eliyle İslâm Devleti yıkılasıya kadar...

 
Hizb-ut Tahrir Kültüründen

| Anasayfa :: Yazarlar :: Beyan /Bildiri :: Basın Açıklamaları :: Siyâsi Tahlil :: Kitap :: Haber - Yorum :: Linkler :: İletişim |