Anasayfa arrow Dünyada Dava arrow Hizb-üt Tahrir: Saldırılar G-8 liderlerine kendilerini haklı çıkarma imkanı verdi
 [Detaylı_Ara]
Anasayfa
HİLÂFET ÖZEL
Beyanname
Siyâsi Tahlil
Kitaplar
Haber - Yorum
İktibas
Dünyada Dava
Multimedya
Fikir - İnceleme
Kavram
Sohbet
Soru-Cevap
Sizden Gelenler
Linkler
İletişim
Detaylı Arama

 Yazarlar

Editör
Esad Mansur
Esma Sıddık
Fuad Hamidoğlu
Mahmud Gıtal
Mehmed Aydın
Saliha Aydın
Sümeyye AVCI
Tahir Şanlı
Zeynep Afra
Bir Ayet

2/123 Kimsenin kimse namına bir şey ödemeyeceği, hiç kimseden fidye alınmayacağı, kimseye şefaatın yarar sağlamayacağı ve onların yardım görmeyeceği günden korunun.
Kur'an'da Ara
Aranacak kelimeyi giriniz
  
Al-islam.com'a teşekkür ederiz.
Bir Hadis

"Kafirler savaştıkça hicret durdurulmaz." Buhari, K. Bey’at, 4103
Kitap

Siyasi Meseleler [İşgâl Edilmiş Müslüman Beldeler]

Hizb-üt Tahrir: Saldırılar G-8 liderlerine kendilerini haklı çıkarma imkanı verdi Yazdır E-Posta
islamdevleti.org
09 Temmuz 2005 Cumartesi

ImageHizb-üt Tahrir grubu, Londra'da metro hatlarında ve belediye otobüsünde düzenlenen saldırıların, "terörizme karşı savaşlarında G-8 liderlerine kendilerini haklı çıkarma olanağı verdiğini" belirtti.

Örgütün İngiltere'deki temsilciliğinin bildirisinde, "Gleneagles'de G-8 zirvesi çerçevesinde bir araya gelen uluslararası liderler, bu durumdan 'terörizme karşı savaşları'nda kendilerini haklı çıkaran belagatlarını güçlendirmek için yararlandılar. İslam'ın bir sınava tabi tutulduğu bu dönemde, İslam bize sabır telkin eder, ancak sabırlı olmak, bizim gerçekleri söylemeyi bırakmamız gerektiği anlamına gelmez. Batı hükümetleri tarafından Müslüman dünyasının sömürgeleştirilmesi ve toplumumuza karşı işlenen cinayetler konusunda gerçekleri söylemek bizim mutlak yükümlülüğümüzdür" denildi.  Yeni Şafak / Zaman / Netgazete / Haksöz Haber

Kaynak:"Dünya büyük tehdit altında"

TOKAT - Prof. Dr. Mahir Kaynak, İngiltere'nin başkenti Londra'daki saldırılarda adı geçen El Kaide örgütüyle ilgili, "Eğer dünya birkaç kişinin kuracağı bir örgüt tarafından tehdit edilebiliyorsa, bütün dünya çok büyük bir tehdit altındadır. Üstelik amaçlarını da bilmiyoruz" dedi. Prof. Dr. Kaynak, Gaziosmanpaşa Üniversitesi Rektörlük Konferans Salonu'nda Tokat Sanayicileri ve İşadamları Derneği'nin (TOSİAD) düzenlediği 3. Ballıca Toplantıları'nda yaptığı konuşmada, Londra'da meydana gelen saldırılara değindi. Saldırıların sorumluluğunu El Kaide'nin üstlendiğini ifade eden Kaynak, "Bu örgüt G-8'lerin İskoçya'da toplantı yaptığı sırada geliyor ve Londra'nın altını üstüne getiriyor. Acaba bunlara meydan okuma mı? Eğer meydan okuma ise dünyanın en gelişmiş devletine meydan okuyan güç kim? El Kaide midir?" diye konuştu. El Kaide örgütünün ABD tarafından takip edildiğini ve üyelerinin sürekli arandığını anlatan Kaynak, şöyle devam etti: "Bundan kurtulmanın yolu örgütü bertaraf etmek. Şu anda görüyoruz ki bu garip bir örgüt. Bütün dünya onunla baş etmekte aciz durumda. Böyle bir şey mümkün olabilir mi? Söylendiği gibi Afganistan dağlarında bir mağarada oturan Usame Bin Ladin adında bir adam, hiçbir iletişim aracı olmadan, kimseyle konuşamıyor, para transferi yapamıyor. Eğer dünya böylesine birkaç kişinin kuracağı bir örgüt tarafından tehdit edilebiliyorsa siz, biz ve bütün dünya çok büyük bir tehdit altındadır. Üstelik amaçlarını da bilmiyoruz."

Sizinki can da...

Londra saldırısı için"Barbarca"diyen İngilizler''e, Gazetici Robert Fisk "Iraklı çocukların atılan misket bombalarıyla paramparça olmaları barbarca değilmiydi" diye sorunca apışıp kaldılar..

İngilizler'den kimin barbar olduğunu oturup bir kez daha düşünmelerini isteyen Fisk, "Amerikan-İngiliz ittifakı Irak'ta sivilleri öldürürken, kontrol noktalarında masum insanları katlederken, yapılanlar barbarca değilmiydi. O zaman aklınız neredeydi" diye sordu..

"İngilizler ölünce barbar terörün kurbanı, onlar ölünce savaş zaiyatı oluyor. Böyle çelişki olur mu. Siz Irak'ta direnişle çarpışıyorsanız, direnişte çarpışmak için sizin ülkenize geldi" diyen Fisk, bunlar neden İsviçre'de yok sorusunu "Çünkü orada TonyBlair yok" diye cevaplıyor..

Yeni Çağ

Fisk: Londra'daki saldırılar barbarca, peki ya Irak'takiler...

The Independent gazetesi yazarı Robert Fisk, İngiltere Başbakanı Blair’in Londra’daki saldırıları "barbarca" olarak tanımladığına dikkat çekerek Irak’ta siviller ve çocukların öldürülmesinin de barbarlık olduğunu yazdı.

The İndependent gazetesinin Ortadoğu uzmanı Robert Fisk, "Blair için dünkü saldırıları barbarca olarak nitelendirmek kolaydır-elbette ki öyledir-ancak Irak’taki İngiliz-Amerikan işgalinin sivil ölüleri, misket bombalarınca parçalanan çocuklar, ABD askeri kontrollerince vurulan sayısız Iraklılar, bunlar nedir peki?" ifadesini kullandı.

Robert Fisk, The İndependent gazetesinde yayınladığı yazıda İngiltere’nin düşmanlarının İngilizlerin en çok değer verdikleri şeyleri yok etmek istediklerini söylemenin "ırçılığını teşvik ettiğini" savundu.

Usame Bin Ladin’in "Bizim kentlerimize saldırırsanız, sizin kentlerinizi saldıracağız" tehdidini anımsatan Fisk, ngiltere’nin uyarıldığını söyledi. Fisk, "Tony Blair, Bush’un ’teröre karşı savaşına ve Irak işgaline katılma kararını verdiği an, İngiltere’nin hedef haline geleceği belliydi" görüşünü öne sürdü.

Saldırıları düzenleyenlerin amacının İngiltere’yi Irak’tan çekilmeye ve ABD ile olan ittifakını terketmeye zorlamak olduğunu vurgulayan Fisk, şöyle yazdı: "Blair için dünkü saldırıları barbarca olarak nitelendirmek kolaydır-elbette ki öyledir-ancak Irak’taki İngiliz-Amerikan işgalinin sivil ölüleri, misket bombalarıyla parçalanan çocuklar, ABD askeri kontrollerince vurulan sayısız Iraklılar, bunlar nedir peki? Onlar öldüğünde savaş zayiatı deniyor, biz öldüğümüz zaman ise, barbarca terör oluyor."

Robert Fisk, İngiliz güvenlik servislerini sert dille eleştirirken Londra’daki saldırıların, Irak’ta kitle imha silahlarının olduğunu iddia eden ve Londra halkını öldürmek için aylarca hazırlanan bir planı ortaya çıkaramayan İngiliz istihbarat uzmanlarının büyük başarısızlığı olduğunu da yazdı.

İngiltere’deki Müslümanların uzun bir süreden beri böyle bir "kabus" beklediklerini ifade eden Fisk, Londra saldırılarının "terörle savaşı"nın bir sonucu olduğuu vurguladı. Fisk, yazısını, "ABD’deki başkanlık seçimleri hemen öncesi Bin Ladin’in ’Neden İsveç’i saldırmadık?" diye sorduğunu anımsatarak, "Talihli İsveç. Ne bir Bin Ladin’i var, ne de bir Tony Blair’i" sözleri ile noktaladı.

(ANKA) Hürriyet

İngiltere'yi kim vurdu, sırada hangi ülke var?

İngiltere ile Fransa arasında AB bütçesi, İngiliz yemekleri ve 2012 Olimpiyatları üzerindeki çekişmeden zaferle çıkan Tony Blair'in sevinci çok kısa sürdü. ABD ile her türlü işgali birlikte planlayıp yürüten, Afrika ülkelerinin borcunun silinmesi konusunu G-8'nin gündemine taşıyarak sempati operasyonu başlatan Blair'in ülkesi, dün çok ağır saldırılara maruz kaldı. Beşi metroya ikisi de otobüslere yerleştirilen bombaların patlamasıyla Londra adeta kendi 11 Eylül'ünü yaşadı. Onlarca kişi öldü, çok sayıda kişi de yaralandı. Fransa, İtalya, Almanya ve İspanya alarma geçti. Büyükelçilikler boşaltıldı.

11 Eylül saldırıları ve Irak işgaliyle kendini hedef haline getiren İngiltere, gerek çok eleştirilen anti-terör yasaları gerekse ülkedeki Müslümanlara yönelik olağanüstü güvenlik önlemleri nedeniyle aslında bu saldırılara hazırlıksız değildi. Özellikle Irak işgalinden bu yana, bütün dünyada etkisini gösteren benzer saldırıların neden İngiltere'yi vurmadığı hep soruldu. Cevabı ise alınan güvenlik önlemleri olarak açıklandı.

Bugün görüyoruz ki, bu önlemler saldırıları önlemeye yetmiyormuş. O zaman neden bugün sorusunu sormak son derece yerinde. El Kaide ya da bir başka örgüt, ancak bugün mü imkan bulmuş da saldırmış acaba? Irak'ta vahşi katliamlar yapılırken, Afganistan'da ağır cürümler işlenirken, Guantanamo ve Ebu Gureyb'de insan onurunu hiçe sayan uygulamalar yaşanırken, bütün bunlara karşı İslam coğrafyasının ve dünyanın duyarlılığı zirvede iken neden İngiltere'ye saldırı olmadı? Neden bu hassasiyetler azalmışken saldırı oldu?

Birileri üslenecek? El Kaide üslenecek. El Kaide adına bir örgüt üslenecek. Ya da adı hiç duyulmamış bir örgüt üslenecek. Hatta belki de saldırıya karışan kişiler yakalanacak. Ama ondan sonrasını hiç öğrenemeyeceğiz. Soruşturmalarla ilgili bilgilere ulaşamayacağız. Bu kişileri kimlerin yönlendirdiğini öğrenemeyeceğiz. Endonezya'daki saldırılarda böyle olmadı mı? İspanya'daki saldırılarda böyle olmadı mı? El Kaide üslenir ve olay gündemden düşer. Başka sorulacak soru kalmamıştır. Nasıl olsa dünya genelinde El Kaide'ye karşı bir savaş vardır, teröre karşı küresel bir koalisyon vardır.

Günlerdir bir stres birikimini olduğunu düşünüyordum ve bunun nerede patlayacağını öngörmeye çalışıyordum. Özellikle sonbahara doğru endişe verici gelişmelerin yaşanabileceğini tahmin ediyordum. Afganistan'da koalisyon güçlerine karşı Taliban saldırıları beklendiği gibi durdurulamadı. Son olarak bir ABD helikopteri düşürüldü ve ABD'nin elit birliklerinden bir çok asker öldü. Bir tanesi de hâlâ Taliban'ın elinde. Irak'ta her gün onlarca kişi ölüyor. Uluslararası medyanın bütün çabalarına, kamuflajına rağmen Bağdat merkezli yönetimin geleceği kuşkulu. Dahası saldırıların etkisi her geçen gün artıyor ve daha sistematik hale geliyor.

Londra'daki patlamalar olmasaydı bugün neyi yazardım diye düşündüm: Aklıma gelenleri sıralayayım: Şanghay İşbirliği Örgütü'nün son toplantısı yazardım. Rusya ve Çin'in Orta Asya ülkeleriyle birlikte oluşturduğu bu blok giderek güç kazanıyor. Son toplantısında İran, Pakistan ve Asya'nın bir başka devi Hindistan'a gözlemci üyelik statüsü verildi. Bir Asya Gücü haline getirilmeye çalışılan blok, dikkat çekici biçimde ABD ve müttefiklerine açıkça "Orta Asya'yı terkedin" çağrısı yaptı. Bu bir meydan okumadır. Rusya'nın İran denizaltılarını silahlandırmasını, bu denizaltılara füze sistemleri yerleştirme kararını ve .bunun ne anlama gelebileceğini tartışabilirdim. G-8 zirvesi öncesi Rusya, Almanya ve Fransa liderlerinin Kaliningrad'da bir araya gelip aralarındaki dayanışmayı güçlendirmelerini ve "Rusya ile AB arasındaki ilişki küresel dengeyi belirleyecektir" cümlesini sorgulardım. Yine İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw'un, 18 ay içinde İngiliz askerlerini Irak'tan çekeceklerine ve Afganistan'a yığınak yapacaklarına ilişkin açıklamasını, bunun yakında hareketlenecek Hazar çevresine nasıl yansıyacağını sorgulardım.

Ama büyük bir ihtimalle Alman-Fransız ekseni'nin son günlerde güç kaybetmesini ve İngiltere ile birlikte ABD'nin Avrupa Birliği'nin geleceği üzerinde ağırlık koymalarını yazardım. Alman-Fransız ekseni, daha doğrusu kıta Avrupası, AB liderliğini kaybediyor mu sorusu çok önemli. 1 Temmuz'da AB dönem başkanı olan İngiltere, belki de ilk kez AB'nin kaderine bu kadar hükmeder pozisyona geldi ve bu Almanya ile Fransa'yı oldukça endişelendiriyor. Listemdeki her konu, dünyanın geleceğini derinden etkileyecek gelişmeler. Bunların hepsi, çok ciddi sonuçlara yol açabilecek gelişmeler.

Londra'daki patlamalar, küresel terör söylemiyle, güvenlik stratejileriyle ve tehdit algılamalarıyla görünüşte örtüşüyor. Nitekim, beklendiği gibi, El Kaide tarafından üslenildi. Ayrıca İtalya ve Danimarka yeni hedefler olarak gösterildi.

21. yüzyıla dönük güvenlik stratejileri terör tehdidi üzerine kurulu. Bu tehditten korunmak için savunma hatlarını ABD ve İngiltere sınırlarında değil Ortadoğu'da kuranların aslında tehdidi içeri davet ettiklerini görüyoruz. Her saldırıyı el Kaide'nin ya da benzer örgütlerin yaptığı iddiası bana pek de gerçekçi gelmiyor. Özellikle Madrid saldırılarından sonra, devletlerin birbirleriyle terör üzerinden hesaplaştıklarına inanıyorum. Irak'ta istihbarat kuruluşların örgütleyip yönettikleri gruplar, istihbarat örgütlerinin hatta devletlerin terörü bir mücadele yöntemi olarak kullanması bu kanaatimi güçlendiriyor. Artık el Kaide yok. El Kaide felsefesi var ve belli güçler kendi el Kaidelerini piyasaya sürüyor. Avrupa içindeki bölünme derinleştikçe, ABD ve dünyanın belli güçleri arasındaki açı genişledikçe, küresel iktidar ve kaynak savaşı şiddetlendikçe suikastler ve benzer saldırılar daha da artacak. Bu bir dünya savaşı. Bizler bu savaşın sadece Irak ve Afganistan'daki yüzünü görebildik. Bu savaş, sanıldığı gibi devletlerle terör arasındaki savaş değil. Belli güçlerin kendi aralarında yürüttükleri bir savaş. Ne yazık ki, en çirkef yöntemlerin kullanılabildiği bir savaş.

İspanya'yı hizaya sokanlar İngiltere'den ne istiyorlar acaba? Bu saldırıları gerçekten El Kaide ya da benzer bir örgüt yapmışsa sadece İngiltere'ye değil, Edinburgh'da toplantı halinde olan dünyanın patronlarına meydan okudu. Ama, derinlerde süren büyük savaşın bir sonucu ise daha çok şeyler göreceğiz. Sırada hangi ülke ya da ülkelerin olduğunu bu savaşı dikkatle izleyenler kolaylıkla görecektir. İ. Karagül

< Önceki   Sonraki >
20 Kasım 2008 Perşembe
22 Zilkade 1429

Tarihin En Büyük Hilâfet Konferansı Gerçekleştirildi

.:: ALINTI ::.
 
Laik değerlerin kadınlara yeni eziyeti
Asma Saleem | 26.10
 
Kapitalizmin son aşaması: Birleşik devletçi devletler topluluğu
Kaan Benli | 24.10
 
İslam Medeniyeti ve Bilim
| 18.10
 
Halifeye ne kadar ödeme yapılır?
Abdul Kareem | 12.05
 
Filistin'in Tibet'ten eksiği ne?
| 23.04
 
FATİH SULTAN MEHMED'İN AYASOFYA VAKFİYESİ
| 15.04
| Anasayfa :: Yazarlar :: Beyan /Bildiri :: Basın Açıklamaları :: Siyâsi Tahlil :: Kitap :: Haber - Yorum :: Linkler :: İletişim |