Anasayfa arrow İktibas arrow Laik değerlerin kadınlara yeni eziyeti
 [Detaylı_Ara]
Anasayfa
Haber - Yorum
HİLÂFET ÖZEL
Siyâsi Tahlil
Kitaplar
İktibas
Dünyada Dava
Multimedya
Fikir - İnceleme
Kavram
Sohbet
Soru-Cevap
Sizden Gelenler
Linkler
İletişim
Detaylı Arama

 Yazarlar

Editör
Esad Mansur
Esma Sıddık
Fuad Hamidoğlu
Hakan Bolat
Mahmud Gıtal
Mehmed Aydın
Necati Erdem
Salih Çelik
Saliha Aydın
Sümeyye AVCI
Tahir Şanlı
Yasin İbn-u Ali
Zeynep Afra
Bir Ayet

30/58 And olsun ki bu Kuran'da insanlar için her türlü misali vermişizdir. Bununla beraber, eğer sen onlara bir mucize getirmiş olsan, inkar edenler: "Siz ancak batıl şeyler ortaya atanlarsınız" derler.
Bir Hadis

"Hoşuna gitsin gitmesin Allah'a isyan ile emir olunmadığı müddetçe müslümana dinleyip itaat etmek düşer. Şayet Allah'a isyanla emredilirse ne dinlenir ne de itaat edilir." (Müslim, Buhari, Ahkam, 6611)
Kitap

Siyasi Meseleler [İşgâl Edilmiş Müslüman Beldeler]

Yazdır E-Posta
Asma Saleem
26 Ekim 2008 Pazar
Laik değerlerin kadınlara yeni eziyeti:
Hamilelikte anoreksiya hastalığı (yeme bozukluğu)

Yeme bozukluğu hastalığı Batı dünyasındaki kadınlar arasında, gittikçe artan, yaygın bir hastalık haline geldi. Geçtiğimiz aylarda bir çok medya ajansı, Batı toplumlarında artan, hamilelik esnasında yeme bozukluğu fenomenini, aktardı.

Hamilelikte yeme bozukluğu hastalığının bu artışı, kadınlarda dış görünüşün ne derece saplantı haline geldiğinin, şok edici ve tehlikeli boyutunu aydınlatıyor. Hamilelik esnasında yeme bozukluğu hastalığının geliştiği kadınlar, sadece kendi sağlıklarını tehlikeye atmakla kalmayıp doğmamış bebeklerinin sağlık, selamet ve hayatlarını da tehlikeye atıyorlar. "Vücut güzelliği" ve mükemmel vücut yapısı mefhumu yeni boyutlara ulaştı.  Günümüzde görülen hamilelik esnasında yeme bozukluğu fenomeni ise buna delildir.  ABD'de 7 milyon kadının yeme bozukluğu hastalığı çektiği tahmin ediliyor. İngiltere'de, 15 ila 30 yaş arası, her yüz kadından biri anoreksiya hastası.

Bu tür yeme bozukluğu hastalığının sonuçları kadınlar için çok korkunç olabiliyor; yeme bozukluğu hastalığının bariz semptomu, büyük kilo kaybının oluşmasıdır. Bunun yanı sıra düzensiz kalpatışı, yüksek tansiyon, diyabet, anemi (kansızlık)  ve malnütrisyon (beslenme bozukluğu) ciddi semptomlardandır. Bu semptomlar hamilelikle birleştirildiğinde bir felaketin tarifi ortaya çıkmış oluyor. Bu tarif anne ve bebek için, sadece ciddi problemlerle sonuçlanıyor.

Hamilelikte yeme bozukluğu hastalığı sıkça, hamilelik süresince belli bir kiloyu ve vücut yapısını koruyabilmek için sıkı bir rejimle kombine edilir. Ki buda bebeğin doğum ağırlığının düşük olması tehlikesini arttırabilir. Düşük doğum ağırlığı, kalp hastalığı, depresyon, çocuğun yavaş büyümesi ve kognitif gelişmesi dahil olmak üzere, ileride bir çok probleme neden olabilir.

Yeme bozukluğu ve hamilelikte yeme bozukluğu hastalıklarının artışı, şu bariz soruya yönlendiriyor: kadınlar neden belli bir kiloyu ve vücut ölçüsünü koruyabilmek için görülmemiş boyutlarda, bu denli aşırıya kaçıyor?
Bu toplumda ki kadın portresine bakıldığında bu bariz sorunun cevabı da çok barizdir.

Toplumun kadınlara bakış açısı, medyadaki gerçekçi olmayan kadın imajı, zayıf, genç ve yağları vakumlanmış,  "8" şeklindeki vücut ölçülerinin reklâmı yapılan mankenlerin üzerine kurulu olunca, bu durum hiçte şaşırtıcı değildir. Kabul gören bu güzellik "resmi" neredeyse bütün medya kuruluşları tarafından yayınlanmaktadır. Kadınlar sadece bu, gerçekleştirilmesi mümkün olmayan "resimlerle" değil aynı zamanda fiziksel görünümün sıkça başarı ile eşit sayılmasıyla yani "bir kadın ne kadar güzel olursa, başarılı olma ihtimali da o kadar artar(!)" düşüncesiyle bombalanmaktadırlar. Hatta kadınların böyle bir ortamda, bazen kendi sağlıklarını ve hayatlarını dahi tehlikeye atacak boyutlarda,  vücutları bakımından kendilerine güvenememeleri ve kendilerini tüketilmiş hissetmeleri, şaşılacak bir şey olamaz.

Bu hastalıkların sebepleri çoğunlukla Batı tarafından göz ardı edilmekte ve bunun yerine medyada dikkatler sürekli, giyim şekillerinden dolayı sürekli denetim ve saldırı altında olan, "ezilen ve baskı gören" damgalı, Müslüman kadınların üzerlerine çekiliyor. Hicap ve cilbap, Müslüman kadınlara yapılan bir baskı ve zulüm olarak görülüyor ve resmediliyor. Müslüman kadınlar, giyim şekillerini izah etmeleri ve "gönül rızası ile baskı altına girmelerini" açıklamaları yönünde sürekli yaylım ateşine tutuluyorlar. Müslüman kadınlar, İslam'ın kadınlara yönelik ağır suç işlediği, onlara baskı yapabilmek ve onları boyun eğdirebilmek için haksızlık yaptığı, şeklindeki suçlamalara maruz kalıyorlar.

Batı dünyasının, kendi seküler toplumlarındaki, kadınlarla alakalı birçok problemin artmasının sebeplerini sorgulamasının vakti gelmedi mi? Kadının değerini dış görünüşüne göre belirlemek, kadına yapılan bir eziyet değil midir? Gerçekçi olmayan bir "güzellik şekline" ulaşabilmek adına, kadınların hayatlarını tehlikeye atmak, kadınlara yapılan bir eziyet değil midir?
Elbette kadınların, kendilerini anormal vücut ölçüleri içerisine sıkıştırmaları fikri ve bunu yapabilmek için inanılmaz rizikolar almaya itilmeleri zulümdür.

İslam kadının başarılarını dış görünüşüne bağlamamaktadır. İslam'da Müslüman kadın, zühtü/takvası ve itikadını/imanını koruması ile takdir edilir. İslam, güzelliğin hangi tip vücut şekli olduğunu belirlememiştir. Fakat kadının toplumda saygı görmesini sağlamak amaçlı, basit, gerçekçi ve bağlayıcı bir kıyafet tarzı belirlemiştir. Ki böylelikle dikkatler kadının dış görünüşüne yönelmez ve toplum kadının düşüncesine, davranışına ve yeteneğine odaklanır. Bütün bu imkanlar kadına, topluma aktif bir şekilde katılma olanağının yanı sıra, sosyal hayatta güvenliğini sağlar. Dış görünüşüyle alakalı tehlikelerden dolayı, evinden dışarı adım atamayacak hale getirip, onun kendine olan güvenini felç etmez.

İslam'ın bağlayıcı kıyafet tarzı, Müslüman kadın tarafından benimsenir ve bu, onun dinine olan imanını ve bağlılığını sergiler. Bu onun, Allah'a kulluğunun bir parçası ve kaypak bir toplumun beklentilerine teslimiyet değil, uyguladığı Allah'ın hükümlerine teslimiyetinin bir parçasıdır.

İslam, kadını gerçekçi olmayan ideallere göre yaşamaktan kurtarıp, onu sırf kadın olduğu gerçeğinden dolayı onurlandırır. Müslüman kadın, yüzeysel hedefleri amaç edinmesi için baskı altında tutulmaz. İslam, kadını fiziksel görünüşünün üzerinde bir seviyeye yükseltir.

Allah (cc) şöyle buyurmaktadır:

"Muhakkak ki Allah yanında en değerli olanınız, O'ndan en çok korkanınızdır."(Hucurat 13)

Laik toplumların, Müslüman kadınlara dikkatleri çekmek yerine, tüm dünyada propagandasını yapmakta oldukları, kadının değerini dış görünüş ve vücut ölçüsüne indirgeyen, kadına yönelik bakış açılarını iyice gözden geçirmelerinin vakti gelmedi mi?

Hakikatler, tüm dünyada Müslüman kadınların çoğunun tercih ettikleri İslamî kıyafet tarzının değil, laik toplumun sahip olduğu değerlerin, kelimenin tam anlamıyla kadına zulüm ettiğini,  göstermektedir.

Tercüme: Esma Sıddık

< Önceki   Sonraki >
Paylaş Paylaş
04 Şubat 2012 Cumartesi
11 Rabi-ul Evvel 1433
.:: son 30 günün ::.
en çok okunan alintilari...
Teğet geçme meselesi
Hilafete ne oldu?
| Anasayfa :: Yazarlar :: Beyan /Bildiri :: Basın Açıklamaları :: Siyâsi Tahlil :: Kitap :: Haber - Yorum :: Linkler :: İletişim |