Anasayfa arrow Yazarlar arrow Sümeyye AVCI arrow Hilafet Devletinden İslam'ın Çözüm Modelleri
 [Detaylı_Ara]
Anasayfa
HİLÂFET ÖZEL
Beyanname
Siyâsi Tahlil
Kitaplar
Haber - Yorum
İktibas
Dünyada Dava
Multimedya
Fikir - İnceleme
Kavram
Sohbet
Soru-Cevap
Sizden Gelenler
Linkler
İletişim
Detaylı Arama

 Yazarlar

Editör
Esad Mansur
Esma Sıddık
Fuad Hamidoğlu
Mahmud Gıtal
Mehmed Aydın
Saliha Aydın
Sümeyye AVCI
Tahir Şanlı
Zeynep Afra
Bir Ayet

74/32-37 Hayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir.
Kur'an'da Ara
Aranacak kelimeyi giriniz
  
Al-islam.com'a teşekkür ederiz.
Bir Hadis

Rasulullah (sav) Yemen'e Muaz b. Cebel'i gönderirken ona söylediklerinden bir kısmı şudur: "Sen Kitab ehli olan bir kavme gidiyorsun. Kendilerini ilk davet ettiğin şey Allahu Teâlâ'ya ibadet olsun. Bunu kabul ederlerse Allahu Teâlâ'nın, zenginlerinden alınıp, fakirlerine verilmek üzere zekatı farz kıldığını haber ver. Eğer kabul eder ve itaat ederlerse onlardan al, en iyi mallarını almaktan çekin. Mazlumun duasından sakın. Çünkü onun duasıyla Allah arasında herhangi bir perde yoktur." (Buhari, K. Tevhid, 6824)
Kitap

Siyasi Meseleler [İşgâl Edilmiş Müslüman Beldeler]

Hilafet Devletinden İslam'ın Çözüm Modelleri Yazdır E-Posta
Sümeyye AVCI
06 Ekim 2008 Pazartesi
(Hizb-ut Tahrir -Danimarka Senelik Konferansı 2008)

İslam Devletinin yıkılışından bu yana ne Ümmet'in kanayan yarası ne de akan gözyaşları dinmiştir. İslam beldeleri dahil olmak üzere bütün dünyada zülüm, haksızlık, baskı had safhadadır. Ümmet'in kalkanı, koruyucusu olan Halife'nin yokluğunu fırsat bilen kafirler ve yandaşları Müslümanlara yapmadıklarını bırakmamışlardır. Gözlerimizi nereye çevirirsek çevirelim ya Müslüman'ın akan kanıyla ya da batıl rejimin zulmünden kahırlanan Müslüman'ın gözyaşlarıyla karşılaşmaktayız.

Rasul Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmaktadır:

‘Siz bir adama biatta birleşmiş iken birisi gelir de asanızı kırmak veya cemaatinizi parçalamak isterse onu hemen öldürün' (Müslim, 3443)

Dikkat ederseniz Rasulullah İslam Ümmet'inin birliğini ve varlığını asaya benzetmiştir. Asa birlikteliğin dayanağı demektir. Bu dayanak kırılırsa Ümmet'in birliği dağılır, cemaati parçalanır ve varlığı ölümcül darbe alır. Çünkü Ümmet'in tefrikaya düşmesi gücünü kaybedip zillete ve yenilgiye duçar olması demektir. Tıpkı bugün yaşadığımız gibi. Asamız kırıldı daha doğrusu aramıza sinsice girip asamızı yok ettiler ve bunun sonucunda İslam'i kitlemiz dağıldı, birlikteliğimizi kayboldu.

Yine Rasul Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmaktadır:

‘İmam (Halife) bir kalkandır. Ardından savaşılır ve onunla korunulur. Eğer o Allah'a takva ile (Allah'ın hükümleri ile) emredip adil davranırsa onun karşılığında ona bir ecir vardır. başka türlü davranırsa karşılığında ona günah yüklenir.' (Buhari, 2737; Müslim, 3428; Ahmed b. Hanbel, 10359)

Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, burada da Halife'yi bir kalkana benzetmiştir. Kalkan, düşmandan gelen ok, kılıç, süngü gibi her türlü saldırılar ve darbelerden koruyan bir vasıtadır. Önümüzdeki kalkan yok olduğunda kafirlerin oklarına, kılıçlarına veya sinsi planlarına karşı korumasız oluruz. Bugün olduğu gibi. Çünkü Ümmet kalkanını tam olarak 84 sene önce kaybetti. Bu büyük kaybın sonucunda artık Ümmet korumasız kaldı. Bunun sonucunda kafirler sinsi ve zalim planlarını rahatlıkla yürürlüğe koydular.

Bu her iki hadiste de Hilafet'in, Ümmet'in varlığı açısından hayati önemini açıkça ortaya koymaktadır. Bugün Müslümanlar İslam Devleti özlemi içindedirler. Bu özlem içinde olanlar ve İslam Devletinin gerekliliğini, onu kurmak için çalışmanın farzını kavrayanlar canla başla çalışmaktadırlar. Tıpkı Hızb-ut Tahrir Partisi gibi..

Hizb-ut Tahrir Ümmetin kanayan yarasını, akan gözyaşlarını durduracak olan Hilafet Devletini kurmayı hedefleyen ideolojisi İslam ameli siyasi olan bir partidir. Hizb, Raşidi Hilafet'in yeniden kurulması suretiyle, İslami bir hayatı yeniden geri getirmek için Müslümanların üzerinde yaşadıkları beldelerde çalışmaktadır. Hizb çalışmasının her anında İslam Şeriatına bağlıdır. Üzerinde hareket ettiği metodunu Efendimiz Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Medine'de ilk İslam Devleti'ni kurmak üzere izlediği metoddan almıştır. Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem İslam Devleti'ni kurmak için sınırlandırılmış bir mücadele sergiledi ki; bu, fikri ve siyasi bir mücadeleydi. Dolayısıyla Hizb; İslam Şeriatı'nı tahrip ve terk eden yönetimlere karşı, şiddet kullanmaz ve silahlı mücadele yapmaz. Bu parti ‘devleti bölücülük' suçundan birçok beldede yasaklanmıştır. Yasak olan beldelerde, Hizb'in gençleri yasağa aldırış etmeden büyük bir cesaretle hedefine ulaşmak için var gücüyle çalışmaktalar. Yüce Rabbimiz:

"İşte o şeytan, ancak kendi dostlarını korkutur. Şu halde, eğer iman etmiş kimseler iseniz onlardan korkmayın, benden korkun." (Âl-i İmrân 175) buyurmaktadır.

Bundan dolayı Hizbin gençlerinin güvendiği ve dayandığı yalnızca Allah Subhanehu ve Tealadır. Rablerine olan korkuları ve güvenleri onları cesaretli, korkusuz kılmaya kâfidir. Hizb-ut Tahrir'in gayelerindeki sadakatı, ciddiyeti ve bağlılığı çok iyi bilmelerinden ötürü kardeşlerimizi hapse atıp birçok işkence çektirmektedirler.

Hizb, Şuan Danimarka'da ciddiyetle azim ve kararlılıkla çalışan bir kitledir. Danimarka hükümeti yasaklamak için birçok sinsi planlar kursalar da, buna rağmen yasaklamayı başaramamışlardır. Çünkü yasaklamak için ellerinde bir delil yok. Hizb-ut Tahrir adına yasaklayacakları her şey demokrasiyle çelişmektedir (Demokrasiye aykırıdır). Çünkü Hizb, Hilafet Devletini kurmayı gaye edinen ve bu gayeyi Müslümanlara anlatan bir kitledir. Ne silahlı bir çalışması vardır nede can acıtacak bir metodu. Danimarka hükümeti yasaklamak için büyük çaba sarfetmesine, çirkin iftiralar atmasına ve sinsi planlarına rağmen Hizb-ut Tahrir 30.08.2008 tarihinde senelik 4. konferansını başarıyla tamamlamıştır.

İslam dünyasında İslam Ümmet'inin güncel sorunlara yönelik İslam'i çözüm modellerine anlatıldı. Anlatılan konular; siyasi, ekonomik, eğitim ve bunun yanı sıra gayrimüslimlerin Hilafet Devletindeki durumlarıyla ilgili hususları içermekteydi. Ayrıca güncel sorunlardan olan, sanayisel, sosyal, hukuk, ve dış siyasi konulara ve bunların çözümlerine de değinildi.

Bu konferans Hizb'ın diğer konferanslarından farklıydı. İslam'daki yönetim sisteminin tamamı ele alındı. Konuşmalar o kadar etkileyiciydi ki, konferansta dinleyenlere ‘Hilafet ne zaman gelecek' dedirtti. Tıpkı konuşmacılardan olan Mulai Jaw kardeşimizin ‘Öyle bir duruma geldik ki, Müslümanlar artık Hilafet nedir? Neden bir İslam Devleti? diye sormuyorlar, Nusret ne zaman? Hilafet, Allah'ın kanunları ne zaman gelecek? diye soruyorlar. Bunun yanıtı Allah'u Teala'nın buyurduğu Allah'ın nusreti yakındır..'' dediği gibi.. İşte tam bu anda salonda tekbir sesleri yükseldi..

Konuşmalarda; Hilafet Devleti'nin hayalden ibaret olmadığını aksine en yakın zamanda kurulacağını, kafirlerin ve yandaşlarının sinsi planların tek tek suya düşeceğini ve hiç bir gücün Raşid-i Hilafet'in kurulmasına engel olamayacağına değinildi.

Konferansta çok etkileyici ve düşündürücü bir belgesel gösterildi ki, Belgeselde, Müslüman yöneticilerin kafirlerle olan iş birliği, kafirlerin Müslümanlar üzerinde hain, sinsi oyunları gözler önüne serildi. Ve Hizb-ut Tahrir'in birçok beldede düzenlediği yürüyüşler, konferanslar ve farklı vilayetlerden konuşmalar dinletildi. Konferansın sonunda Hilafet Devlet'ini kurmak için Hizb'le çalışmaya davet edildi. Ve Allah Rasul'unun şu hadisi hatırlatıldı:

‘‘Boynunda Halife biatı olmadan ölen kişinin ölümü cahiliye ölümüdür.''

Konferanstan sonra Hizb-ut Tahrir medyada fazla yer almadı. Çünkü daha önce medyada fazla yer almasından dolayı insanlarda bir merak doğurup, Partiyi ve İslam'ı araştırmaya sevk etmişti. Bu yüzden medya bir önlem alma açısından partiyi çok fazla gündeme taşımama gayreti içerisindedirler. Rabbim Konferansı düzenleyen kardeşlerimizden razı olsun.

Artık şunu çok iyi idrak etmekteyiz ki, İslam Ümmeti günümüzde İslam Devletinin, Raşid-i Hilafet'in kurulmasını özlem ile beklemekte. İslam'i yönetimin hayatına dönmesini hasret ile beklemektedir. Kendisini bölünmüşlükten, zilletten ve zaafiyetten kurtarmak için can atmakta ki, bu kötü durumun sorumlusu Batılı sömürgeci devletlere sadık olan idarecilerdir. İslam Ümmet'i Rasulullah'ın müjdesi gerçekleştirebilmek için sevinç duymaktadır.

İmam Ahmed'in rivayet ettiği hadiste Rasulullah şöyle buyurmaktadır: ‘‘...Sonra nübüvvet metodu üzerine Hilafet olacaktır.''

O yüzden sömürgeci Batı İdarecilerden olan ajanları, basın kuruluşlarını ve müftüleri İslam'i yönetime ve Hilafet sistemine karalama kampanyası yapmak için harekete geçirdi. Yaşanan vakıalar gösteriyor ki, şu an için gücü elinde bulunan batılı kafirler, gerek ömürlerini uzatma, gerekse İslam beldelerindeki sömürülerini daha rahat bir şekilde elde etmek için böylesi bir metodu kullanmaktadır. Acaba İslam ümmeti yapılan bu oyunları ne zaman fark edecektir. Buradaki batılıların amacı; Müslümanları Hilafet Devlet'inde İslam'ın bayrağı altında izzet, güç ve birlikten uzaklaştırmak. Bazen Şeriat'ın, Hilafet'in kurulmasını farz kılmadığını iddia etmekteler. Bazen de gayri İslam'i sistemleri ve kanunları tatbik etmeyi meşru göstermekteler. Bazı zamanlarda Hilafet Devlet'inin kurulmasının ‘hayal' olduğunu iddia etmekteler. Halbuki Batı ve işbirlikçileri Hilafet'in kurulması çalışmasına karşı acımasızca savaşmaktadırlar. Zira onlar Hilafet'in yakın zamanda kurulacağını ve onların sömürgecilik hegemonyalarına tehdit olacağını, ayrıca Hilafet Devleti Müslümanların kurtuluşu ve Allah'ın emrettiği şekilde tek bir Ümmet olarak dönüşü için tek çözüm yolunun olduğunu gayet iyi biliyorlar. Allah'u Teala şöyle buyuruyor:

‘‘Muhakkak ki, bu sizin Ümmetiniz tek bir Ümmettir ve ben sizin Rabbinizim o halde Bana kulluk edin'' (Al-Enbiya 92)

O halde Kardeşlerim!

Tek Ümmet olmak için, tek Devletimizin ve bayrağımızın olması için gelin Kardeşlerim, birlikte çalışalım..

Bu yaşanan vahşete dur demek için, Ümmet'in akan kanını durdurmak için gelin Kardeşlerim, birlikte çalışalım..

Yüce Rabbimizin emrini yerine getirmek için, O'nun rızasını edinmek ve İnşa'Allah Cennet'te buluşmak için gelin Kardeşlerim, birlikte çalışalım..

Ayrıca Hizb-ut Tahrir'in size hayat verecek olan çağrısına icabet edin  ve bu teneffüs ettiğiniz kirli havayı, bu kirli hayatı tertemiz İslam nuru ile doldurun.

Yüce Allahın şu sözünü hatırlatmak istiyorum:

"Müminler içinde Allah'a verdikleri sözde duran nice erler var. İşte onlardan kimi, sözünü yerine getirip o yolda canını vermiştir; kimi de (şehitliği) beklemektedir. Onlar hiçbir şekilde (sözlerini) değiştirmemişlerdir." (Ahzâb 23) ayeti kerimesinde buyurduğu üzere Rabbim bizleride davasında dininde sapasağlam dimdik ayakta kalanlardan eylesin... (Amin)

Bacınız, Sümeyye AVCI

22.09.2008

< Önceki   Sonraki >
20 Kasım 2008 Perşembe

Tarihin En Büyük Hilâfet Konferansı Gerçekleştirildi

.:: ALINTI ::.
 
Laik değerlerin kadınlara yeni eziyeti
Asma Saleem | 26.10
 
Kapitalizmin son aşaması: Birleşik devletçi devletler topluluğu
Kaan Benli | 24.10
 
İslam Medeniyeti ve Bilim
| 18.10
 
Halifeye ne kadar ödeme yapılır?
Abdul Kareem | 12.05
 
Filistin'in Tibet'ten eksiği ne?
| 23.04
 
FATİH SULTAN MEHMED'İN AYASOFYA VAKFİYESİ
| 15.04
| Anasayfa :: Yazarlar :: Beyan /Bildiri :: Basın Açıklamaları :: Siyâsi Tahlil :: Kitap :: Haber - Yorum :: Linkler :: İletişim |