|
Tüm toplumların geçmişlerinde, önemi büyük, tarihi dönemler olmuştur. Önemli günler, önemli haftalar, önemli aylar... Şüphesiz Müslümanlar bu toplumlardan biridir. Ümmeti Muhammed önemli olayların vuku bulduğu geniş ve destansı bir tarihe sahiptir. İslam tarihi zikretmeye, hatırlanmaya layık olaylarla dolup taşmaktadır. Bu durumda, Orta Doğu'ya yerleşen İslam medeniyetinin, henüz ülkeleri adım adım fethetmeden evvel 7. Asrın dünyasına, yeni ufuklar kazandırmış olduğuna şaşırmamak gerek! İslam ideolojisi, adım attığı tüm topraklara ilim, medeniyet ve insanlığın fıtratına uygun, tek doğru kalkınmayı götürmüştür. İslamî ay takviminin en kutsal ayının Ramazan ayı olduğu herkesçe malumdur. Tıpkı asırlar önceki ilk Ramazan ayı gibi, günümüzde Ramazan ayı halen eşsiz tarihi bir ehemmiyete sahiptir. Ve hicretten 1429 yıl sonra yine bir Ramazan ayındayız. İslam tarihini incelediğimizde, dünya tarihinin seyrini değiştiren dört olayın Ramazan ayından hemen önce, yani Recep ayında gerçekleşmiş olduğunu görürüz. -Bu olaylardan ilki; Peygamberliğin 10. yılında gerçekleşen el-İsra wel Miraç'tır. Güzide Resul Muhammed Mustafa (sav) bir gecede Mekke'den Kudüs'e yolculuk etmiş, ardından semaya, hatta yedi kat semalarında ötesine yüceltilmiştir. Bu peygamberi yolculuğun manevi ehemmiyeti; sadece vuku bulduğu zaman dilimindeki peygamberlik misyonunun gidişatına bakıldığında, doğru anlaşılabilir. Peygamber Efendimiz (sav) davetin ilk gününden itibaren, kendisini koruyup gözeten amcası Ebu Talib'i kaybetmişti. Aynı zamanda sevgili eşi Hatice'de (ra) vefat etmişti. Mekkeli müşrikler işkence ve zülüm kampanyasını başlattıklarını açıkça ilan etmişlerdi. Peygamber Efendimiz (sav) sıkıntılı, zor günler geçirmekteydi. İşte böyle dehşetli bir zamanda, İslam'ın ve küfrün arasındaki şiddetli çatışma doruk noktasına ulaştığında Allahu Teala (cc) seçkin Nebisine (sav) Rabbani gücünü göstermeye karar verdi. Resulünü bir gecede kutsal topraklara; Kudüs'te ki kutsal camiye götürdü ve ardından semaların ötesine yüceltti. -Aktarmak istediğimiz ikinci olay ise; Recep ayında vuku bulmuş, şanlı askeri zaferlerden biri olan Tebük gazvesidir. Tebük gazvesi Hicretin 9. senesinde gerçekleşmiş ve Arap yarımadasının tamamının İslam otoritesi altına girmesiyle sonuçlanmıştır. Rumlar Kuzey Arap beldelerine karşı savaşmak için büyük bir ordu hazırlığı içerisine girmişlerdi. Bu haber Resul'e (sav) ulaştı. Resul (sav) Rumlarla Rum sınırlarında çarpışmak için büyük bir ordu hazırladı. 30.000 bin kişilik İslam ordusu, şiddetli sıcağa ve kat edilecek mesafenin uzunluğuna aldırmadan, Rum ordusuyla çarpışmak için Medine'den Şam'a doğru yola çıktı. Rum ordusu Tebük'de konuşlanmıştı. Müslümanlara savaşmak için hazır bekliyorlardı. Fakat kendilerine doğru gelen İslam ordusunun büyüklüğünü ve gücünü duyunca çok korktular. Üstelik İslam ordusunun başında bizzat Allah'ın Resul'ü (sav) bulunmaktaydı. Bu ise, onları büsbütün dehşete düşürdü. Aceleyle Şam'ın sınırlarını ve Tebük'ü terk edip Şam'ın içerisine doğru, kalelerine çekildiler. Böylelikle Peygamber Efendimiz (sav) savaşmadan, kolaylıkla Tebük'ü feth etti. Resul orada bir ay kadar kaldı. Rum imparatorluğuna bağlı kabile ve şehir liderlerine mektuplar gönderdi. Kendilerine mektup gönderilenler İslam'ın otoritesine boyun eğmeyi ve cizye ödemeyi kabul ettiler. -Recep ayının tarihindeki şanlı ve önemli bir diğer olay ise; Salahuddin Eyyübi'nin Kudüs'ü fethetmesidir. 583 HS (1187 MS) yılında Salahuddin Eyyübi, Kudüs'ü işgal etmiş olan ve 88 yıldır otorite eden Avrupalı Haçlıların pençesinde kurtardı. Bu fetih, sadece Kudüs'ün İslam nezdinde vazgeçilmez öneme sahip olmasından dolayı değil, aynı zamanda Haçlıların İslam topraklarını işgal etme çabalarına hançer vurulmuş olmasından dolayı da çok önemlidir. Bu fetihten bir kaç ay önce Salahuddin Eyyübi, Haçlıları büyük bir yenilgiye uğratmıştı. Guy De Lusignan'ın ve Tripoli'yi yöneten Raymond III'un Haçlı ordusunu Hittin savaşında yok etmişti. Ve bu Haçlıların tarihinde Müslümanların lehine dönüşen bir dönüm noktası oldu. İslam Ümmeti, tarihi boyunca Ramazan ayına girerken, Recep ayında büyük zaferler yaşadı. Ve Ramazan ayına da bu büyük zaferlerin coşkusuyla girdi. Ramazan ayını hep başı dik, gururla karşıladı. Ümmet her zaman için Ramazan ayında, Rabb'ine (cc) daha büyük bir huşu ile yaklaşmaktaydı. Asırlar sonra gerçekleşen acı bir olay tüm Ümmetin boynunu büktü. Ramazanlar artık hiçbir zaman eskisi kadar coşkulu geçmeyecekti. 1342 HS (1924 MS) yılında, Recep ayında Müslüman Ümmet için tarihi önemi büyük bir olay daha gerçekleşti. Fakat bu olay, yukarıda zikrettiğimiz olaylar gibi, maalesef övmeye ve hatırlanmaya layık bir olay değildi. 3 Mart 1924 MS... 28 Recep 1342 HS... Hilafet, Mustafa Kemal tarafından ilga edildi. Müslümanları tek bir bayrak altında toplayan ve şeriatı tatbik eden kurum ilga edildi. Asırlar boyu Müslüman Ümmetin kalkanı olan kurum ilga edildi. Ardından beklenen gerçekleşti. Müslümanlar kalkansız kalınca, Ümmete ait kaynaklar ve topraklar, hatta Ümmetin kendisi bile kafir sömürgeciler için savaş ganimeti haline geldi. 84 yıl önce, Ümmet Ramazan ayına tarif edilmez büyük bir acı ile girmişti. Recep ayında göğüslerini kabartacak bir zafer veya Allah yolunda herhangi bir başarı vuku bulmamıştı. Aksine, Allah'ın (cc) dini yeryüzünden kaldırılmış, hakimiyet insanların heva ve heveslerine devredilmişti. Ümmet kurtlar sofrasının tam ortasına düşmüştü. Çakallar ise çoktan sofranın başında hazır beklemekte idiler. Yıl 2008... Ve bir Ramazan ayı daha. Ve yine Ramazan ayına hüzünlü, kalbimiz buruk girdik. 84 yıldır olduğu gibi Recep ayı maalesef herhangi bir zafere veya Allah (cc) yolunda bir başarıya şahit olmadı. Ve bu Ramazan ayında coşkuyla, göğsümüzde gururla giremedik. Bu Ramazan ayını da öksüz geçirmekteyiz. Halen kafirler dört bir yandan Müslümanlara saldırmaktalar. Ramazan ayının hemen öncesi ve Ramazan ayının içerisinde halen Ümmeti katletmektedirler. Fakat Ümmet artık 84 yıl önceki bulunduğu noktada, dizlerinin üzerinde değil, dimdik ayakta durmaktadır. Artık Ümmetin bakışı 84 yıl önceki gibi bulanık değil, bilakis hiç olmadığı kadar berrak bir haldedir. Artık Ümmet geleceğine bakarken, tarihinden ders almaktadır. Artık Ümmet kalkanını, Hilafeti tekrar arzulamakta ve bunu dile getirmektedir. Elhamdulillah! Hizb-ut Tahrir ise bu çağrıya, Allahu Teala'nın (cc) istediği doğrultuda cevap vermiş ve Ümmetle el ele Hilafet'in tekrar kurulması için var gücüyle çalışmaktadır. Tüm Müslümanları da kendisiyle birlikte, Allah (cc) yolunda çalışmaya, büyük bir samimiyetle davet etmektedir. Ki artık yeni bir Ramazana, Hacivat ve Karagöz kuklalarıyla değil, şanlı Hilafet bayrağının gölgesinde girsin. Ki artık Ümmet Allah'ın (cc) izniyle, yeni bir Ramazan ayına, tarihi boyunca olduğu gibi büyük bir coşkuyla, büyük zaferlerle, Halifesinin arkasında girsin. "Bir kısım insanlar, müminlere: "Düşmanlarınız olan insanlar, size karşı asker topladılar; aman sakının onlardan!" dediklerinde bu, onların imanlarını bir kat daha arttırdı ve "Allah(c.c.) bize yeter. O ne güzel vekîldir!" dediler." (Al-i İmran/173) Esma Sıddık 18.09.2008 |