Anasayfa arrow Yazarlar arrow Mehmed AYDIN arrow Türkiye'deki Ergenekon olayının arkasındaki dış odakların deşifresi!
 [Detaylı_Ara]
Anasayfa
HİLÂFET ÖZEL
Beyanname
Siyâsi Tahlil
Kitaplar
Haber - Yorum
İktibas
Dünyada Dava
Multimedya
Fikir - İnceleme
Kavram
Sohbet
Soru-Cevap
Sizden Gelenler
Linkler
İletişim
Detaylı Arama

 Yazarlar

Editör
Esad Mansur
Esma Sıddık
Fuad Hamidoğlu
Mahmud Gıtal
Mehmed Aydın
Saliha Aydın
Sümeyye AVCI
Tahir Şanlı
Zeynep Afra
Bir Ayet

25/10 Dilerse sana, bunlardan daha iyi olan, içlerinden ırmaklar akan cennetler verebilen ve köşkler kurabilen Allah yücelerin yücesidir.
Kur'an'da Ara
Aranacak kelimeyi giriniz
  
Al-islam.com'a teşekkür ederiz.
Bir Hadis

Sirkat haddi Yüce Allah'ın; "Hırsızlık yapan kadın ve erkeğin ellerini kesiniz." (Maide: 38) ayetine göre elin kesilmesidir.
Kitap

Siyasi Meseleler [İşgâl Edilmiş Müslüman Beldeler]

Türkiye'deki Ergenekon olayının arkasındaki dış odakların deşifresi! Yazdır E-Posta
islamdevleti.org
21 Ağustos 2008 Perşembe

Ergenekon denilen örgütün varlığı ve konumu hakkında Türkiye'de çok şey yazılıp, çizildi. Lakin onun dış odaklarına olan gereksinimini ve bağımlı olmasını dile getiren çok fazla insan olmadı. İşte biz bu yazımızda bu bağlantıyı mümkün mertebe deşifre etmeye çalışacağız inşallah.

Ergenekon denilen yapının oluşumu ve onu ne amaçla kullandıklarının nedenini anlayabilmemiz için, olayı sadece Türkiye endeksli görmenin ve sadece Türkiye haber ortamlarından bilgi edinmenin, kısmen bir takım hakikatları gün ışığına çıkarabileceği gibi, olayı daha dakik ve etraflıca anlamaya yetmemektedir. Dolayısıyla dış kaynaklarada ve özellikle İngiltere ve Amerika'nın haber kanallarına yoğanlaşılması gerekmektedir. Yani dış kaynaklardan kastedilen, dış güçlerin, batının siyasi temsilcileri ve gazetecileri, bu oluşum hakkında ne gibi tavır takınıyorlar ve hangi istikamette karar aldıklarıdır.

Birde tabiki mevcut olayları anlama konusunda, sadece belirli zaman ve hadiselere odaklanmanın, işin hakikatını anlamada, yeterli olmamak birlikte, yanlış sonuclarada gebe olmaktadır. Buna verebileceğimiz şu örnek, olayı daha net izah etmeye yeterli olacaktır. Bugünlerde (ağustos 2008) yapılan yüksek askeri şurada (YAŞ), ihrac kararları çıkmamış olması ve bundandolayı özellikle CHP'yi oldukça rahatsız etmiş olması, kimilerin AKP ve TSK arasında uyum olduğu görüşünü ileri sürmelerine sebeb olmuştur. Bunun böyle olmadığını anlamak için, perdenin ardındaki gerçekleri görebilmek adına, olayı daha etraflıca ve sadece bu yıl yapılan yüksek askeri şuranın (YAŞ) göz önünde bulundurulmuş olması, bu tür yanlış tahlillere sebeb olmaktadır. Her iki senede bir yapılan yüksek askeri şuranın YAŞ toplantısını ele alınarak ve aynı zamanda her ay gerçekleşen milli güvenlik kurulu (MGK) toplantılarınıda göz önünde bulundurarak hükümet ve asker ilişkisi incelenirise, resim daha farklı şekil alacaktır. Yani işin hakikatını incelerken soyut değil somut incelmeye tabi tutulması gerekmektedir. Mevcut ergenekon olayını anlamaya çalışır iken, derin değil, yüzeysel hiç değil, aydın bir düşünce ile bakmamız gerekmektedir.

Ergenekon için, Türkiye'ye gelmiş geçmiş (yani 87 yılık ömrü içerisinde) en büyük operasyonun olduğu söylenmektedir. Şuana kadar tenkit dahi edilemiyen generallerin (emekli olsa dahi) tutuklana bilmiş olması, buna delalet etmektedir. Kralın keserim, biçerim demesi karşısında ona karşı hiç bir kuralın geçmemesine rağmen, onun sağ kolunu yakalayıp hesaba çekmesine benzer bu olay. Dolayısıyla Türkiye siyaseti açısından önemsenmesi gereken bir gelişme olarak görülmesi gerekiyor ve Türkiye üzerinden sömürüsünü devam ettirme gayreti ve çabası içerisinde olan dış odakların oluşturmuş olduğu yeni sinsi entrikalarını deşifre etme yolunda, önemli bir hadise olarak görülmesi gerekiyor. 

Gelelim dış odakların bu hadise hakkındaki demeçlerine ve onun hakkındaki tahlile:

Bu arada bu ergenekon örgütü bağlamında AKP'nin kapatılamaması olayınında ilişkilendirilmesi gerektiğini bu dış kaynaklardan anlama fırsatı bulacağız inşallah.

 

İngiltere'nın bu oluşum hakkındaki görüş ve tavırları:

 

Observer gazetesi:

 

Observer Ergenekon soruşturmasına bir tam sayfa ayırıyor...

Gazetenin İstanbul'daki muhabiri Robert Tait soruşturmanın AKP hükümeti ile "ülkenin laik seçkinleri" arasındaki gerilimin gözler önüne serdiğini kaydediyor. Muhabir, bazı yorumcuların Ergenekon soruşturmasının AKP'nin kapatılması ihtimaline karşı koz olarak kullanılabileceğini söylediğini belirtiyor. Habere eşlik eden bir makalede de "Demokrasi umutları ip üstünde" deniyor. Makalenin yazarı eski bir Robert College'li olan ve Orhan Pamuk'un Kar adlı romanını ingilizceye çeviren Maureen Freely...

Freely'ye göre Türkiye'de demokrasinin geleceği Ergenekon soruşturması ile AKP'yi kapatma davasının nasıl sonuçlanacağına bağlı. (www.bbc.co.uk/turkish/ 06.07.08)

Observer gazetesindeki Robert Tait'da ağit yorumda dikkat çeken şu çümle, "ülkenin laik seçkinleri", ve ardından gelen şu yaklaşım, ‘Ergenekon soruşturmasının AKP'nin kapatılması ihtimaline karşı koz olarak kullanılabileceğini...', onun, yani observer gazetesinin ve muhabirinin, Türkiye'de bu laik ve demokratların varlığı konusunda hiç bir tereddüt söz konusu olmadığına, gayet açık bir şekilde, ortaya koymaktadır. Son olarakta Türkiye'nin akibeti hakkında ve dolayısıyla var olan bir krizin söz konusu olduğunu, şu cümlesiyle Maureen Freely (makaleye eşlik eden) dilegetirmektedir, ‘Türkiye'de demokrasinin geleceği Ergenekon soruşturması ile AKP'yi kapatma davasının nasıl sonuçlanacağına bağlı ‘.

 

Financial Times gazetesi:

 

'Krizin bir sorumlusu da AB'

Financial Times başyazısında hem 'laik muhalefet'i hem AB'yi eleştirdi, 'Laikler, AK Parti iktidarını alaşağı etme yolundaki hatalı çabalarını gözden geçirmeli' dedi.

(NTVMSNBC | 15/07/2008)

Financial Times başyazısında ise çok net bir şekilde İngiliz siyaseti gereği sinsi bir şekilde gönderme yapılmaktadır. Hemde uyarının şekli ve uslubu çok ilginç. Çümlenin şu kısmı düşündürücü, 'Laikler, AK Parti iktidarını alaşağı etme yolundaki hatalı çabalarını gözden geçirmeli'. Bu uyarıda veya daha doğrusu birnevi tehditde denilebilir, üç tane önemli husus mevcut.

Laikler denir iken, Türkiye'de ergenekon olarak nitelendirilen terör örgütümü kastedilmektedir, yoksa sadece ana muhalefet olan CHP'mi, veya bir üçüncü ihtimal olarak gerçek muktedir güç olan türkiye silahlı kuvveti'mi (TSK)? Cümlenin akışına bakıldığında sanki okuyucu burada sadece CHP'nin kast edildiğini zannedebilir, fakat özellikle bu ergenekona bir gönderme olmadığı kesinkes söylenemez.

AK Parti (AKP) demek suretiyle ikazı alması gereken kurumların kime karşı oldukları, şüphe bırakmıyacak şekilde net olarak ortaya konmuş oluyor. Bu net tanımı laikler tanımında göremiyoruz.

Üçüncü ve son önemli ipucunu ise, çümlenin sonunda görmekteyiz, oda şu kısmı, ‘...alaşağı etme yolundaki hatalı çabalarını gözden geçirmeli'. Burada çok açık ve seçik bir şekilde laikler diye tanımladığı kişi ve kurumların, zaten önceden beri sürdürdükleri bir gayretin (onlara verilen talimatın) değiştirildiğini ve atılan adımların sonuç getirmediğini imalı bir şekilde fakat anlayana çok bariz bir şekilde dile getirilmektedir.

 

Financial Times'ın Ankara Temsilcisi Vincent Boland imzalı haberde, soruşturma şu ifadelerle yorumlanıyor:

"Ergenekon soruşturmasının, İslami eğilimli hükümet ile aralarında ordunun da bulunduğu laik elitler arasında uzun süredir devam eden güç mücadelesinin bir parçası olduğu genel kabul görüyor. Soruşturma ayrıca, iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisinin kapatılması ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da dahil, liderlerinin kamu hayatından yasaklanması kararı alınabilecek davayla da ilişkilendiriliyor."

Burada AK Partiye, açık bir şekilde bir sıfat giydirildiğine şahit oluyoruz, ki bu batı medyasında genel bir kabul  gördüğüde söylenebilir. Fakat bu sefer laikler elit tabaka olarak nitelendirildikten sonra, orduyuda işin içine katmış olması, yine hiç şüpheye yer vermiyecek bir şekilde Türkiye siyasetinin, iki kutup şeklinde bir siyasi arena olduğu dile getirilmiş oluyor. Ergenekon soruşturmasını, AKP'nin kapatma davası ile alaka kurulmuş olması, onları yani laik tabakanın güdümcüsü olan İngilizlerin, kendi hamlelerine bir revanç niteliğini taşıdığını, çok net bir şekilde anladıklarına bir işarettir.

Financial Times, başyazılarından birini de bu konuya ayırmış.

"Uzlaşma yolu bulunmalı"

"Ergenekon" soruşturmasının AKP'ye karşı açılan kapatma davasıyla aynı döneme denk düştüğünün de hatırlatıldığı yazı şöyle devam ediyor:

"Davalar şimdi tabii ki siyasi müdahale olmadan devam etmeli. Ancak daha temelde laikler, parlamentoda büyük bir çoğunluğa sahip olan AKP'yi iktidardan düşürmek için harcadıkları akıllıca olmayan çabayı gözden geçirmeliler. Parti de, türbanı gündeminin bu kadar üst sıralarına almamalıydı. Ancak sonuçta, çağdaş yüzlü İslami bir siyaset geliştirdikleri için övgüyü hak ediyorlar. Kırsal kesimlerdeki yoksulların gelirlerini de artıran ekonomik sicilleri de ortada. Laikler, demokrasi İslamcı hükümetler ürettiğinde de, bu hükümetler demokratik hakları tehdit etmediği sürece, ki AKP bunu yapmadı, oy verenlerin kararını kabul etmeli. Ülke geliştikçe, Türkiye'nin İslamcıları ve laikleri uzlaşma yolları bulmalı. Aksi takdirde her iki tarafın da istediği modern ulus zarar görecek. Türban konusunda mantıklı bir uzlaşma iyi bir başlangıçolabilir."

(www.bbc.co.uk/turkish/ 15.07.08)

Yine burada çok açık bir şekilde laiklere bir uyarı ve ikaz var, 'AKP'yi iktidardan düşürmek için harcadıkları akıllıca olmayan çabayı gözden geçirmeliler'. Ardından çok ilginç bir şekilde hem övgü ile birlikte, yani laiklere nazaran, AKP'ye karşı bir nasihat babından bir uyarı var; ‚Parti de, türbanı gündeminin bu kadar üst sıralarına almamalıydı. Ancak sonuçta, çağdaş yüzlü İslami bir siyaset geliştirdikleri için övgüyü hak ediyorlar.' Sanki bu şekilde bir nasihatda bulunur iken, AKP'nin bu islami özelliğini birilerine örnek teşkil edebileceğine bir işaret var. Zaten yazının devamındada çok sinsi bir şekilde uyarı ve övgü karışımı bir uslupla laiklere sanki bu göndermeyi yapıyor ve şunları dile getiriyor, 'Laikler, demokrasi İslamcı hükümetler ürettiğinde de, bu hükümetler demokratik hakları tehdit etmediği sürece, ki AKP bunu yapmadı, oy verenlerin kararını kabul etmeli.' Cümlenin sonunda ise sanki ileride çıkacak siyasi ortamın ön analizini yapıyorcasına şu orta yol çaresini dilegetirmektedir, 'Ülke geliştikçe, Türkiye'nin İslamcıları ve laikleri uzlaşma yolları bulmalı.' Ardından ise Amerika ve İngiliz güdümlü güçlerin bu orta yolda niye uzlaşmaları geretiğinide şu çümle ile noktalıyor, ' Aksi takdirde her iki tarafın da istediği modern ulus zarar görecek. Türban konusunda mantıklı bir uzlaşma iyi bir başlangıçolabilir.'

 

Guardian gazetesi:

"Mücadele Türkiye'nin geleceği için"

Guardian'ın soruşturmayla ilgili haberi "Türkiye'nin geleceğiyle ilgili mücadele yoğunlaşırken, laiklere suçlamalar yöneltildi" başlığını taşıyor.

Guardian da haberinde AKP'ye karşı açılan kapatma davasıyla, "Ergenekon" soruşturması arasında ilişki kuruyor.

Haberde dikkat çeken satırlar şöyle:

"Bu iki dava, Türkiye'nin kendisi uğruna verilen bir mücadeleyi temsil ediliyor. Bu mücadelenin bir tarafı da, başta ordu ve yargı olmak üzere, AKP'nin Atatürk zamanında kurulan laik sistemi yıkma amaçları olduğundan şüphe duyan, ülkenin eski muhafızları. Geleneksel olarak laikliğin bekçisi olarak görülen ordu, bazı eski mensuplarının gözaltına alınmasına karşın, Ergenekon'la herhangi bir ilişkisi olduğu iddialarını reddediyor. Soruşturmayı eleştirenlerse AKP'nin kapatma davasına misilleme olarak muhaliflerine karşı bir cadı avı başlattığını söylüyor."                                         (www.bbc.co.uk/turkish/ 15.07.08)

Guardian gazetesi ise bulanık havayı biraz daha aydınlattığını görüyoruz şu çümleleri ile, 'Bu mücadelenin bir tarafı da, başta ordu ve yargı olmak üzere, AKP'nin Atatürk zamanında kurulan laik sistemi yıkma amaçları olduğundan şüphe duyan, ülkenin eski muhafızları.' Burada Laikler diye nitelendirilen kurumların kim olduğu ve kendi aralarında ikiye bölündüğünü dilegetirilmektedir. Bu laik kurumları şu şekilde sıralayabiliriz:

Başta ordu, daha sonra yargı ve sonra siyasi kolu olan CHP ( burada ismen zikredilmediği halde) ve son olarakda laiklerin, radikal diye nitelendirdikleri eski muhafızlar, yani ERGENEKONCULAR.

 

Independent gazetesi:

"Davanın konusu sadece İslam ve laiklik değil. Bu, ülkenin 85 yıllık tarihinde hiç olmadığı kadar süratle geçirmekte olduğu bir değişimin de bir yan ürünü... Geçmişte ülke sivil siyasetçiler ve ordudan oluşan bir koalisyonla yönetiliyordu. Beş kez başbakanlık yapan Süleyman Demirel bir zamanlar "davul siyasetçilerin elinde, ama tokmağı başkasında" demişti. AB sürecindeki reformlar ve AKP'nin seleflerinin aksine iktidarı paylaşmaya yanaşmaması, bu dengenin daha da bozulmasına yol açtı. Yorumcu Metin Münir bunu 'Kaos, Türkiye'nin hem eski sistemi hem de kendisini, Erdoğan'ın iradesine tabi kılmayı istememesinden kaynaklanıyor' diye açıklıyor..."

İndependent gazetesinin ise 29.07.08 tarihli yazısında ise, AKP döneminden önce kendi istekleri doğrultusunda, ülkeyi sivil siyasetçiler ile ordudan oluşan bir koalisyonla yönetildiğini dile getirir iken, aslında tüm bu son gelişmelerin, İngiliz güdümlü olan Türkiye'nin Amerikan güdümlü bir konuma girme meslesi olduğunu, en başta şu cümle ile noktalıyor, ‘Davanın konusu sadece İslam (akp) ve laiklik(chp, ordu, yargı) değil'.

 

"DOĞRUDAN DEVLETİN GELECEĞİ SÖZKONUSU"

Yine Independent'ta yazan Adrian Hamilton davada "doğrudan devletin geleceği söz konusu" görüşünü vurguluyor:

"Türklerin çoğu, bu nedenle Ergenekon savcısının kozlarını zorlamaması karşılığında, Anayasa Mahkemesi'nin kozlarını zorlamaması gibi bir uzlaşmaya varılmasını, ya da en azından Anayasa Mahkemesi'nin hükmünü AKP'yi devlet fonlarından mahrum bırakmakla sınırlı tutmasını umuyor.

 (www.bbc.co.uk/turkish/29.07.08)

 Hatırlanacağı üzere 30.07.08 tahrihinde Anayasa mahkemesi başkanı Haşim Kılıc tarafından 6/5 karşılığında AKP'nin kapatılmadığını bildirmişti. Ardından 10/1 olarakta devlet hazinesinin %50' sinden mahrum olduğuna karar verildiğini duyurmuştu.

İşte tam bu karar hakkında İndependent gazetesinin ise 29.07.08 tarihli yazısında, yani mahkemenin karar vermesinden bir gün önce bunun duyurulmuş olması, acaba neye delalet ediyor ?. Herhalde biraz anlatmış olduğumuz tüm mezkur olayları okumuş iseniz, neden bu cevabın bir gün öncesinden ingiliz gazetesinde yayınlandığını anlayabilirsiniz.

 

Amerika'nın bu oluşum hakkındaki görüş ve tavırları:

 

CNN Türk:

 

"Ergenekon Türkiye'nin iç meselesi"

ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Sean McCormack, Türkiye'de yürütülen 'Ergenekon' soruşturmasıyla ilgili tutuklamaların Türkiye'nin iç meselesi olduğunu söyledi.

McCormack, günlük brifinginde tutuklamalarla ilgili ABD Dışişleri Bakanlığı'nın görüşünün sorulması üzerine, "Bu, Türk hükümetinin üzerinde yorum yapabileceği bir konu. Türkiye'nin iç meselesı" dedi.


 McCormack, "Bugünlerde Türk mahkemelerinin ele aldığı birçok mesele var ve biz Türk demokrasisinin yasaları ve anayasası çerçevesinde bu konuları çözümleyebileceğinden tamamen eminiz" diye konuştu. (cnnturk.com / 07.07.08)

 

İngiliz zihniyetine karşılık, Amerika'nın dışişleri bakanlığının sözcüsünün Ergenekon hakkındaki sözleri, Amerika'nın bu oluşum hakkındaki duruşunu, gayet açık bir şekilde ortaya koymaktadır. AKP'nin Türkiye üzerinden başlatmış olduğu bu girişimin, bu şekilde nitelendirilmiş olması ister istemez akla bu oluşum hakkında Amerika'nın menfaat umduğunu ve onun isteği doğrultusunda hareket eden AKP'nin aleyhine yapılan kapatma davasına rövanş olarak görülmesine sebeb olmaktadır. Ergenekonun oluşumunda ister Amerika'nın isterse İngiltere'nin parmağı olsun fark etmez, Amerika'nın bu oluşumdan istifade ettiği gayet açık.

 

New York Times gazetesi:

Ergenekon fos çıkabilir Amerikan gazetesi, geçmişi örnek gösterdi ve "Grubun yargılanması konusunda başarı sağlanıp sağlanamayacağı belli değil"

diye yazdı  İSTANBUL'DA yürütülen ve Türkiye'nin gündemine oturan "Ergenekon Operasyonu", Amerikan New York Times gazetesine haber oldu.

Gazetenin Türkiye muhabiri Sabrina Tavernise imzalı haberinde operasyonun "Aşırı milliyetçilere karşı çok uzun yıllardan sonra gerçekleştirilen en büyük operasyon olduğu"na dikkat çekti. "Yabancı düşmanı" olarak nitelendirdiği aşırı milliyetçi grubun üç Hıristiyan misyonerin ve gazeteci Hrant Dink'in öldürülmesi olayları ile bağlantı kuşkusunun bulunduğunu belirten gazete, Türk basınının, grubu, Soğuk Savaş döneminde Avrupa'da olası bir Sovyet işgaline karşı İngiltere ve ABD'nin teşvik ettikleri anti komünist paramiliter organizasyonlara benzettiklerine işaret etti.

Eski tüfeklerle bağlantı.Gazete haberinde şöyle denildi: "Bu grubun askeriyeyi, yargıyı ve ülkenin bürokrasisinin büyük bir bölümünü kontrol eden katı laik elitin eski tüfekleri ile ne ölçüde bağlantılı olduğu belli değil. İki grup, Türkiye konusunda dinsel ve etnik azınlıklar ile bozulmayan saf Türk-Müslüman milletine dayalı benzer şoven vizyona sahip". NYT, Türk otoritelerinin geçmişte yaşandığı gibi grup hakkındaki yasal işlemlerde başarı sağlanabileceğinin belli olmadığını da savundu.

NYT gazetesinin Türkiye muhabirinin bu yorumu, çok sert bir uslup ile, dile getirip bu gurubu yabancı düşmanı olarak nitelendirmesi ve öldürülen kişilerin hiristiyan ve yabancı kesimden olmuş olması, bu örgüte karşı tutumunu gayet net bir şekilde ifade etmiş oluyor. Yine gazete şu yorumu ile laik diye nitelendirilen ingiliz cuntayı ifşa etmiş oluyor, ‘Bu grubun askeriyeyi, yargıyı ve ülkenin bürokrasisinin büyük bir bölümünü kontrol eden katı laik elitin eski tüfekleri ile ne ölçüde bağlantılı olduğu belli değil.'... Son olarak da Adnan Menderes döneminden beri, bu derin devlet olarak bilinen İngiliz kanadına karşı, yapılan tüm girişimlerde olduğu gibi başarısızlık ihtimalininde büyük bir olasılık olabileceğini şu ifadelerle dile getiriyor, ‘NYT, Türk otoritelerinin geçmişte yaşandığı gibi grup hakkındaki yasal işlemlerde başarı sağlanabileceğinin belli olmadığını da savundu.'

Yapılan bu tahlillerden sonra, herhalde herzaman olduğu gibi, kafir batının uşakları, müslümanları oyalayıp, hatta onların gözünü korkutmaya devam etmektedirler. Kendi menfaatları uğrunda aynı ideoloji'ye ait oldukları halde, birbirlerine karşı müslümanların üzerinden, hertürlü siyasi ve fikri mücadeleye başvurmaktadırlar. Uslup farklı olsada özellikle Adnan Menderes döneminden sonra, İngiliz, Amerikan çatışması her zaman olduğu gibi en sinsi ve çirkin bir şekilde devam etmektedir. İkinci Raşidi Hilafet kurulmadığı müddetçe de bu rezil konumdan kurtulmamız kesinlikle mümkün değildir.

Türkiyenin konumu ve dünya üzerindeki önemi, hem stratejik olsun hemde ümmetin devleti olan hilafetin oradan yıkılmış ve inşallah oradan kurulabileceği endişesi açısından olsun, hertürlü siyasi çatışmanın gerçekleşdiği ve neredeyse günü birlik siyasi veya fikri bir takım tuzak ve hilelerin oluşturulduğu bir ülke halini almış. Belkide tüm bu oluşumlardan, bu ülkeyi yöneten, muktedir güçün, karşısına çıkmış olan Amerikan uşaklarının oynamış oldukları muhafazakar çizgiyi, onlarda, yani İngiliz uşaklarıda uslup olarak benimsemesi, mümkün olan sinsi ve tehlikeli bir oyun haline gelebilir. Zaten ümmeti muhammedin konumu, hem dini konularda olsun, hemde siyasi analizler açısından olsun, çok vahim bir durumda olduğu için, yapılan bu münafıkca siyasi tuzaklar oldukça tehlike arz etmektedir. Bu yüzden ümmetin, dini hakikatları bilmesi ne kadar önemli ise, siyasi oluşumlar hakkında haberdar olmalarıda bir o  kadar önemlidir. İnşallah en kısa zamanda Allah'ın izni ve yardımı ile, gerçek siyasi müslüman kimlikleri, geçmişte olduğu gibi, bugünde bu batı uşaklarına karşı gereken en sert ve doğru tavrı takınacaktır.

Mehmet Aydın

13.08.2008

< Önceki   Sonraki >
05 Aralık 2008 Cuma

Tarihin En Büyük Hilâfet Konferansı Gerçekleştirildi

.:: ALINTI ::.
 
Laik değerlerin kadınlara yeni eziyeti
Asma Saleem | 26.10
 
Kapitalizmin son aşaması: Birleşik devletçi devletler topluluğu
Kaan Benli | 24.10
 
İslam Medeniyeti ve Bilim
| 18.10
 
Halifeye ne kadar ödeme yapılır?
Abdul Kareem | 12.05
 
Filistin'in Tibet'ten eksiği ne?
| 23.04
 
FATİH SULTAN MEHMED'İN AYASOFYA VAKFİYESİ
| 15.04
| Anasayfa :: Yazarlar :: Beyan /Bildiri :: Basın Açıklamaları :: Siyâsi Tahlil :: Kitap :: Haber - Yorum :: Linkler :: İletişim |