Anasayfa arrow Yazarlar arrow Esma Sıddık arrow Kardeşlerimizi derhal serbest bırakın!
 [Detaylı_Ara]
Anasayfa
HİLÂFET ÖZEL
Beyanname
Siyâsi Tahlil
Kitaplar
Haber - Yorum
İktibas
Dünyada Dava
Multimedya
Fikir - İnceleme
Kavram
Sohbet
Soru-Cevap
Sizden Gelenler
Linkler
İletişim
Detaylı Arama

 Yazarlar

Editör
Esad Mansur
Esma Sıddık
Fuad Hamidoğlu
Mehmed Aydın
Tahir Şanlı
Zeynep Afra
Bir Ayet

18/82 "Duvar ise, şehirde iki yetim erkek çocuğa aitti. Duvarın altında onların bir hazinesi vardı; babaları da iyi bir kimseydi. Rabbin onların erginlik çağına ulaşmasını ve Rabbinden bir rahmet olarak hazinelerini çıkarmalarını istedi. Ben bunları kendiliğimden yapmadım. İşte dayanamadığın işlerin içyüzleri budur."
Kur'an'da Ara
Aranacak kelimeyi giriniz
  
Al-islam.com'a teşekkür ederiz.
Bir Hadis

"Cihadın en üstünü, zalim idareciye karşı söylenen hak sözdür." Ahmed b. Hanbel, Mükessirin, 10716)
Kitap

Siyasi Meseleler [İşgâl Edilmiş Müslüman Beldeler]

Kardeşlerimizi derhal serbest bırakın! Yazdır E-Posta
Esma Sıddık
07 Haziran 2008 Cumartesi

Erzurum Emniyet Müdürlüğünden yapılan açıklamada, Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerinin 2 Haziran'da, 7 ayrı yere eş zamanlı düzenlenen operasyonda, Hizb-ut Tahrir üyesi olduğu belirlenen ve aralarında partinin üst düzey sorumlularının da bulunduğu iddia edilen 8 kişinin gözaltına alındığı belirtildi.

Zanlıların ev ve iş yerlerinde yapılan aramalarda Doğu Anadolu Bölgesi'nde dağıtılmak üzere hazırlanan 3 bin 200 adet bildiri ele geçirildiği de bildirildi. Zanlılar, adliyeye sevk edilirken tekbir getirdiler.

Konuyla ilgili Erzurum Emniyet Müdürlüğü'nden yapılan açıklamada da şöyle denildi:
"Ülkemiz genelinde faaliyet gösteren, ümmetçilik anlayışı kapsamında tüm Müslümanları halife etrafında toplayarak Şer'i esaslara dayalı Hilafet Devleti (Raşidi Hilafet Devleti ) kurmayı amaçlayan, Hizb-ut Tahrir (İslami Kurtuluş Partisi ) adına ilimizde faaliyet yürüttükleri tespit edilen ve aralarında örgütün üst düzey sorumlularının da bulunduğu toplam 8 şüpheli yakalanarak gözaltına alınmıştır. Yakalanan şahısların ev ve işyerlerinde yapılan aramada ilimiz ve bölge illerine dağıtıma hazır koliler içerisinde 3 bin 200 adet örgütsel doküman, kitap, broşür, dergi ve örgütsel bildiriler ile elde edilen örgütsel dokümanların çoğaltılması amacıyla arşivlendikleri bilgisayar, flash bellek ve CD'ler ele geçirilmiştir. Yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan şüpheliler haklarında düzenlenen tahkikat evrakları ile birlikte adli makamlara sevk edilmiştir."
(Kaynak: ajanslar)

3 mart 1924'den bu yana birşey değişmedi. Müslümanlar hala sahipsiz ve korumasız. Çünkü onları koruyan kalkan 84 yıl önce ellerinden alındı. Dolayısıyla Müslümanlar aşağılanmalara, tutuklanmalara, işkencelere maruz kaldılar. Bunlardan biri de yukarıda belirtildiği gibi geçtiğimiz günlerde, 2 Haziranda gerçekleşti. Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri kardeşlerimizi tutukladı...

Osmanlı topraklarında bulunan zalim yönetim, Osmanlının torunlarına, Muhammed-ül Eminin Ümmetine, Müslümanlara eziyet etmektedir. Tutuklamaktadır, sorgulamaktadır ve mahkûm etmektedir. Peki neden?!

Allahu Teala'nın farz kıldığı ve atalarımızın uğruna can verdikleri ‘emri bil maruf ve nehyi anil münkeri' yapmaktan, yani İslam davasını hakkıyla taşımaktan ötürü tutuklandı kardeşlerimiz. Kardeşlerimiz terörist değiller.

Hizb-ut Tahrir terör örgütü değildir ve Resul'ün (sav.) metodu gereği asla şiddete başvurmaz... baş vurmayacaktır da.

Hizb-ut Tahrir, ideolojisi İslam olan, İslam devletini kurmak için çalışan bir siyasi partidir.

Her fırsatta atalarıyla gurur duyduğunu söyleyen Türkiye Cumhuriyetinin zalim yönetimini, samimiyetle Allah'ın (cc) dinine bağlanmaya davet ediyoruz. Derhal kardeşlerimizin serbest bırakılması istiyoruz! 

Ve kardeşlerimizin tutuklanması emrini verip, düğmeye basanların atalarının, gerçekten Osmanlının olup olmadığını sormaktan da kendimizi alıkoyamıyoruz.    

Tüm İslam aleminde olduğu gibi, Türkiye'de ki Müslümanlarda Raşid bir Halifeden yoksundur. En yoğun duygularla, Kalkanımızın yokluğunu hissediyor ve bu hayatı garip olarak yaşıyoruz.

Cihada çıkıp, savaşın en şiddetli yerinde, ordusunun en ön saflarında kahramanca savaşan Halifelerin özlemini çekiyoruz. Askerlerini politikası ve menfaati gereği kendi elleriyle öldüren liderler değil, Allah'tan (cc) masum askerlerinin canlarını bağışlanmasını isteyen Halifelerin özlemini çekiyoruz.

İslam'ı yeryüzünde hakim kılmak için, seve seve kendi canını kurban etmek isteyen, Sultan Murad Han gibi Halifelerin özlemini çekiyoruz.  

Bu noktada Sultan Murad Han'nın kahramanlık destanını ve o meşhur duasını aktarmadan geçemiyoruz:

8 Ağustos 1389 muhârebe öncesi Kosova'da şiddetli fırtına vardı, göz gözü görmüyordu ve o gün Berât Gecesiydi. Akşam çadırına çekilen Sultan Murâd Han, Berât Gecesini ihyâ edip namaz kıldı. Kur'ân-ı Kerîm kıraât ettikten sonra, seccâdesinin üzerinden kalkmadan târihe geçen şu duâyı okudu: "Ey Rabbim! Bu fırtına, şu âciz Murâd kulunun günahları yüzünden çıktıysa, mâsum askerlerimi cezâlandırma. Onları bağışla... Allah'ım... Onlar ki, buraya kadar, sâdece senin adını yüceltmek, İslâm dînini kâfirlere duyurmak için geldiler. Bu fırtına âfetini, onların üzerinden def eyle... Senin şânına lâyık bir zafer kazanmalarını nasip eyle. Onlara öyle bir zafer kazandır ki, bütün Müslümanlar bayram ede... Müslümanları mansûr ve muzaffer eyle. Ve dilersen o bayram gününde şu Murâd kulun sana kurbân olsun... Önce beni gâzi kıldın, sonra şehid et..."

Çok geçmeden rahmet bulutları görüldü. Kosova Meydanı üzerine sağanak hâlinde yağmur boşandı. Rüzgâr durdu. Toz bitti. Düşman, çetin bir vuruşma sonunda perişan olup kaçmaya başlamış, Sultan Murad'ın duası kabul olmuştu.

Sultanın şehîd olmadan önceki son sözleri şunlardı:

"-İslam'ın muzafferiyeti, benim şehid olmama bağlı ise, şehidlik şerbetini nasib buyurmasını Cenâb-ı Hakk'dan duâ ve niyaz etmiştim. Demek ki duam kabul buyruldu. Allah'a hamd ve senâ olsun ki, İslâm askerlerinin zaferini gördükten sonra hayatım son bulmaktadır!..

Ben artık sizleri, muzaffer askerlerimi ve devletimi Mevlâ'ma emânet ediyorum.."

 

Bu sözlerinin ardından Sultan Murad ebedîyete uğurlandı, zafer ve arkasından da şehîdlik gerçekleşmişti. 9 Ağustos 1389 günü yapılan Kosova Meydan Muhârebesinde Birinci Murâd Han büyük bir zafer kazandı.

Ya Rabbi! Kosova'da savaşan askerlerine yardım ettiğin gibi, tutuklanan o kardeşlerimize de yardım et, biran evvel yardımını gönder!

Ya Rabbi! Bizleri ‘emri bil mağruf ve nehyi anil münkeri' yapanların mertebesine yükselt!

Ya Rabbi! İslam'ın nurunu tekrar parlatabilmeyi nasip et!

Ya Rabbi! Dinime yardım edin, Bende size yardım edeyim buyurdun.

Ya Rabbi! Dinine yardım etmeyi, ayaklarımızı bu ilahi davada sabit kılmayı nasip et!

Esma Sıddık

< Önceki   Sonraki >
07 Ekim 2008 Salı
Saliha Aydın
Sümeyye AVCI
Mahmud Gıtal

Tarihin En Büyük Hilâfet Konferansı Gerçekleştirildi

.:: ALINTI ::.
 
Halifeye ne kadar ödeme yapılır?
Abdul Kareem | 12.05
 
Filistin'in Tibet'ten eksiği ne?
| 23.04
 
FATİH SULTAN MEHMED'İN AYASOFYA VAKFİYESİ
| 15.04
 
Dünya üç devrimi birden yaşıyor
Henry A. Kissinger | 08.04
 
Kill a Hundred Turks and Rest (İngilizce)
Uri Avnery | 10.03
 
Afganistan'daki NATO Soykırımı
Ali Khan | 07.03
| Anasayfa :: Yazarlar :: Beyan /Bildiri :: Basın Açıklamaları :: Siyâsi Tahlil :: Kitap :: Haber - Yorum :: Linkler :: İletişim |