|
Terörist varlık İsrail geçen haftalar, Siyonist İsrail varlığının kuruluşunun (Filistin'i İşgalin) 60. yılını kutladı. Müslümanların vücutlarını daraltan, kalbe saplanan bu hançerin üzerinden tam 60 yıl geçmiştir. Dile kolay, tam 60 yıl! Uzun süren bir yas!
60 yıl önce; İsra-Miracın kalbi olan beldeye gayri meşru varlık bir ur olarak İsrail sömürgeciler tarafından dikildi. Geçen bu 60 yılda ümmetin bir parçası olan Filistin; - Kitleler halinde kovulmaları gördü, - Toplu katliamları gördü, - Filistinlilerin ellerinden zorla alınan mülklerin kamulaştırılmalarına şahit oldu, - Filistin beldesinin örülen duvarlarla açık hapishaneye dönüştürülmesine tanıklık etti, - Hain, satılmış liderlerin bir ihanetinden başka bir ihanetine uğramaktan kendini kurtaramadı. - Sahipsiz kaldı, ümmetin diğer evlatları tarafından unutuldu, kan emici İsrail varlığının pençeleri arasına terk edildi. Ey Müslümanlar! Filistin'in bu durumuna kayıtsız kalmanızın hiçbir mazereti ve Şer'i dayanağı olduğunu iddia edemezsiniz. Filistin sizin vücudunuzun bir parçasıdır. Aynen; Suriye, Irak, Kosova, Cezayir, Afganistan beldeleri gibi. Vücudunuzun bir uzvunu yok sayamazsınız. Bu vücuttan bütün işgallerin sökülüp atılması kaçınılmazdır. Hatta kaldırmak bütün Müslümanların üzerinde ağır bir vecibe olarak durmaktadır. Hele hele Miracın gerçekleştiği Filistin'den İsrail varlığını söküp atmak ise farzların en önde gelenlerindendir. Bu işgali kaldırıp o toprakları Hilafet otoritesinin altında olduğu 1917'lere geri döndürmelisiniz. Bu dönüşün Raşidi olanı ise elbette candan istenenidir. Filistin'e çözüm; Filistin'e sınırlar çizmek veya 1967 sınırlarına dönmekle, uzlaşmalar aramakla mümkün değildir. Filistin'e çözüm; Amerika'da, İngiltere'de, Birleşmiş Milletlerde değildir. Onların hakem kılınması ise asla değildir. Allahu Teala şöyle buyurdu: "Ey inananlar! Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olan kimseleri dost edinmeyin. Onlar size gelen gerçeği inkar ettikleri, Rabbiniz Allah'a inandığınızdan dolayı Resulü ve sizi (yurdunuzdan sürüp) çıkardıkları halde siz onlara sevgi ulaştırıyorsunuz. Eğer benim yolumda savaşmak ve benim rızamı kazanmak için çıktınızsa içinizde onlara sevgi mi gizliyorsunuz? Oysa ben sizin gizlediğiniz ve açığa vurduğunuz her şeyi bilirim. Sizden kim bunu yaparsa doğru yoldan sapmış olur." (Mümtehine 1) "Ey iman edenler! Yahudileri ve Hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden kim onları dost edinirse, şüphesiz o onlardan olur. Şüphesiz Allah, zalim kavmi doğru yola iletmez." (Maide 51) Allah, kafirlerle uzlaşmaktan men etmiştir. İslam toprakları ancak Müslümanların otoritesi altında olur. En ağır şartlarda dahi uzlaşma asla kabul edilmez. Tarihte de Müslümanların işgal edilen beldeler için uzlaştığına rastlanmaz. Haçlı sürüleri tarafından işgal edilen ve üzerinden 200 yıl geçen dönemde de Müslümanlar asla uzlaşma yoluna gitmiş değillerdir. Haçlı sürüleri Selahaddini Eyyubi tarafından işgalciler sökülüp atılmışlardır. İslam beldeleri üzerinde kafirlerin ve İsrail varlığının işgalini meşrulaştırmak için uzlaşı arayanlar ne bir İslami kişiliğe ne de bu ümmetin evlatları olama vasfına haiz olamazlar. Ey Müslümanlar! Zaferin (nusretin) Allah'tan geldiğine inanmalı ve anlamalıyız. Bize (Müslümanlara) zaferi bahşedecek olan Allahu Tealadır. Allah Subhanehu Teala zaferi bahşetmeden önce büyük imtihanlara tabi tutmaktadır. Allahu Tealanın gösterdiği yolda yürüyerek mücadeleye devam etmek sebat ve sabır gerektirir. Allahu Teala nusreti sadece Müslümanlara verecektir. Müslümanlar taviz vermeden, kafirleri dost edinmeden sadece Allah'a güvenip dayanırlarsa bu azimlerinin karşılığını mutlaka alacaklardır. Allahu Teala şöyle buyurdu: "Yoksa siz, kendinizden önce gelip geçenlerin hali (uğradıkları sıkıntılar) başınıza gelmeden cennete girivereceğinizi mi sandınız? Onlara öyle yoksulluklar, öyle sıkıntılar dokundu ve öyle sarsıldılar ki, hatta peygamber ve beraberinde iman edenler: "Allah'ın yardımı ne zaman?" derlerdi. Bak işte! Gerçekten Allah'ın yardımı yakındır." (Bakara 214) Ey Müslümanlar! Allah'ın zaferini beklerken uluslar arası baskılar altında kalma korkusundan uzlaşma yönüne veya bu baskıları azaltmak için Allah'ın hükmünü gizleme yönüne asla gidilmemelidir. Eziklik göstererek onlara lisanımızı ve düşüncemizi yumuşatmamaya kalkışmamalıyız. Allahu Teala şöyle buyurdu: "Muhakkak siz, mallarınız ve canlarınız hususunda imtihan olunacaksınız. Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve Allah'a ortak koşanlardan size eziyet verici bir çok söz işiteceksiniz. Eğer sabreder ve Allah'dan gereği gibi korkarsanız, şüphesiz işte bu azmi gerektiren işlerdendir." (Al-i İmran 186) Filistin toprakları, İslam'ın topraklarıdır ve asıl sahipleri Müslümanlardır. Dolayısıyla Filistin'i işgal edenler oradan çıkarılmalıdır ve o beldeden sürgün edilmelidir. Çünkü onlar, işgalcilerdir. İslam, İslam beldelerinin işgal altında kalmasını ve bu şekilde yaşanmasını yasaklar. Filistin, kıyamet gününe kadar Müslümanların beldesi olarak kalacaktır. Onun serbest bırakılması veya işgalden kurtarılması; hain Arap yöneticilerinin ihanet ve utanç verici antlaşmalarıyla gerçekleşmeyecektir. Çünkü onlar teslimiyetçi ve korkaktırlar. İsrail'in her talebine boyun eğiyorlar, ona teslim oluyorlar. Ey Müslümanlar! Filistin'in kurtarılması; hain yöneticileri yerlerinden indirmek, Yahudi varlığını söküp atmak için Hilafetin tekrar kurulması için çalışmalıyı kaçınılmaz kılıyor. Müslümanların Mescid-i Aksa'yı ziyareti İsrail varlığının oradan kovulması ile mümkün olacaktır. Allahu Teala şöyle buyurdu: "Allah sizi, din hakkında sizinle savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayan kimselere iyilik etmekten, onlara adaletli davranmaktan men etmez. Çünkü Allah adalet yapanları sever. Allah sizi, ancak sizinle din hakkında savaşan, sizi yurtlarınızdan çıkaran ve çıkarılmanız için yardım eden kimselere dost olmaktan men eder. Kim onlarla dost olursa işte zalimler onlardır." (Mümtehine 8-9) Filistin'in doğal durumu Hilafetin otoritesi altında olmasıdır. Medine'nin, İstanbul'un Hilafetin başkenti olduğu gibi İnşaAllah Kudüs'te Hilafetin başkenti olacaktır. |