Anasayfa arrow Yazarlar arrow Esma Sıddık arrow Müslümanlara Çin işkencesi!
 [Detaylı_Ara]
Anasayfa
HİLÂFET ÖZEL
Beyanname
Siyâsi Tahlil
Kitaplar
Haber - Yorum
İktibas
Dünyada Dava
Multimedya
Fikir - İnceleme
Kavram
Sohbet
Soru-Cevap
Sizden Gelenler
Linkler
İletişim
Detaylı Arama

 Yazarlar

Editör
Esad Mansur
Esma Sıddık
Fuad Hamidoğlu
Mahmud Gıtal
Mehmed Aydın
Saliha Aydın
Sümeyye AVCI
Tahir Şanlı
Zeynep Afra
Bir Ayet

17/16 Bir şehri yok etmek istediğimiz zaman, şımarık varlıklarına yola gelmelerini emrederiz, ama onlar yoldan çıkarlar. Artık o şehir yok olmayı hakeder. Biz de onu yerle bir ederiz.
Kur'an'da Ara
Aranacak kelimeyi giriniz
  
Al-islam.com'a teşekkür ederiz.
Bir Hadis

İsrail oğulları Nebiler tarafından siyaset (idare) ediliyordu. Bir Nebi öldüğünde onu başka bir Nebi takip ediyordu. Artık benden sonra Nebi yoktur. Fakat bir çok Halife olacaktır." Oradakiler dediler ki; Bu durumda bize ne yapmamızı emredersin? Dedi ki: "İlk biat edilene vefakâr olunuz onlara karşı olan vazifelerinizi yerine getiriniz. Muhakkak ki Allah size karşı olan vazifelerini yapıp yapmadıklarını onlara soracaktır." (Müslim H. No: 1842 Buhari)
Kitap

Siyasi Meseleler [İşgâl Edilmiş Müslüman Beldeler]

Müslümanlara Çin işkencesi! Yazdır E-Posta
islamdevleti.org
23 Mayıs 2008 Cuma

cin-zulmu-bTibet sınırlarında devlet karşıtı ayaklanmaların artmasıyla Çin hükümeti, kargaşanın Doğu Türkistan (Xinjiang) sınırlarına da  yayılmamasını sağlamak için sert tedbirlerini arttırmaktadır.

Almanya merkezli, Dünya Uygur Kongresi (World Uyghur Congress) başkanı Rebiya Kadeer, Toronto Star'da, bazı tedbirlere değindi.

"Sokaklarda 3 veya 4 (Müslüman olan) Uygurlu biraraya  geldiği zaman, bir minibüs beliriyor ve sivil polisler geliyorlar. Onları dağıtıyor veyahut götürüyorlar. Çin otoritelerinin, hiç birşey olmamasından emin olmak için Uygur okullarına sivil Çin polislerini gönderdiklerinide öğrendim..." (1)

Tüm dünyada Tibet halkının mücadelesi sempatiyle karşılandı fakat Doğu Türkistan Müslümanlarına çok az ilgi gösterildi.

Georgetown üniversitesinde, tarih profesörü ve Doğu Türkistan uzmanı olan, James Millward, bu eşitsizliği bir Çin özdeyişiyle açıkladı: "Tibetliler pandalar gibidirler. Uygurlular develer gibidirler. Pandalar sevimlidirler. Tibet budizmine karşı büyük sempati duyulmaktadır ve ondan korkulmamaktadır. Develer huysuz, sinirli hayvanlardır, yani yanaşmayı istemediğiniz birşey. Buna rağmen pandalar ve yabani develer, her ikiside yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan türlendendir." (1) 

 

Doğu Türkistan coğrafyası ve demografisi

 

Büyük Türkistan'nın parçaları, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Özbekistan ve Türkistan'ı içeren bölge, günümüzde Batı Türkistan olarak bilinmektedir. İki asırdır Çin işgali altında olan bölge, Çin'nin yüz ölçümünün 1/6 oluşturmaktadır. 19. asırda bölge Çin imparatorluğuna dahil edildiğinde, adı "Yeni sınır bölgesi" veya "Yeni kazanılmış topraklar" anlamına gelen Xinjiang olarak değiştirildi. Doğu Türkistan'nın yerli halkı Türkîdir ve çoğu Müslümandır. Uluslararası Af örgütü'nün (Amnesty İnternational) yayınladığı rapora göre, 1949'dan bu yana Çin (Han) etniğinin bölgeye yoğun akını olmuş ve buna bağlı olarak bölgede yerli halkın sayısı azalmıştır. (2)

El Cezire'nin açıkladığı rapora göre (3) Doğu Türkistan'da ki etnik Han göçmenlerin sayısı 1953'de yarım milyondan daha az iken, 2000 yılında yarım milyona çıkmıştır ve halen artmaya devam etmektedir. Mevcut son rakamlara göre, Han göçmenleri Doğu Türkistan'nın 18 milyon toplam nüfusun 42% oluşturmaktadır.

Çoğu İslam toprakları gibi Allah (cc) Doğu Türkistan'nıda çok geniş doğal kaynaklarla lütuflandırmıştır. http://www.china.org.cn'de/ aktarıldığına göre, 2004 yılında, Doğu Türkistan'nın yüzölçümünün 41,2% tarımsal üretimin, ormancılığın ve hayvancılığın gelişmesine elverişli olduğu düşünülmekteydi. Doğu Türkistan'da keşf edilmiş 122 madenden bir kaçının, demir cevheri ve tuz dahil olmak üzere, tüm Çin'de büyük rezevleri bulunmaktadır. Tahminlere göre Doğu Türkistan'daki kömür rezervleri tüm ülke içerisindeki kömür rezervlerinin 38% oluşturmaktadır. Aynı şekilde bu bölgedeki petrol ve doğal gaz kaynakları 30 milyar ton olarak tahmin edilmekte, ülkedeki toplam petrol ve doğal gaz kaynaklarının 25% oluşturmaktadır. (4)

People's Daily 2008 yılının şubat ayında şunları bildirdi: "Tahe petrol yataklarındaki ham  petrol ve doğal gaz üretimi önemli ölçüde arttı. Ham petroldaki bu artış Xinjiang'da ki toplam artışın 40% oluşturmaktadır. 2007'de, Tahe petrol yataklarının 300 milyon ve 500 milyon ton arası petrol üretmesi bekleniyordu. Yılın sonunda 2,47 milyar ton petrol ve doğal gaz rezervlerinin olduğu teyit edilmişti." (5)    

 

Çin'nin Doğu Türkistan'daki gaddarlığı

 

-Zorunlu kürtaj ve kastrasyon (hadım etme) (6)

-Uygurlu genç kadınların zorla Çin fabrikalarında çalıştırılmaları (7)

-Camilerin gözetilmeleri ve kapatılmaları (8)

-Hacca gitme olanaklarının sınırlandırılması (9)

 

İslamî yönetimden Çin işgaline (10)

 

İslam bu bölgeye M.S. 934 yılında girdi ve bundan çok az bir zaman sonra Kaşgar şehri büyük İslamî merkezlerden biri oldu. Asırlar geçti ve Doğu Türkistan, Çin'nin Mançuryalı hükümdarlarının ellerine düştü. 1860'lı yıllarda Çin'nin batısında Müslümanların ayaklanmasıyla isyanlar patlak verdi. 1865'de Doğu Türkistan, Çinlilerin kontrolu altından çıktı ve bağımsız ülke oldu. 1884'de Çin, Doğu Türkistan'a tekrar girdi, işgal etti ve "Xinjiang" ismini verdi.

Uygurlular Çin hükümetine karşı bir çok ayaklanmalar yaptılar, iki kez, 1933 ve 1944'de bağımsızlık elde etmeyi başardılar. Çinliler, gerçek özerkliğe karşın, Müslümanları bağımsızlıklarından vazgeçmeye ikna ettiler.

Çin yönetimine karşı bir muhalif Müslüman ittifakı oluşturuldu. 1949 ağustosda, Bejing'e, başkan Mao'la görüşmeye giden, ittifakın liderlerinden bazıları esrarengiz bir uçak kazasında öldüler.

Müslüman muhalefet aralıklarla 1951'e kadar Çin yönetimine ısrarla karşı koydu. 1951'de ise Müslümanların bağımsızlık arayışındaki hareketlerinin lideri kaçırıldı ve infaz edildi.

Şimdiye kadar Çin, bu imrenilen bölge üzerindeki kontrolunu geriye çekmeyi redetti ve bölge üzerindeki demir yumruğunun devamlılığını sağlayabilmek için vahşi yöntemlere başvurmaktadır. 

 

Etnik temizlik

 

11 eylülden sonra Çin'de, Müslüman halka uyguladığı vahşi taktiklerine uluslararası destek kazanabilmek için, diğer ülkeler gibi terörle mücadele bahanesini öne sürdü. Bu gaddarlık 11 Eylül'den öncede görülmekteydi. Bu tarihten sonra, global terörizmle mücadele adı altında, vahşiliğin şiddeti arttırıldı ve böylelikle Çin kendini haklı göstermeye çalıştı.

Doğu Türkistan, ticaret, eğitim ve iş imkanları alanlarında bölgeye hakim olan Hanlıların bölgeye hızlı akınını yaşadı. Bölge ekonomik alanda, özellikle petrol üretiminde, hızla gelişiyor ve bu ekonomik gelişmeden genellikle Hanlılar faydalanıyor. Bu da kırsal kesimlerdeki su ve doğal kaynaklar, şehir merkezlerinde ise iş imkanları için Hanlılar ve yerel etnik azınlıklar (Müslümanlar) arasında rekabetin artmasına sebep oluyor.

İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün (Human Rights Watch)  raporuna göre, Uygurlulara ve diğer Müslüman gruplara karşı üstü örtülü kurumsallaşmış diskriminasyon uygulanmaktadır... Etnik azanlığın çocukları kendi okullarına gidebiliyor, ders görebiliyor fakat (Müslümanlar Türkî dilini konuşuyor olmalarına rağmen) eğitim Çin dilinde veriliyor.

Ayrı dinleri, dinlerinden kaynaklanan gıda kuralları, dillerinin farklılığı, özel talepleri karşılayacak yeterli donanıma sahip olmadıkları bahane edilerek işyerlerinde yüksek pozisyonlarda yer almaları engellenmektedir. (11)   

Uluslararası Af örgütü'nün  raporunda, devlet politikaları, artan vergiler, ayrımcılıklar ve yanlış manevralar kırsal sektördeki Uygurlu çiftcilerin fakirleşmesine sebep olduğu aktarıldı. Bazı bölgelerde Uygurlu çiftciler ürünlerini, serbest piyasadaki hakim fiyatlardan çok daha az bir pahaya, devlet kurumlarına satmak zorunda kalmaktadırlar. Hanlılar ise, piyasada devlet müdahalesi olmadan ticaret yapabilmektedirler. (12)

Bütün bunlar yerel halk arasında öfkeye, temel ihtiyaçlarını sağlayamayan insanların ve ailelerin göç etmelerine neden olmaktadır.  Müslümanlar için, maddi durumlarını garanti altına alabilmenin tek yolu olarak İslami kimliklerinden vazgeçmeleri gösterilmekte ve bu yönde baskılar yapılmaktadır.

Müslümanların kendi rızalarıyla dinlerini terk etmeleri için birtakım politikalar uygulanmaktadır. Şayet kendi rızalarıyla dinlerinden uzaklaşmazlarsa, Çin hükümeti bunun öyle veya böyle gerçekleşmesini sağlayabilmek için elinden geleni yapacaktır.   

İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün bir raporunda "yönetimin, devlet idaresi altında bulunan tüm kurumlarda Müslümanların İslam'ı uygulamalarını yasakladığını bildirdi. Devlet okulları ve üniversitelerinde öğrencilerin namaz kılmaları, Ramazan ayında oruç tutmaları, dindar davranış sergilemeleri resmen yasaklanmış, hatta sadece yanlarında Kur'an bulundurmaları dahi cezayı gerektirecek suç sayılmaktadır. "Yasa dışı yayınların" ve "yasa dışı dini yayınların" bulundurulmamasını sağlamak amacıyla, kırsal bölgelerde,  güvenlik güçleri, düzenli aralıklarla aramalar yapmaktadırlar. Camiye katılımlar dikkatle incelenmektedir. Bir çok Uygurlu genç, cemaat namazlarına katılmaya korktuklarını söylüyorlar... Namaz kılanların veya dini icraatların herhangi bir tezahürü olmaması için, öğrenci yatakhanelerinde gece devriyeleri geziyor." (13)

18 yaş altındaki çocukların İslam'ı öğrenmeleri ve uygulamaları yasaklanmıştır. Ağustos 2006'da polis, 37 öğrenciye Kur'an okumayı öğreten Aminan Momixi'nin evine zorla girdi. Kendisini ve aralarında 7 yaşındaki çocukların bulunduğu, öğrencilerini tutukladı. Aileleri 7000 ve 10000 Yuan arası değişen cezaları ödemeden bazı çocukalar serbest bırakılmadı. (14) bir Uygurlunun ortalama senelik maaşı 2.400 Yuandır. (15)

Bunlar geniş ayrıntılarıyla Çin hükümetinin Doğu Türkistan'daki kardeşlerimizin ve bacılarımızın üzerine uyguladığı politikalardan sadece bir kaçıdır. Dehşet burada bitmiyor!

Doğu Türkistan'ı kaybetme korkusuyla, Çin tehlikeli gördüğü hatta tehlikeli olabileceğini sandığı  kişileri tutuklamakta ve onlara işkence yapmaktadır. 2005'in sonlarında, Birleşmiş Milletler İşkence Özel temsilcisi (United nations Special rapporteur on torture)  Manfred Nowak,  Çin'de, özellikle Doğu Türkistan ve Tibet'te işkencenin çok yaygın olduğunu onayladı.

Belgelenen işkence çeşitleri arasında, elektrik şoklu copların kullanımı, sigarayla yakmak, gardiyanların talimatlarıyla diğer mahkumların dövmeleri, su veya lağım suyu çukuruna batırıp çıkarmak, aşırı soğuğa veya sıcağa maruz bırakmak, rahatsız edici şekillerde durmak veya oturmak zorunda bırakmak, uykudan yoksun bırakmak, su ve yiyecek vermemek, bileklerinden asmak var. (16)

İşkenceler, keyfi tutuklamalar, yargılamadan hapsetmeler ve yargısız infazlar, bu unutulmuş vilayette çok sıradan şeyler haline gelmiştir. Çin devletinde siyasi mahkumların halen infaz edildiği tek yer Xinjiang'dır.(17)

Uluslararası Af örgütü 2001 yılından bu yana onbinlerce insanın bölgedeki tahkikat esnasında hapsedildiğini, yüzlercesinin, hatta muhtemelen binlercesinin, ceza hukuku (criminal law) altında yargılandığı veya mahkum edildiğini, aktardı.  Aynı zamanda bir çok Uygurlunun bölücülük iddiası veya terörist suçlamasıyla ölüm cezasına çarptırılmış ve infaz edilmiş olduğunu, bildirdi. (18)

Xinjiang Daily, sadece 2005 yılında, önceki seneye nazaran 25% artan oranla, 18.227 kişinin Doğu Türkistan'da, devlet güvenliği için tehlike teşkil etmekten dolayı tutuklandığını aktardı.

Uluslararası, çeşitli medya kuruluşlarında Çin yönetiminin Tibetlilere uyguladığı zulumler konuşulmakta ve tartışılmaktadır. Müslümanlara yapılan eziyetlere ise çok az değinilmektedir. Medyanın herzaman için tek bir tarafa yöneldiğini ve tek bir tarafı temsil ettiğini unutmamamız gerekmektedir. Mesela; Amerika ve Avrupa Çin'i kınamaktadır ve medya bunu sürekli yansıtmaktadır. Fakat bu kınayıcı ülkelerin aynı zamanda Afganistan'ı ve Irak'ı bir harebeye çevirdikleri, işgal ettikleri, İslam Kerimov gibi nabis diktatörleri destekledikleri, tüm dünyada işkence zindanları kurdukları ve bu oluşumları destekledikleri gözardı edilmektedir.

Bugün tartışan hatta bazı bazı birbirleriyle kavga yapan ülkelerin, konu İslam'la mücadeleye geldiğinde omuz omuza verip birlik olduklarını unutmamalıyız.

Bizler, Müslümanlar olarak bu tür oyunlara gelmemeliyiz, uyanık davranmalıyız.   

Batılı yönetimlerden yardım ve destek istemenin yanlış olduğunu görmeliyiz, bilmeliyiz.

Allah (cc) şöyle buyurmuştur:

لَا يَتَّخِذِ الْمُؤْمِنُونَ الْكَافِرِينَ أَوْلِيَاءَ مِنْ دُونِ الْمُؤْمِنِينَ وَمَنْ يَفْعَلْ ذَلِكَ فَلَيْسَ مِنَ اللَّهِ فِي شَيْءٍ إِلَّا أَنْ تَتَّقُوا مِنْهُمْ تُقَاةً وَيُحَذِّرُكُمُ اللَّهُ نَفْسَهُ وَإِلَى اللَّهِ الْمَصِي

"Mü'minler, mü'minleri bırakıp inkarcıları dost edinmesin. Kim böyle yaparsa Allah ile bir ilişiği kalmaz. Ancak onlardan (gelebilecek tehlikeden) korunmanız başkadır. Allah asıl sizi kendisine karşı dikkatli olmanız hakkında uyarmaktadır. Çünkü dönüş Allah'adır." (Ali İmran: 28)

Sadece Hilafet'in tekrar kurulmasıyla insanlık, gasp edilmiş şerefini ve onurunu tekrar kazanabilir. Bizler, Rasul'un (sav) metodu üzerine, tüm Ümmeti Hilafet'i tekrar kurmak için çalışmaya davet ediyoruz. Allah (cc) şöyle buyurmuştur:

إِذَا جَاء نَصْرُ اللَّهِ وَالْفَتْحُ     وَرَأَيْتَ النَّاسَ يَدْخُلُونَ فِي دِينِ اللَّهِ أَفْوَاجاً    فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ وَاسْتَغْفِرْهُ إِنَّهُ كَانَ تَوَّاب

"Allah'ın yardımı ve fetih (Mekke fethi) geldiğinde ve insanların bölük bölük Allah'ın dinine girdiğini gördüğünde, Rabbine hamd ederek tespihte bulun ve O'ndan bağışlama dile. Çünkü O tövbeleri çok kabul edendir."  (Nasr: 1-3)


Kaynaklar:

1. Toronto Star (gazete)- The other thorn in China’s side

2. Amnesty International – China: Gross Violations in Xinjiang, 1999

3. Al-Jazeera - Xinjiang: China's 'other Tibet'

4. Xinjiang –Introduction to China’s Provinces, Municipalities and Autonomous Regions

5. People’s Daily - Another 90 million-ton reserve found in Tahe Oil Field

6. Amnesty International – China: Gross Violations in Xinjiang, 1999

7. East Turkestan: Transferred Women Feed Growth

8. HRW: Devastating Blows: Religious Repression of Uyghurs in Xinjiang

9. China: A Year After New Regulations, Religious Rights Still Restricted Arrests, Closures, Crackdowns Continue, 2006

10. Historic Overview – The Forgotten Muslims of Xinjiang

11. HRW: China: Human Rights Concerns in Xinjiang, 2001

12. Amnesty International – China: Gross Violations in Xinjiang, 1999

13. HRW: China: Human Rights Concerns in Xinjiang, 2001

14. Aminan Momixi; China: A Year After New Regulations, Religious Rights Still Restricted Arrests, Closures, Crackdowns Continue, 2006

15. Average Uyghur Salary- Coercive Chinese Birth Control Policy on Uyghur’s in Eastern Turkistan

16. Manfred Nowak: East Turkestan: Continued Suppression of Uyghur’s

17. AI- Political Prisoners Executed: Fear of Torture and Execution/Forcible return, 2000

18. Amnesty International: People’s Republic of China Uyghur’s fleeing persecution as China wages its "war on terror", 2004

< Önceki   Sonraki >
20 Kasım 2008 Perşembe

Tarihin En Büyük Hilâfet Konferansı Gerçekleştirildi

.:: ALINTI ::.
 
Laik değerlerin kadınlara yeni eziyeti
Asma Saleem | 26.10
 
Kapitalizmin son aşaması: Birleşik devletçi devletler topluluğu
Kaan Benli | 24.10
 
İslam Medeniyeti ve Bilim
| 18.10
 
Halifeye ne kadar ödeme yapılır?
Abdul Kareem | 12.05
 
Filistin'in Tibet'ten eksiği ne?
| 23.04
 
FATİH SULTAN MEHMED'İN AYASOFYA VAKFİYESİ
| 15.04
| Anasayfa :: Yazarlar :: Beyan /Bildiri :: Basın Açıklamaları :: Siyâsi Tahlil :: Kitap :: Haber - Yorum :: Linkler :: İletişim |