Anasayfa arrow Yazarlar arrow Tahir Şanlı arrow Hilafeti yok etmek için Avrupalı sömürgecilerin kurduğu komplolar
 [Detaylı_Ara]
Anasayfa
HİLÂFET ÖZEL
Beyanname
Siyâsi Tahlil
Kitaplar
Haber - Yorum
İktibas
Dünyada Dava
Multimedya
Fikir - İnceleme
Kavram
Sohbet
Soru-Cevap
Sizden Gelenler
Linkler
İletişim
Detaylı Arama

 Yazarlar

Editör
Esad Mansur
Esma Sıddık
Fuad Hamidoğlu
Mahmud Gıtal
Mehmed Aydın
Saliha Aydın
Sümeyye AVCI
Tahir Şanlı
Zeynep Afra
Bir Ayet

45/9-10 Ayetlerimizden bir şey öğrendiğinde onu alaya alır. İşte bunlara alçaltıcı bir azap ve ardından da cehennem vardır. Kazandıkları şeyler de, Allah'ı bırakıp edindikleri dostlar da onlara bir fayda vermez. Büyük azap onlaradır.
Kur'an'da Ara
Aranacak kelimeyi giriniz
  
Al-islam.com'a teşekkür ederiz.
Bir Hadis

Sirkat haddi Yüce Allah'ın; "Hırsızlık yapan kadın ve erkeğin ellerini kesiniz." (Maide: 38) ayetine göre elin kesilmesidir.
Kitap

Siyasi Meseleler [İşgâl Edilmiş Müslüman Beldeler]

05 Temmuz 2008 Cumartesi
Hilafeti yok etmek için Avrupalı sömürgecilerin kurduğu komplolar Yazdır E-Posta
Tahir Şanlı
06 Nisan 2008 Pazar

Image3 Mart 1924 Pazartesi günü (H. 28 Receb 1342) dünya, Türkiye'de Mustafa Kemal'in resmen, Hilafeti yürürlükten kaldırmış olduğu haberleri ile uyandı. O gece, Müslümanların son Halifesi olan II. Abdülmecid, asla dönmemek üzere bir parça elbise, birazcık para ve bavuluyla bir arabaya bindirilerek sürgüne gönderildi.

Bu, İslami Kurumun 1342 yılında nasıl bitirdiğinin görüntüleri idi. Takip eden süreçte ortaya çıktı ki bu; milliyetçilik fikrini yerleştirerek Müslümanların arasında ayrılık tohumlarını yerleştiren, sonra hain ajanları tarafından Hilafetin kurumunun yok olmasını idare ve sevk eden sömürgeci güçlerin tarihsel bir hesabıdır.

24. Temmuz'da Hilafetin kaldırılmasından birkaç ay sonra, Türkiye'nin bağımsızlığı, Lausanne antlaşmasının işaret etmesiyle resmen tanındı. İngiltere ve onun müttefikleri,  I. Dünya savaşının sonundan beri Türkiye'yi işgal etmiş olan bütün askerlerini çekti. Buna yanıt olarak; Türkiye'nin bağımsızlığını tanıyan İngiliz Dışişleri Bakanı Lord Curzon'a Avam Kamarası'nda protestolar yapıldı. Lord Curzon bunları şöyle cevapladı: "Şimdi durum; Türkiye'nin, ölü olduğu ve asla yeniden yükselmeyecek olduğudur. Çünkü biz, onun ahlaki kuvveti, Halifeliği ve İslam'ı yok ettik".

Lord Curzon itiraf etti. Hilafeti yok etmekte rol oynanan Fransa'yla beraber Britanya, Müslümanların bağlarını böylece kesmek istedi. Hilafete karşı onların planları, sadece I.Dünya Savaşı'nda Hilafetin Almanya'nın yanında yer almasından kaynaklanmıyordu. Bu planları, Osmanlı Hilafetinin on sekizinci yüzyılın ortasında içerideki durumundan faydalanarak yüzlerce koldan hızlı bir şekilde işlemeye başladı.

İslam'ın birliğini yok etmekte ilk deneme 11. yüzyılda geldi. Haçlı Orduları Kudüs'ü işgal etti. 200 yıl süren işgalden sonra mücahitler, Salahaddin Eyyübi'nin önderliğindeki orduyla bu işgale son verdi. 15. yüzyılda (bugünkü adıyla) İstanbul fethedildi ve karmaşık imparatorluğun (Bizans'ın) son kalesi yıkıldı. 16. yüzyılda İslam hızla yayıldı. Güney ve doğu Avrupa'da İslam'ın yayılması karşısında hiçbir şey duramadı. Sonuç olarak; Arnavutluk'ta insanların milyonlarcası, Yugoslavya, Bulgaristan ve diğer ülkeler, İslam'ı kucakladı. 1529 Avrupa'da Viyana'nın kuşatılması, Avrupa'da Hilafetin genişlemesinin durdurulması için birlikleri oluşturmaya yöneltti. Bu doğrultuda İslam'a, mücahidlere ve hilafete karşı kin ve nefret canlandırıldı.

Onlar yenilgilerinin ardından mücahitlerin, Müslümanların kuvvetinin nedeninin ve kararlılığının arkasında İslami aklide olduğunu fark etti. Sadece ve sadece Müslümanlar, İslam ve Kuran'a kuvvetle bağlı kaldıkları takdirde Hilafet asla yok edilemezdi.

Bu nedenle 16. yüzyılın sonunda Malta'da ilk misyoner merkezi kuruldu ve Müslüman dünyaya karşı korkunç misyoner saldırısı başlatıldı. Bu, İngiliz, Fransız ve Amerikalı misyonerlerin Müslüman dünyaya karşı batı kültürünü yerleştirme çalışmasının başlangıcıydı.

Misyonerler, eğitici ve bilimsel kurumlar kılıfının altında çalıştı. Önce, Müslümanlarda onların etkisi çok düşük düzeyde idi. Ama gerilemenin, ortaya çıkmış olduğu zaman (18. ve 19. yüzyıllar esnasında) misyonerler Hilafetin zaafından faydalanarak insanların düşüncelerini bozdular. 19. yüzyılda Beyrut, misyoner faaliyeti için merkez oldu. Bu zaman esnasında misyonerler, Hıristiyanlar, Dürzî ve daha genç Hıristiyanlar ve Müslümanların arasında sivil çekişmeyi körükledi. İngiltere ve Fransa Dürzî, Hıristiyan, Marunî tarafını tutuyorlardı. Misyonerlerin bu zaman esnasında iki ana bakışları vardı:

1. Osmanlının durumu,

2. Arapları ayırmak.

"Secret Assocation/Gizli Birlik" Beyrut'ta insanların arasında Arap milliyetçiliğini cesaretlendirmek için oluşturuldu. 1875'te Müslümanları İslam'ın bağından koparma ve yabancılaştırma başlatıldı. Bildiriler ve broşürlerde Suriye ve Lübnan'da Arapların siyasal bağımsızlığını istedi. İslami Hilafeti Araplardan kapma edebiyatı yapılarak Türkiye suçlandı. Bunun yanında İslam Şeriatını bozmak ve kötüye kullanmakla da Türkler suçlanıyordu.

Arap milliyetçiliğinin bu tohumları, İngiltere'nin Osmanlı Hilafetine karşı Arap isyanını başlatması için 1916'da Mekke ajanı Şerif Hüseyin'e emretmesiyle atılır.

Aynı zamanda milliyetçilik, Türklerin arasında da kışkırtılıyordu. Türk milliyetçiliğinin esasını teşkil eden Genç Türk hareketi/Jön Türkler hareketi 1889'da kuruldu. Onlar eliyle 1908'de Halife II. Abdulhamid zorla tahttan indirildi. Hilafetin kaldırılmasında, Jön Türk üyeleri arasında yer alan biri de hain Mustafa Kemaldir.  Mustafa Kemal'in bu çalışmalarında verdiği demeçlerden bir tanesi şöyledir: "O, Türk köylülerinin, kavga ettiği ve beş yüzyıl boyunca uğrunda öldüğü Hilafet, İslam ve din adamlarından dolayı değil miydi? Oysa onları ilgilendiren ve bakması gereken alan Türkiye'dir." Hintliler ve Arapları görmezlikten gelerek şöyle diyor: Türkiye, Müslümanların işlerini yüklenmekten kendini kurtarmalıdır.

Misyoner faaliyet; İngiltere ile yan yana yürüyen Fransa ve Rusya'yla beraber, Müslüman dünyanın birçok parçasını doğrudan sömürgeleştirmeye başladı. Rusya'nın işgali; 1768 Catherine II. Hilafetle kavga ettiği dönemde, Güney Ukrayna, Kuzey Kafkasya'nın topraklarını ve Kırımı işgal edip 8. yüzyılın ortasında Rusya imparatorluğunun topraklarına katmasıyla başladı.  Fransa Mısır'a saldırdı ve İngiltere, Hindistan'ı işgale başladı. 19. yüzyılda Fransa Kuzey Afrika'yı, İngiltere Mısır, Sudan ve Hindistan'ı işgal etti. Aşamalı olarak Hilafetin toprakları 1. Dünya Savaşının sonuna kadar bütünüyle İngilizler ve müttefik askerler tarafından işgal edildi. Daha sonra Fransa'nın da katılımı ile İngiltere Hilafet topraklarını ufak ufak devletçiklere ayırdı...

Hilafetin kaldırılmasında İngiltere ve onun ajanı Mustafa Kemal önemli rol oynadı. İngiltere Türkiye üzerinde siyasi manevralar çevirerek Mustafa Kemali orada sulta sahibi yaptı. 1922'de, İngiliz Dışişleri Bakanı Lord Curzon tarafından Türkiye'nin bağımsızlığını tartışmak için Lausanne konferansı düzenlendi. O zaman, Türkiye Hilafet kurumuyla müttefik kuvvetlerin işgalinin altındaydı. Bu konferansta Lord Curzon, Türkiye'nin bağımsızlığını tanımak için dört şart koştu. Bunlar;

1. Hilafetin tamamen yürürlükten kaldırılması,

2. Halifenin yurtdışına sürülmesi,

3. Malvarlığına el konması,

4. Türkiye'de Laik bir devlet kurulması.

Türkiye'nin tanınması ancak bu koşullar kabul edildikten sonra mümkündü. Yüzyıllardır süregelen, Müslümanların olmazsa olmazları arasında yer alan, bağrına bastıkları Hilafeti ancak bu şartlarla ortadan kaldırmakla mümkündü.

Hilafeti kaldırmak sömürgeciler için yeterli değildi. Bir daha onun geri gelmemesi içinde tüm önlemler alınmalıydı.

Lord Curzon; "Biz, Müslümanların evlatlarının arasında herhangi bir İslami birliğe neden olacak herhangi bir şey bırakmamalıyız. Halifeliği öldürdüğümüz gibi o fikri bir daha Müslümanların zihinlerinden fikirsel ve kültürel olarak uzaklaştırmalıyız." dedi.

Bu yüzden Hilafetin tekrar kurulmaması için bazı engeller koydular. Bu engeller;

1. Vatanseverlik, milliyetçilik, sosyalizm ve laiklik gibi İslami dünyada İslami olmayan düşüncelerin ve siyasal hareketlerin sömürgeci teşviki,

2. Eğitici müfredatının tümden değiştirilmesi. Hilafetten sonra İslam aleminde eğitim müfredatı tamamen sömürgeci güçler tarafından ortaya kondu ve batı çizgisinde yetişmiş kişileri yetiştirip piyasaya sürdüler.

3. İnsanların yoksulluk altında yaşamalarını, tamamen ailelerini geçindirme işi ile uğraşmalarını planladılar. Batı hükümetleri ve şirketleri tarafından Müslüman dünyanın ekonomisi sömürge ve baskı altına alındı.

4. Müslümanların sürekli olarak önemsiz çıkışlar yapması, sınır tartışmaları ve bölünmeyle meşgul edilmesi bu planların bir parçası idi.

Hiçbir değeri olmayan, hiçbir yatırım gücüne sahip olmayan basit bağlarla uğraştırılması ki bunlar; Arap Birliği, İslam Konferansı Örgütü vs. gibi örgütlerdir.  Bu kuruluş ve örgütler İslam aleminin şu ana kadar hiçbir meselesini çözmüş değillerdir.

5. Müslümanların en kutsal yerlerine Filistin/Kudüs'e İsrail varlığını yerleştirmek. Yıllardır Müslümanların kalbine saplı duran bu hançer/Yahudi varlığı her gün savunmasız Müslümanları (batılıların yardımı ile) öldürürken hiçbir devletin müdahalesi olmamakta ve kimse ses çıkartmamaktadır.

6. Müslümanların başına batıya sadakati olan, tiran yöneticiler dikmek. Bu yöneticiler sömürgecilerin işlerini yaparken Müslümanlar üzerinde baskı uygulamaktadır. Ümmete eziyet eden bu yöneticiler ümmetten nefret duymaktadırlar.

Böylece sömürgeciler İslam ümmetinin hilafeti yeniden hatırlamasının önüne engeller koymuş oldular.

Görüldüğü gibi sadece hilafeti ortadan kaldırmakla kalmayıp dönüşünü engellemek için de birçok engeller koymuşlardır.

Çünkü Hilafet onların ölümü demektir.

Çünkü Hilafet Müslümanların dirilmesi demektir.

Çünkü Hilafet sömürgenin son bulması demektir.

Müslümanlar bu gerçeği görmeli ve ölüm-kalım meselesi kabul ederek güncelliklerinde birinci sıraya koymalıdırlar. Ancak o zaman Müslümanların varlığı hissedilecektir.  

Derleyen; Tahir Şanlı

< Önceki   Sonraki >

Tarihin En Büyük Hilâfet Konferansı Gerçekleştirildi

.:: ALINTI ::.
 
Halifeye ne kadar ödeme yapılır?
Abdul Kareem | 12.05
 
Filistin'in Tibet'ten eksiği ne?
| 23.04
 
FATİH SULTAN MEHMED'İN AYASOFYA VAKFİYESİ
| 15.04
 
Dünya üç devrimi birden yaşıyor
Henry A. Kissinger | 08.04
 
Kill a Hundred Turks and Rest (İngilizce)
Uri Avnery | 10.03
 
Afganistan'daki NATO Soykırımı
Ali Khan | 07.03
| Anasayfa :: Yazarlar :: Beyan /Bildiri :: Basın Açıklamaları :: Siyâsi Tahlil :: Kitap :: Haber - Yorum :: Linkler :: İletişim |