|
-1 - 3 Mart Pazartesi 1924'de resmi olarak Hilafet ilga edildi. 3 Mart İslam şeriatının tamamıyla yürürlükten kaldırıldığı kara gündür. 3 Mart Müslümanların tarihlerinde ki en acı olaydır. Müslümanlar olarak bu kara günü, bu trajik olayı kesinlikle unutmamamız gerekmektedir. Hilafet ve Hilafet'le alakalı meseleler ve olaylar o zamanlarda uluslararası haber oluyordu. Bu konuda Time dergisinden 1924-1931 tarihleri haberlerden bazılarını aktarmak istiyoruz. Halife dışarı Pazartesi 17 mart 1924 Türkiye'nin başkenti Ankara'da Büyük Millet Meclisi Halife Abdulmecid Efendi'nin tahttan indirilmesi ve Hilafet'in ilga edilmesi amaçlı bir kanun tasarısını çıkardı.
İslambol'da (İstanbul) vali Dr. Adnan Bey Halife'nin evine, Dolma Bahçe Sarayına gitti. O, orada Halife'yi görmeyi talep etti. Halife geldiğinde vali onun tahta çıkmasını emretti. Ona Büyük Millet Meclisinin kararını okudu, tahttan inmesini ve eşyalarını toplamasını emretti. Bir saat sonra tahttan indirilmiş olan Halife, hanımı, kızı, hareminin iki azası ve özel sekreteri ile ülkeyi terk edip İsviçre'ye gittiler. Kâğıtları incelendikten sonra, İsviçre'yi utandıracak bir şey yapmaktan sakınacağının sözünü vermek koşuluyla, İsviçre hükümeti Halifeye ülkeye girmesine ve kalmasına izin verdi. Eski Halife'nin oradan Fransa'ya geçmesi bekleniyordu. Türkiye'nin yanı sıra Müslüman dünyası Afrika, Arabistan, İran, Rusya, Afganistan, Hindistan ve Çin'de bulunmaktadır. Aslında 220.000.000 İslam ümmetinin % 95 Türkiye dışında yaşamaktadırlar. H. 632'de Hz. Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ölümünden sonra devam eden İslam Devleti Hilafet, İslam dininin en yüksek değerlerindendir... Geçen hafta yeni bir Hilafet kurma isteği tüm Müslüman dünyasını sardı. Mısır kralı, Fas sultanı, Bombay Ağa khanı, hepside tanınabilmek/seçilebilmek için ümitleniyorlardı. Hilafet için en ciddi talep sahibi Hicaz kralı Hüseyin'di. Mezopotamya, Ürdün ve Hicaz Arapları kral Hüseyin'i Halife olarak ilan etti. Kral bu unvanı memnuniyetle kabul etti. Bir kaç zamandır Araplar Hüseyin'i Halife yapabilme heyecanı içerisinde idiler. Böylelikle milliyetçi Türklerin Hilafet'in etrafını sarmış olmaları durumundan hoşnut olmadıklarını göstermekte idiler. Diğer Müslüman ülkelerin hiç bir şekilde kral Hüseyin'i İslam'ın başı olarak tanımayacakları kesindi. Ancak o Hilafet için diğer adaylardan daha uygundur, çünkü onun damarlarında, Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in de kavmi olan, Kureyş'in kanı dolaşmaktadır ki bu bazı Müslümanlara göre bir Halife'de bulunması gereken zaruri bir özelliktir. Aynı zamanda kutsal şehirler Mekke ve Medine ( önceki Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in doğumuyla, sonraki ölümüyle alakalıdır) her ikisi de hicaz bölgesindedirler. Halife'nin çıkarılmasıyla/ekarte edilmesiyle alakalı Londen Times : " Savaşın getirdiği ölçülemez geniş değişikliklerden Habsburgs, Romanoffs ve Hohenzollerns'en düşüşü, çok eski devletlerin yeniden doğuşu, önceden bilinmeyen devletlerin ortaya çıkışı, orijinal devlet yönetim şekillerinin evrimi, yeni fikirlere acil ihtiyaç ve insanlarda ki yeni duygular, hiçbir değişiklik bundan daha fazla çarpıcı değildir." 1922'de Sultan Muhammed VI.'yı tahttan indirdikten sonra Ankara hükümeti Hilafet için Abdulmecid Efendi'yi seçmişti. Şimdi onu da tahttan indirdi. Bu desteğin aniden geri çekilmesinin manasının, Halife'nin kendisinin hükümete yeterince itaatkâr/bağlı olmadığını kanıtlamış olduğu şeklinde açıklandı: o bu yüzden gitmek zorundaydı. Türkiye'nin Hilafet'i ilga etmesinin en kesin sonuçlarından biri -ve belli ki Hz. Muhammed ümmetinin 5%'i Hilafet'den İslam adına vazgeçmemektedirler- şimdiye dek İslam'daki hakim pozisyonunun zayıflayacak olmasıdır. İslam dünyası bölünürse, askeri gücü sayesinde, Türkiye çok sıkıntı çekemeyebilir. Fakat kral Hüseyin altında birleşirse, bu durumda Türkiye diğer Müslümanların gözünden düşecektir. Türkiye tamda şimdi başını Batı'ya doğru çevirmekte ve Doğu'yu unutmaktadır. Ki bu durumda İslam'i açıdan saygınlık kaybı, onun için çok fazla bir şey ifade etmeyebilir. Devamı var... Tercüme: Esma Sıddık |