Anasayfa arrow Yazarlar arrow Tahir Şanlı arrow HİLAFET TOTALİTER BİR DÜZEN DEĞİLDİR -II-
 [Detaylı_Ara]
Anasayfa
HİLÂFET ÖZEL
Beyanname
Siyâsi Tahlil
Kitaplar
Haber - Yorum
İktibas
Dünyada Dava
Multimedya
Fikir - İnceleme
Kavram
Sohbet
Soru-Cevap
Sizden Gelenler
Linkler
İletişim
Detaylı Arama

 Yazarlar

Editör
Esad Mansur
Esma Sıddık
Fuad Hamidoğlu
Mahmud Gıtal
Mehmed Aydın
Saliha Aydın
Sümeyye AVCI
Tahir Şanlı
Zeynep Afra
Bir Ayet

13/37 Böylece Biz Kuran'ı arapça bir hüküm ve hikmet olarak indirdik. Sana ilim geldikten sonra onların heveslerine uyarsan, and olsun ki, Allah katında sana bir dost ve seni koruyan çıkmaz.
Kur'an'da Ara
Aranacak kelimeyi giriniz
  
Al-islam.com'a teşekkür ederiz.
Bir Hadis

"Şehitlerin efendisi Hz. Hamza ve zalim hükümdara karşı çıkıp ona doğruyu gösterirken öldürülen kimsedir."
Kitap

Siyasi Meseleler [İşgâl Edilmiş Müslüman Beldeler]

HİLAFET TOTALİTER BİR DÜZEN DEĞİLDİR -II- Yazdır E-Posta
Tahir Şanlı
01 Kasım 2007 Perşembe

Bölüm 2

Totaliter kelimesinin en fazla telaffuz edildiği ülkelerden bir tanesi de Türkiye'dir. Cumhuriyet bataklığının mikrop saçan sivrisinekleri, Cumhuriyetin kuruluşunun 84. yılı kutlamalarında İslam'a, Hilafete ve halifeye saldırılarını sürdürmüşlerdir.

TC'nin resmi kanalı TRT'de 29 Ekim 2007 saat 13 00'de yayınlanan açık oturumda konuşmacıların ana konusunu halifeliğin totaliter bir yönetim biçimi olduğu üzerine idi.

Bunun yanında Cumhuriyet kutlamalarında devlet kurumları ve okullarında bu konu gündeme taşındı.

"Padişah'ın işgal ettiği Saltanat - Hilafet makamı yüzyıllardır kökleşmiş bir teokratik sistemdi."  (http://www.tosyateml.k12.tr/haber.asp?haber_icerik=137)

Cumhuriyete karşı beliren "dinci tepkiler", "Hilafet" ve "Saltanat" kültürüyle biçimlenmiş eski dünyanın değerlerini "dinin kendisi" varsayan bir anlayıştan güç alıyordu. Oysa "Hilafet" tamamen tarihsel bir kurumdu, dinsel değil! Süreç içinde tamamen yozlaşan bu dünyevi kuruma din sadece payandalık yapıyordu. "Halifelik", silah gücüyle iktidarı ele geçiren hanedanların -Emevi ve Abbasiler gibi- kendi iktidarlarını "dinsellik" kisvesiyle sürdürme isteğinden öte bir anlama ve içeriğe sahip değildi. "Halife", hiçbir zaman Müslüman toplum tarafından seçilmiyordu. "Halife" olabilmek için hanedana mensup olmak yeter sebepti. Hilafet, bu özelliği dolayısıyla bir tür dinsellikle kutsanmış bir saltanat rejiminden öte bir şey değildi. (Mehmet Metiner 29.10.2007 Bugün http://www.serigundem.com/yazar.asp?YYid=1016&Yid=39)

Cumhuriyet bataklığında ve pislikler içerisinde debelenip duran kendini bilmez kişilerin uğraşları elbette ki sonuçsuz kalacaktır. Önlerini göremeyen diyoruz, çünkü konuştuklarını ölçüp-biçemeyen, üzerinde uygulanan sistemlerin yapısını anlamaktan aciz kişiler olması nedeniyledir.

Önce şunu belirtelim ki; dünyada hilafetin kaldırılışını yıllardır kutlayan tek ülke TC'dir. İslam beldelerinde veya dünyanın diğer bölgelerinde buna benzer bir kutlamadan bahsedilemez. -Hatta Hilafetin kaldırılmasında en büyük rolü oynayan İngilizlerin böyle bir bayram kutlama tutkularının olduğunu göremiyoruz. Oysaki onlar Hilafeti kaldırmakla dünya siyasetinde birinci devlet koltuğuna oturmuşlardı. Asıl yapılması gereken İngilizlerin gerçekleştirdiği; Hilafetin kaldırılmasının unutulmaması ve onların düşmanlıkları her an ve her yerde konuşulmasıdır. İslam ümmetinin her kesimine İngiliz düşmanlığı yerleştirilmelidir. İslam aleminin bu hale gelişinden İngilizlerin sorumlu olduğu noktasında ümmet bilinçlendirilmelidir.-

Burada Cumhuriyetin getirdiği kazanımlar (ki zarardan başka hiçbir şey yok) ve kaybettiklerimizi  (ki sayılamayacak kadar çok) üzerinde sayfa açmak istemiyoruz. 

Cumhuriyet tipi bir kutlama Fatih Sultan Mehmed'in zehirlenerek öldürülmesinden sonra Roma'da olmuştur. Roma papazları günlerce süren bayram ilan etmişlerdi.

Fatih'in ölüm haberi İtalya'da büyük bir sevinçle karşılanarak bayram ilan edildi. Kilise çanları çalınıp, şenlik ateşleri yakıldı. (http://www.barbaros.biz/Otranto.htm)

 

Totaliter-Totalitercilik nedir?

Kafirlerin ve onların yandaşlarının saldırıları malumunuzdur. Maksatları İslam'a ve onun ölçülerine karşı savaş ve İslam ümmetini İslam'dan uzaklaştırma çabasıdır. Onlara İslam'ın totaliter bir yönetim şekliyle hiçbir bağlantısının olmadığı konusunda izahatlar getirmek belki de pek bir şey ifade etmeyecektir. Yine de onlara hakkı göstermekten geri durmayız.

Meseleye batının gözlüğü ile bakan Müslümanlara gelince onlara verecek çok nasihatimiz vardır. Çünkü o gözle bakanlar 84 yıldır (bunun öncesi de var -misyoner ve İttikat ve Terakki'nin çalışmaları) Cumhuriyet bataklığından akan sudan içmektedirler. Kir ve irin dolu bataklıktan gelen su ne kadar temizlenirse temizlensin o membaın kokusunu üzerinde taşımaktadır. Ki bu koku ümmet üzerinde tesir bırakmıştır. (Yukarıda Mehmet Metiner örneğinde olduğu gibi.) Şimdi "totaliter ne demek" ona bir bakalım.

Totaliter; başkasına veya başka hukuka hak tanımamam anlamına gelir. Kendisinden başka insana hak tanımayan, her şey üzerinde söz sahibi, yasakçı insan demektir. Veya yönetimde, uygulamada belirli kişi veya gurubun hakimiyeti demektir.

 Kelime yine batılılar tarafından kavram haline dönüştürülmüştür. Totalitarizm kelimesinin, ona olumlu bir anlam yükleyen Mussolini tarafından icat edildiği sanılmaktadır. Mussolini, Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra etkili olan merkezi otoriteye karşı yıkıcı güçler yüzünden savunmasız kalmış bir ulusun birliğini ve ulus aracılığıyla da devlette cisimleşen tarihi bir topluluk kimliğini hedefliyordu. Faşizm, devletin birey üzerindeki üstünlüğünü ve bu devletin gücünün sınırsız biçimde yayılmasını öngörür.

Mussolini "faşizme göre, her şey devletin içindedir ve devletin dışında insani veya ruhsal hiçbir şey yoktur, dahası onun dışında hiçbir şeyin değeri yoktur. Bu anlamda faşizm, totaliterdir ve bütün değerlerin sentezi ve birliği olan faşist devlet, bir halkın yaşamının tüm yönlerini ifade eder, geliştirir ve güçlendirir" diye yazıyordu. Totaliter sistemlerin diğer rejimlerle farkı tanımlanmaya çalışılmıştır. Bütün totaliter sistemlerin egemen tarihi ve ideolojik unsuru olabilecek özellikler üzerinde bir anlaşma yoktur. Ama "totalitarizm" terimini, devletin hedef olarak seçtiği şeye ulaşmak için "bütün yollar"ın kullanılması anlamına geldiği de açıktır. Bundan dolayı, istekleri ne olursa olsun bütün totaliter rejimler güncel tekniklerle siyasi despotizmi güvence altına almak, devlet tarafından belirlenen bir ekonominin dışındaki çıkarları kısıtlamak, demokratik bile olsa tek tip ideolojik kuralları dayatmak gibi başka özellikler de taşır. Totalitarizm, toplumsal yaşamın bütün yönlerini içerir. http://tr.wikipedia.org/wiki/Totalitarizm

- Başta bulunan kişi veya kişilerin vermiş oldukları kararlar halkın hiçbir görüşü ve izni alınmadan uygulamaya sokulur. http://nedir.antoloji.com/totaliter/

- Totaliter devlet, bütün yetkileri bir elde toplayıp insan hak ve hürriyetlerinin hiçbirini tanımayan, terör, baskı ve zulme dayalı yönetim yapan devlettir. Örnek olarak faşizm verilebilir. http://nedir.net/totaliter+devlet.html

- Demokratik hak ve özgürlüklerin baskı altında tutulduğu, bütün yetkilerin bir elde veya küçük bir yönetici gurubun elinde toplandığı demokratik olmayan (devlet düzeni), bütüncül. (Türkçe sözlük Türk Dil Kurumu s.2242)

Görüldüğü üzere kelimenin içerisini batılılar doldurmuştur. Tarifler için müracaat edilen eserlerde çok bariz tarafı; demokrasi ile denkleştirilip demokrasi karşıtı her düzen, yönetim ve yöneticileri içermesidir. Bu bağlamda batı kendisini totaliter'in dışında görür. Demokratik düzenler içerisinde totalitarizmden çok az bahsedilir. Bu bağlamda (onlara göre) Bush ve ekibi, Atatürk, İsmet İnönü, Pervez Müşerref, Tony Blair vb. totaliter sayılmazlar. 

Totalitercilik; teknik bir terim (yönetim ve yönetimler için kullanılan, yönetim sanatı ile alakalı olduğu için ‘teknik terim' diye de bahsedilmektedir.) olup kendisinde siyasal otoritenin, yaşamın bütün görünüşlerinin üzerinde mutlak ve merkezileştirilen kontrolü uyguladığı hükümetleri tanımlar olmasıdır. Burada birey arka plana atılır,  siyasal ve kültürel ifadeye karşı çıkıp, bastırılır. The American Heritage Dictionary of the English Language, ‘Dictionary definition of totalitarian,' Fourth Edition 

Yukarıdaki tariflere bakıldığında totaliterciliğin görünüşlerine ters düşen uygulama dünyanın her ülkesinde görülebilir. Batıda da, siyasal baskı, yönetime geçen partilerin görüşleri ve ölçüleri karşı taraf ve görüşleri baskı altına alır. Karşıt görüşten olan kişilere baskı siyasi veya fiziksel baskı yapılır, özgürlüklere (Batının özgürlük anlayışını taşıyan kişilere, özgür dedikleri ifadelere) el uzatılır, işkenceye müracaat edilir. Bu duruma demokrasi içerisinde "tutuculuk" diyorlar. Aslında totaliter tarifleri kendilerine (batının) yapılarına ve uygulamalarına uygun düşer.

 Kendilerini unutup karşı tarafı (düşman bildikleri Müslümanları) her zaman hakir gören Batı ve Batı zihniyeti, fiili mücadele yanında bu tür münafık saldırılarını her dönemde sergilediklerini unutmamak gerekir.

Müslümanlara ve Hilafete yönelik bu kelimeyi kullanan Amerika, terörizm adı altında yürüttüğü savaşta, siyasal baskı ve saldırısı ile bu tarifin tam kapsamına girdiğini belirtelim. Kendi kişiliğini ve uygulamalarını görmemezlikten gelen Amerikan Başkanı George W. Bush bakın ne diyor:

Halifelik görüşü, bütün Müslümanların arasında yayıldığı gibi Avrupa, Ortadoğu'dan kuzey Afrika'ya hitap eden oradan Güneydoğu Asyaya ulaşan totaliter İslami bir imparatorluk olacaktır. George W. Bush, ‘Global War on Terror,' speech at Capital Hilton Hotel, 5 September 2006,

Küfrün İslam'a ve Müslümanlara karşı tek cephe olduklarını unutmayalım. Onların sözcülerinden biri olan, İngiltere Muhafazakâr Parti'nin lideri David Cameron bakın nasıl saçmalıyor:

'Bugünün terörist tehdidinin arkasında ve bu gücü kullanan kuvvet, İslamcı köktendinciliğidir. Bizim içerisinde bulunduğumuz mücadele aslen ideolojiktir. Geçen yüzyıl esnasında İslamcı düşüncesinin devamı olan bu düşünce kendisini geliştirdi. Bu akım diğer totalitercilikleri beğenir. Nazizm ve komünizm gibi. Onların taraftarlarının tekliflerini, şiddet uygulayarak kurtarma formülünü benimsediler. David Cameron, ‘Speech to Foreign Policy Think Tank,' 24 August 2005, http://education.guardian.co.uk/faithschools/story/0,13882,1555406,00.html

İngilizlerin önceki başbakanlarından Blair de şöyle söyledi:

Ortadoğu'da olan-bitenleri biz, gördük... Bu aşırılık ve ideolojik çatışma sürüyor.  Terör tüketilmez. Yapmak istedikleri bizleri tüketebilme inançlarının olmasıdır.

Şeytanca üslubunu burada da kullanan Tony Blair devamla şunları ekledi:

Geçmişle benzerlik taşıyan şeyler asla doğru değildir ve yükselen faşizmle benzerlik taşıyan yöne yönlendiriliyorsak ben merak ederim; eğer biz yeniden 1920'ler veya 1930lar'da değilsek. Tony Blair, Speech at Alfred Emanuel Smith Memorial Foundation Dinner, New York. Reported in The Times Newspaper, 19 October 2007, http://www.timesonline.co.uk/tol/news/uk/article2693173.ece

Totaliter bir yönetim ve rejimin anahtar özellikleri Amerikan tarihçilerinden olan Carl Friedrich tarafından tanımlandı. Totaliter diktatörlük ve otokrasiyi (Monarşinin bir çeşitidir. Fakat monarşinin aksine yönetim miras yoluyla kalmamış kişi tarafından ele geçirilmiştir. Otokrat (buyurgan) rejimlerin temel özelliği, yönetimlerin halk adına karar vermesi, iyi- doğru- güzel'leri dayatması, buna karşın halkın sorunlarını çözümlemeyi de üstlenmesidir.) http://tr.wikipedia.org/wiki/Otokrasi Zbigniew Brzezinski (1956) tarafından (öncelikle komünizm ve Nazizm ele alınarak) yirminci yüzyıl tarihinden türetildi ve altı anahtar özelliği vardır:

 Devam edecek..

< Önceki   Sonraki >
19 Kasım 2008 Çarşamba

Tarihin En Büyük Hilâfet Konferansı Gerçekleştirildi

.:: ALINTI ::.
 
Laik değerlerin kadınlara yeni eziyeti
Asma Saleem | 26.10
 
Kapitalizmin son aşaması: Birleşik devletçi devletler topluluğu
Kaan Benli | 24.10
 
İslam Medeniyeti ve Bilim
| 18.10
 
Halifeye ne kadar ödeme yapılır?
Abdul Kareem | 12.05
 
Filistin'in Tibet'ten eksiği ne?
| 23.04
 
FATİH SULTAN MEHMED'İN AYASOFYA VAKFİYESİ
| 15.04
| Anasayfa :: Yazarlar :: Beyan /Bildiri :: Basın Açıklamaları :: Siyâsi Tahlil :: Kitap :: Haber - Yorum :: Linkler :: İletişim |