Haftalardır bir ülkeden bahsediliyor. Galiba asrımızın yeni keşfi veya Türk medyası ve halkı için yeni keşfedilmiş bir ülke. Ne acı değil mi? Tartışılan bu ülke hakkında ne Türk medyasının ne de Müslüman Türk halkının günümüze kadar pek bir bilgi sahibi olmayışı..
Bu sadece Malezya için mi böyle? Hayır. Bütün İslam beldeleri hakkında bu böyledir... Halk o kadar az bir bilgi ve iletişime sahip ki sanki ona gündem konusu edilen ülke ve beldeler yeni bir keşif gibi geliyor. Dünyaya tek bir pencerenden bakan halk için elbette bütün bunlar yeni şeylerdir. Örülü duvarlardan açılan pencereden bu ümmet sadece Avrupa'yı görmüş, onu seyretmiş veya ettirilmiştir... Bundan dolayı da Avrupa'da var olan ülkeler kadar, Avrupa kültürü kadar İslam beldelerindeki ülkeleri (!) tanımaz, onların yaşadıkları kültürü pek bilmez. Hilafetle kırılan bağlar, cumhuriyetle örülen duvarlar, sömürgecilerin elinde dönen çarklar bir asır içerisinde ümmeti bu hale getirebilmiştir. Amerika'yı, Amerikan başkanlarını, Amerikan artistlerini, amerikan kültürünü, amerikan mamullerini daha çok tanıyan, Avrupa'nın ve Amerikanın siyasi yelpazesinde sarhoş gibi dönen bir halk... Yanındaki komşusunu (Irak) ancak savaşla tanıyan, Arabistan beldelerini de ancak hac mevsimi ile bilebilen bir halk... Geçmişini çok çabuk unutan veyahut geçmişle bağları kopartılan bu ümmet, bir asır öncesine kadar Osmanlı Hilafet devleti çatısı altında beraber yaşadıklarını dahi hatırlamaz. Hatırlamak istese de sağlıklı iletişim kuramaz, kurmaya kalkan sayılı kişiler ise irticacı damgasını yer... Peki, ne oldu da Malezya birdenbire basın ve yayın yolu ile halkın kucağına atılıverdi? Öyle bir tema işlendi ki; sanki Malezya İslam devleti ve halk Şer'i hükümlerle yönetilmekte. Burada Malezya hakkında uzun uzun bir anlatıma girecek değiliz. Coğrafi ve ülke yapısı hakkında bilgi edinmek isteyenler Malezya elçiliklerine giderek bu konuda bilgi sahibi olabilirler. Malezya konusunun bizi ilgilendiren yönü; ne oradaki İslam okulları, ne D8'lere ne de İngiliz Milletler Topluluğu'na üyeliği, ne ekonomisi ne de orada çok kültürlü bir yaşamın sürdürülüyor oluşudur. Bütün bunlar ayrı ayrı incelenmesi gereken temalardır. Fakat, Malezya meselesinin tam da sivil anayasa hazırlıkları yapılırken gündeme taşınmasının başka bir anlamı olsa gerek.. Neden Malezya?Nedenlerini birkaç başlık altında toplamak mümkündür. 1- Malezya hedef gösterilerek Endonezya ve bölgedeki ülkelerdeki halk arasında hızla yayılan İslami hayat özlemine uluslararası dikkati çekmek. Çünkü kısa bir dönem önce Endonezya'da yapılan Hilafet konferansı bütün bölgeyi etkiledi ve hilafet konusu bölge halkının gündemine girdi. Bu batılılardan önce TC. yöneticileri için korkulu bir rüyadır. TC. devleti Ortadoğu'ya çakılan, Ortadoğu meselesinde didişip duran Avrupa ve Amerikanın dikkatlerini bölgeye çekme çabasında olabilir. Hilafet geliyor korkusu ile yatıp kalkan TC. yöneticileri sürekli olarak Türkiye bir İslam devleti olamaz, demokratik devlettir, Endonezya'da kurulacak bir Hilafet Türkiye'yi etkilemez gibi demeçler vermektedirler. Konferansın etkileri hâlâ sürmekte, birçok basın ve yayın organı olayı gündeminde tutmaktadır. Türk medyası ise konuyu gündemine almaya korkmaktadır. 2- Avrupa Birliğinde Türkiye'nin üyelik meselesi konuşulmaktadır. Fransa'nın Türkiye hakkında ayrı bir üyelik statüsünün gündeme alınmasını isteği de bu günlere denk gelmiştir. Burada Türk devletinin Avrupa'ya; "yönümüzü Asya'ya döneriz" mesajı yatmaktadır. Yönlerini Asya'ya dönmek oranın kültürünü alma anlamında değil; Özal döneminde başlayan, Amerika'nın Orta Asya politikasında Türkiye'nin öncülük yapması isteğine TC. devletinin sıcak bakacağı görüntüsünü vermektir. Bu ise Avrupa'nın pek hoşuna gitmeyen bir meseledir. 3- Yukarıda, meselenin dışa yönelik çerçevesini kısaca çizmeye çalıştık. İçe dönük yönü ise; a- Sivil anayasa hazırlığı içerisinde olan hükümete yönelik bir baskı unsuru olarak kullanılması. Ki Malezya ile sürekli kıyaslama yapılarak Tayip hükümetinin hazırladığı anayasanın sanki İslami bir içerik taşıdığı rüzgarı estirilmiş ve böylece halkın isteği ve İslami içerikli bazı konuların anayasaya taşınmasının önüne geçilmek istenmiştir. Mesela; başörtüsü konusu gibi ki hükümetin ısrarı bu yöndedir; başörtü meselesini hallederek halkı devletin yanına daha çok çekmeyi istemektedir. Bu noktada devlet sahipleri ikna olursa başörtüsü meselesi halledilecektir. Devletin sahipleri ise bunu halka çok görmekte, yine kendi kontrollerinde hazırlanan bu yasalardan (küfür yasalarından) doğacak boşluklardan faydalanmanın(!) önüne geçmek için tasarladıkları İslam anlayışı ve düşüncesinin dışına çıkılmaması doğrultusunda uyarıda bulunup baskı yapmaktadırlar. b- Hazırlanan anayasa sivil anayasa olarak lanse edilmektedir. Her kesimin katılımıyla tam bir konsensüsün (uzlaşma) sağlanması için çalışıldığı söylenmektedir. Bu konsensüs elbette ki halkın istekleri doğrultusunda değil uç kanatların istekleri doğrultusunda olacaktır. Sürtüşme de işte buradan kaynaklanmaktadır. Uç kanattan belli bir kesim kendi isteklerinin ve haklarının yeni anayasada ağırlıklı olması için hükümet üzerine Malezya konusunu baskı unsuru olarak kullanmaktadır. Bu doğrultuda Genelkurmay başkanı açıklamada bulunarak TC devletinin temel ilkelerine el uzatılmaması noktasında hükümeti uyarmıştır. c- Zaten şu anki mevcut anayasa Müslüman halkın inançlarına tümüyle ters ve halkın inançlarına karşı savaş açmış vaziyettedir. Tayip hükümeti (I,II) ile halka verilen özgürlükler daha da gevşetilme noktasına gidilmek istenmektedir. Hürriyet ve özgürlükler çerçevesinde halk dünya sarhoşu olmuştur. Bu çerçevede başı açıkla başı kapalının yan yana yürümesi, hocaların dahi faizle ev, araba sahibi olması yadırganmaz duruma gelmiştir. Yeni anayasada bu zehir kokan özgürlüklere daha fazla yer verilecektir. Hatta Avrupa anayasalarını geride bırakacak düzeyde bir çalışma yapılmaktadır. Hazırlanan yasalarda özgürlüklere müdahale edilmemesi konusu ağırlık basacak, müdahale suç sayılıp cezalandırılacaktır. Bu halkın bulunduğu bu günkü noktadan biraz daha ileri taşınması anlamına gelir. Yani kişi sokakta hanımını başka bir erkekle gördüğünde veya bir şahsın bacısını herhangi bir yerde başka bir erkekle gördüğünde müdahale etme hakkını ortadan kaldıracaktır. Camilere giriş çıkışlarda İslami hiçbir kurala riayet etmeden ibadet yapıyorum diyen açık, gayri İslami kıyafette olanlara müdahaleyi ortadan kaldıracaktır. Bir evde laik baba, kafir evlat, Müslüman kadının olmasına müdahaleyi ortadan kaldıracaktır. Sokak ortasında zina etseler de müdahale edilemeyecektir. Onun için Malezya'nın çeşitli kesimlerinden örnekler kamuoyuna taşınmıştır. d- Yapılmak istenen diğer husus ise; halkın psikolojik baskı altına alınmasıdır. Hazırlanan yasaların halkın inançlarına ters olduğunu söylemiştik. Bu yasalar halkı geçici memnun etse de bir müddet sonra rahatsızlığın ortaya çıkacağı muhakkaktır. Şu an halkın içerisinde kapitalizmin getirdiği özgürlükleri kabullenmeyen bir kesimin olduğu bilinmektedir. İslami kişilik taşıyan (Tayip, Abdullah Gül) gibilerinin İslam adına bir şeyler yapacağını uman bu kesim bir müddet sonra beklentilerini bulamayacaktır. Arkasından rahatsızlıklar yüzeye yansıyacaktır. Bu yansıma sokak ve caddelerdeki duruma razı olmama ve de karşı çıkma yolu ile kendini hissettirecektir. Bunu tespit eden kameralardan şu görüntü ekranlara yansıdı; İstanbul'da dinlenme parkında sevişen bir bayanla erkeği gören halkın tiksinti ile baktığı ve üzerlerine tükürenlerin olduğu tespit edildi. Ayrıca; açık oturumda konuşan bir bayan açık girdiği camide kendisine yan yan bakıldığını izah etti. Malezya konusu gündeme taşınırken asıl verilmek istenen halkın bakışı, halkın bunlar karşısındaki tavırları ve değişimi üzerinde durulduğu müşahede edilmektedir. Köşe yazarları, medyanın tüm organları günlerdir ‘Mahalle baskısı'nı konu edinmektedir. Devlet, bürokrat kesiminin demokrasi, laiklik, cumhuriyet konusunda ehilleşmesini yeterli görmemektedir. Asıl tehlike halkın kendisidir. Özgürlükleri bürokrasi kesimi kabul edip içine sindirebilir. Fakat halk cadde ve sokaktaki bu değişime ne kadar razı olabilir? İşte bu korkunun giderilmesi gerekir ki bunun malzemesi olarak Malezya gündeme oturtulmuştur. Dileğimiz bu oyunların ümmet tarafından farkedilmesi, İslam'la uzaktan yakından hiç alakası olmayan bu düzeni, anayasası ile birlikte tarihin derinliklerine gömmesidir. |