|
Afganistan'da işgâl güçleri ile mücâhidler arasındaki çatışmalar hızla sürerken, mücâhidlerin 19 Temmuz'da esir aldığı Güney Koreliler meselesi de gündemde yer tutmaktadır. İnsani yardım görevlisi olarak yansıtılan bu Güney Korelilerin vâkıasına dikkatle bakıldığında, bunların masum bir görevle Afganistan gibi bir savaş alanında gezmedikleri, aksine dünya çapında sürdürülen Güney Kore merkezli Hıristiyanlaştırma projesinin bir parçası oldukları görülür. Türleri Evangelist, Protestan, Presbiteryen şeklinde değişse de Güney Kore'de çok sayıda kilisede yetiştirilen misyonerler, Müslümanların topraklarında, bilhassa Irak ve Afganistan gibi savaş bölgelerinde cirit atmaktadırlar. Özellikle fakir ve genç kesimler üzerinde yoğunlaşıp çeşitli cazip öneriler ile Akîdelerinden saptırmaya uğraşmaktadırlar. Resmî rakamlara göre dünya çapında 17,000 Güney Koreli misyoner olduğu ifade edilse de, gayri-resmî rakamlara göre Güney Kore'nin 46,000 misyoner ile dünyada Amerika'dan sonra en çok misyoner pazarlayan ikinci ülke olduğu belirtilmektedir. Hatta Güney Kore Protestan Kiliseler Birliği, bu sayıyı 2030 yılına kadar 100,000'e çıkaracaklarını açıklamıştır. Bununla birlikte mücâhidlerin Afganistan'da bu misyonerleri esir alması, Hıristiyanlaştırma sürecine önemli bir darbe vurdu. Bilhassa iki esirin öldürülmesinden sonra, Seul'deki büyük bir kilise, Afganistan'da görevlendirdiği misyonerlerin çoğunu geri çektiğini açıkladı. Başka bir kilise yetkilisi de misyoner faaliyetlerini sürdürmedeki zorluklardan ötürü, Afganistan'daki misyonerlerini geri çağırma kararı aldıklarını duyurdu. Bununla birlikte çalışmalarından vazgeçmeyeceklerini açıklayan bir misyoner grubu açıklamasında; "dünyanın neresinde misyonerlik çalışmaları güvenli ve rahat olmuş ki? Biz hiçbir şeyden yılmadan çalışmalarımıza devam edeceğiz" ifadesini kullandı. Bu vâkıa bir kez daha göstermektedir ki; - Müslümanlar dînleri için, Allah yolunda ve rızâsı uğrunda Şehâdet ve Cihâd mefhumları ile canlarını ve mallarını Rablerine satarlarken, "Haydi ölümü temenni etsenize!" çağrısına icâbet edemeyen Kâfirler aynı yürekliliği gösterememektedirler. - Yine de insanları Allah'ın yolundan saptırmak için mallarını harcamaktadırlar, daha da harcayacaklardır. - Kâfirler bâtıl dînleri uğrunda ülkelerini terk edip yoğun uğraşlar verirken, Müslümanlar hak dînleri uğrunda daha fazlasını yapmaya daha lâyık, daha hak sahibidirler. Diğer taraftan Mücâhidler, bu Kâfirlere karşılık tutuklu bulunan kardeşlerinin serbest bırakılmasını istemektedirler. Oysa işgâlin gölgesindeki Afgan Hükümeti kaçırma eylemlerini teşvik edeceği gerekçesiyle bu talebi reddetmektedir. Bununla birlikte, Libya'daki Bulgar hemşireler meselesinde olduğu gibi, bu meselede de Müslümanları hakir kılacak ve Kâfirleri onurlandıracak bir sonuç çıkması muhtemel görünmektedir. Bir diğer ifadeyle, ya Güney Koreliler ucuz bir karşılık ile serbest bırakılacaktır, ya da Amerika mücâhidlerin talebini reddedecek ve politikaları açısından pek de değer vermediği bu misyonerleri gözden çıkarıp heder edecektir. |