|
Son günlerde artan başörtüsü olayları, AKP Hükümeti'nin bu sorunu çözme arzusundan kaynaklanmamaktadır. Erdoğan'ın Haziran ayının başında gerçekleştirdiği Amerika ziyâretine giderken uçakta, ziyâret esnasında CNN Televizyonu'na verdiği mülâkatta ve daha sonra gerçekleştirdiği Lübnan ziyâreti dönüşünde sıklıkla başörtüsü sorunundan bahsetmesi, sorunun çözümüne zemin hazırlandığı anlamına gelmemektedir. Çünkü Erdoğan'ın "bu sorunun çözülmesi için kurumsal ve toplumsal mutabakat gerekli. Toplumsal mutabakat var ama kurumsal mutabakat yok" şeklindeki sözleri ve sürekli "başörtüsü mağduru" kızlarını örnek göstermesi, Erdoğan liderliğindeki AKP Hükümeti ile devletin derin uzantıları arasında bir çatışmanın varlığına işâret etmektedir. Son zamanlarda Erdoğan'ın bizzat yönettiği devleti suçlayıcı açıklamalar yapması, devletin gerçek yöneticisinin kendisi olmadığı mesajını iletmeye yöneliktir. Erdoğan'ın başörtüsünü, Erzurum'da rektörlüğün tavrıyla barizleşen kargaşayı ve daha önce de YÖK tartışmasını bahane ederek gündeme taşımaya çalıştığı derin uzantıları sürekli olarak vurgulamasının, iki önemli gerekçesi vardır: Birincisi; ülke içinde son dönemlerde artan kaos ortamı ve artan terör olaylarını kullanan, aynı zamanda AKP Hükümeti'nin vaatlerini yerine getirmediği, ekonomide hiçbir somut ilerleme sağlayamadığı, Avrupa Birliği ile ilişkilerin askıya alınma tehdidi ile karşı karşıya bulunduğu, Kıbrıs'ın Amerika ile Avrupa arasında bir kurbanlık koyun haline getirildiği ifşa edildikten sonra AKP üzerindeki iç baskılar giderek şiddetlenmiş, hatta seçim söylentileri giderek artmıştır. İkincisi; Amerika, Erdoğan son ziyâretinde açığa çıktığı gibi Türkiye ile ilişkilerini "stratejik müttefiklik" rütbesinden "stratejik ortaklık" seviyesine indirmiştir. Çünkü AKP Hükümeti, Amerika'nın "stratejik müttefiklik" bedelini yeterince siyasi zaafiyeti ve derin baskılar nedeniyle ödeyememiştir. Amerika, AKP'ye "bana elini veren kolunu kaptırır" dercesine, reformların, özelleştirmelerin ve anayasal düzenlemelerin daha da hızlandırılması, Kıbrıs sorunun Annan Planı çerçevesinde çözümüne daha fazla uğraşmasını, Irak'ta istikrarın ve müstakbel öngörülerin daha fazla desteklenmesine yönelik üsluplar geliştirilmesi gibi birçok alanda AKP'nin aciz kaldığı ve kalacağı taleplerde bulunmaktadır. Bu acziyet sonucudur ki aradan henüz bir ay geçmeden Erdoğan ikinci kez Amerika'ya gitmeye hazırlanmaktadır. Sonuç olarak AKP Hükümeti'nin, üzerindeki baskıyı hafifletmek, halka verilmiş vaatleri yeniden ısıtmak, Amerika'ya acziyetinin derin uzantıları olduğu mesajını iletmek üzere başvurmaya mecbur kaldığı birçok üsluplardan biri de başörtüsü meselesidir. AKP Hükümeti'nin Ümmetin İslâmî duygularını istismar ederek başlattığı ve medyadaki Amerikancı şarlatanlarca körüklenen bu tartışma, başörtüsünü gerçek değerine kavuşturmak veya Müslümanların kızların eğitim olanakları sağlamak için değildir. Bununla birlikte mevcut politik kaos, başörtüsünü serbestleştirmeyi gerektirirse, sorunun yumuşatılması ve birtakım imkânların sağlanması mümkün olduğu zaman, hiç kimse bunun Allah'ın rızâsı için yada Ümmetin hayrı için yapıldığını sanmasın. Bilakis onların tüm sevgileri ve bağlılıkları, Allah'a da değildir, Ümmete de değildir. |