Anasayfa arrow Yazarlar arrow Esad Mansur arrow Kamuoyu ve Kamuoyunu Değiştirmenin Yolu -6
 [Detaylı_Ara]
Anasayfa
HİLÂFET ÖZEL
Beyanname
Siyâsi Tahlil
Kitaplar
Haber - Yorum
İktibas
Dünyada Dava
Multimedya
Fikir - İnceleme
Kavram
Sohbet
Soru-Cevap
Sizden Gelenler
Linkler
İletişim
Detaylı Arama

 Yazarlar

Editör
Esad Mansur
Esma Sıddık
Fuad Hamidoğlu
Mahmud Gıtal
Mehmed Aydın
Saliha Aydın
Sümeyye AVCI
Tahir Şanlı
Zeynep Afra
Bir Ayet

61/10 Ey inananlar! Sizi can yakıcı bir azaptan kurtaracak, kazançlı bir yolu size göstereyim mi?
Kur'an'da Ara
Aranacak kelimeyi giriniz
  
Al-islam.com'a teşekkür ederiz.
Bir Hadis

"Kafirler savaştıkça hicret durdurulmaz." Buhari, K. Bey’at, 4103
Kitap

Siyasi Meseleler [İşgâl Edilmiş Müslüman Beldeler]

05 Temmuz 2008 Cumartesi
Kamuoyu ve Kamuoyunu Değiştirmenin Yolu -6 Yazdır E-Posta
Esad Mansur
19 Nisan 2007 Perşembe

 

(Bölüm 6)

Kamuoyunu oluşturma yolu:

Kamuoyunun oluşumunun bir cemaatin atmosferi üzerine egemen olan fikir olduğunu tanıtmıştık. Buradan hareket ederek, kamuoyunu değiştirmek veya yeni kamuoyunu oluşturmak istediğimizde insanlara belli bir fikir sunmamız gerekir. Ayrıca onların üzerine onun egemen olmasını sağlamak için çalışmak şarttır. Dolayısıyla egemen kılınacak fikirle ilgili ihsası tahrik etmek gerekir. Şart ve durumları sağlamak, değerlendirmek, vakıaları insanlara gösterip onların dikkatlerini ona çekmek veyahut da onlara hissettirmek, ondan sonra egemen kılınması istenen fikri vakıalara indirmek veya bağlamak, bundan sonra en verimli üslup ve araçları kullanmak gerekir. Bu yolu şöyle özetleyebiliriz:

1. Belli bir fikir seçip ortaya koymak,
2. Bu fikirle ilgili ihsası ve duyguyu kışkırtmak,
3. Şart ve durumları hazırlamak veya değerlendirmek veyahut bunlara dikkati çekmek,
4. Vakıa veya olayları insanlara göstermek,
5. Fikri bunlara indirmek veya bağlamak,
6. En verimli üslup ve araçları seçmektir.

Bu konuda şu misalleri verebiliriz:

-Amerika, Müslümanlara saldırıp memleketlerini işgal etmek, onlara egemen olmak maksadıyla ‘terörizme karşı savaşma’ (!) fikri hakkında kamuoyunu oluşturmaya yöneldi. Şartları ve vaziyetleri hazırladı, fırsat ve durumu değerlendirdi, bununla ilgili duygu ve ihsası kışkırttı, terörizmle savaşma fikrini olaylara bağladı, bunu yaymak için her tür üslup ve araçları kullandı. Bu maksada yönelik; 11 Eylül 2001 de Newyork’taki iki büyük dünya ticaret merkezinin bombalanması büyük fırsat kabul edilip, ‘terörizmle savaşma fikri’ için evrensel kamuoyunu oluşturmaya başladı. Bu kamuoyunun gölgesinde Afganistan’a saldırıp işgal etti. Bütün dünya devletleri de onun yanında yer aldı.

-Irak’ı işgal edebilmek için Amerika Saddam’ın sahip olduğu kimyasal, kapsamlı yok edici silahla ilgili uydurduğu yalanı her tarafta yaydı. Bu konuyla ilgili konuyu evrensel kamuoyu haline dönüştürdü. Böylece dünya Amerika’ya inanıp kandı. Bu şekilde de Amerika istediğini gerçekleştirebildi.

-Lübnan’dan Suriye’yi kovmak isteyenler için Al-Hariri’nin öldürülmesi güzel bir fırsat idi. Avrupa (Fransa) bu fırsatı istismar edip, Suriye’nin bu suikastın arkasında olduğunu itham ederek Lübnan’daki Suriye varlığına karşı kamuoyunu oluşturdu. Suriye bu baskı üzerine adeta oradan kaçtı. Hem de hiçbir kimsenin beklemediği şekilde, süratle oradan geri çekildi.

-‘Barışı gerçekleştirme faaliyeti’ diye adlandırılan Filistin’deki Yahudi devletini tanıma işini başlatabilmek için 1973’de ‘Kasım savaşının’ tiyatrosu hazırlandı. Hazırlanan senaryo gereğince; Amerika’nın isteği doğrultusunda Mısır ve Suriye’nin Yahudi varlığına saldırıları gündeme geldi. Bu savaşın neticesinde Mısır Başkanı Enver Sedat Yahudi varlığına karşı zafer elde ettiğini ilan edip kendi lehine kamuoyu oluşturdu. Bu nedenle hezimet mevkiinden hareketle değil kuvvet mevkiinden hareket ederek Yahudi varlığı ile barış faaline katılacağını ilan etmiştir. Böylece, bu tiyatroyu tertipleyen ABD Enver Sedat’ın lehine kamuoyunu oluşturup, Mısır ile Yahudi varlığı arasında barışı gerçekleştirebildi.

-ABD eski Sovyetler Birliğinde hürriyet ve demokrasi fikirlerini yayıp kamuoyunu oluşturmaya çalışmıştı. Orada birçok insan bu fikirlerden etkilendi, bu fikirler kamuoyu haline geldi. Devletin ve komünist partisinin en yüksek mevkisinde bulunan kimseler bundan etkilendiler. Böylece ‘açılım ve yeniden yapılanma’ adları altında, orada değişim gerçekleşerek komünizm ideolojisi ve devleti tarihe karışmış oldu.

Dünyada gerçekleşen inkılâp, devrim, darbe ve değişim hareketlerini incelersek; bunların oluşum sebebi fikirlerin kamuoyuna dönüştükten sonra meydana geldiği görülür. Belki durum, olay ve şartlar gerçekleşir, insanlar nezdinde bunlarla ilgili ihsas kışkırtılır, bunlar üzerine fikri bağ kurulur, sonra da bu fikir insanlara egemen olur. Örneğin; günümüzde Müslümanların durumu pek kötüdür. Müslümanlar geri kalmış ilerleyemiyorlar. Memleketleri büyük kargaşa içerisinde kıvranıyor ve alev içerisinde yanıyor. Bütün Müslümanlar bu hal ve vaziyeti hissediyorlar, fakat bunu tedavi edecek fikri arıyorlar. ABD gelip demokrasiyi bir çözüm olarak ortaya atıyor, İslam bölgesinde bunun kamuoyunu oluşturmaya çalışıyor. Askeri güç dahil olmak üzere bütün araç ve üslupları kullanıyor. Ajan yöneticileri ve demokrasiye aldanıp hayran olanları bu işte kullanıyor.

Geçmişte komünistler de bu durumları istismar edip, sosyalizmin çözüm olduğunu insanlara kabul ettirmeye ve kamuoyunu oluşturmaya çalışıyorlardı.

1953’ten itibaren, İslam ümmeti içerisinde, ‘değişim ve değiştirme’ konusunda İslam ümmetine önderlik eden Hizb-ut Tahrir durum ve vaziyetleri ele alıyor, ümmetteki ihsası tahrik etmeye çalışıyor, bunlar üzerine fikri bağ kuruyor ve çözümünün ancak Hilafetin kurulması ile gerçekleşeceğini gösteriyor. Bu şekilde İslam hayatı başlatılır, kargaşa ve sıkıntılar zail olur ve Müslümanlar ilerlemeye başlarlar. Dolayısıyla Hizb-ut Tahrir Hilafeti kurabilmek üzere, İslam dünyasında bunun için kamuoyunu oluşturmaya çalışmaktadır.

Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem sahabelerden oluşan hizbi/kitlesi ile vakıa ve durumları ele alıyorlardı. Ayet-i kerimeler bu vakıa ve durumlarla ilgili inip insanlara şifa sunuyordu. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ve partisi şifa içeren fikirlerin topluma egemen olmasını sağlamaya çalışıyordu. Bunun gereğince, putperestliğe çatıp putların aciz olduklarını gösteriyordu. Hatta bu putların kendileri üzerine hediye diye konulan baldan emen sineklerden geri almaktan aciz olduklarına, ne fayda ve ne zarar getirdiğine onlara tapanların dikkatini çekiyordu. Bu şekilde, putperestlerin dikkatlerini bu hususlara çekerek ihsası kışkırtıyor ve düşündürüyordu. Ki; onlarda bu 'şirk'in saçmalığı hakkında kamuoyu oluşsun ve tek rab olan Allah’a ibadetlerini yöneltsinler.

Kızların diri diri toprak gömülerek öldürülmesine çatarak, bunun büyük cinayet olduğunu gösterip, bunun terk edilmesi için kamuoyunu oluşturmaya çalışıyordu.

Her fikri kamuoyu haline getirebilmek, bilahare köklü değişimi gerçekleştirebilmek ve sonra Rabbinden tebliğ ettiğini pratikte uygulayıp bunun yönetimini tesis ettirebilmek için bu metodu kullanmıştır. Yalnız tebliğle yetinmedi, duyurmakla beraber bu metodu izliyordu. Ta Medine’de başarıyı elde edinceye kadar bunu devam ettirdi. Orada kamuoyu oluşunca, kafir olan Yahudi, Hıristiyan ve Arapların müşrikleri buna karşı susup uydular.

Mekke'de ise, Kureyş’in liderleri Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ve davetine karşı kamuoyunu oluşturmaya çalıştılar. Bunun gereğince Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in sihirbaz, deli, şair, kahin olduğunu ve eski milletlerin masallarını anlatmakla olduğuyla itham ettiler. Daveti yüklenenlere karşı şiddet, işkence, muhasara ve her türlü yanıltıcı üslup ve aracı kullanıyorlardı. Her gün baskılarını artırarak daveti kötülemek, mugalâta yapmak, insanların Rasulullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellem’i dinlemelerini engellemek, hapse atmak, göçe zorlamak, yanıltıcı propaganda hamlesini yürütmek gibi çirkin eylemlerde bulunuyorlardı. Rasulullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellem’in insanlar arasında fitne çıkarttığı, birlik ve beraberliklerini bozduğunu ve çocukları babalarından uzaklaştırdığını, ata ve babalarının üzerinde bulundukları din, adet ve geleneğe karşı geldiğini her tarafta yayıyorlardı. Onlar bunu yaparken ayetler onlara cevap vermek, ithamlarını çürütmek üzere iniyordu. Bunun manası; onların ithamlarını çürütüyor ve kamuoyu nezdinde etkisiz bırakıyordu. Yoksa izzet Rabbi olan Allah’u Teâla onlara ne diye ayetlerini göndersin? Onların çalışmalarını çürütmek için gelen ayetlerden de anlıyoruz ki kamuoyu çok önemlidir. 

Kureyş’in hareketini izlemek maksadıyla Rasulullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellem, Abdullah bin Cahş’la birlikte bir gurup gönderdi. Giden bu seriye haram ayında, Mekke’den bir adamı öldürünce Kureyş Araplar arasında Rasulullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellem karşıtı kamuoyu oluşturmak ve kışkırtmak için bu olayı koz olarak kullandı. Allah’u Teâla Kureyş’in bundan daha kötü ve daha çirkin bir iş yaptığını şu ayetle göstererek onlara cevap verdi:

Sana haram ayı, yani onda savaşmayı soruyorlar. De ki: O ayda savaşmak büyük bir günahtır. (İnsanları) Allah yolundan çevirmek, Allah'ı inkar etmek, Mescid-i Haram'ın ziyaretine mâni olmak ve halkını oradan çıkarmak ise Allah katında daha büyük günahtır. Fitne de adam öldürmekten daha büyük bir günahtır. Onlar eğer güçleri yeterse, sizi dininizden döndürünceye kadar size karşı savaşa devam ederler. Sizden kim, dininden döner ve kafir olarak ölürse, onların yaptıkları işler dünyada da ahirette de boşa gider. Onlar cehennemliktirler ve orada devamlı kalırlar.” (Bakara 217)

Bu şekilde, Allah’u Teâla, Allah’ın yolundan insanları uzaklaştırmak, çevirmek, Allah’ın gerçeğini saptırmak, Müslümanların Mescid-i Haram’ı ziyaretini önlemek, onları oradan kovmak ve dinlerinden onları saptırmanın; Haram ayında bir adamı öldürmekten daha büyük günah olduğunu gösterdi. Müslümanlar Kureyş’in hamlesine karşı bu şekilde hamle başlatıp, Kureyş’in çirkin olduğunu göstererek kamuoyunu oluşturmaya başladılar. Allah’u Teâla, Müslümanların kafirlere nasıl cevap verecekleri ve nasıl kamuoyunu oluşturacaklarını bu ayetlerle gösterdi. Bu da, kamuoyunun ehemmiyetinin ne kadar büyük olduğunu gösterir.

İnsanlar kamuoyundan etkileniyorlar, daha doğrusu ona boyun eğip yürütülüyorlar. Nitekim, onlarda bekâ (var olma) içgüdüsünde topluma katılma meyli vardır. Bu da yardımcı bir faktördür. Bunun gereğince insanlar birbirlerini izlerler ve cemaatin havasından etkilenirler.

Siyasi akaidi parti dışında hiçbir kimse kamuoyu karşısında duramaz! Arap dünyasında Nasır için oluşan kamuoyuna karşı durabilen siyasi akaidi partinin misalini yukarıda verdik. Ayrıca, Rasulullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellem ve sahabelerinin Haram ayında kan akıttılar diyen Kureyş’in oluşturduğu kamuoyuna karşı gelmelerinin misallerini verdik. Zira, siyasi-akaidi parti etkili fikre, sağlam iradeye sahip olur, sebatlılıkla ve fikri üzerinde ısrarlılıkla vasıflanır. Bu nedenle, ümmetin varlığını ve devletin varlığını etkileyebilir. Hatta dünya siyasetini de etkileyebilir. Kendi ödevinin ideolojik olduğunu kavrayarak ümmete kendi ideolojisini benimsettirmeye çalışır ve kendi fikriyle çelişen kamuoyu karşısında durur. Zira, onun mücadelesi toplumu değiştirmek ve kendi fikrini kamuoyu haline getirmektir. Bu sebeple, kendi fikrine ters olan fikirden oluşan kamuoyuna asla uymaz. İnsanların kızgınlığına maruz kalsa dahi kendi ideolojisi üzerine sebatlılık gösterir. İnsanların kızgınlığının geçici olduğunu, yalnız kendi ideolojisi üzerine sebatlılığının kendisine fayda getireceğini ve ilerde insanların güvenini tekrar kazanabileceğini idrak eder.

Özet olarak; değişimi gerçekleştirmenin yolu kamuoyunu oluşturmaktan geçer. Başka ifadeyle; değişim fikirlerinin cemaatlerin atmosferleri üzerine egemen olmasını gerçekleştirmektir. Bundan dolayı, insanlara her yerde ve bütün araçlar ve üslupları kullanarak hitap etmek, otorite sahiplerine ve fikir sahiplerine açıkça ve herkesin önünde fikren meydan okumaktır. Ayrıca, değişime çağıranlar kendi başlarına ne gibi bela ve musibet gelirse gelsin, ne eziyet ve zulüm görürlerse görsünler sabredip dayanma kudretini gösterebilmelidirler.

- Son -

< Önceki   Sonraki >

Tarihin En Büyük Hilâfet Konferansı Gerçekleştirildi

.:: ALINTI ::.
 
Halifeye ne kadar ödeme yapılır?
Abdul Kareem | 12.05
 
Filistin'in Tibet'ten eksiği ne?
| 23.04
 
FATİH SULTAN MEHMED'İN AYASOFYA VAKFİYESİ
| 15.04
 
Dünya üç devrimi birden yaşıyor
Henry A. Kissinger | 08.04
 
Kill a Hundred Turks and Rest (İngilizce)
Uri Avnery | 10.03
 
Afganistan'daki NATO Soykırımı
Ali Khan | 07.03
| Anasayfa :: Yazarlar :: Beyan /Bildiri :: Basın Açıklamaları :: Siyâsi Tahlil :: Kitap :: Haber - Yorum :: Linkler :: İletişim |