İsrail 15 Ağustos 2005’te Gazze’den çekilmeye başladı. (İsrail'in, 35 yıllık Gazze işgalinin ardından bölgeden geri çekilme planı gece yarısından itibaren resmen yürürlüğe girdi.) (9) bu çekilme bölgeyi tamamen bıraktığı anlamına gelmiyordu. Bölgeyi havadan, karadan ve denizden kontrol edeceğini defalarca açıkladı.
Böylece hem kendisini rahatlatacak ve de Afganistan ve Irak'ta zor durumda kalan Amerikanın yükünü de hafifletmeyi planlamıştı. Amerika da bu gelişmelerden kendisine pay çıkartmak hedefindeydi. Gazze’nin boşaltılmasına destek vererek Filistin ve bölgedeki İslami cemaatlerin sevgisini kazanmayı umuyordu. Bu ısınma gerçekleştiği takdirde de 1967 Filistin meselesini (Anlaşmaya göre Filistin direnişi 1967'de işgal edilen topraklarda sınırlı kalacak ve Filistin Kurtuluş Örgütü tüm Filistinlilerin yegâne meşru temsilcisi olarak kabul edilecek. Bu anlaşma sayesinde Hamas dolaylı yoldan İsrail'i 1967 öncesi sınırları içerisinde tanımış oldu. Ayrıca Hamas, Filistin Kurtuluş Örgütü'ne dahil edildi. Yani bir bakıma El Fetih ve Hamas ortak bir çatıda birleşti.) masaya yatırarak antlaşma sağlamayı ve nihai sonuca ulaşmayı istiyordu. Bu antlaşmaya göre Filistin topraklarının büyük bir bölümü İsrail’e bırakılıyordu. Bu formülde Prens Abdullah, İsrail'e 1967'de işgal ettiği topraklardan tümüyle çekilmesi karşılığında Arap ülkelerinin İsrail'i tanımalarını teklif etti.(10) İsrail’i güçlendirmek için kasıtlı çıkartılan savaş sonucu İsrail elde ettiği tarafı (1967 savaşı sonrasındaki) toprakların üstüne oturmak istiyordu. Amerika bunu desteklemekle birlikte bu topraklarda iki devletli bir Filistin ve İsrail olmasını yani, Filistin’in de bir bağımsız (!) devleti olacak, İsrail’in de zaten var, bunlar birbirlerini kabullenecek ve barış içinde yaşayacaklardı. Böylece bu meselenin de başını ağrıtmasına son vermiş olacaktı. Bu meseleyi çözmek aynı şekilde Afganistan ve Irak konusunda da kendisini çok rahatlatacaktı. Çünkü İslam âleminde kötü bir imaj edinmişti. Bunu da ancak önüne çıkan bu fırsatla değerlendirmek istiyordu. Böylece Hamas’ın önünün açılmasına ve seçimlere girmesine göz yumuldu. Bu sinsi girişiminin altında yatan neden ise; Hamas yolu ile İslami kesimi baskı altına almak ve Yahudi varlığını İslami kesimin eliyle bölgede meşrulaştırmaktı. Dikkat edilirse Hamas’ın seçim zaferinden hemen sonra bu baskılar arttı. Hatta Hamas’ı zorla masa başına çekmek için bölgeye yapılan tüm mali yardımlar durduruldu, bankalardaki nakitler donduruldu, Filistin kesimine yapılan ticaret askıya alındı. ABD ve AB, 'İsrail'i tanımadığı' ve 'İsrail'e karşı mücadeleye son vermediği' gerekçesiyle Hamas hükümetine yapılan yardımları dondurmuştu. (11) Filistinlilere yılda 500 milyon Euro’yla mali yardım yapan AB’nin yanı sıra ABD’nin de Hamas’ın iktidara gelmesinin ardından para yardımını kesmesi üzerine Filistin yönetimi ciddi bir mali krize girmişti. Bu arada, Filistinlilere yakıt sağlayan tek şirket olan Dor Energy adlı İsrail firması, biriken borçlar nedeniyle Filistin’e benzin ve tüpgaz sevkiyatını durdurdu, fabrikalar kapandı, fırınlar ekmek çıkartamaz hale geldi. Ekonomik ve siyasi baskılar üzerine Mahmud Abbas içerideki siyasi kitlelerle temasa geçerek çözüm arayışına yöneldi. Bazı kitleleri razı etmiş silahlı grupların bazılarını da silahlarını bırakma noktasında anlaşma sağlanmıştı. Silahlı gruplardan İslami Cihad ise buna yanaşmadı. Mısır meselenin çözümü için yardımcı olmaya çağrıldı. Bu arada, Mısırlı yetkililerin belgeye karşı çıkan İslami Cihad ve İsrail’e yönelik roket saldırıları düzenleyen Halk Direniş Komiteleri’nin temsilcileriyle, ikna etmeye yönelik görüşmelerde bulunduğu ileri sürüldü.(12) Bu zor durumda Filistin yönetimine başkanlığa adaylığını koyan Hamas lideri İsmail Haniye kendi yönetimi altındaki Hamas’tan eleştiriler gelse de siyasi çözümleri kabul edeceği sinyallerini veriyordu. İsmail Haniye’nin 1967 sınırları içinde iki devletli çözümü en azından prensipte kabul etmeye yönelik görüşler ortaya koydu. (13) Haniye, 'Hamas, 67 sınırlarına çekilirse İsrail'i tanır mı' sorusu üzerine "İsrail çekilirse, aşamalı olarak barışı sağlarız." dedi. (14) İsrail-filistin görüşmelerinde esirler konusunda bazı antlaşmazlıklar belirdi. Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ve Başbakanı İsmail Haniye’nin, İsrail cezaevlerinde tutuklu Filistinlilerin hazırladığı, uzlaşma belgesinin önemli maddeleri üzerinde kısmen anlaşmaya vardıkları bildirildi. Buna rağmen antlaşma masasına oturmak için hazırlıklar bitme noktasına gelmişti. (15) Hatta bu konuda Mahmud Abbas ve Haniye bir çok konularda anlaştıklarını ileri sürerek İsrail ile antlaşma masasına oturacakları işaretini veriyorlardı. Tam bu aşamada Gazze’de İsrail askerlerinin saldırılarına karşılık iki askerin kaçırılma olayı gerçekleştirildi. Kaynaklar: 9- mynet haber, http://www.cemaat.com/?q=node/1315/print 10- http://www.vahdet.com.tr/filistin/dosya2/0441.html 11- http://www.telehaber.com/haberler/haber-336579/ 12- http://www.evrensel.net/06/06/26/dunya.html 13- www.ntvmsnbc.com/news/379389.asp - 33k 14- http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=179840&tarih=27/02/2006 15- http://www.evrensel.net/06/06/26/dunya.html İSRAİL, LÜBNAN VE ORTADOĞU MESELESİNE BİR BAKIŞ -1 [-2] [-4] |