Anasayfa arrow Siyâsi Tahlil arrow İSRAİL, LÜBNAN VE ORTADOĞU MESELESİNE BİR BAKIŞ -4
 [Detaylı_Ara]
Anasayfa
Haber - Yorum
HİLÂFET ÖZEL
Siyâsi Tahlil
Kitaplar
İktibas
Dünyada Dava
Multimedya
Fikir - İnceleme
Kavram
Sohbet
Soru-Cevap
Sizden Gelenler
Linkler
İletişim
Detaylı Arama

 Yazarlar

Editör
Esad Mansur
Esma Sıddık
Fuad Hamidoğlu
Hakan Bolat
Mahmud Gıtal
Mehmed Aydın
Necati Erdem
Salih Çelik
Saliha Aydın
Sümeyye AVCI
Tahir Şanlı
Yasin İbn-u Ali
Zeynep Afra
Bir Ayet

18/16 Onlara: "Siz onlardan ve Allah'tan başka taptıklarından ayrıldınız, bunun için Mağaraya girin ki, Rabbiniz size rahmetini yaysın ve size işinizde kolaylık göstersin" denildi.
Bir Hadis

"Hiç biriniz elinin emeğinden daha hayırlı bir şey yememiştir." (Buhari)
Kitap

Siyasi Meseleler [İşgâl Edilmiş Müslüman Beldeler]

İSRAİL, LÜBNAN VE ORTADOĞU MESELESİNE BİR BAKIŞ -4 Yazdır E-Posta
Mahmut Gıtal
05 Ağustos 2006 Cumartesi
Imageİsrail askerlerini kaçıranların kimler oldukları halen meçhul. Her ne olursa olsun bu olay Müslümanların yahudiye karşı başarısını gösterir. Bir dönem gemileri karadan Haliç’e indirerek Bizans’ın hiç ummadığı, aklına getiremediği olayı Fatih Sultan Mehmed han gerçekleştirmişti.

Kafirler istedikleri kadar korunsunlar, istedikleri kadar teknikle donansınlar, tankların içerisinde korunmaya da çalışsalar mutlaka onları galebe çalacak Müslümanların dehası vardır. Yeter ki Müslümanlar azmedip Allah’a güvensinler. Nitekim Allah (cc) Kitabı Kur’anı Kerimde şöyle buyuruyor:

“Ehl-i kitaptan inkar edenleri, ilk sürgünde yurtlarından çıkaran O'dur. Siz onların çıkacaklarını sanmamıştınız. Onlar da kalelerinin, kendilerini Allah'tan koruyacağını sanmışlardı. Ama Allah (O'nun azabı), onlara beklemedikleri yerden geliverdi. O, yüreklerine korku düşürdü; öyle ki evlerini hem kendi elleriyle, hem de müminlerin elleriyle harap ediyorlardı. Ey akıl sahipleri! İbret alın.”  (16)

Bu olaydan kısa bir müddet sonra, Lübnan sınırında Hizbullah’ın iki İsrail askerini esir alma haberi geldi. 13 Temmuz 2006’da Hizbullah, Filistinlilerle dayanışma adına sekiz İsrail askerini öldürüp ikisini kaçırdı. (17) Bu olaylar son aşamada olan Filistin-İsrail antlaşmasını bıçak gibi kesiverdi. Arkasından İsrail’in hunharca saldırıları başladı. Kendisine iki cephe aşmıştı. Bir taraftan Gazze şeridini bombalıyor diğer taraftan da Lübnan’a saldırıyordu. Hamas’a ve Hizbullah’a yönelik saldırılarda hedef gözetmeksizin (Lübnan’ın Hıristiyan kesimi hariç)  her tarafı yakıp yıkmaya başladı. Enerji santralleri, köprüler ve altyapıyı tahrip ederken sivilleri katletmeyi de unutmamıştı. İsrail savaş uçaklarının 30 Temmuz 2006’da Lübnan'ın güneyinde bir kasabayı (Kana) bombaladıkları, savaştan kaçanların sığındığı bir binada toplam en az 40 sivilin öldüğü ya da yaralandığı bildirildi. (18)

Amerika İsrail’in bu yaptıklarını desteklediğini açıklamakta hiç tereddüt etmedi. Hatta askerler kaçırılsın veya kaçırılmasın böyle bir saldırının daha önceden planlandığı bir gerçekti. Buna göre İsrail yönetimi, İran ve Suriye tarafından desteklendiğini ileri sürdüğü Hizbullah'ı bitirmek için aylar süren askeri planlamayı yaptı. Ardından Beyaz Saray'ın kapısını çaldı. "Terörle savaşta önemli bir adım atıyoruz" diyen İsrail Bush'u ikna etti. (19)

Saldırıların ilk gününde Suriye üzerinde Beşşar Esad’ın sarayının üzerinde İsrail savaş uçakları tehdit uçuşları gerçekleştirdi. Böylece Suriye ve İran’ın Hizbullah ve Filistine olası desteğinin önü kesilmek isteniyordu. Suriye olaya kayıtsız kalacağının sinyallerini verdi. İsrail’e karşı her fırsatta kin kusan İran ise olayları boş slogan ve demeçlerle seyretmekten başka hiçbir icraat göstermemiştir. Hatta İran Genelkurmay Başkanı Tümgeneral Hüseyin Firuzabadi, İsrail’in Lübnan’a saldırmasıyla patlak veren savaşa hiçbir şekilde girmeyeceklerini söyledi. (20)

Her zaman olduğu gibi (Bosna, Keşmir, Somali, Afganistan, Irak kâfirlerin saldırılarında nasıl yalnızlığa terk edildi ise) Gazze ve Lübnan’da Müslümanlar yine yalnızlığa terk edildi. Aslında yalnız kalan kâfirlerin karşısında onurla duranlar değildi. Yalnız kalan; hainlikte yarış eden, Müslümanların başlarındaki tasmalı köpek idarecilerdi. Tasmalı köpekler, adeta İsrail “ağlama duvarı” (21) önünde ABD ile İsrail’e tam sadakatlerini bildiriyorlardı.

Onurlu olanlar nice büyük orduları hiçe sayanlardı. Dünyanın süper gücü sayılan koca ABD ordusu Afganistan’da ve Irakta çakılıp kalmıştı. Dünyanın dördüncü ordusu olarak lanse edilen Yahudi çapulcuları yıllardır Filistinlilerle başa çıkamamıştı. Büyük ordular tarafından değil ufacık bir gurup (Hizbullah) tarafından kovulmuştu. Hizbullah saldırılarında 900'ü aşkın askerini yitiren İsrail ordusu, 25 Mayıs 2000'de Güney Lübnan'dan çekilmek zorunda kaldı. (22) Filistin halkı taşlarla, Lübnan’da Hizbullah elindeki imkânlarla İsrail’e karşı direnmeye devam ediyor. İsrail Hizbullah’ın attığı onlarca füze karşısında şaşkına dönmüş vaziyette. Bu denli büyük bir saldırı ile karşılaşacağını tahmin etmemişti. Hizbullah elindeki füzelerle İsrail’in içlerini bombalayarak İsrail halkını sığınaklara hapsetti. Yine Hizbullah karadan gelen İsrail askerlerine karşı da şiddetli direnç göstermektedir. Şu yapılanlar, yerlerine yapışıp kalmış, sadece törenlerde varlığını gördüğümüz İslam beldelerindeki Müslüman ordularına cesaret vermeye yetmez mi?!

Devam edecek...

Kaynaklar:
16- Haşr 2
17- http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=192814
18- http://www.haber1.com/haber.asp?id=117053
19- Vatan gazetesi 05 Ağustos 2006
20- http://www.milliyet.com.tr/2006/07/22/son/sondun13.asp
21- http://www.muhammedyahya.com/my04.htm
22- http://www.sabah.com.tr/2006/07/28/cp/yaz1024-20-106-20060723-102.html

 

Email:

İSRAİL, LÜBNAN VE ORTADOĞU MESELESİNE BİR BAKIŞ -1 [-2] [-3]

< Önceki   Sonraki >
Paylaş Paylaş
08 Şubat 2012 Çarşamba
15 Rabi-ul Evvel 1433
Fikirlerden
İSLÂM İLE YÖNETMEYEN HERKES YA FASIKTIR YA KAFİRDİR

İslâm, kendisinden önce gelen yahudilik, hıristiyanlık ve diğer dinlerden farklıdır. Allahu Teâla İslâm'ı, kendisinden bütün beşeri hayatın tüm problemlerine çözüm içeren bir nizamın çıktığı aklî bir akide üzerine kurulu bir ideoloji kılmıştır. Nitekim Allah, müslümanlara hayatlarının bütün işlerinde onunla yönetmelerini ve onu yönetime getirmelerini/hakim kılmalarını zorunlu ve farz kılmıştır. Hayatlarının herhangi bir işinde dahi olsa İslâm dışında bir şeyle yönetmelerini ya da yönetime getirmelerini de onlara haram kılmıştır. İslâm'dan başkası ile yöneten veya İslâm'dan başkasını yönetime getireni/hakem kılanı Kıyamet günü azaba müstehak kılmıştır. Bu, yani günahkâr olması, eğer o kişi, İslâm'dan başkasının İslâm'dan daha üstün olduğuna inanmıyorsa geçerlidir. Eğer o kişi, İslâm'dan başkasının İslâm'dan daha üstün olduğuna inanıyorsa o zaman kafir olur. Allahu Teâla şöyle buyurdu: 

"Kim Allah'ın indirdiği ile yönetmezse, işte o kimseler kafirdirler." (Maide: 44)

Hizb-ut Tahrir Kültüründen

| Anasayfa :: Yazarlar :: Beyan /Bildiri :: Basın Açıklamaları :: Siyâsi Tahlil :: Kitap :: Haber - Yorum :: Linkler :: İletişim |