Anasayfa arrow Siyâsi Tahlil arrow İSRAİL, LÜBNAN VE ORTADOĞU MESELESİNE BİR BAKIŞ -4
 [Detaylı_Ara]
Anasayfa
HİLÂFET ÖZEL
Beyanname
Siyâsi Tahlil
Kitaplar
Haber - Yorum
İktibas
Dünyada Dava
Multimedya
Fikir - İnceleme
Kavram
Sohbet
Soru-Cevap
Sizden Gelenler
Linkler
İletişim
Detaylı Arama

 Yazarlar

Editör
Esad Mansur
Esma Sıddık
Fuad Hamidoğlu
Mehmed Aydın
Tahir Şanlı
Zeynep Afra
Bir Ayet

2/128 "Rabbimiz! İkimizi Sana teslim olanlardan kıl, soyumuzdan da Sana teslim olanlardan bir ümmet yetiştir. Bize ibadet yollarımızı göster, tevbemizi kabul buyur, çünkü tevbeleri daima kabul eden, merhametli olan ancak Sensin".
Kur'an'da Ara
Aranacak kelimeyi giriniz
  
Al-islam.com'a teşekkür ederiz.
Bir Hadis

Nafi'den rivayet edildiğine göre: Ömer bana dedi ki; Rasul (s.a.v)'i şöyle derken işittim: "Kim Allah'a itaatten elini çekerse kıyamet günü kendisi için hiçbir delil olmadığı halde Allah'ın huzuruna çıkar." (Müslim: H. No: 1851)
Kitap

Siyasi Meseleler [İşgâl Edilmiş Müslüman Beldeler]

İSRAİL, LÜBNAN VE ORTADOĞU MESELESİNE BİR BAKIŞ -4 Yazdır E-Posta
Mahmut Gıtal
05 Ağustos 2006 Cumartesi
Imageİsrail askerlerini kaçıranların kimler oldukları halen meçhul. Her ne olursa olsun bu olay Müslümanların yahudiye karşı başarısını gösterir. Bir dönem gemileri karadan Haliç’e indirerek Bizans’ın hiç ummadığı, aklına getiremediği olayı Fatih Sultan Mehmed han gerçekleştirmişti.

Kafirler istedikleri kadar korunsunlar, istedikleri kadar teknikle donansınlar, tankların içerisinde korunmaya da çalışsalar mutlaka onları galebe çalacak Müslümanların dehası vardır. Yeter ki Müslümanlar azmedip Allah’a güvensinler. Nitekim Allah (cc) Kitabı Kur’anı Kerimde şöyle buyuruyor:

“Ehl-i kitaptan inkar edenleri, ilk sürgünde yurtlarından çıkaran O'dur. Siz onların çıkacaklarını sanmamıştınız. Onlar da kalelerinin, kendilerini Allah'tan koruyacağını sanmışlardı. Ama Allah (O'nun azabı), onlara beklemedikleri yerden geliverdi. O, yüreklerine korku düşürdü; öyle ki evlerini hem kendi elleriyle, hem de müminlerin elleriyle harap ediyorlardı. Ey akıl sahipleri! İbret alın.”  (16)

Bu olaydan kısa bir müddet sonra, Lübnan sınırında Hizbullah’ın iki İsrail askerini esir alma haberi geldi. 13 Temmuz 2006’da Hizbullah, Filistinlilerle dayanışma adına sekiz İsrail askerini öldürüp ikisini kaçırdı. (17) Bu olaylar son aşamada olan Filistin-İsrail antlaşmasını bıçak gibi kesiverdi. Arkasından İsrail’in hunharca saldırıları başladı. Kendisine iki cephe aşmıştı. Bir taraftan Gazze şeridini bombalıyor diğer taraftan da Lübnan’a saldırıyordu. Hamas’a ve Hizbullah’a yönelik saldırılarda hedef gözetmeksizin (Lübnan’ın Hıristiyan kesimi hariç)  her tarafı yakıp yıkmaya başladı. Enerji santralleri, köprüler ve altyapıyı tahrip ederken sivilleri katletmeyi de unutmamıştı. İsrail savaş uçaklarının 30 Temmuz 2006’da Lübnan'ın güneyinde bir kasabayı (Kana) bombaladıkları, savaştan kaçanların sığındığı bir binada toplam en az 40 sivilin öldüğü ya da yaralandığı bildirildi. (18)

Amerika İsrail’in bu yaptıklarını desteklediğini açıklamakta hiç tereddüt etmedi. Hatta askerler kaçırılsın veya kaçırılmasın böyle bir saldırının daha önceden planlandığı bir gerçekti. Buna göre İsrail yönetimi, İran ve Suriye tarafından desteklendiğini ileri sürdüğü Hizbullah'ı bitirmek için aylar süren askeri planlamayı yaptı. Ardından Beyaz Saray'ın kapısını çaldı. "Terörle savaşta önemli bir adım atıyoruz" diyen İsrail Bush'u ikna etti. (19)

Saldırıların ilk gününde Suriye üzerinde Beşşar Esad’ın sarayının üzerinde İsrail savaş uçakları tehdit uçuşları gerçekleştirdi. Böylece Suriye ve İran’ın Hizbullah ve Filistine olası desteğinin önü kesilmek isteniyordu. Suriye olaya kayıtsız kalacağının sinyallerini verdi. İsrail’e karşı her fırsatta kin kusan İran ise olayları boş slogan ve demeçlerle seyretmekten başka hiçbir icraat göstermemiştir. Hatta İran Genelkurmay Başkanı Tümgeneral Hüseyin Firuzabadi, İsrail’in Lübnan’a saldırmasıyla patlak veren savaşa hiçbir şekilde girmeyeceklerini söyledi. (20)

Her zaman olduğu gibi (Bosna, Keşmir, Somali, Afganistan, Irak kâfirlerin saldırılarında nasıl yalnızlığa terk edildi ise) Gazze ve Lübnan’da Müslümanlar yine yalnızlığa terk edildi. Aslında yalnız kalan kâfirlerin karşısında onurla duranlar değildi. Yalnız kalan; hainlikte yarış eden, Müslümanların başlarındaki tasmalı köpek idarecilerdi. Tasmalı köpekler, adeta İsrail “ağlama duvarı” (21) önünde ABD ile İsrail’e tam sadakatlerini bildiriyorlardı.

Onurlu olanlar nice büyük orduları hiçe sayanlardı. Dünyanın süper gücü sayılan koca ABD ordusu Afganistan’da ve Irakta çakılıp kalmıştı. Dünyanın dördüncü ordusu olarak lanse edilen Yahudi çapulcuları yıllardır Filistinlilerle başa çıkamamıştı. Büyük ordular tarafından değil ufacık bir gurup (Hizbullah) tarafından kovulmuştu. Hizbullah saldırılarında 900'ü aşkın askerini yitiren İsrail ordusu, 25 Mayıs 2000'de Güney Lübnan'dan çekilmek zorunda kaldı. (22) Filistin halkı taşlarla, Lübnan’da Hizbullah elindeki imkânlarla İsrail’e karşı direnmeye devam ediyor. İsrail Hizbullah’ın attığı onlarca füze karşısında şaşkına dönmüş vaziyette. Bu denli büyük bir saldırı ile karşılaşacağını tahmin etmemişti. Hizbullah elindeki füzelerle İsrail’in içlerini bombalayarak İsrail halkını sığınaklara hapsetti. Yine Hizbullah karadan gelen İsrail askerlerine karşı da şiddetli direnç göstermektedir. Şu yapılanlar, yerlerine yapışıp kalmış, sadece törenlerde varlığını gördüğümüz İslam beldelerindeki Müslüman ordularına cesaret vermeye yetmez mi?!

Devam edecek...

Kaynaklar:
16- Haşr 2
17- http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=192814
18- http://www.haber1.com/haber.asp?id=117053
19- Vatan gazetesi 05 Ağustos 2006
20- http://www.milliyet.com.tr/2006/07/22/son/sondun13.asp
21- http://www.muhammedyahya.com/my04.htm
22- http://www.sabah.com.tr/2006/07/28/cp/yaz1024-20-106-20060723-102.html

 

Email:

İSRAİL, LÜBNAN VE ORTADOĞU MESELESİNE BİR BAKIŞ -1 [-2] [-3]

< Önceki   Sonraki >
07 Ekim 2008 Salı
8 Şevval 1429
Saliha Aydın
Sümeyye AVCI
Mahmud Gıtal

Tarihin En Büyük Hilâfet Konferansı Gerçekleştirildi

.:: ALINTI ::.
 
Halifeye ne kadar ödeme yapılır?
Abdul Kareem | 12.05
 
Filistin'in Tibet'ten eksiği ne?
| 23.04
 
FATİH SULTAN MEHMED'İN AYASOFYA VAKFİYESİ
| 15.04
 
Dünya üç devrimi birden yaşıyor
Henry A. Kissinger | 08.04
 
Kill a Hundred Turks and Rest (İngilizce)
Uri Avnery | 10.03
 
Afganistan'daki NATO Soykırımı
Ali Khan | 07.03
Fikirlerden
İSLÂM'IN KÂMİL BİR ŞEKİLDE TATBİKİ BİR İSLAM DEVLETİ OLMAKSIZIN MÜMKÜN DEĞİLDİR
Allah'ın indirdiği ile yönetmek ve hayatın bütün işlerinde İslâm'ın hükümlerini hakim kılmak bir devlet olmaksızın mümkün değildir. İslâm, devleti şeriatın hükümlerinin tatbiki için bir metod kılmıştır. Nitekim Resül (sav) Mekke-i Mükerreme'den, Medine-i Münevvere'ye hicretinden itibaren devlet kurmuştur. Devlet kurulduktan sonra da teşrî ayetleri ve hayat problemlerine çözümler ard arda inmeye başlamıştır. Resül (sav) de kendisine inen hükümleri, inmesiyle birlikte hemen tatbik ediyordu. Ta ki Allah dinini tamamlayıp şu ayeti indiresiye kadar:

"Bugün size dininizi ikmal ettim/kemale erdirdim. Üzerinize nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm'dan razı oldum." (Maide: 3)

Resülullah (sav), Rabbisinin risaletini/mesajını alıp insanlara tebliğ eden bir Resül'dü ve Allah'ın kendisine indirdiğini içinde tatbik ettiği bir devletin reisi ve yöneticisi idi.

Resül (sav)'in Yüce Dostu'na göç etmesinden sonra, Raşidî Halifeler Devleti geldi. Bu devlette, halifeler Allah'ın indirdiği nizamların, yasaların hepsini tatbik ediyorlardı. Allah'ın indirdiği ile yönetim onlardan sonra İslâm Devletinde devam etti. Ta ki 1. Dünya Savaşı'nın sonunda İslâm'ın, müslümanların düşmanı kafir İngiltere Devleti'nin emri ile yahudi asıllı kafir ve İngiliz ajanı M. Kemal'in eliyle İslâm Devleti yıkılasıya kadar...

 
Hizb-ut Tahrir Kültüründen

| Anasayfa :: Yazarlar :: Beyan /Bildiri :: Basın Açıklamaları :: Siyâsi Tahlil :: Kitap :: Haber - Yorum :: Linkler :: İletişim |