Rasulullah (sav) Yemen'e Muaz b. Cebel'i gönderirken ona söylediklerinden bir kısmı şudur: "Sen Kitab ehli olan bir kavme gidiyorsun. Kendilerini ilk davet ettiğin şey Allahu Teâlâ'ya ibadet olsun. Bunu kabul ederlerse Allahu Teâlâ'nın, zenginlerinden alınıp, fakirlerine verilmek üzere zekatı farz kıldığını haber ver. Eğer kabul eder ve itaat ederlerse onlardan al, en iyi mallarını almaktan çekin. Mazlumun duasından sakın. Çünkü onun duasıyla Allah arasında herhangi bir perde yoktur." (Buhari, K. Tevhid, 6824)
Kitap
08 Eylül 2008 Pazartesi
İSRAİL, LÜBNAN VE ORTADOĞU MESELESİNE BİR BAKIŞ -6
Mahmut Gıtal
11 Ağustos 2006 Cuma
Hizbullah Lübnan’ın temel taşlarından biri olarak var. Hizbullah’ı bölgeden söküp atmak Lübnan’da yerleşik olan halkı, halkın ona sevgisini, hatta Lübnan Hıristiyanlarının ona duydukları sempatiyi söküp atmak demektir. Yani Hizbullah, İsrail gibi ne işgalci ne de sonradan bölgeye yerleştirilmiş yabancı bir varlıktır. O bölge halkının ta kendisidir.
Hizbullah, daha önce yaptığı gibi son çıkışla da (İsrail’e karşı direnmede gösterdiği azimle) dünya Müslümanları tarafından da sevilmeye başlandı. Kukla liderlerin yapamadıklarını yaparak sempati toplamaya devam ediyor. Bu şu noktaların açığa çıkmasına da neden olmuştur.
1- Mezhep farlılıkları içerinde Müslümanları boğmayı hedefleyen kafirlerin oyunlarının tutmadığı, 2- Müslümanların zafer özleminin canlanması, 3- Meselenin Lübnan meselesi olmaktan öte Müslümanların ortak meselesi noktasına taşınmış olması, 4- Hizbullah’ın yaptığı kadar bir ileri adım atamayan İslam ümmetinin başındaki otoritelere karşı nefretin büyümesi ve devlet adamlarının aşağılık varlıklar olduğunun yaygınlaşması.
Hizbullah İsrail ile mücadele edebilecek kişiler yetiştirdi. Bundan dolayı Hizbullah içerisinde bu savaşı şehid olasıya kadar sürdürecek samimi şahsiyetler mevcuttur. Bunlar Suriye ve İran’ın Yahudi İsrail’e karşı mücadelenin durdurulmasına şiddetle karşı çıkmaktadır. Önceleri her ne kadar Hizbullah’a İran ve Suriye yardım etmiş olsa da son gelinen noktada diğer İslam beldelerindeki kukla devletler gibi artık bunlarda uzak durmaktadır. Sözle destek vermeye dahi cesaret edemeyen bu devletlerin baskısının Hizbullah üzerinde, şu ortamda ne kadar etkili olabileceğini zaman gösterecektir. Amerika ve İsrail’in Hizbullah’ın askeri kanadının tasfiyesini istediği gibi İran ve Suriye de bu doğrultuda hareket etmektedir. Bunlar, bırakın silah göndermeyi yerinden-yurdundan olan mülteciler ve yaralılar için malzeme göndermeye dahi korkuyorlar. Yani ihanet kâfirlerden çok Müslümanların başlarındaki tasmalı köpeklerden gelmektedir. Ateşkes ve barış için ortalığı yırtan bu hainler BM’leri bölge için göreve davet etmektedirler. BM’lerin bölgeye gelmesi (ki zaten oradalar) meseleyi çözmeyecek, meseleyi daha karışık ve çözümsüz kılacaktır. BM’leri göreve çağıranlar ya BM’lerin misyonunu bilmiyorlar veya görevleri icabı oraya koşarak sömürgecilerin işlerini kolaylaştırmak için çırpınıyorlar.
Evet, BM’ler kurulduktan sonra yaptığı bütün işler sömürgecilerin işlerini kolaylaştırmak olmuştur. Bu, İslam beldeleri söz konusu olduğunda parçalamak, sömürüye hazır hale getirmek olduğu saklanamayacak kadar açıktır. Bu konuda sizlere yakın tarihimizden bazı örnekler vermek istiyoruz:
- ABD, BM’ye başvurarak Somali’ye müdahale edilmesini istedi. 30 Kasım’da BM (Gali Başkanlığında) Güvenlik Konseyinin müdahale kararını almasını istedi. 3 Aralık 1992’de ise Güvenlik Konseyi kararı onayladı. 9 Aralık 1992’de ise ABD Umut Operasyonu adı altında Somali’yi işgal etti. Somali’ye 35 bin kişilik bir askeri birlikle giren ABD’nin buraya asker gönderme gerekçesi iç savaş ve açlık tehlikesidir. Somali’nin işgali, ABD’nin Afrika’yı fiilen işgali’dir. (26) ve daha sonra Somali parçalanmaya başlamıştır.
- Bosna’nın Serebrenitza kentinde, 1995’de Sırp kuvvetlerinin katlettiği 8000 Müslüman yetişkin erkekler ve çocukların ölümü BM barış gücündeki 600 Hollanda askeri gözetiminde gerçekleşmiştir. (27) Ayrıca Bosna toprakları BM’de varılan antlaşmalar neticesinde parçalanmıştır.
- Afganistan'daki Amerikan işgalinin ardından 2001 sonunda düzenlenen Bonn Konferansında, geçici yönetime destek amacıyla "BM Güvenlik Konseyi otoritesi altında görev yapacak, gönüllü ülkelerin askerlerinden oluşan bir uluslararası koalisyon" şeklinde kurulan ISAF, 11 Ağustos 2003 tarihinden beri NATO tarafından yönetiliyor. (ISAF'a bugün NATO üyesi olan veya olmayan toplam 37 ülke katkıda bulunuyor.) (28) Ve bu gücün Afganistan’ı, Afgan halkını ne hale getirdiklerini, her gün işlenen cinayetleri, yakıp yıkmaları, yağmaları gerçekleştirirken bütün bunların BM şemsiyesi altında yapılmakta olduğu bilinmektedir.
Kıbrıs’ta, Irak’ta, Keşmir’de olanlar yine BM onayı ile olmuştur. Geçmişte İslam coğrafyası nasıl paramparça ediliyorsa günümüzde de bu örgüt yolu ile İslam coğrafyası daha da ufak parçalara bölünüyor ve sömürgeciler için kolay yutulur lokmalar haline dönüştürülüyor. Yahudi varlığı da BM’de tanınmıştır. Hatta oylamada Müslümanların başlarındaki hainler onay vermişlerdir. TC. gibi. Şimdi o Yahudi varlığının güvenliği bölgenin belası olmuştur. Hatta BM’i dahi takmadan istediği canavarlığı yapmakta rahat hareket edebilmektedir. Bu da yetmiyormuş gibi BM’e kendisini koruması için bölgeye emniyet gücünün (BM denetiminde Hizbullah’ın elinden silahı alacak) gönderilmesini istemektedir. Hain liderler bu çağrıya koşarcasına cevap vererek bu misyonun kendilerine verilmesi için kolları sıvayıverdiler. Erdoğan: “Lübnan’a asker gönderebiliriz.” (29) dedi.
İsrail ve Fransa daha önce BM’de alınan Hizbullah’ın silahsızlandırılması çağrısında bulunan 1559 sayılı kararın arkasındadır.(30) Ondan vazgeçmiş değillerdir. Hizbullah’ın elinden silahları almaksa Lübnan’ı İsrail karşısında savunmasız bırakmak anlamına geldiği gibi Hizbullah’ı da karşına almak anlamına gelir. Bu ise ister Pakistan’dan gelsin, ister Türkiye’den gitsin oraya gönderilecek Müslüman askerler için intihardır. İsrail’in çıkarları için Müslüman kardeşini karşısına alacak, çıkacak çarpışmalarda ya ölecek ya da öldüreceklerdir. Öldürse de cehennemdedir ölse de. Nitekim şeri deliller kesinlikle haksız yere bir Müslüman’ın öldürülmesini haram kılmıştır. Allah (cc) şöyle buyurdu:
“Kim bir mümini kasten öldürürse cezası, içinde ebediyen kalacağı cehennemdir. Allah ona gazap etmiş, onu lânetlemiş ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır.” (31)
İbni Mes'ud'dan: Rasulullah (sav) şöyle dedi:
"Allah'tan başka ilah olmadığına ve benim de Allah'ın elçisi olduğuma şahadet eden Müslüman bir kimsenin kanı(nın akıtılması) şu üç hal dışında helal değildir: Zina eden dul, (öldürdüğü bir) cana can ve cemaattan (İslâm'dan) ayrılarak dinini terk eden kimse." (32)
Evet, BM sömürgeciler için, kafirler için vardır. Onların çıkarlarını gerçekleştirmek için kurulmuş bir örgüttür. Müslümanların hayrına oradan asla ve kata bir şey çıkmaz.
Kaynaklar: 26- http://evimizturkiye.com/tarih/ULKELER/SOMALI.HTM 27- http://www.bosnadayanisma.org/sayfalar/haber.htm 28- http://www.haberx.com/n/271206/nato-afganistanda 29- http://www.yenicaggazetesi.com.tr/newsdetail.asp?NewsID=2699 30- Lübnan'dan Başbakan Erdoğan'a açık mektup Muhammed Nureddin BEYRUT STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ BAŞKANI 09.09.2006 Zaman gazetesi 31- Nisa 93 32- Buhari, Tirmizi, Müslim
BUGÜN HER MÜSLÜMANA 'HİLÂFET'İN
KURULMASI İÇİN ÇALIŞMAK' FARZDIR
İslâmî Hilâfet Devleti 1924'de
yıkılmasından bugüne kadar İslâm ile yönetimin devlet ve toplumda ortadan kalkmış olmasından; boyunlarında bir
halifeye biat olmaksızın üç günden fazla zamanın geçmesinin müslümanlara haram olmasından dolayı aynı şekilde
müslümanlara Allah'ın indirdiğinden başkası ile yönetmelerinin ve küfür hükümlerinin üzerlerine tatbikine sükut
etmelerinin haram olmasından dolayı, bütün bunlardan dolayı bugün yeryüzünde müslümanların tamamı Allah katında
günahkârdırlar ve Allah'ın cezasına müstehak olmaktadırlar. Onlardan ancak Hilâfet'in kurulması,
Allah'ın indirdiği ile yönetimin tekrar geri getirilmesi için çalışmaya sarılanlar müstesnadır. Hilâfet Devleti kurulup
Allah'ın indirdiği ile yönetim tekrar geri getirilmedikçe müslümanların üzerinden günah kalkmaz.