Anasayfa arrow Siyâsi Tahlil arrow Saddam'ın Akıbeti!
 [Detaylı_Ara]
Anasayfa
Haber - Yorum
HİLÂFET ÖZEL
Siyâsi Tahlil
Kitaplar
İktibas
Dünyada Dava
Multimedya
Fikir - İnceleme
Kavram
Sohbet
Soru-Cevap
Sizden Gelenler
Linkler
İletişim
Detaylı Arama

 Yazarlar

Editör
Esad Mansur
Esma Sıddık
Fuad Hamidoğlu
Hakan Bolat
Mahmud Gıtal
Mehmed Aydın
Necati Erdem
Salih Çelik
Saliha Aydın
Sümeyye AVCI
Tahir Şanlı
Yasin İbn-u Ali
Zeynep Afra
Bir Ayet

50/27 Yanındaki şeytan: "Rabbimiz! Ben onu azdırmadım, fakat kendisi derin bir sapıklıktaydı" der.
Bir Hadis

"Tevbe kabul edildiği sürece hicret durmaz. Güneş batıdan doğasıya kadar tevbe makbul olacaktır." Ahmed b. Hanbel, Aşaratü’l Mbeşşirîn, 1581
Kitap

Siyasi Meseleler [İşgâl Edilmiş Müslüman Beldeler]

Saddam'ın Akıbeti! Yazdır E-Posta
Mahmud Gital
05 Ocak 2007 Cuma

Saddam idam edildi. Her ne kadar Saddam’ın idamı konuşulsa da aslında idam edilen Saddam değildi. Bu idam dünyaya nefes aldırdı dersek yerinde olur. Çünkü bir devlet başkanı, uluslararası ilişkileri derin olan bir yönetici asıldı. Konunun birinci noktasını oluşturan temel burasıdır.

1- Saddam’ın idamı ve uluslararası boyutu:

Bir dönemin en meşhur diktatörlerinden birisi olan Saddam’ın hayatı kan dökmekle geçmiştir. Yaptıkları katliamları sıralama veya onun hakkında biyografi çıkarmayı düşünmüyoruz. Yalnız bazı cürümlerinin uluslararası boyutu mevcuttur. Asılmasını hızlandıran da bu olaylardır.

Dikkat edilirse Saddam sadece Duceyl katliamından yargılanmıştır.

-Bağdat'ın 60 kilometre kuzeyindeki 84 bin nüfuslu Duceyl'e 8 Temmuz 1982'de, aşiret liderleriyle görüşmek için gelen Saddam'ın konvoyuna halk arasından ateş açıldı.
Suikast girişiminden hemen sonra Irak ordusu helikopterleri vatandaşlar üzerine ateş açtı. Olayın ardından yüzlerce kişi tutuklandı, işkence gördü ve bunların bir kısmı idam edildi.
Davada Saddam 148 Şii'nin ölümünden sorumlu tutuldu, ancak vatandaşlar Duceyl'de ölenlerin sayısının çok daha fazla olduğunu söylüyor.

Saddam ile birlikte 7 eski Iraklı yetkilinin yargılandığı Duceyl davasının görülmesine geçen sene Ekim ayında başlandı.

Dava süresince 3 savunma avukatı öldürüldü, iki kez hakim değişti. Saddam 12 kez duruşmalardan atıldı ya da duruşmalara girmeyi reddetti. Savcılığın 52, savunmanınsa 56 görgü tanığı duruşmalarda dinlendi. Sabah 05 Kasım2006

-Saddam Hüseyin, 1982 yılında Duceyl'de 148 Şii'nin öldürülmesiyle ilgili açılan davada, Şiilere katliam uygulayarak insanlığa karşı suç işlediği gerekçesiyle ölüm cezasına çarptırılmıştı. BBC Turkish  27.12.2006

Saddam’ın yargılanma sürecinde dava edilen tek bir konu vardı o da Duceyl katliamı. Mahkeme sürecinde hiçbir başka konunun mahkemeye taşınmasına izin verilmedi. Hatta başka konularda konuşmak isteyen avukatların akıbeti ölümle sonuçlandı. Davada Saddam'ı savunmayı üstelenen ilk avukatlardan Sadun El Cenabi 20 Ekim, Adil el Zübeydi ise 8 Kasım 2005'te öldürüldü. Mahkeme heyetindeki 5 yargıçtan biri 4 Aralık'ta 2005'te mahkemeden çekildi. Mahkemenin Kürt Başyargıcı Rızgar Amin 15 Ocak 2006'da davayı iyi yönetemediği iddiaları nedeniyle istifa etti. Saddam'ın 3'üncü avukatı Khamis el Obedi 21 Haziran'da kaçırılarak öldürüldü.

Duceyl olayı (her hangi bir devletin uygulayabileceği) karşıt bir baskınla önlenmiştir. İsyan söz konusu olduğu takdirde her ülke o isyanı gücü nisbetinde bastırmak için taarruza geçer. Saddam bunu yapmıştır. Bu konu doğrudan Irak devleti ile alakalı olduğu için yargılanması da bu davadan olmuştur. Baskında kullanılan silahların ve olayda hiçbir yabancı devletin izlerinin bulunmaması yargı işini kolaylaştırmış ve özenle seçilmiştir. Böyle olmasına rağmen Saddam’ın yargılanma süreci çok kavgalı geçmiştir. Örneğin; Saddam’ın Lübnanlı kadın avukatı Büşra Halil, kendisine söz verilmediği gerekçesiyle mahkeme başkanına çıkışınca salondan atılmış, zorla salondan çıkarılırken de cübbesini yargıca fırlatmaya kalkmıştı. 

Yargılanma süreci çok önemlidir. Mahkemelerde konuşulan her şey doğrudan zapta geçtiği gibi başka ülkelerinde mahkemelerde istihbarat elemanları bulunabilir. Hatta Saddam’la alakalı dava görüşülmeye başladığında birçok ülke Saddam’ın savunmasını yapacak avukat temininde bulunacağını açıklamıştır. Fransa avukat verebileceğini (Fransız Avukat Jak Verej) bildirdikten sonra Amerika bir avukat göndermişti.

Dava uluslararası boyut kazanmadan sonlandırıldı. Böylece dünya nefes aldı. Dikkat edilirse; Saddam’ın yargılanma sürecinde sessiz kalan devletler Saddam’ın idam sürecinde de sessizliklerini bozmadılar. Hatta idamı onaylayan demeç verenler dahi oldu.

ABD Başkanı George Bush, devrik lider Saddam Hüseyin’in idama mahkum edilmesini ‘Irak’ın başarısı’ olarak değerlendirdi.

İngiltere Dışişleri Bakanı Margaret Beckett, “Saddam Hüseyin ve diğer sanıkların adaletle yüzleşmelerini ve işledikleri suçlardan sorumlu tutulmalarını memnuniyetle karşılıyoruz” dedi.

Avustralya da, mahkeme kararını memnuniyetle karşıladığını açıkladı. (ansesnet) 06/11/2006

Halepçe katliamı ve diğer konulara geçilmiş olsa idi başta İngiltere olmak üzere birçok batı ülkesi uluslararası mahkemeye çıkmak zorunda kalacaktı. Saddam’a verilen kimyasal silahlar, Enfal davası, İran-Irak savaşı ve istihbarat işbirliği dönemin birçok bürokratının yargılanmasına neden olacaktı. Mahkemenin sınırlı tutulması ve idamın kısa bir sürede uygulanmasının ana nedenlerinden biri budur.    

2- Saddam üzerinden İslam ümmetinin değerlerine saldırılarak Müslümanlar rencide edilmek istenmiştir.

Bu girişim batılıların mûtakabat sağladığı bir atılımdır. İslam beldelerindeki bugünkü üstünlüklerini her türlü kutlamanın yolunu seçmektedirler. Müslümanların onurunu kırıcı ne varsa onu yapmaktan zevk alıyorlar. Bu da olayın ikinci boyutudur.

Saddam işlediği cürümlerle bir dönemi kapattı. Irak’ta Müslümanlara karşı gerçekleştirdiği saldırıları, katliamları sıralamaya kalkarsak konuyu başka alana kaydırmış oluruz. 30 yıllık iktidar dönemi tamamen kanla yoğrulmuş biridir. İslam’dan çok azda olsa nasiplenen bir kişi olsaydı Müslümanların canını incitmekten hayâ duyardı.

Yargılanma ve idam sürecinde Saddam’ın verdiği demeçler dahi çok düşündürücüdür.

Saddam Hüseyin kararın açıklanması sırasında ayağa kalkmayı reddetti. Salondaki görevliler tarafından zorla ayağa kaldırılan Hüseyin cezanın açıklanmasından sonra tekbir getirdi ve “Çok yaşasın şanlı ulusumuz! Irak’ın düşmanlarına ölüm!” diye bağırdı. ansesnet 06/11/2006

“Saddam'ın son sözleri 3 mesaj oldu: "Allahü Ekber, ulusumuz zaferi kazanacak, Filistin Arap'tır." Zaman 04/01/2007

“Gözümde her zaman büyüktünüz. Tarihteki bütün işgallere karşı direnişiniz ve Amerikalılara ve Siyonistlere karşı çıkışınızda da büyüksünüz.”dedi. Daha sonra tekbir getiren Saddam’ı susturmak için Mahkeme Başkanı, mikrofonları kapattırmak zorunda kaldı. www.asam.org.tr17 Mart 2006

Son sözlerine kadar Saddam hâlâ İslam ümmetini farklı anladığını gösteriyor. Örneğin; “Filistin Araptır” sözü Filistin meselesini İslami alandan çıkartıp sadece Araplara hasmış gibi bir noktaya getirmiştir. Oysaki Filistin meselesi ve Mescidi aksa Müslümanların tümünü alakadar eden bir meseledir.

Bu aşamadan sonra oturup ta Saddam’ı yargılayacak değiliz. Artık onun hesabı Allah’a kalmıştır.

Asıl yargılanması gereken Amerika ile birlikte batının kendisidir. Müslümanları terörist (!) ilan ederek, kurdukları mahkemelerde (o da İslam beldelerinde kurdukları mahkemelerle) yargılayarak, işkence ederek zulmeden, öldüren Amerikanın kendisidir. 

Saddam’ı yargılamaya kalkanların tarihi kanla yoğrulmuştur. Amerikanın Hiroşima’ya attığı atom bombasında ölen binlerce insanın, Vietnam’da bir kısmı ormanlarda yakılarak öldürülen 3 milyon insanın, Afganistan’da öldürülen 65 bin Müslüman’ın, Irak’ta 650 bin katledilen Müslüman’ın hesabını nasıl verecek. Kanla lekelenmiş sayfalarının yanında rencide etmek ve en alçaltıcı hakaretlerde bulunmakta Amerikanın işleri arasındadır. Saddam olayında bunları bariz şekilde görmemiz mümkündür.

Bağdat’ın bombalanması Ramazan ayına denk getirilmiştir. Kur’anı Kerim’e saldırılar (yakmalar, kurşun sıkmalar, üzerine basmalar) ekranlarda günlerce gösterilmiştir. Irak’ta minareler kafir Amerikan askerleri için nişan taşı olmuştur. Saddam’ım idam kararı verildiği gün keyfi Amerikan askerlerince camiler kurşunlanmıştır.     

Saddam’ı dini motiflerle süslenmiş gösteren yine batı medyası ve Amerika’nın kendisi olmuştur. İslam ümmetine en büyük zararı veren Saddam gibi bir kukla yerini mazlum, haksızlığa uğramış, boynu bükük bir Müslüman gelmiştir. Ümmetin bu kuklaları ve böylesi zalimleri sevmediği bilinen bir gerçektir. Fakat Saddam’ı elinde Kur’an’ı Kerimle mahkeme salonuna getiren Amerikalılardır. İsteseler elinden almaları mümkündür. Yine idam sehpasına giderken yanında getirdiği Mushaf’ı taşımasına müsaade eden yine Amerikalılardır.

Saddam’ın yakalanmasını senaryoya dönüştürüp dizmece sahnelerle ekranlara taşıdığı gibi idam görüntülerini bütün ayrıntıları ile dünya medyasına sunan yine Amerikalılardır. Devlet politikasına yakışmayan bu tavrı sergileme alçaklığını gösteren Amerikalılardır. 

İdamın Kurban bayramına denk getirilmesi bir rastlantı değildir. Bütün bunlarla varılmak istenen hedef Müslümanların haysiyetleri ile oynamaktır. Çünkü bayram günlerinde Müslümanlar daha hassastır. Dinlerine olan bağlılıkları o günlerde daha çok hayata yansır ve unuttukları birçok şeyleri o günlerde hatırlarlar.

İşte Amerika ve onun ortakları bu günlerde Müslümanları rencide etmek için değerlerine saldırma alçaklığını gerçekleştiriyorlar. Malzeme olarak da bir dönem kuklaları olanları kullanıyorlar. Batılıların eteğine tutunanlar bu olaylardan ders alır mı bilinmez ama Müslümanların suskunluklarını bozmalarının zamanı çoktan geçmiştir.

Müslümanlar değerlerine sahip çıksalardı, İslam’ı kendileri için tek çözüm noktası kabul etselerdi, İslam devleti Hilafetin değerini hatırlasalardı bütün bunlar olabilir miydi?

 

< Önceki   Sonraki >
Paylaş Paylaş
08 Şubat 2012 Çarşamba
15 Rabi-ul Evvel 1433
Fikirlerden
HİZB-UT TAHRİR'İN KİTAPLARI

Hizb-ut Tahrir'in benimsemiş olduğu fikirler görüşler ve hükümler İslâmî fikirler, görüşler ve hükümlerdir, başkası değil. Onlarda İslâmî olmayan bir şey yoktur. İslâmî olmayan herhangi bir şeyin etkisi de yoktur. Benimsemiş olduğu aşağıdaki kitaplarda geçtiği gibi:


  • İslâm Nizamı
  • Hizbî Kitleleşme
  • Hizb-ut Tahrir Mefhumları
  • İslâm'da Yönetim Nizamı
  • İslâm'da Ekonomi Nizamı
  • İslâm'da İctimai Nizam
  • İslâm Devleti
  • Hilâfet Devleti'nde Maliye
  • İslâm Şahsiyeti (3 cilt)
  • Hilâfet
  • Hizb-ut Tahrir'e ait Siyasî Mefhumlar
  • Hizb-ut Tahrir'e ait Siyasî Bakışlar
  • Anayasa Tasarısı ve Gerekçesi
  • Hizb-ut Tahrir'den Müslümanlara Sıcak Bir Çağrı
  • Demokrasi Küfür Sistemidir
  • Hizb-ut Tahrir (Broşür)

Hizb-ut Tahrir aşağıdaki kitapları da yayınlamıştır:
  • Hilâfet Nasıl Yıkıldı
  • Cezalar sistemi
  • Beyyineler Hükümleri
  • Marksist Sosyalizmi Eleştiri
  • Düşünme Metodu
  • Hızlı Düşünüp Karar Verme
  • İslâmî Fikir
  • Medenî Kanunu Eleştiri
  • İdeal Ekonomi Siyaseti
  • Ümmetin Misakı
  • Gençlere Bilgiler
Aynı şekilde parti, fikrî ve siyasî binlerce bildiri, muhtıra ve broşür yayınlamıştır.
 
Hizb-ut Tahrir Kültüründen

| Anasayfa :: Yazarlar :: Beyan /Bildiri :: Basın Açıklamaları :: Siyâsi Tahlil :: Kitap :: Haber - Yorum :: Linkler :: İletişim |