Anasayfa arrow İktibas arrow Türkiye-İsrail Boru Hattı Orta Doğu'daki Güç Dengesini Değiştirebilir
 [Detaylı_Ara]
Anasayfa
HİLÂFET ÖZEL
Beyanname
Siyâsi Tahlil
Kitaplar
Haber - Yorum
İktibas
Dünyada Dava
Multimedya
Fikir - İnceleme
Kavram
Sohbet
Soru-Cevap
Sizden Gelenler
Linkler
İletişim
Detaylı Arama

 Yazarlar

Editör
Esad Mansur
Esma Sıddık
Fuad Hamidoğlu
Mahmud Gıtal
Mehmed Aydın
Saliha Aydın
Sümeyye AVCI
Tahir Şanlı
Zeynep Afra
Bir Ayet

45/7-8 Kendine okunan Allah'ın ayetlerini dinleyip, sonra, onları hiç duymamış gibi büyüklük taşlamakta direnen, yalancı ve günahkar kişinin vay haline! Ona can yakıcı bir azap müjdele.
Kur'an'da Ara
Aranacak kelimeyi giriniz
  
Al-islam.com'a teşekkür ederiz.
Bir Hadis

"Kafirler savaştıkça hicret durdurulmaz." Buhari, K. Bey’at, 4103
Kitap

Siyasi Meseleler [İşgâl Edilmiş Müslüman Beldeler]

Türkiye-İsrail Boru Hattı Orta Doğu'daki Güç Dengesini Değiştirebilir Yazdır E-Posta
Morris Beschloss
02 Nisan 2007 Pazartesi

Türkiye-İsrail Boru Hattı'nın mümkün olan en kısa süre içerisinde nasıl gerçekleştirilebileceği konusunda halen 40 milyon dolarlık fizibilite çalışması devam ederken, bu dev projenin en dikkat çekici yanı, Rus hegemonyasının önünü kesmenin yanı sıra, jeopolitik gücün yeniden belirlenmesini sağlayacak olmasıdır.

Petrol zengini Hazar Deniz’inden başlayacak olan söz konusu çok uluslu boru hattı, Rus topraklarının dışından geçiyor ve böylece Moskova’nın boru hattının serbest akışına herhangi bir müdahalesi engellenmiş oluyor. Hazar Denizi’nin Azerbaycan kontrolündeki bölgesinden çıkarılan enerjiyle, Rusya’nın etkisi ve müdahalesi etkin bir şekilde engelleniyor.

Desert Sun Gazetesi'nden Morris Beschloss yazdı
Morris Beschloss
Desert Sun Gazetesi

ABD, Washington: Bölgesel boru hatları nadiren küresel güç dengesinin ataları kabul edilmesine rağmen, Türkiye ile İsrail arasındaki böylesi stratejik bir bağlantı kuracak anlaşmalar, ekonomide sismik bir kaymaya neden olabilir. Dünyanın önde gelen petrol üreticisi ve küresel alanda Suudi Arabistan’ın ardından enerji ihracatında ikinci sırada olan Rusya, enerjik kaslarını sergilerken, Türkiye ile İsrail arasındaki bu anlaşmanın, Rus monopolünün önünü kesme boyutu da vardır.

Rusya, Trans-Kafkas ve Doğu Avrupa’nın çok büyük bir bölümünde bir enerji kalesi oluşturma çabası içindeyken, yeni bir boru hattı Moskova’nın artan yayılmacılığına karşı bir denge unsuru sağlayabilir.

Bu boru hattının, Hazar Denizi üzerindeki petrol merkezi Azerbaycan’ın Bakü’sünden Gürcistan’a ve oradan da Türkiye’nin Akdeniz kıyısındaki Ceyhan’a kadar uzanması düşünülüyor ve böylece Rusya topraklarından uzak kalınması amaçlanıyor.  Söz konusu boru hattından sevkedilecek petrol ve doğalgazın başlangıçta büyük tankerlerle Avrupa ve diğer yerlere götürülmesinin hedeflenmesine karşın, benzeri yük taşıyan ve Karadeniz’den gelip Çanakkale Boğazı’ndan geçen gemilerin sayısı zaten şimdiden normalin üzerinde.

Tanker sayısının fazlalığı hızla büyük bir sorun haline geldi, artan bir şekilde acilen yapılması gerekli sevkiyatın daha uzun zaman aralıklarıyla yapılmasına neden oldu.

Şimdilerde ise Türkiye ile İsrail’in, Türk limanı Ceyhan ile yine Akdeniz kıyısında olan İsrail’in Aşkelon limanlarını birbirine bağlayacak 4 milyar dolarlık bir boru hattına ilişkin bir mutabakata vardıkları haberleri alınıyor. Bu hat ile petrol ve hatta çok ihtiyaç duyulan su ve elektrik enerjisi Kızıl Deniz’e uzanan Akabe Körfezi’ndeki Elath’a kadar gönderilebilecek. Devamında ise, böylesine çeşitli kaynaklar ve diğerleri, söz konusu çok amaçlı boru hattından Asya piyasalarına aktarılabilecek.

Bu önemli projenin mümkün olan en kısa süre içerisinde nasıl gerçekleştirilebileceği konusunda halen 40 milyon dolarlık fizibilite çalışması devam ederken, bu dev projenin en dikkat çekici yanı, Rus hegemonyasının önünü kesmenin yanı sıra, jeopolitik gücün yeniden belirlenmesini sağlayacak olmasıdır.

Petrol zengini Hazar Deniz’inden başlayacak olan söz konusu çok uluslu boru hattı, Rus topraklarının dışından geçiyor ve böylece Moskova’nın boru hattının serbest akışına herhangi bir müdahalesi engellenmiş oluyor. Hazar Denizi’nin Azerbaycan kontrolündeki bölgesinden çıkarılan enerjiyle, Rusya’nın etkisi ve müdahalesi etkin bir şekilde engelleniyor.

Bu boru hattı, ayrıca Ankara’nın mevcut İslam yanlısı yönetimi altında zayıflamış görünen Türkiye-İsrail askeri ve ekonomik ittifakını da pekiştiriyor. Hiçbir zaman ifade edilmese de, söz konusu Türk-İsrail ortak girişiminin, iki devletin siyasi ve ekonomik bağlarını yeniden güçlendireceği kesin. Boru hattı ayrıca Türkiye’nin İslamcı Başbakanı Erdoğan ile laik Cumhurbaşkanı ve Genelkurmay Başkanı arasında bölünmüş iç siyasetini de etkileyebilir.

Çok yönlü olan bu boru hattının başarıyla hayata geçirilmesi ayrıca, Rusya’nın, Hazar Denizi’nin enerji tedarikçileri üzerinde tekelini kırarken Türkiye ile İsrail ittifakının güçlenmesinden yana olan Amerikan siyaseti için de bir zafer sayılacaktır. Bu kaynak potansiyel olarak, petrol ve doğalgaz üretimini artırarak, askeri açıdan hassas olan Basra Körfezi’ndeki enerji kaynaklarına aşırı bağımlılığı azaltabilir.

Böylesine büyük bir girişimin başarıyla tamamlanması, ayrıca, köktenci İslam’ın hızlı yayılışına karşı siper görevi yapan Türkiye’nin kayda değer gücüne de katkıda bulunacaktır. (Amerika’da yayınlanan Desert Sun gazetesi- 22 Mart 2007)

Kerkük-Hayfa Boru Hattı

Irak’a Amerikan işgalinin başından beri, Irak petrolünün Akdeniz’de İsrail limanı yoluyla ihraç edilmesi yönünde Kerkük-Hayfa boru hattının yeniden açılacağını belirten haberler sızmaya başladı. Özellikle bu tarihi hat, İsrail devletinin kuruluşuyla 1948 yılında kapandığından bu yana Irak petrolüne ilgi duyanların birçoğunun kafasında canlılığını hala koruyor. Gerçi, ilk günlerde sızdırılan bu haberler birçok tarafça yalanlandı. Ancak son zamanlarda yeniden ortada dolaşan haberler, söz konusu hattın yeniden canlandırılması projesi hakkında yeni detaylar veriyor. Bu haberlere göre, İsrail ve ABD’den uzmanlar son zamanlarda Kerkük’ün ana petrol kaynaklarını yerinde incelemek üzere bu kentte yoğun ziyaretlerde bulunuyorlar. Bu ziyaretlerin amacı, 1932 yılında işletmeye giren eski boru hattının kalıntılarını incelemektir. Yapılan bu incelemelerin çoğu, iyi durumda olan hattın basit onarımların ardından yeniden işletebileceğini gösteriyor. İsrailli uzmanlar da Filistin topraklarından geçen bölümlerin de kullanıma elverişli olduğunu, sadece tahrip edildikten sonra 1992 yılında parçaları demir hurda olarak satılan Ürdün bölümünün yeniden döşenmesi gerektiğini belirtiyorlar.

Söz konusu hattın yeniden canlandırılması projesinin maliyeti sadece 200 milyon dolar olacağı belirtiliyor. Bu 200 milyon dolarla Washington, 1975 yılında İsrail’e tüm petrol ihtiyaçlarını karşılamak için stratejik rezervlerinden taahhüt ettiği yüzde 20’lik orandan kurtularak dört milyar dolar tasarruf sağlayacaktır. Çünkü İsrail bu hat yoluyla artık Washington’a gerek kalmaksızın tüm petrol ihtiyaçlarını sağlayacaktır. Bu hattın, bölgede Amerikan politikası açısından sağlayacağı en büyük avantaj, Suriye’nin, Kerkük-Ladikiye hattına bağladığı umudun tamamen ortadan kalkmasıdır. Bir de, halen Irak petrolünün yüzde 50’sini dışarıya taşıyan ve her gün ortalama iki silahlı saldırıya maruz kalan Kerkük-Ceyhan boru hattının geleceği söz konusudur. Bu nedenle Türkiye Kerkük-Hayfa hattının yeniden açılmasına şiddetle karşı çıkıyor.

Aslında, Kerkük-Hayfa hattının yeniden işletilmesine kuvvetle karşı çıkan tek ses Türkiye’nin itirazıdır. Türkiye’nin itirazı, Kürt siyasi liderlerinin beklenen devletlerinin başkenti olarak talep ettikleri Irak’ın petrol merkezi Kerkük kentinin önemiyle ilgilidir. Zira Türkiye, Kürtlerin, Kerkük petrol yatakları üzerinde egemenlik kurmasını milli güvenliğine ciddi bir tehdit olarak görüyor. Bu nedenle, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Kerkük’ün kaderini belirleyecek referandumun yapılmaması için dayatıyor. Ankara’da siyasiler, Kerkük-Hayfa hattının işletilmesini, Kürtlerin, İsrail’i tam yanlarına çekmek için kaderlerini garantiye alma adımı olarak görüyorlar. Kürtler bu hatla, Türkiye’den gelecek askeri bir reaksiyona karşı gerçek bir dokunulmazlık sağlayacaklarını düşünüyorlar. Oysa Ankara, Tel Aviv ile iyi askeri ilişkilerinin yara almasını istemiyor. Bu nedenle Ankara, Tel Aviv’e, bu hattın yeniden hayata geçirilmesinin akıbeti konusunda sert bir uyarıda bulundu. Acaba, İsrail, çoktandır beklediği bu hattın yeniden canlandırma projesinde galip gelecek mi? Önümüzdeki günler bunu yanıtlayacaktır. (İsam el Şeyh, el Watan el Arabi dergisi- 21 Mart 2007, Mısır)
 
dunyagundemi

< Önceki   Sonraki >
04 Aralık 2008 Perşembe
6 Zilhicce 1429

Tarihin En Büyük Hilâfet Konferansı Gerçekleştirildi

.:: son 30 günün ::.
.:: ALINTI ::.
 
Laik değerlerin kadınlara yeni eziyeti
Asma Saleem | 26.10
 
Kapitalizmin son aşaması: Birleşik devletçi devletler topluluğu
Kaan Benli | 24.10
 
İslam Medeniyeti ve Bilim
| 18.10
 
Halifeye ne kadar ödeme yapılır?
Abdul Kareem | 12.05
 
Filistin'in Tibet'ten eksiği ne?
| 23.04
 
FATİH SULTAN MEHMED'İN AYASOFYA VAKFİYESİ
| 15.04
| Anasayfa :: Yazarlar :: Beyan /Bildiri :: Basın Açıklamaları :: Siyâsi Tahlil :: Kitap :: Haber - Yorum :: Linkler :: İletişim |