Hizb-ut Tahrir Şebâbı
Serbest Bırakıldı
31 Mart 2008 Pazartesi günü, Hizb-ut Tahrir’in
Türkiye Vilâyeti’ndeki Resmî Sözcüsü Sayın Yılmaz Çelik ile
beraberindekilerin, Adana Adliyesi’nde yapılan duruşması neticesinde
yaklaşık dört aydır tutuklu bulunan Sayın Yılmaz Çelik ve
beraberindeki Hizb-ut Tahrir şebâbı serbest bırakıldı.
Hatırlanacağı gibi Sayın Yılmaz Çelik, uzun bir
süredir Türkiye toplumu içerisinde etki ve yetki sahibi kimselere
yönelik olarak, İslâm’ı bir ölüm-kalım meselesi olarak algılamaları
maksadıyla geniş kapsamlı bir temas projesi yürütmekteydi. Bu proje
kapsamında, çok sayıda sivil toplum kuruluşları, sendikalar,
partiler, dernekler, vakıflar, yazarlar, akademisyenler ve medya
temsilcileri ile görüşmelerde bulunmuştu. İslâmî Ümmet’in mevcut
durumu, İslâmî çözüm yolları, Hilâfet’in farziyeti ve Hizb-ut
Tahrir’in dünya çapında yürüttüğü dâvet çalışması hakkında çoğu
karşılıklı ihtiram çerçevesinde olumlu geçen bu görüşmeler, Laik
Dikta ve Yeni-Muhâfazakâr Demokratik Kukla içerisinde büyük bir
rahatsızlık uyandırdı ve görüşülen kesimlerden bazıları, yeniden
görüşmemeleri konusunda uyarıldı. İşte Sayın Yılmaz Çelik ile
beraberindeki Hizb-ut Tahrir şebâbının tutuklanmaları, bu
rahatsızlık neticesinde gerçekleşmişti. Zîra Hilâfet’in korkusu
kalplerinin derinlerine inmiş, uykusuz geceler geçirmeye başlamış ve
küstah dillerini uzatarak İslam’a ve Müslümanlara eziyet eder
olmuşlardı.
Bu duruşmada Hizb-ut Tahrir şebâbının
serbest bırakılması, temelleri çatırdayan Laik yargı sisteminin
merhametinden dolayı değildir. Çünkü kokuşmuş Küfür kânunlarında
merhamet yoktur, yalnızca zulüm vardır. Merhamet, adâlet ve insaf
yalnızca İslam’dadır. Hizb-ut Tahrir şebâbının zindana
girmesi de zindandan çıkması da ancak Allah’ın takdiri iledir.
Bununla Allah [Subhânehu ve Te’alâ] onları imtihan edip
ecirlerini artırmakta, onların peşine düşüp zindanlara atanların ise
cürümlerini ve günahlarını artırmaktadır.
Bu vesileyle, bu hak ve adil dâvâ uğrunda mâruz
kaldığımız zâlimane eziyetler karşısında yanımızda olup bizi
kucaklayan, destekleyen, yardımlarını ve dualarını esirgemeyenlere,
insaflı medya organları ile sivil toplum kuruluşlarına ve “insanlar
için çıkarılmış en hayırlı ümmet” olan İslâmî Ümmet’in Türkiye’deki
tüm yiğit evlatlarına en içten teşekkürlerimizi sunuyoruz.
الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي نَجَّانَا مِنَ الْقَوْمِ
الظَّالِمِينَ “Bizi zâlimler topluluğundan kurtaran Allah’a
hamd olsun.” [el-Mu’minûn 28]
