Yahudilerin azgın lavları Gazze üzerine
yağdırılıyor, insanlar, ağaçlar ve taşlar yakılıyor, yaşlıların,
kadınların ve çocukların kanları sel olup akıyor, hatta süt
çocuklarının cesetleri paramparça etrafa saçılıyor… Yahudinin
işlediği bu korkunç katliamın dehşetini anlatmaya kelimeler
yetmiyor… Bütün bunlara rağmen başımızdaki yöneticiler, ne bir cephe
açıyorlar, ne bir ordu gönderiyorlar, hatta soyut bir savaş açma
tehdidinde bile bulunmuyorlar! Aksine şehitlerin ve yaralıların
sayısını sayıyorlar, âdeta şahit olduklarından haz alırcasına!
Yürüyüşler ve gösteriler ile insanların öfkelerini “boşaltmalarına”
yol verenler yada eleştirip kınayanlar, Güvenlik Konseyi’nin bir
açıklama veya karar yayınlaması için toplanmasını isteyenler de
onlar gibidir! Bilmezler mi ki o öncelikle Yahudinin cürümleri
karşısında nefs-i müdâfaa edenlere kinini kusmadıkça hiçbir şey
yayınlamayacaktır?!
Filistin’de katledilenlere, cesetleri paramparça
edilenlere yardım; eleştiriyle, kınamayla, açıklamayla, hatta
yürüyüşlere ve gösterilere izin vermekle mi olur? Hiç şüphesiz
yardım, cepheler açarak, orduları harekete geçirerek olur. Aksi
takdirde bu ordular ne için vardır? Allah’a ve Rasulü’ne hıyânet
edip mü’minleri yüzüstü bırakanların tahtlarını, taçlarını ve
koltuklarını korumak için mi vardır? Yoksa masum yavrucakların akan
nezih kanlarını “izleyenler” için mi vardır? Sanki bunlar,
başımızdaki yöneticilerin hiç umurunda olmayan bambaşka bir âlemde
meydana geliyormuşçasına! Onlar ki kördürler, sağırdırlar,
dilsizdirler, hiç mi hiç akletmezler?!
Heyhat, ne hazin, ne acıdır… Bir yandan insanın
tüylerini ürperten vahşi katliamları görecekleri kadar gördükleri,
öte yandan modern silahlarla donatılmış, saldırganlığa bürünmüş
düşman karşısında hafif silahlarla gösterilen yüce kahramanlıkları
gördükleri halde, nasıl olur da kışlalarına kapatılmış bu orduların
kanları kaynamaz?! Bütün bunları gördükleri halde nasıl olur da
kardeşlerinin imdadına koşmadan yerlerine çakılır kalırlar, önlerine
dikilen her yöneticiyi ezip geçmezler?! İşlenen bunca katliam, bu
orduların zafere yahut şehâdete… böylece kendilerine dünyada ve
Âhirette konumlarını yükseltecek pırıl pırıl ak sayfaların açılması
için koşmalarına yetmez mi?! Şâirin dediği gibi: “Kedâe’de tozu
dumana katar halde bulmuyorsak şu atlarımızı, olmaz olsunlar!”
Bu ordular, Allah’a, Rasulü’ne ve mü’minlere
nusret vermiyorlarsa, olmaz olsunlar! Uçaklarımız, Nebîlerin ve
mü’minlerin katillerini vurmuyorlarsa, olmaz olsunlar! Tanklarımız,
mustazafların kanlarını yerde bırakmamak için bombalar
yağdırmıyorlarsa, olmaz olsunlar! Füzelerimiz, bir mü’min hakkında
ne bir ahit ne de bir zimmet gözeten Yahudi varlığının kalbine
çarpmıyorlarsa, olmaz olsunlar!
Ey Müslümanların Beldelerindeki Ordular!
Doğrusu bu yöneticiler, {قَدْ يَئِسُوا مِنَ الآخِرَةِ كَمَا
يَئِسَ الْكُفَّارُ مِنْ أَصْحَابِ الْقُبُورِ } “Onlar,
Kâfirlerin kabir ehlinden (dirilmelerinden) ümit kestikleri gibi,
Âhiret’ten ümit kesmişlerdir.”
[el-Mumtehine 13]
Ancak sizler, Yahudi varlığını bilezik gibi saran devletler olan
Mısır’dan, Ürdün’den, Suriye’den ve Lübnan’dan bir cephe açmaya
nasıl güç yetiremezsiniz? Sonra uzun menzilli füzeler ve savaş
uçakları sahibi o İran, Türkiye ve Pakistan’dakilere ne demeli?
Nasıl olur da bunları Filistin halkının yardımına âmâde kılmazlar?
Savaşmadan kuru laf kalabalığı yapmak, riyâkârlık değil de nedir?
Çığlık atmak, silah çekmeyi tutar mı hiç?
Ey Müslümanlar! Filistin halkına yardım etmek
ve Filistin halkını mihnetlerinden kurtarmak, muhakkak ki cepheler
açmak ve orduları harekete geçirmek ile olur… Üstelik Yahudi
varlığının işini bitirmek ve Filistin’i bir bütün olarak Diyâr-ul
İslâm’a katmak da ancak ve sadece böyle olur. Gerçek şu ki bu
yöneticiler; yürüyüşler ve gösteriler yoluyla öfkelerinizi
“dindirmek” ve meseleyi kapatmak isterler. Her ne kadar bunlar,
öfkenizi lisân-ı sıdk ile dile getirmenizin vesîlesi olsalar da,
asıl olan bu öfkenizi doğru ve etkin istikâmete yönlendirmenizdir.
İşte Hizb-ut Tahrir sizleri çağırıyor;
öfkenizi yöneticilere yöneltiniz ki savaşmaları için orduları
harekete geçirsinler. Onlar bunu yapmazlarsa, öfkenizi ordulara
yöneltiniz ki harekete geçip Yahudi’ye karşı savaşsınlar ve
kendilerini engelleyen yöneticileri ezip geçsinler. Onlar da bunu
yapmazlarsa, köklü değişim yoluyla adâletli ve mücâhit Hilâfet’i
kurmak için azimlerinizi keskince bileyiniz. Artık sizler de bunu
yapmazsanız, Ey İnsanlar, Allah emrini getirinceye kadar
bekleyedurun!
وَإِن تَتَوَلَّوْا يَسْتَبْدِلْ قَوْمًا
غَيْرَكُمْ ثُمَّ لاَ يَكُونُوا أَمْثَالَكُمْ
“Eğer yüz
çevirirseniz, (Allah) sizi, sizden başka bir toplum ile değiştirir,
artık onlar sizin gibi de olmazlar.” [Muhammed 38]