Maksat Hâsıl Olmuştur
Herkesin bildiği üzere Hollanda’daki
Hizb-ut Tahrir şebâbı olarak, bu ülkede İslâm’a karşı süregelen
hakâretlere karşı barışçıl bir kampanya düzenledik. Bu kampanyanın
maksadı; Müslümanların, dinlerini müdafaa etmek ve süregelen
hakaretlere sessiz kalmamak vecîbesi hususunda kendilerini
bilinçlendirmek olduğu gibi Müslümanların çektiği sıkıntılar
hususunda gayr-i Müslimleri bilgilendirmek, İslâm’a ve Müslümanlara
karşı bu saldırgan atmosferler altında toplumu tehdit eden
tehlikeler hususunda kamuoyunu bilinçlendirmektir.
Müslümanlar arasındaki bazı pasif
kimseler, vurdumduymazlar ve çıkarları peşinde koşanlar, Kâfirlerin
ülkelerinde gerekenin, bu hakâretlere sessiz kalmak olduğu ve sorunu
bunun bitireceği görüşündedirler! Ancak vakıa, onların bu görüşünü
yalanlamaktadır. Zîra bu düşmancıl atmosfer, bazı dar görüşlülerin,
hedeflerinin ancak ötekilerine hakâret ve alay edilmesi yolu ile
gerçekleşeceği zehabına kapılmalarından doğmuştur. Böylece düşmanlık
artarak devam etti; çünkü hiçbir kimse durdurulmasını talep etmeye
cesaret edememektedir. Dolayısıyla bu düşmancıl atmosferin ortaya
çıkmasının, yayılmasının ve devam etmesinin nedeni bunlara karşı
sessiz kalmak ve karşısında durmamaktır.
Hakâret ve alay konusu olanlar bizzat
İslâm ve Müslümanlar olmasına rağmen bu durum, bir bütün olarak
Hollanda toplumunu etkilemiştir; çünkü ötekiler ile alay edilmesi,
nefret, korku ve güvensizlik tohumu ekecek, toplumun tamamını tehdit
eden fitneden başka bir şey getirmeyecektir. Bu nedenle alarm ziline
basmak için böylesi bir ortamda kampanyamız başlamıştır.
Müslümanlar ve gayr-i Müslimler olmak
üzere yirmi beş binden [25.000] fazla imza topladıktan sonra
diyebiliriz ki; Artık bu ülkedeki insanlar, hem yaşananların, hem de
bu ülke sakinlerinden bir kısmına karşı düşmanlık ve süregelen
hakâret yüklü atmosferlerin herkese şerden başka bir şey
kazandırmayacağının farkına varmışlardır.
Bu, kampanyanın sonucu, bu da ilgili
yetkililere ulaştırmak istediğimiz mesajdır. Ancak bu ülkedeki
İçişleri Bakanlığındaki görevli yetkililer, yani İçişleri Bakanı
Hörst bize tek cümlelik bir mesaj gönderdi: “Kesinlikle imzaları
teslim almayacağım.” İşte bu şekilde yetkililer, gerekçesiz veya
açıklamasız bir şekilde nezaketsiz bir üslûp ile insanların görüşünü
kabul etmeyi reddetti. O halde bu üslûp, meselelere yaklaşım
hikmetini mi gösteriyor? Yoksa kampanyayı düzenleyen Hizb-ut
Tahrir olduğu için mi bakan hanım insanların sesine kulak
vermeyi reddetti? Yoksa Müslümanların gerçek görüşünü ifâde eden
sesler olduğu için mi reddetti? Her ne olursa olsun bakan hanımın bu
reddiyesi, bu ülkedeki haklı sesi reddetmekten başka bir şeyi
göstermez. Bu nedenle kendisine deriz ki madem bir arada yaşam
sloganını savunuyor, ötekine saygı duyulmasına davetle
övünüyorsunuz, o halde bir arada yaşam ve ötekine saygı duymak;
dinîne karşı süregelen hakâretlere son vermeye davet eden ötekinin
sesine kulak vermekten geçer. O halde sözleriniz, fiillerinizin
neresindedir?
Son olarak deriz ki; Bizim açımızdan
bakan hanımdan ve tutumundan daha önemlisi, kampanyanın insanların
katkısını almış, insanların desteğini kazanmış, sessizlik engeli
aşılmış, İslâm’a ve Müslümanlara karşı süregelen hakâretlere son
verilmesine çağıran haklı sesin ortaya çıkmış olmasıdır. Zaten
maksadımız buydu ve maksadımıza da ulaştık. Bu kampanyamızda bizlere
destek veren ve dayanışma içerisinde olan gerek Müslim gerekse
gayr-i Müslim herkese müteşekkiriz.
Okay Pala [Ebu Zeyn]

Hizb-ut Tahrir
Resmi Temsilcisi
Hollanda
E-mail: o.pala@versatel.nl
Telefon: (+31) 06 43 56 16 28