بِسْـــمِ اللهِ الرَّحْمٰـــنِ الرَّحِيـــم
Avusturya’da İslâm’ın Karalanmasına İlişkin Bir
Bildiri
{ قَدْ بَدَتِ الْبَغْضَاء مِنْ
أَفْوَاهِهِمْ وَمَا تُخْفِي صُدُورُهُمْ أَكْبَر }
“Gerçekten, kin ve düşmanlıkları
ağızlarından (dökülen sözlerinden) belli olmaktadır. Kalplerinde
sakladıkları (düşmanlıkları) ise daha büyüktür.” [Âl-i
İmrân 118]
Avusturya’da İslâm’a ve mukaddeslerine
karşı saldırı kampanyaları halen sürmektedir. Daha dün, FPÖ’den, ne
idüğü belirsiz şirret bir kadın, Dr. Susanne Winter, Rasûl-il Kerîm
[SallAllahu Aleyhi ve Sellem]’e azgınca saldırıp O’nu -hâşâ-
“pedofil olmakla ve Kur’ân’ı epilepsi krizleri geçirdiği sıralarda
yazmakla” ithâm etti. Üstelik bu aşağılayıcı ifadeler, konuşmasını
dinleyen yaklaşık 3,000 parti üyesinin alkış tufanı ile pohpohlandı.
Böylesine rezil bir biçimde İslâm’ı ve
Kerîm Nebîsini kötülemek, haddini fazlasıyla aşmış, bu ülkedeki bazı
politikacıların ulaştığı alçaklığın boyutunu apaçık gözler önüne
sermiştir. İslâm’ın Nebîsine saldırarak seçmenlerin oylarını
kazanmaya yönelik bu ucuz üslup, insanların dikkatini bu ülkenin
gerçek sorunlarından uzaklaştırma teşebbüsünden başka bir şey
değildir. Bu da olsa olsa, bu politikacıların iflâslarının ve
acziyetlerinin bir göstergesi olabilir. Nitekim sorunlarını çözecek
ciddi projelerle seçmenlerin oylarını toplamada beceriksiz
olmuşlardır. Böylece kolay yola başvurmuşlardır ki bu, insanları
İslâm’a ve Müslümanlara karşı nefret ile doldurmak, kin ve düşmanlık
körüklemek ve toplum içerisinde fitne çıkarmaktır.
Ey Avusturya’daki Müslümanlar!
Muhakkak ki sizler, bir risâletin sahiplerisinizdir, insanları
zulümâttan nûra, Kapitalizmin zulmünden İslâm’ın adâletine çıkarmak
için ellerinizde nûr meşalesi taşırsınız. Bu zehirli atmosferler
altında sorumluluklarınız daha da artmıştır. O halde sakın bu
sapınçlar sizleri korkutmasın, bilakis Rabbinizin olmanızı murâd
ettiği gibi, insanlık için çıkarılmış en hayırlı ümmet olunuz.
Ey Müslümanlar! Dînimizin alaya
alınmasına, Rasûlümüzün kötülenmesine sükût etmemiz câiz değildir.
Bu dîne nusret vermek ve Rasûl-il Kerîm’i müdâfaa etmek üzerimize
vâciptir. Bu hidrofobik kampanyalar karşısında dîninizi müdâfaa
etmek ve bu ülkede İslâm’a yönelik mükerrer hakâretlere karşı koymak
üzere tek adam duruşu gibi duruşunuzla Allah’a kendinizden bir hayır
gösteriniz.
Ey Avusturya’daki Müslümanlar!
Sizleri suskun kalmamaya ve tüm meşru araçlar ile Kerîm Nebînizi
müdâfaa etmeye çağırıyoruz. Haydi Ey Allah’ın Dîn-i İslâm ile
müşerref kıldığı Müslümanlar, bize icâbet ediniz ve Kerîm Nebî’yi
müdâfaa uğrunda bizimle birlikte çalışınız ki hem bu dünyanın hem de
Âhiretin hayrına nâil olabilesiniz:
إِنَّا أَرْسَلْنَاكَ شَاهِداً
وَمُبَشِّراً وَنَذِيراً. لِتُؤْمِنُوا بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ
وَتُعَزِّرُوهُ وَتُوَقِّرُوهُ
“Şüphesiz biz Seni, şâhid,
müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Ta ki (ey müminler!)
Allah’a ve Rasûlü’ne îmân edesiniz, Rasûlü’ne yardım edesiniz, O’na
saygı gösteresiniz.” [el-Fetih 8–9]