Hizb-ut
Tahrir Hakkında Hindistan Medyasında Geçen Bir İddiaya Reddiye
the Hindu Gazetesi Editörü,
Şennay / Hindistan
Sayın Beyefendi,
30 Aralık 2007 Pazar günü, Hizb-ut Tahrir’i
art niyetle Bayan Benâzir Butto suikastı ile ilişkilendirmeye
çalışan, “Analistler, ISI [Pakistan İstihbârat
Teşkilâtı] İçerisindeki İslâmcıların Benâzir Suikastına Katkıda
Bulunmuş Olabileceklerinden Endişeli” başlığı ile yayınladığınız
bir makâleye atfen size yazıyorum.
Yazar, İslâmâbâd’da ve Pakistan’ın tüm büyük
şehirlerinde dağıtılan Hizb’in beyânnamelerinden birinden uzunca bir
alıntı yapmaktadır. Makâle okuyucuyu mesnetsiz bir varsayıma
sürüklemeye çalışmaktadır. Böylelikle okuyucu, Hizb-ut Tahrir
ile Bayan Butto suikastı arasında bir bağlantı olabileceğini
düşünmeye zorlanmaktadır. Oysa alıntılanan beyânnamede, kesinlikle
hiçbir şiddete teşvik yoktur yada hiçbir militarizm çağrısı yoktur,
ne dolaylı, ne de dolaysız, ne açıktan, ne de îmâen! Bilakis
yalnızca, mevcut Küfür sisteminden duydukları hoşnutsuzluğu
göstermeleri için insanları gelecek seçimleri boykot etmeye ve
İslâmî sistem olan Hilâfet’i yeniden kurmak için çalışmaya teşvik
vardır. Dolayısıyla “İslâmcı tehditler” alt başlığı ile ve Bayan
Butto’nun katledilmesi bağlamında bu beyânnamenin alıntılanması;
yazarların Hizb’i art niyetle, herhangi bir şekilde Bayan Butto’nun
katline karışmakla suçladıklarını göstermektedir. Hizb-ut Tahrir’i
karalamaya ve kötü göstermeye yönelik bu girişim, kesinlikle
kınanacak ve bütünüyle kabul edilemez bir tutumdur.
Mâlumun îlâmı şudur ki Hizb-ut Tahrir,
ideolojisi İslâm olan siyâsî bir partidir ve Ümmet ile birlikte
Hilâfet’i kurarak İslâmî hayatı geri getirmek için çalışmaktadır. Bu
da ancak ve sadece, Rasulullah [SallAllahu Aleyhi ve Sellem]’in
Mekke’de iken 13 yıl boyunca izlediği metoduna uyarak fikrî ve
siyâsî bir mücâdele ile yapılır. Hizb, hedefine ulaşmada silah ve
şiddet kullanımını Şeriat’ın ihlâli olarak değerlendirir. Zîra Nebî
Muhammed [SallAllahu Aleyhi ve Sellem] Mekke’deki mücâdelesi
sırasında şiddetten kaçınmıştır.
Hizb-ut Tahrir şuna inanır: Hilâfet’in
Kapitalist sisteminin yerini alması, fikrî mücâdele ve muhâkeme
yürütmek yoluyla toplumda yerleşik mefhumların köklü değişimini
gerektirir, böylelikle insanlar bir ideoloji olarak İslâm’ın, mevcut
Kapitalist sistem karşısında üstün bir alternatif olduğuna iknâ
edilir. Bu fikrî mücâdelenin yanı sıra Hizb, bir de siyâsî mücâdele
yürütür, bununla Sömürgecilerin plânlarını ve Müslümanların
başındaki yöneticilerin hıyânetlerini açığa çıkarır ve toplumun her
kesitinden kitleleri İslâmî yönetim sistemi olan Hilâfet uğrunda
siyâsî mücâdeleye katılmak üzere harekete geçirir. Oysa birkaç
kişiyi öldürmek yada şiddete dayalı bir kaos havası oluşturmak,
kapsamlı bir siyâsî değişim hedefine asla götürmez. Bunun içindir ki
Hizb, tarihinin geçen 54 yılı boyunca; üyelerimizin pek çoğuna
acımasızca işkence eden ve hunharca katleden Özbekistan’ın İslâm
Kerimov’u ve Suriye’nin Hafız-Beşar Esad’ları gibi Müslümanların
başındaki yöneticilerin ellerinden nice büyük acılar çekmesine
rağmen, hiçbir siyâsî suikasta karışmamıştır.
Hizb-ut Tahrir’in bu şiddet-dışı yaklaşımı,
küresel çapta o kadar meşhur ve sâbittir ki “Teröre Karşı Savaş”ın
bayraktarları olan Amerika ve İngiltere dahi, Hizb-ut Tahrir’i
terörist bir örgüt olarak ilan etmelerine yetecek hiçbir militanlık
yahut şiddet kanıtına sahip olmadıklarını resmî olarak itiraf
etmişlerdir. Üstelik Brookings Institute (Brookings Enstitüsü),
International Crisis Group (Uluslararası Kriz Grubu) ve Jane’s
Intelligence gibi pek çok ünlü think-tank kuruluşu, Hizb’in barışçıl
bir mücâdele yürüttüğünü teyit etmekten başka bir yol bulamamıştır.
Benzer şekilde Amnesty International (Uluslararası Af Örgütü) ve
Human Rights Watch (İnsan Hakları İzleme Örgütü) gibi çok sayıda
insan hakları örgütü de raporlarında şiddet-dışı metodumuzu
kabullenmişlerdir.
“Glasgow intihar bombacısı Kefîl Ahmed, onun (Hizb’in)
değirmeninden geçtiğine inanılanlar arasındadır” şeklindeki
iddianıza gelince; Bu sırf bir saptırmaca değil, aynı zamanda
saçmalıktır da! Kefîl Ahmed, kesinlikle ne Hizb’in bir üyesi
olmuştur, ne de Hizb içerisinde herhangi bir sorumluluk almıştır.
Bu durumu telafi etmek üzere, okuyucularınız için
bu mektup ile birlikte bir özür metni yayınlamanızı talep ediyoruz.
Saygılarımla,
